Friday, August 26, 2016

Bok Ettin Bayan

Ayh darlanmis halde, ilcenin bilmedigim daracik sokaklarinda tabelalardan gidecegim dukkani ararken, sagdaki park edilmis araci ciziverdim.

Hemen durdurdular, cunku farkinda degilim. Kafamda bir sirk var. Nesesinden baska sorular da sirke katiliyor. Hunharca bir hareket var beynimde. Bakislar donuk ve alik. 

Geri cektirdiler araci. O zaman da tamponu cikartmisim yerinden.

Neyse, kenara cektim. Ozur diledim. Olsun nolcak, olur dedi. Hemen telefonunu aldim ve benim is telefonumdan caldirdim. Salakim hakikaten.
Napcaz dedim. Kaskoyu aricaz dedi. Gotun feryadi, bir cizik icin kasko. Var mi diye sordu, var dedim. Senede iki kere essek yuku para oduyorum. 
Alik bakislarla mallik devam ediyor.
Kaskoyu karistirmayalim, ben oderim dedim, vaktim varsa kaportaciya gidelim miymis, gidelim. Ben sizi takip edeyim. Ettim. Onumde giderken aracin her tarafinin pasli oldugunu fark ettim. 

Hemen her konuda kusursuz calisan arkadasi aradim. 
'Pasli arac, beni keklerler mi?' Bu ilcenin insanlari meshur, sormaya gerek yok.
Evet dedi T, kaportaci Yusuf'a gidin.

Once onlarin kaportacisina gittik. Adam. 100 dogrultma - boya, 50 iscilik istedi.

Bana bakiyor hepsi. Iste meshur dassaklari ortaya koydum, 'tesekkurler, simdi benim kaportacima gidiyoruz". Takip edeceklermis beni, buyrun.
Sanayide daha once gittigim matbaacinin sokagina gittim, sol, tekrar sol ama kaportaci Yusuf tabelasi yok. Ileri gitmisim, birisine sordum, geri gittik.

Kaportaci da isi varmis ilcede, bekliyoruz.

Adam geldi. Nur suratli yemin ederim.

Comeldi adamin camurlugunun karsisina. 'Ortaya konuscam ne bu bayani ne de sizi tanirim. Bu simdi olmamis. Simdi olan surasi, cikarken de tamponu taktirmis' dedi.

Ben de bir de benim tampona bakin dedim.
Bakti, tampon plastik ama boyadan metal gibi goruKuyor.

Adam, bu arada yaninda baska birisi de vardi, ha oyle mi abi, tamam abi, napcan deyince, nur sacan amca, gel tamponu civata ile takivereyim dedi.
Araci iceri aldilar.

Ondan once benim amca icerdeki bir aracin yanina goturdu bizi. Arac yandan darbe yemis ama arac sahibi onceden kirik arka fari da yedirmeye calismis. Amca adalet melegi mubarek, izin vermemis. Sonunda arac sahibi kandirmaktan vazgecmis.

O esnada bir yandan benim tampondaki 10cmlik surtuge bakiyorum. Yere paralel, dumduz banal bir cizik.
Adamin camuslugundaki izohips misali dalgali, yamuk yumuk ve ustu boyali 35cmlik olana.
Metrem evde kalmis. Olctum yuksekligi dizimi kerteriz alarak, alakasi yok.

Kaportaci tamponun civatasi da orjinal degilmis dedi.
Karsi taraf kuskun, tamam, tamam borcum ne kadar?
Nur yuzlu adam, yok dedi.
Adam bindi aracina. Renault 9. Her yeri pasli, cizik.

Size bisi demicem. Allahinizdan bulun dedi.
Siz de dedim,

Amcaya borcum ne kadar dedim. Ne borcu, olur mu ya dedi. Senin tampon plastik. Onun aracini oyle cizmesi icin metal olmasi lazim, ve boyanin kalkmasi lazim. Onceden olmus, sen burayi boyatma, mudahale ettirme, bisi yaparlarsa kanit olsun.

Tamam dedim. Elini operdim. Ayrildim.
Bu ibneler beni takip eder mi diye de dusunuyorum bir yandan. Telefon caldi, Ertugrul, karsi taraf.

'Kaportaci babaniz mi?"
'Efendim? Anlamadim?"
"Kaportaci akrabaniz mi?"
"Hayir, tanimam etmem. Yerini de bilmedigim icin sorarak gittik zaten"
"Size bir sey demiyorum.." ama dedi, ve cok anlamsizdi, kalmamis hatrimda.
"Soyleyeceginizi soylediniz. - bu da silinmis kafamdan - bana bela okudunuz. Eger haksizsam Allah bana belami verir zaten"
"Tamam, tamam. Kendinize iyi bakin, insallah bir daha karsilasmayiz"
"Amin"

Kaportaciyi tanimiyorum.
Karari veren ben degilim.
Ama belayi yiyen benim.

Oturdum simdi Allahimdan ariyorum, bulmak icin. 
Bak ertugrul, gotun feryadi, bugun adalet yoksa yarin var. Ayagini denk al.

Friday, August 19, 2016

Tuhaf

Gece rğyamda, eskiden oturduğum Rum evinin yanında bir binada oturuyormuşum. O binaya giderken, evin önünden geçiyorum ve evdeki kişi taşınmış. Ve arabadan bir damat indi. Burak Özçivit. Arkasından da gelin; Fahriye. Amk.
Bu tiplerle ne alakam varsa?!
Eve girdiler ama ev boş, perde falan yok.
Neyse, geçtim bordo doğanın arkasından. Araca tutundum çünkü ev yarda. Araç kaymaya başladı. Elimle durdurup, sol arka tekerin altına taş koydum kaymasın diye. ehrehrhe
Te allam

Thursday, August 18, 2016

Suyla Şaka Olmaz

Geçen gün, eski iş yerinde birbirimize şaka yapmaktan altımıza işeyeyazdığımız arkadaşla denize gittik.

İskeledeki can simidini alıp, içine kurulacak, suda salınacaktık.

Ben uzanıp, kulacı attığımda, daha ayağımı iki hareket ettirmeden, adam ayak bileğimden tuttu. 

Suyun içinde kahkaha atılamıyormuş.

Ama altıma işeyebilirdim.

Bu yazıyı da, o çocuğun ambulanstaki fotoğrafını gördükten sonra yazıyorum. Canım pek sıkıldı.