Saturday, August 17, 2013

Garra rufa

Çoğunlukla ülkemiz sularında ve komşu ülkelerde yaşayan balıkların adıymış bu.
Ben daha önce kaplıcasına ya da yörenin diliyle Çermik'e gittiğimde tüm vücut yedirmiştim kendimi, 2009 yılında. Havuzun kadınlar hamamı kıvamında, mayo yerine iç çamaşırı tercih edilen, hareketsiz beklemeniz gerekirken, bildiğiniz simitle yüzmeye çalışan geri zekalıların olduğu bir yer olması sebebiyle, daha da gitmem. "İç çamaşırı ile havuzlara girmeyiniz" anonsu yapılıyordu unutmam hiç. 
Şu an giriş, sadece giriş 20TL olduğu için de hiiiç gitmem. 

Ancak, bu balıkların bulunduğu, suyun kaynadığı köye gittik. Önceki gezimde suyun 38 derece olduğunu ve bu balıkların başka ortamda yaşayamadığını öğrenmiştim de, seneler boyunca doctor fish adı altında pedikür yaptıran çok mekan duydum, seyrettim tvlerde.
Alın bakın, "koca götlüler ailesi" yani kısaca Kardaşyan'lardan karşı ellerde çektiği bir video.
http://hollywoodlife.com/2013/05/01/fish-pedicure-kim-kardashian-kourtney-kardashian-greece/
 Burası işte o köydeki suyun kaynadığı yer.
 Ama çok pis. İnsanlar mesire yeri gibi kullanıyorlar. Ülkenin çeşitli yerlerinde gelen deri hastalığı müzdaripleri var. Üstlerini değiştirecekleri bir yer, bir seyyar tuvalet bile yok. Çöp tenekesi var da, boşaltılmıyor.
Bir süre oradaki insanlarla sohbet ettik. Ben yoldan, Ank'dan gelmiştim, üzerimde saha kıyafetleri ve meşhur botlarım vardı. Direndim bir süre ama artık çıkardık botları. Daha önce yaptırdığım için, ne olacağını biliyordum. Ancaaak, en büyük balıkların nasıl "vurduğu"nu unutmuşum!!
 İlk suya soktuğumda, çığlık attım tabi. Deneyimli ablalar, anneler beni sakinleştirdi. Şimdi de görünüyor aslında, ayaklarımı kızarttılar. Ama çok da keyifli alışınca.

Ben esas oraya yılanların tedavisini görmeye gitmiştim. Yılan dedikleri, su yılanıymış ve sadece yılancı hastalığı olana giderlermiş. Bize kafasını çıkardı bir amcanın yanı başından. Çekemedik fotoğraf, zaten tedavisini de göremeyecektik.

Yılan kafayı gösterince, o doğal havuzdaki tüm yengeler ortadan kayboldu. Bize "ben yılanı elime alırım" diyen teyze hele, bir dondu öyle. Birkaç kere seslendim, cevap vermedi. Sonra hop kaybolmuş. Eh havuz bize kalınca ben de çıkardım işte botları. Su kenarında çamura oturdum maalesef. 
 İşte yoldan manzaralar.


 Yolumu inekler kesti, belki cumhurun başkanı olurum ilerde.


O boynuzlar benim olacak!!!

Bu keçiler Pingen'den. Arabanın yanından geçerken sürtüyorlar o boynuzları. Sakın sürü içine dalmayın. Bırakınız geçsinler, bırakınız gitsinler.
Laissez-faire!

Sonra da yoldaki samancıları çektim ama onu sonra yayınlayacağım. Adresimi verdim çünkü. 2 haftadan evvel bakamazlarmış.

Şunlar da olmasa, yollarda ömrüm çürüyecek diye ağlayacağım.


2 comments:

  1. Yılancı hastalığı neymiş Jardzy? Çok merak ettim, nasıl bir hastalıkmış ve tedavisi nasıl oluyor bu yılanlarla? Bak ben de hayvanların %99unu severim demiştim ya, o %1lik kısma korktuğum için sevemediğim su yılanları giriyor yahu.. Normal yılandan korkmam hiç ama.. Böyle hızlı atik oluşları mı korkutucu bilemiyorum ama ürperdim bak..

    ReplyDelete
  2. Sevgili C,

    Yılancık hastalığı pek hoş bişi değilmiş. O nedenle hiç araştırma. Ektremitelerin şiştiği bir hastalık. Tedavisi de, şişen yerin yılanın deldiği ve biriken iltihap ve kanı akıttığı bir tür tedavi.

    Su yılanları yeşil minik ve pek şirinler aslında. Bir de öyle bak. Kermit'in bir başka türü?!

    ReplyDelete