Friday, January 27, 2012

A Life Well Lived

Sabah yine lapa lapa yağıyordu. Kar çok güzel. Su gibi. Ama ben evdeyken güzel, ve evde pişmiş yemek, hazır sofra varken ve o sofranın kendi kendini kaldırabileceğini bilirken güzel.


Annemi özledim. Ankara'da iken, koltukta yayarken, bana nar bile soyup tabağı, kaşığı ile getiren annemi özledim!


Şu kar benim sıkıntılarımın, anlamsız çelişkilerin, sorunların üzerine yağsın ve sonsuza kadar onları toprağa gömsün.


Bu durumda en rahatlatıcı şey, artık saçlarımı kesemeyeceğim için, alışveriş!!


Alışverişi yapmak güzel de, sonra kargo bekleme sıkıntısı geliyor ardından. Takip etmem gerek diye hissedersem kargoda sorun var demektir. Şimdi telkinlerdeyim, kargoda sorun yok, hoop geliyor. Valla bak.


Bir de artık yüksek tavanlı, Fas renklerinde ama o kadar nemli olmayan, bahçeli, kışın kolay ısınan ve yazın serin olan, en az 2 köpekli, bol kuşlu, şurada tüm beğendiğim özelliklere sahip bir mutfağı olan, güney tarafında yüksek ağaçları olan, mükemmel, kışın güneş gören yazın o büyük ağaçların yaprakları ardında serin, ferah, yeşil ve yeşil (eco-green) ve belki de kendi rüzgar türbini olan, bahçede kuyusu olan, kapalı havuzlu ve huzurlu bir eve hazırım artık. O eve gitmeye hazırım. 


Lütfen herkes hayatına çekidüzen versin. Hepimiz kafamızdaki hayatı yaşıyoruz neticede. Sızlanmayı bırakın! Bloglarda şikayet okumak da son bulsun!


Ben artık şuanki gibi bir yerde yaşama fikrine son veriyorum. Şehrin karmaşası, güvensizliği, trafiğinden kaçmaya devam ama kendi bahçeli evimde, kendi işimi yaparak, kendi müdürüm olarak çalışmayı seçiyorum. Huzur içinde. Çok ciddiyim! Kar yağsa bile yaşamın sona ermediği, yazın sıcaktan kavurmayan bir iklime geçmeliyim. 
Şu aldığım taşları yutsam mı artık bilemiyorum! 

No comments:

Post a Comment