Thursday, August 25, 2011

Huysuz Kadın

Bana böyle derler, oysa değilim. Yeminlen.


ehreuhre


Ama bugün huysuzum, gece geç yatıp sabah uykumu tam alamadan kalktığım için (halbüse bir yarım saat daha bana yeterli olacaktı).


Düştükten sonra ortaya çıkan sol alt bacak kasılmasından ötürü aksama, tekrar ediyor. Yanlış mı oturuyorum nedir!?


Düştüğümde ilk acıyan yerim karnım, ya da sol göğüs kafesi en alt kemiğim, sırt üstü yatarken ve hapşırırken ağrıyor. Cumartesi İzmir'e gidiyoruz. Pazar günü havuzda morluklarımla dolaşacağım. Ne kötü oldu en kalabalık günde havuza girecek olmamız. Hiç girememekten iyidir. Nabalım?!


Hala ne giyeceğimi bilmediğim için valiz hazırlamadım. Daha da kötüsü, bu akşam köylülerle iftar ve bilimum törenler olacağı için, esas bu akşam ne giyeceğimi hesaplamalıyım. Hesap evet, çünkü akşamları serin oluyor. Bir de mutaaasıp giyinmek lazım. Pıff aklımda bir şey var ama ayaklarım üşür mü kü?


Giyinince gösteririm. Şimdi eve gidip, biraz uyuyabilmek istiyorum. Azcık da kitap okusam, 6da kalkacak kadar uyku yeter sanki.

Blog ve Evlilik

Bu yazıyı sanırım 2 gece önce gece vardiyasında yazmıştım. Publish tuşuna bastığımda dünya durmuştu. Yayınlanmamış. Fark etmişken yayınlayayım. Şu fotoğrafı da gün yüzü ile arayayım.


*Buldum 05 Ekim 2011


Bu aralar yine deli gibi blog okumaktayım.
Birkaç yazı okuduktan sonra beğenirsem, içinde çoluk çocuğunun dünyasından bahsetmiyorsa, tül perde ekose istikbal kanepe üzerinde çekilmiş çocuk fotoları yoksa ve kırmızı gül fonlu şiirler yoksa, arşivden ilk posta giderek, tüm bloğu okuyorum.


Okuduklarım arasında, bu blogu açmama sebep olan moda bloglarının yanı sıra, kendi hayatından bahsedenler de var.


Ve bu kişiler, hayatlarında bir şey (aşk, evlilik, çocuk vd.) olmasını dileyerek, yazmaya da devam ediyorlar. Sonra arşivde bir boşluk ve bakıyorsun, kişinin hayatı değişmiş.


Bir tanesi sevgilisi ve doğurmak istediği bebekten bahsederken, bakmışsın, gelinlik altından kaçan çorabının fotoğrafını yayınlamış, bir diğeri hayatında aşk olmadığından yakınırken, şu an evlilik hazırlıkları içindeler vs.


Kötü değil, aksine hoş şeyler. Ama benim bu blogdan böyle bir beklentim yok! Ben sadece akşamları farklı yerlerde farklı tatlar deneyebileceğim, pencereden gözüme hoş görünen manzarası ve perde kapatma zorunluluğu olmayan bir evde ve mutlu, verimli olabileceğim bir işte çalışmak istiyorum. Bir de evim ve yüzme havuzu yürüme mesafesinde olsun ki, oturmaktan bacaklarım ağrımasın. Amin bin.


Geçen sene ev konteynırımın duvarına yapıştırdığım ağaç stickeri üzerine kurdele asarak, dilek ağacı yapmıştım. 


O ağacın fotoğraflarını ararken, 24 Ocak 2011 tarihli bir mailde kardeşime "evde yaşamak istiyorum" demişim. Şu an evde yaşıyorum. 


Bir dilek ağacı da buraya asayım. Ya da eve mi yapsam? Sonra daha önce yaptığımız gibi Fırat-Karasu'nun sularına atarım, kabul olur.


Ben yine de fotoğraflara bakayım. 




Ek olarak, bu bloggerların çoğunluğu kedi olmak üzere bir hayvanları var. Hmm.


Bir istatistik çıkartacak kıvamdayım ama bugünler yoğun geçiyor. Bir zaman sonra.

Yurtiçi Kargo ve Penti

İki firma ile ilgili sorunlarımı sikayetim.com'a ilettim.


Penti ile ilgili olan yayımda iken, Yurtiçi Kargo olanı şu an kurumsal üyede. Demek kendilerine bu kadar güveniyorlar.


Paket hala bıraktığımız yerde, koltuğun üzerinde duruyor. Açmadık ama bahsettiğim yırtıktan yarısını dışarı çıkardım.




Edit Piaf:
Yurtiçi Kargo arayarak özür diledi. Ben de böyle bir insanım işte, birşey diyemedim, teşekkür ettim. Bu bile iyi geliyor insana. Ama yine de bir süre bu firmadan uzak duracağım.

Wednesday, August 24, 2011

Musteri Hizmetleri


Penti'nin online alışveriş sitesinden aldığım iç çamaşırları Yurtiçi Kargo tarafından dün ilçenin bakkalına teslim edilmiş.
Torbayı kesmişler bir güzel, içinden iç çamaşırı rahat çıkacak genişlikte.
Alemin ağzına sakız olduk.
Iki firmaya da durumu bildirdim, bir ses yok.
Sonunda sikayetim.com'a yazdım.
Sinirli bir şekilde beklemekteyim. 


Aldığım zararın geri dönüşü yok.


Aldıklarımı da poşetinden bile çıkarmadım. Giyesim yok.

Keman Öğretmeni

Radyoda Fuat Güner program yapıyormuş meğer. Adı da, "Fuat Güner ile Müzik Ömür Boyu".




Bugünün konuğu Özdemir Erdoğan. Dinleyicilerden gelenleri okuyor Fuat; "X Keman Öğretmeni'ni istemiş"
Ö.E.: "Kemancı"
Fuat: "Keman Öğretmeni'ni istemiş"
Ö.E.: "Evet, öyle bir şarkım var"
Fuat: "Ben de keman öğretmeninizin adını öğrenmek istiyor sandım. ık mık"


Böyle bir şarkıyı bilmemesi ilginç geldi bana. Ayıplamak için değil, tuhaf olduğu için söylüyorum. O vakitlerde kaç tane şarkıcı ve şarkı vardı ki, bunu duymayasın.
Bir de ilginç olan, Ö.E. inatla "kemancı" dese de, gugıl hazretleri, "Keman Öğretmeni" diyor şarkı için. Google'dan daha iyi mi bileceksin?


Ben artık ofise döndüğümde, radyodan kopmamak için açtım konteyner kapısını, camları da indirip, radyonun sesini açtım. Firewall yok ama yine de radyoyu dinleyemedim internetlerden.


Neyse, tüm bu zaman-şarkı vs düşünürken, Fuat bey okumaya devam ediyor gelenleri. Danimarka, Nobrain'den birisi sevgilerini göndermiş. ADASDasdafsdfsd
Dedeeeleeerr! İncisözlük okumaktan vazgeçmeliyim.


O yüzden kapatıp motoru, uzak duramadım radyodan. 

Tuesday, August 23, 2011

Bugün Ne Giydim? / What I Wore Today

Tişört / T-shirt: Mudo
Pantolon / Pants: Campus
Bugün zor bir gün.

Evlada Tokat


"ntvmsnbc
Güncelleme: 11:06 TSİ 23 Ağustos. 2011 Salı
ZONGULDAK - 3 çocuk babası Ahmet Yaşar Demirköse, 2008 yılında sözünü dinlemediği gerekçesiyle evinde tartıştığı kızı Elif Karahan'a tokat attı.
...
Ahmet Yaşar Demirköse, tokat olayından 1 yıl sonra kızının evi terk ettiğini, 5 ay önce de evlenerek Alaplı İlçesi'ne yerleştiğini söyledi ve "Biz Müslüman bir aileyiz. Bu yaşa gelmiş bir kızın anaya-babaya biraz daha saygılı olması gerekmez mi? Ben buna sinirlendim. İlk kez de bir tokat attım. Ben kızıma tokat attım diye bu cezayı haketmedim. Ama yine de adalete saygımız var. 3. taksiti de bin bir zorlukla ödedim" dedi."


Tokat attığı kızı o sene 32 yaşında. Bu olaydan 1 sene sonra evi terk ediyor. Bir tokata evi terk etmemiştir sanmıyorum. Öncesini bilemiyoruz.


Kadınlara şiddet olayları artık sıklıkla medyaya yansıyor. Ama eminim bir 5 katı kadar da susan kadın vardır. 


Böyle bir durumda, önce karakola sonra da hemen hastaneye giderek durumu belgeletin. 


Sevgilisinden dayak yiyen arkadaşlarımı hatırlıyorum da, hiç kimsenin diğer üzerinde böyle bir hakimiyet kurma hakkı yok. Babanız bile olsa.


Lütfen.

Monday, August 22, 2011

Bugün Ne Giydim? / What I Wore Today




Gömlek / Shirt: Mudo 
Tank Top: T-Box
Kot / Jeans: WinMax
Kolye / Necklace: So Chic
Gözlük / Sepcs: Persol PO2894V
Botlar / Safety Boots: Red Wings

Optik Gözlük'ten Güneş Gözlüğü'ne

1986 senesinden beri gözlük takıyorum. Birkaç gündür gözlüklerim rüyalarıma girdiği için bu sabah siyah olanını taktım ve hala suratımdalar. 


2 sene önce aldığım güneş gözlüklerim ile geçen ay çektirdiğim fotoğraflarda iğrenç çıktığım için, yeni gözlük peşindeyim. Wayfarer is way far expensive :)


Dolayısıyla, yukarıdaki gözlüğe siyah cam taktırmaya karar verdim! Umarım sikimsonik olmaz.


Bir de bu yapılabilir mi diye araştırırken öğrendim ki, bu gözlük erkek gözlüğü imiş :|

Saturday, August 20, 2011

Ex Libris

Benim de olmalı artık.



Moda Sizi Rezil Edebilir

Yukarıda gördüğünüz, belki sahip olup seve seve giydiğiniz tunik gömleklerle rezil olabilirsiniz.


Bu gömlekler bana göre hamileler için yapılmış. Poponuzu ve/veya göbeğinizi kapatmak için giydiğinizde hem bu yanlıgıyı yaratıyor hem de daha da şişko görünüyorsunuz.


Bir de içine beyaz "badi" giydiğiniz zaman sizi grand cherokee arkasına yeni evli anons kutuları gibi bağlayıp, doğu anadolu'nun köy yollarında dolaştırmak istiyorum.


Daha kötüsü de var; işlemeli bluz, ancak işlemesi sadece göğüs kısmına denk gelecek altı folloş, kesimsiz korkunç şey.


Yanımda dolaştırmam valla, "midem bulanıyor" der, tek başıma eve dönerim, takılırım kendi halimde.

Fotoğraf


Friday, August 19, 2011

Başkalarının Kokusu

Aslı E. Perker üniversiteden tanıdığım biri. Üst sınıftaydı, alttan ders alıyordu. Çiçekli mavi-lacivert bir taytı vardı. Onunla özdeşleşmiş kafamda.


Kitaplarını aldım geçen gün. Kronolojik sırayla okuyorum.


Başkalarının Kokusu, uzun zamandır tatmadığım kitap okuma heyecanını verdi bana.


İş yerinde her mola verdiğimde, biraz önce yine iş yerimde elimde fener, bir tepede aşağıda dökümü seyrederken okuyarak, kitabı bitirdim.


Hakkaten filmi çekilse ne iyi olur. Ama iyi bir yönetmen tarafından çekilsin lütfen.


Şimdi sırada Cellat Mezarlığı var. Bu kitabı sindireyim, başlayacağım.

Bugün Ne Giydim? / What I Wore Today




Gömlek / Shirt: Columbia
Tank top: T-Box
Pantolon / Pants: Campus
Botlar / Safety Boots: Red Wings
Kemer / Belt : Fas'tan / From Morocco
Deri Bileklik / Leather Wrist Band: Gittigidiyor, sultanbulls
Kolye / Necklace: So Chic
Saat / Watch: Fossil
Araç / Truck : Hilux

Thursday, August 18, 2011

Wind Beneath My Wings!

Bugün hayatımda değişik bir şey oldu nihayet. Monotonluktan sıyrıldım ve uçtum.
Uçtum, çünkü düştüm. Düşerken de mesafe kat ettim, hatta taksi bile yaptım.


Şevden aşağı inerken, gevşek bir taşa bastım. Düşmeyeceğimi düşünürken, bir anda oluverdi. O an düşersem sonum ne olur endişesi ile tadına varamadım.


Kaza istatistiklerinde bir İlk Yardım Yaralanması'yım artık. 


"Don't be a statictic" lafı yerlere düştü. Kaç senedir çalışıyorum ben bu ortamda ya, ona sinir oluyorum. Ne tepelere çıktım, ne tepelerden indim ama ufak bir setten aşağı inemedim.


First Aid Incident. 
Demek öncesinde yaptığım tüm ihlaller bana geri dönüyor. Hmpf


Ama düşme anında yaşadığım keyfi anlatamam. Bundan sonra para-gliding yapmalıyım. Sonraki aşama bu olmalı.


Dudağım patladı, şiş. Kolum böyle. Sol bacağım da aksıyor şimdi. Biraz önce başladı. Karnımı da taşa çarptım sanırım.


Canım sıkıldı, uyumak istiyorum. 

Bugün Ne Giydim? / What I Wore Today




Gömlek / Shirt: Mudo (1997)
Tank Top: T-Box
Pantolon / Pants: Campus
Botlar / Safety Boots: Red Wings Pull-On
Kemer / Belt: Fas'ta bir derici / A leather store in Morrocco
Saat / Watch: Fossil
Kolye / Necklace: So Chick
Araba / Truck: Yancı

Her 10 İnsandan 15i Fotoğrafçı

Artık böyle. Eskiden şairdik, şimdi yazı ile görseli birleştiriyoruz. İşin tuhafı, bu işi yine bizden önce gayrimüslümler yaptı. Fakırs!


Şu iPhone, şu tumblr ve tumbler kafası herkesi fotoğrafçı yaptı.
heartit.com ve aklıma gelmeyen diğerleri. 


Ben de öyle bir fotoğrafçıyım artık. Meslek haneme fotoğrafçı yazabilirim.


Kayık fotoğrafım da var, vallahi, hem de ters dönmüş.


bu sözlü sözü gulum.net'ten aldım. sasdaseassdsa
oğlak da sivas ellerinden. biri pişirse de yesek. mıh mıh mıh

Wednesday, August 17, 2011

Anılaaaaaaaaaaaaaar, Anılaaaaaaaaaaaaaar

Ne hüzünlü...
Üç noktalı...


Bugün fütursuzca girişimlerinden biri olarak yazlık satın almaya karar vermiştim. Piyasayı kolaçan ederken, aşağıdaki ilanı gördüm. Bir hikayesi vardı fotoğrafın... (vantrilok gibi konuşabilirim - fabl da yazarım ve ironinin alasını yaparım).


Misafirliğe gelen aile ile çekilmiş bir yazlık fotoğrafı. Başka hiç bir görsel yok yazlıkla ilgili olarak.


Öyle bir fotoğraf ki, uygun olsa bile insan alamıyor o evi. Ya da "la bunların paraya ihtiyacı var belli ki" diye düşünüp, hikayeler yazarak kafada, sempati duyuyor, bilemedim.


Ama banyosunu, tuvaletini, yerini yurdunu görmediğim yazlığı nasıl alayım. 
Belli ki gönlünüz yok. Koymuşunuz oraya bir "Happy Days" bir "Those were the Days Ma friend" fotoğrafı. Evin genci ön tarafta, evin sahibi baba belli ki fotoğrafı çekiyor.
Nasıl alayım lan ben bu evi şimdi? Ne hatıralar var belli ki...


Anılaaaaaaaar
Anılaaaaaaaarr


Bana da neler hatırlattınız. Höff bea...

Hoş Geldin Ya Memleket-i Ramazan



Mümin kadınlar var ya hani, Mübarek Ramazan aylarında Allah'ın izni ile her gün oruç tutuyorlar. Ancak regl olduklarında tutamıyorlar.
İşte o ilk gün biliyoruz ki, regl oldular.




Şüphesiz ki, biz onların regl olduğunu biliyoruz. Takvime işaretliyoruz artık.


iPhone'un iPeriod uygulaması da varmış. Hmmmm. 

Vantrilok ya da Fabl Yazarları

Gazetede haber okurken ya da nadiren tvde haberleri seyrederken, ölmüş gitmiş birisinin adına üç nokta hüznü ile konuşuyorlar ya, sinirlerim bozuluyor. 


"Oysa kararlıydı, yapacaktı"
"Oysa o sabah başına bunun geleceğini hiç düşünmemişti" gibi.


Nerden biliyorsunuz? Kendisi mi söyledi? Yanındakine mi söyledi? Nereden uyduruyorsunuz bu tür gönül burkma cümlelerini. Benimki burkulmuyor ama, söyleyeyim.


Rahat bırakın insanları ya. 
Onlar adına karnınızdan konuşmayın. 
Çok seviyorsanız bu işleri, fabl yazın, hayvan - bitki konuşturun da, bir hayır işleyin, gıybet yapacağınıza.


Salaklar.




Note to myself: Keep your cool baby!!

Buna bir son verin!

Belki siz de görmüşsünüzdür bugün uzun saçlı kadınların fotoğraflarını.


Baktıkça midem bulandı.


Saç uzatmaya hevesli bir insan olarak, her daim "popoma kadar uzasın kestireceğim" diye ortalarda dolanıp, bel hizasına gelince ne kadar kezban olduğumu görüp, saçlarımı kestirmişimdir.


Şu yukarıdaki görselde, kadının saçları yere değiyor! Neresi temiz şimdi bunun.
Bir de saç diplerinizin yağlandığını düşünün, kışın ben o saçları yıkayamam ki. Yıkadım diyelim, kurutamam. Şu an bile zor geliyor saç taramak ve kurutmak.


Hadi tüm bunları göze aldınız. Kısa boylu kadınların saç uzatma hevesini anlayamıyorum.


Zaten kısasınız, daha da kısa görünüyorsunuz. Gidin küt kestirin daha iyi. 


Çok hevesliyseniz, sizin de saçlarınız topuklarınıza kadar olsun istiyorsanız, uzun uzun bakın. Orada duran saçlar banyo giderinde toplaşmış saçlardan farklı değil aslında. Hepi topu kıl yumağı.


Lütfen saçlarınıza bir aksesuarmış gibi davranın. O sizi süslesin, siz bir kıl yumağına beden olmayın. Lütfen.


Sabah sabah...

Tuesday, August 16, 2011

Bugün Ne Giydim? / What I Wore Today




Tişört / Tee: Columbia - Titanium
Pantalon / Pants: ?  (keten - 10 sene önce alınmıştı)
Botlar / Safety Boots: Red Wings Pull-On
Kolye / Necklace: So Chic
Saat / Watch: Fossil
Araç / Truck: Yancı / Car pool

Not: Fotoğraf makinamın pili bitmek üzereymiş, çekimler fena. Şarjör evde. 

Monday, August 15, 2011

Bugün Ne Giydim? / What I Wore Today




Bugünlük sadece bu kadar. 


Üstüne bir de uluslararası takılmalıyım, değil mi?


c o l o r b l o c k 
Gömlek / Shirt: Mudo (keten)
Pantalon / Pants: Campus
Tank top: T-Box
Kemer / Belt: Fas'ta bir dericiden / Fm a Leather Shop in Morocco
Botlar / Safety Boots: Red Wings Pull-on
Saat / Watch: Fossil
Kolye / Necklace: So Chick
Araba / truck: Amarok

Kemer, kolye sabit takılarım. Nadir değişir. Kolye değişmez. Detayları ertesi günlerde görebilirsiniz. Kendi şirket aracım iş arkadaşlarımda. Her gün farklı araçla geldiğim olabilir. Onu da yazayım, malum bu sektörde ne giydiğin kadar önemli.

Bugün Ne Giydim Serisi Başlıyor

İşler biraz seyrek olduğu için geçen haftalarda birçok moda bloğu okudum. 
iconjane
wear a smile
offnegiysem
fashionbysui
db junk
wearingittoday
deniz baran
adiaryoflovely
modacadisi
bikotbitisort
bugün ne giyemedim
vd
Daha var ancak aklıma ilk bunlar geldi.


İşte bu bloglarda, çarşaf çarşaf bugün ne giydim, ne giysem, ne giyemedim fotoğrafları mevcut. 


Ben de anti-christ, anti-hero olarak, kendi kıyafetlerimi sunuyorum. Bakın bakalım metropol olmayan bir ortamda, Doğu Anadolu'da ben nasıl giyiniyorum. Bir önceki iş yerimde, sahanın en şıkı olduğumu söylerlerdi, bu iş yerinde biraz daha öteye gittim.


Disiplin ve de fotoğrafçı sahibi olmayan bir bireyim. Sabah ilk post fotolarını çekicem diye, (işe de geç kalmıştım) botlarımla dolaşınca, evi süpürüp çıkmak zorunda kaldım. Keh keh.


Neyse, başlıyorum bakalım. İlk pozlar ve ışık kötü olacaktır, burun kıvırmayın.


Sevgiler, 

Kedi ve Kedi Ekmeği

*

Kediler, bayanların en sevdiği hayvandır sanırım. Ben Ailurofobi sahibi bir insanım. Kendimi tenzih ederim. Konuya döneyim, bu ayrı bir başlık gerektiriyor zira.


İşte bu kediler, kızların sokakta görünce "ay canım, yerim seni ben" gibi tipik, "çok seviyordum yedim" tadında sevgi gösterileri ile, erkeklerin bir numaralı kız düşürme silahı oldu.


Kızlar da hoop kucaklarına atlayıverdiler erkeklerin. Benim bir tasarımcı arkadaşım var misal, ne karı kaldırmıştır eminim o kedi, hem de bıyıklı kedi çizimleri,  pick me'leri ile. Ne ekmeğini yedi o kedilerin bea.


Sadece o değil, tüm markaların en az bir adet kedili eşyası vardır satılacak. (çanta, babet vd.) 


Tasarımcıları da bir kenara bırakın, facebookta, twitterda kedilerini yayınlayan erkeklerin evine kedi görmeye giden kaç hatun vardır kimbilir?! 


"At, avrat, silah" artık, "Araba, avrat, kedi" oldu. Kadın kısmısı arabaya geliyormuş ya, üzerine bir de kediniz varsa yaşadınız.


Ben bile bu yaşımda sevgiliye iki adet (ki ikisi de aynı kediymiş) kedi vidyosu/gifi yollamış insanım. 


Bir durup düşünmeli şimdi.






* kedi sevmediğim için alakasız bir görsel kullanarak, Doğu Anadolu kırsallarında başak tarlasında çektiğim naçizane başak görselini koyuyorum. Bunları da eskiden koparıp kızların saçına atardınız, lan olm, her şey ile karı-kız tavlayabiliyorsunuz ya, ne diyim ben size.

Saturday, August 13, 2011

Kolay Yemek Tarifleri

Akşama ne pişirsem diye düşünürken, bir arama yapayım dedim.
"kolay yemek tarifleri".


Karşıma bu çıktı.


o.0






Porcini mantarı dediğin, kilosu 60tlye varan bir mantardır.
Yabani güvercin? Nerede satılıyor?


Tüm bunların üzerine facebookta bu tarifi 70,052 kişinin beğenmiş olması.


Kıssadan hisse: Yanlış bir hayat sürüyorum.

I'm just being polite.

That's Noice! 


Çok güzelmiş (gibi).

Türk Kızları Gitsin Yerine Rus Kızları Gelsin

Gelsin de, o rus kızının senelerdir aç kaldığı lüksü, maddi zevkleri siz ona verebilecek misiniz? Bu ayrı bir konu.


Türk kızları ile Rus kızları arasındaki temel ayrım şudur; misafirlik.


Bir Türk ailesi olarak misafirliğe gittiğimizde neler yiyor ve misafire neler sunuyoruz?


Koca koca porsiyonlarda çorba ile başlayan yemek, ana yemek ve masadaki diğer yan tabaklar / mezelerle dolu oluyor. Kapanışı illa ki tatlı ile yapıyoruz. "Ay bak yemezsen, ölümü ye" ısrarları ile eşliğinde devam eden sofradan güç bela kalktıktan sonra da, çay ve pasta-börek ikramı. Elbette bitmiyor. 
Meyvesidir, kuruyemişidir, gecenin bir vaktinde nihayet yemek yeme seansı sona eriyor. 


O yediklerimizi hazmedecek veya yakacak fırsat bulamadan (bkz: ay başım ağrıyor) (bkz: bekaret) uyuyoruz. Oluyor popomuz soldaki gibi.




Ruslara gelince, onlarda misafirlik yok. Bu kadar!


Sıkıyorsa, girin bir Rus'un evine de yemek yiyin. Hadi yediniz, ikram mikram yok kardeşim bunlarda. 


Eve misafir getiremezsiniz, aileniz lönk diye kapıyı çaldığında ikram yoktur. Aileye, ele güne ayıp. 


Kıssadan hisse: misafir ağırlamak zor iş.

Friday, August 12, 2011

Kasap Maydanozu Ödülleri - Adaylar 1

Aldanıp da, aratmayınız "lan böyle de bir şey varmış" diye. Yoktu, ama artık var. Ben yapıyorum bu nadide yarışmayı.

Kasap Maydanozu; tahmin edebileceğiniz gibi, kasapların eskiden vitrine astıkları derisi yüzülmüş hayvanların "edeb"ini korumak amaçlı popolarına soktukları taze maydanozdur, yeri gelir karanfil de olur. (onur ödülü kapsamında)

Dünya üzerinde "terbiyeden tezikmiş" (terbiyesiz), ahlaksız insanları sayın medya aracılığı ile tespit edip, yıl sonunda kazananları belirleyeceğiz.

Maddi durumumuz elverirse, kendilerinin adreslerini de öğrenirsek, bir demet de maydanoz yollarız. Tabi bu ödül ağza konulacak. Çünkü amaç pislik çıkan yeri kapatmak. 

Şimdi gelelim bugünün ilk adayına.

Kendisinin adını bilmediğimizden, bilsek de insanlığına saygı göstereceğimizden, şahsı "İzdivaç Bakiresi" olarak adlandırıyorum.

İzdivaç Bakiresi, FlashTv'de yayınlanan izdivaç programında, şu iddia edilen konuşmayı yapmış.


Söz konusu programda bir kişi evlenmek istediği kadının özelliklerini, “Bakire olmalı, başı kapalı olmalı ve 5 vakit namaz kılmalı” diyerek anlattı. Bu kişinin karşısında getirilen kadın ise “Ben bakireyim ama kapalı değilim. Ancak evin ve villan olduğunu söyledin. Villayı benim üstüme yaparsan kapanırım ve namaz kılarım” karşılığını verdi.

Kendini, namusunu ve dinini pazarladığı için İzdivaç Bakiresi'nin puanı 8,9/10!

Kendisine güçlü bir aday olduğu muştusuyla birlikte, eğer bakire değilse bile bekaret zarı diktirmeye para vermemesini salık vererek, yapay kızlık zarı kanı yolluyoruz. Hem de 3 paket!! 

Bahtınız, şansınız açık olsun. Biri olmazsa, diğeri olur!


Pazarladığınız şey bedeniniz değil ancak biz sizi "görüyor ve artırıyoruz". 
F(ol)loş!

Thursday, August 11, 2011

Biyo-Dizel

foto kaynak: http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/2/20/Fly_close.jpg

Bugün mazot alırken, pompanın üzerine bir sinek kondu. Elimle Kate Moss misali mazot tankı içine ittirecektim ki, düşündüm:


eğer içine düşerse, dizel biyodizel olur muydu?




Y U karıdaki memeyi ben kendim yapıyorum ama base'de yayınlamıyorum, haybeye aramayınız.


Olmazmış, sordum.

Google Plus - Aybediyorsun.

Bu Google + dört gözle beklendi.
"Ah" dedik, "facebooktan kurtulacağız." Ancak hiç de öyle olmadı. G+ boş çıktı. İşin en kötüsü, şu an tüm profiller fora. Herkes seni ekleyebiliyor ve sen onların dairesinden çıkamıyorsun.


Gelen maillerde, bildirimlerde bir bakıyorum, abazan Türk geç-gençleri (+29) harıl harıl ekleme işlemlerine başlamış.


Ben artık bloklamakla kalmıyorum, üzerinize afiyet rapor ediyorum. Bilsinler ki bu durumdan hoşnut değiliz. Amaç bu değil miydi zaten limited edisyonla?




Sizi tanımıyorum H.K., tanımak da istemiyorum. İnternetten kız downloadu hala devam mı ediyor ki, öyle herkesi ekliyorsunuz?



Ek İş Arıyorum!!

Ben işleyen demir gibi, çalıştıkça parlarım, güzelleşirim, neş'e ile dolar, doldururum.


Ama bugünlerde işler kesat, yavan, sıkıcı vb.


Ek iş olarak da ne yapabileceğimi düşündüm ve buldum!


Ay çekirdeği içi çıkarabilirim. Tüm gün o blogu oku, bu blogu oku,  başka da işim yok. 


Firmalar bana ay çekirdeklerini yollasın, keyifle yaparım.


Bir de şöyle bir garanti listem var:


1 - Yollanan her bir kilo ay çekirdeği başına zaiyatınız %0.5i geçmez. Çok sevmem ben. Valla senelerce yemedim. Geçen sene başladım, o da irademi kanıtlayabildiğim diğer bir konu. 


2- İçlere tükürük bulaştırmam. El değmeden çıkartırım. Bir tekniğim var elbet ama paylaşmam. Rekabet ortamı yaratmayayım. Monopol olmalıyım.


Eğer deneme yapmak istiyorsanız, iş yerime kamera da kurarım. Live Cam seyredersiniz. İkna olamazsanız da ayıp yani.


Şimdiden alıştırma olarak başladığım içleri de yarın öbür gün yapacağım ekmeğin içine koyucam, elaleme yedireceğim.


Portör muayenesi de olurum, valla bak. 


Zira, çekirdek/çiğdem dediğin şöyle olmalı:




Barbekü soslu olanından yedim de, bir daha kendime gelemedim. 


Kıssadan hisse:


Madem bunları yiyemiyoruz,siz üretin sevgili ay çekirdeği üreticileri, ey kuruyemiş camiası.

Anneye Yalan Söylemek Caiz Midir?


ntvmsnbc.com'un haberi:



ntvmsnbc
Güncelleme: 09:39 TSİ 11 Ağustos. 2011 Perşembe
İSTANBUL - Ünlü rockçı Teoman’ın 3 Eylül Berlin konserinden sonra müziği bırakacağını açıklaması annesi Şaziment Yakupoğlu’nun yüzünü güldürdü. Oğlunun müziği bırakmasında büyük rol oynayan Şaziment Hanım duygularını Vatan gazetesine anlattı. 
"Bu güzel haberi bana Teoman’ın menajeri Funda (Sanlıman) verdi. ‘Yarın böyle haberler çıkacak sakın şaşırma’ dedi.
Çok sevindim. Çünkü bu camia, magazin oğlumu çok yıprattı, hırpaladı ama şimdi rahatım. Oğlum bundan sonraki hayatında huzura, rahata kavuşacak. Bu haberi aldığım günü bayram ilan ettim. Teoman’la telefonda konuştum, o da çok mutluydu. “Aferin oğlum, seninle gurur duyuyorum” dedim. Fazla tefferuata girmedik.
Hiçbir anne oğlunun hırpalanmasını istemez. O ne kadar yıpratıldıysa ben de o kadar yıprandım. Teoman bizim gözbebeğimiz. Bütün aile çok mutluyuz. Müziği bırakacağını tahmin ediyordum ama belki biraz daha var diyordum, çünkü konserleri vardı. Ama ölümler onun bu kararı erken almasında etkili oldu. Arkadaşları, geçen yıl da teyzesi yaşamını yitirdi.
Teoman’la ilgili doğru olmayan haberler yapıldı. Mesela alkol bağımlısı olduğunu yazdılar. Halbuki biz oğlumla günlerce beraber oluruz, yemeklere gideriz, içkiler içeriz ama o her zaman kola içer. Alkolik olan adam hiç içmeden durabilir mi?
HABER SPİKERİ OLMASINI İSTİYORUMAli Kırca’yı çok sevdiğim için Teoman’ın da onun gibi spiker olmasını isterdim, sesi de çok güzel oğlumun. Geç kalmış değil. Haber spikeri olmasını istiyorum. Bir gün oğlumun Ali Kırca gibi haber sunduğunu görürsem dünyanın en mutlu insanı olurum herhalde. Eğitimli, kültürlü, her şey var oğlumda."
Oynatalım Uğurcum: 


Ben anneye yalan söylemem. 


Bir de ben Şaziment Teyze Hanım olsam, benle senli benli konuşan menajeri hırpalardım öncelikle. Ya çok samimiler ya da menajer biraz terbiyesiz. Büyüklere ikinci tekil şahıs zamiri ile hitap etmek benim huyum değil.


Spikerlik konusunda da menajer'anımla bir danışıklı dövüş var sanırım.