Friday, September 23, 2016

Angara oy Angara

Aaaa evde internet ne luksmus ayol!

Ben Izmir'de ttnetin gamsiz musteri iliskicisi ile ugrasayim hala..
Dun 7 saatte geldim Ankara'ya. 
Sehir girisinde ooo 3 seritli yol, ooo derken o kadar serit saat 4 bile olmadan tikaninca, darlanmaya basladim hafiften.

Eve esyalari atip, sokaga ciktim.

Bugunu de hastanede gecirdim.
Senelik kontrollerime 40mla birlikte mamografi de eklendi. Korktugum gibi cikmadi neyse ki ama iste ne bileyim travmasi yeter.

Ogle tatilinde de, yeni insanlarla ve potansiyel isverenlerimle yemek yedim.
Bugun surprizli bir gun oldu.

Yakin gozluklerime bir de uzak ekledim.
30 senedir gozluk taktigim icin artik en ucuzuna gidiyorum. Biktim gozluge para vermekten. Yarin teslim alicam. Tam bir gozluklu ingiliz faresine benzedim.

Ayrica yoruldum bu kadar aksiyondan bir gunde. 

Tv sesi ile uyuklamak da uzun vakittir yapmadigim bir seydi.

Hakikaten bir koyde yasiyormusum. Ege'nin yavasligi bir de.

Peki bu basgentteki renkli sac ve tayt modasi nedir?
Birileri aciklayabilir mi?

Cok tenks,

Cok soguk burasi bu arada. 

Monday, September 19, 2016

Den

Cumartesi gününü 4 yaşında bir çocukla geçirdim. Tek başıma.

Kız benim için çok özel ve hassas biri. Belki daha önce anlattım. 18 aylıkken kanser teşhisi konmuştu kendisine. Onu acı çekerken, ağlarken, saçları dökülmüş halde gördüm. Elimden geldiğince yardım etmek istedim ama istediğim kadarını yapamamıştım.

Ancak sevgimi ve bu isteğimi bildiği için J teyzesine whatsapptan kalpler yollamayı ve benimle bir gün geçirmeyi biliyor ve istiyor.

Korktum ama ne yalan söyleyeyim. Yeğenimle bile henüz bu kadar süre baş başa kalmadım.

Ama süper geçti!

Birlikte hamur oynadık, havuza girdik!!

Su buz gibi. Havuz kenarında eteğini indirdi, "havuza gireceğim ben" dedi. Sert olsam, ağlayıp küsecek. Annesi İzmir'de. Zaten biraz yalnız kalmaya ihtiyacı var arkadaşımın.

Havuzun 10 cmlik kısmında tamam dedim. Girdi ve löp donu ile suyun içine oturdu ahahehrserjer

Biraz çırpındıktan sonra çıkarttım. Az sert yaptım tabi. Sökmedi. Sonunda, hoop sırtıma atıp, çimlere götürdüm. Eline de çantayı verdim içinde aldığımız dergiler vardı. Eve çıktık. Kitap, dergi okuduk.

Islak donu çıkardı ve bir daha giymedi. 
:D

Kız özgürlükçü!

Sonra kendisi ile sohbet ettik. Bu çocuklar, çocuk değil. Biz "tabula rasa"ydık, bunlar çiplerle geliyorlar dünyaya. Boşuna kristal çocuk demiyorlar kendilerine.

Biraz sohbetten sonra kendisinin eş cinsel olduğunu öğrendim aksejrhksejrhekr
Yani, erkeklerle evlenmek istemiyor. Ama bir kız arkadaşı ile evlenebilirmiş. Ben de ona Amsterdam ve ABD'nin bazı eyaletlerini önerdim. Hoşuna gitti bu seçenek.

Annesine ilettiğimde hayatına erkek arkadaş sokması gerektiğini söyledi. Ha evet çocuğun babası var. Ama şehir dışında çalışıyor. 

Akşam artık, evde bir posta kudurduktan sonra dışarı yemeğe çıktık. Çünkü beybisi her yemeği yemiyor. Öğlen de pek bir şey yemedi. Aç.

Atlara binmeye giderken araçta uyuyunca eve taşıdım. Asansörde uyandı maalesef. Uykusuz.

Dışarıda iken de hava serin artık. Bacaklar, kollar soğuk ama üşüdüğünü kabul etmiyor. Üşüyor.

Yemek geldi, yemiyor. Gözleri oğuşturuyor ve huysuzluk tavan!

Dedim ki, "Den'ciğim. Aynı benim gibisin. Ben de aç, uykusuz ve üşüyorsam böyle oluyorum".
"Ben senin gibi değilim" demesi ile ağlaması bir oldu.
:s

Annesi kucağına aldı ve uyudu hemen neyse ki.

Günümüz böyle bitti. Umarım aklında eğlenceli kısım kalmıştır.
Bana da mavi ojeler ve üzerine yapıştırdığımız süs çiçekler kaldı geriye.

Bu sınavı da atlattık.

Bir günü de bizim kıza ayıracağım.

Kadınlar için annelik, erkekler için yeraltı kömür madenciliği bu dünyadaki en ağır işler. 

Yemin ediyorum, endişesi bir başka, doyurması, sevmesi, konuşması her bir şey bambaşka.

Saygılarımla,

Jardzy Kuzey Ege

Monday, September 12, 2016

Manisa Merkez Titriyor Herkes

Geviş getiriyor gibiyim.
Bayramda çalışıyorum. Benim için pek farkı yok. Bu bayram karides kestim.

İşletmenin kaydığı için sürekli ölçülen yolundan aşağı inerken, yer ayaklarımın altında titredi.

Ohaa diye bağırdım. Yol kenarındaki çitler birbirine vurup ses çıkarınca, aklıma yolun kaydığı geldi. Yolun ortasına geçtim. 

Baktım ofislerde kimseden hareket yok.
Geri döndüm.

Çinli mail atmış: deprem?
Evet.

Yanlarına gittim. Biz alışığız dedim.

Alışığız ama o kadar çok oldu ki, şimdi benim ofis tek katlı diye arkadaşlar buraya doluştu.
İlgilenmeye gidiyorum.
Hayırlı kanlar..