Saturday, February 11, 2012

Breast Cancer Is Not A Pink Ribbon



Geçen sene haziran-temmuz, sağ göğsümün koltuk altına doğru bir yerde bir ağrı başladı. Elledim, bir kitle gibi birşey. Ben elledikçe daha da acıyor ve büyüyor.


Annemi aradım. "Doktora göster, elleyip durma, büyür" dedi. Tamam ama doktor Ankara'da. O zamanlar sözleşmem yenilendi ama tatili henüz hak etmedim, sağlık sigortam da yok dolayısıyla. Hadi parayı boşver, gidemiyorum.


Geceleri üzerine yatamaz oldum. Solda da var birşeyler. Çok canımı acıtıyor. Böyle ara ara ağlıyorum, bir de ne olduğunu bilmediğim için.


Sonra nihayet gittim Başkent'e. Evde misafir de vardı, muayene kolay olsun diye yarı giyinik evden çıkıp, caddenin karşısına geçtim. Sokakta hastane bulunması ne güzel bir nimet! 


O gün de Bay Kuş bey sabah dişçiye gidecek, ertesi gün de buraya dönecektik sanırım. 


Girdim muayeneye. Daha doktorla konuşurken ağlamaya başladım.
Adam sakin ve bilge, soruları soruyor, notlar alıyor, benim gibilere de alışık sanırım. Sakin ses tonu ile "çok gençsin ultrasona alalım seni" dedi.


Girdim. Yat hasta yatağına, kolunu geriye at. Buz gibi jeli sürdüler, başladılar. Sanki ben hiç mi ultrasona girmedim, görmedim?! O şeyi bastırıyor benim acı var diye gösterdiğim yere, bir yandan da klavye ile birşeyler yazıyor, nokta belirliyor vs. Demek birşeyler buldu!! 


Nasıl bir ağlamaksa bu, sicim gibi akıyor gözyaşları. Hönkürme falan yok. Neyse bitti işlem. Ben eminim kadının 3 şeyi işaretlediğinden. Bir de tuhaf sorular sormuştu galiba.


Aradım benim adamı. Yolda uğrarım dedi ve geldi. Hastane koridorlarında ağlaya ağlaya dolandığımı biliyorum. Ne tuhaf bir andı.


Sonra o gitti sanırım geç kalmamak için, ki geç kalmıştı. Ben de doktorun yanına girdim.


Memelerimin nodüler bir yapısı olduğunu, senelerdir kullandığım ilaçlar nedeni ile de bazılarının süt keselerinin kanalları tıkadığını ve o nedenle ağrı olduğunu vs söyledi.


Bir yandan da çiziyor. Papatya gibi birşey çizdi, memeyi anlattı bana. Sonra da "senin memelerin çiçek gibi, endişe edecek bir durumun yok" dedi.


Ben o kadar üzülüp, ağladığıma, adamın dişçi ile randevusunu, geç kaldığı için iptal etmesine yandım.


Eve gittim, "çiççek gibilermiş" diyip, kahvaltı sofrasının sonunda tekrar katıldım onlara. Rahatladım.


Şimdilik iki senede bir ultrasona gireceğim. Ama en azından her ay kontrol etmem lazım. Risk grubundayım, ailede kanser öyküsü yok ama endişesi bile kanser eder.


O nedenle, siz de yapın. 
http://www.jinekoloji.net/kkmm.htm

En ucuz tedavi, önleyici tedavidir. Korkulacak bir hastalık değil, bilin, öğrenin, önleyin. Lütfen.

4 comments:

  1. yemin ederim "bay kuş" kısmına gelene kadar kardeşimin blogu diye okudum, ne zaman oldu la bunlar diye şaşkınlık içinde! çok geç yattım, kafam kazan gibi, ondan oldu herhalde. bi de böyle şeylerden totişka popişka diye sevimli hale getirmeden bahsedebilen bi tek ikiniz varsınız sanırım.
    hemen empati yaptım koridorlarda ağlarkenki haline, çok fena. sen çiçeklerine iyi bak, ben de bi kontrole gitsem ne iyi olur, yabanıl gibi yaşıyorum.

    ReplyDelete
  2. :)

    onlar "sorumlu blog" kafaları. özel günlerde yazılan bilinçlendirme yazısı değil bu :)

    senin son yazında verdiğin linkte görünce yazdım. ben de kontrol yapmıyorum çünkü :/

    ReplyDelete
  3. bu yazından sonra babanın kanser olduğunu öğrenmek nedir?

    ReplyDelete