Sunday, August 11, 2013

Gerçek Tatil!

Evet, ilk gün tatile çıkamayış hikayemiz sonrasında, Pazar günü tekrar yola çıktık. Azimliyiz!!

16'da kalmadan, doğrudan Asos'a geçelim diye düşündük, yoldaki halimize göre karar vereceğiz. Bu sefer ruhsatı da aldım yanıma!! Heyyo!

He, hatırladım. Otoparka dönerken, trafik lambasında bizim yanımıza gelen çocuğa para verip, "şans dile" dedik. Nasıl yapıldığını bilmiyormuş :/
"Bol şanslar" dieyceksin dedik çocuğa! Ahahah

Ama ahdım var, o 26'ya gidersem!!!

Hiç girmedik şehrin içine bu sefer tabi. Doğrudan 16'ya. Orada arkadaşlarla tanıştım ben. Yemek yedik, yola çıktık tekrar ve ilk durağımız Asos'a gün batmadan vardık. 

Şu Çanakkale yolundan hiç hoşlanmıyorum!! Ama Edremit'te göz ağrım Linda Tekstilde durunca şenlendim. :/ Şu aldığım şeye bakar mısınız?
N'abıyım?! 58 geceleri ne kadar soğuk oluyor biliyonuz mu siz?

Konuya döneyim; bir önceki gece de dahil olmak üzere, gece yolculuklarını hiç sevmiyorum. Son 2 tanesi gayet kötüydü benim için!

Yanarım yanarım, o gün denize giremediğime yanarım. Ancak, varınca br baktık ki, çok rüzgar var!!

Eşyaları bırakıp, etrafa baktık, sonra da hoop 2 günün stresi ve yorgunluğu ile uyuyuvermişiz. Sabah kalkıp dalgalı denize girdik. Benim bildiğim deniz, sabah sakin olur, öğleden sonra dalgalanır?! Burası öyle değilmiş işte.
Biraz dalgalı ve buz gibi denizde cıbıldadıktan, iskeleye çıkıp çıkıp çömlek tipi atladıktan sonra kahvaltı ve tekrar deniz, uyku, deniz.
2 gün böyle geçti.
2nci gün, öyle bir rüzgar çıktı ki, salın üzerinde dengede durma oyunu oynadık!
Bunlar da Midilli manzaralı plajlardan çekimler. Çok çekmedim foto. Çok sıcaktı.
Ama bu kız yunuz balıkları gördü, kahvaltı yapanlar da görsün diye bağırdı!!!! Güldüler sonra bana :/

Sonra yine yollar, ve istikamet Bozcaada. Ama önce gelmişken bir bakalım Asos neresidir dedik. Ben daha önce gitmiştim bir 30dk kalmıştım. Eski şehrin yerinin muhteşem olduğunu hatırlıyorum, o kadar. 
Çok da sıcaktı. Çıkmadık hiç yukarıya, iskeleye bile inmedik. Zaten bir sürü satılık ilanı gördük. Pek popülerliğini koruyamamış. O yolları düzeltmezlerse de geri alamazlar zaten.

Ama BK bir tatsın diye karadut şerbeti içmek için iskeleye inen yoldaki yerde durduk. Bu fotolar da oradan.

 Midilli - Lesbos.
Sonra yavaş yavaş, Geyikli'ye gittik.

Meğer feribotta birlikte olacakmışız, onların gelmesine daha 3 saat var! O rüzgarda kumlu sahilde suya girelim dedik. 

Oh May Gat! Ben bir de derim soğuk su severim diye ama bu kadarını Ekim'de bile görmemiştim. Kimsenin uzun süre suda kalmamasından anlamalıydık!!!

İki çırpınıp, sahile çıktık. Bir rüzgar!! Tüm kumlar her bir yerlerimize doldu. Nasıl da acıtıyor. Hiç sevmem tüm bu nedenlerden ötürü kumlu sahilleri. Taş olsun, hiç üzülmem.

Sonra, gençler de gelince karşıya geçtik. Ancak 58TL feribot parası mı olur lan?! "Dönüş parasız"mış. Bir de dönüşe de para alsaydınız!?!?!

Kaldığımız yer, adanın en rüzgarlı kısmıymış. Bunu da ikinci gün öğrendik. Ha tabi, buradaki rezervasyonumuz da 2 günlük! Yolda buluruz demişler. Ben Asos kısmını ayarlamıştım, gerisini BK'a bırakmıştım :D

2nci gün yer arayalım diye adayı arabayla dolaşırken, harika taş evler, muhteşem bağlar ve kalabalık rüzgarsız plajlar gördük!!!

Kalabalığa, rüzgarlı plajı tercih ederim. Şezlonglardan kendime barikat kurup, öyle uzandım ama olsun!

Akşamları çıkıp iskelede yemekler yedik. Ne kadar uzun zaman olmuş deniz kenarı mezeleri yemeyeli! Yediğim içtiğim benim, size gördüklerimi anlatacağım.

Üşüdük falan ama güzeldi.
Kendime şans bilekliği aldım. İstediğiniz kadar moda olsun, ben saati bile çıkarıyorum bir süre sonra. Ritueli nedir bilmiyorum da, düşünce mi gerçekleşiyor?
Satan kadına taktırdım! Ada bu arada sanatçı doluymuş gençler!
Çavuş üzümü, görmediğim şarabı, yel değirmenleri (rüzgar tirbünleri), damla sakızlı gıdaları (meeh) meşhur. 
Bir de sevgilisini görmek için sabah vapurla karaya çıkan köpeği!! Akşamları da geri geliyormuş vapurla. 

Moskova metrosundaki köpekler gibi!!  
 Bu da adanın kalesi işte. Çok matah bir ada değil. Ama imara açıldığı için mahvolmadan görmüş olduk!
Her yerdeki omcalardaki üzümlerden yemek serbest! Kafam kadar bir salkım, o kadar güzel ki!
Sonra da 16'ya geri geldik. Bir akşam da orada geçirdik. Ancak bayram münasebeti ile her yer kapalı olduğu için ipek mendil alamadan, gündüz gözü ile gezemeden döndük!

Tuhaf bir şehir. Fotoğraf çekmedim yine. Ertesi sabah da, Cumalıkızık'ta kahvaltı yapıp, Ank'ya geri geldik.

Veeee, senelerdir merak ettiğim, her ay tabelasının önünden geçtiğim, Gordion'a girdik dönüşte. Yassıhöyük denmesinin nedeni adında saklı imiş. 
Şu alttakini görmek istiyorum! İlk gördüğümde (ki müzeye gitmiştim) pek detaylı bakmamışım!

Ank ve Gordion hakkında şöyleyeceğim şey, Ank'daki en güzel otel Gordion Otel diyebilirim!

Son 2 günü de içerde geçirdik, dışarı kafamı bile çıkarmadım. Ank bomboştu. Negzel!

Şimdi evdeyim. Yarın iş var, sonrası yine yollar, yollar. Yolda yürüyen bir sürü leylek gördüm. Susurluk'ta sevgilime meşhur ayrandan içirdim. Nesi değişik hala çözemedim senelerdir. O da yorum yapamadı.

Haranın önünden geçerken atlar dışardaydı, çekim yapmadım :(

Susurluk belediyesinin ayran-tost yerinde, oyuncak silahını getiren çocuklara oyuncak takas edildiğini görmüş BK, ben görmedim ama takdir ettim.

Başka da atraksiyonlu bişiler olmadı. Domates reçeli aldım, henüz denemedim. Bay Kuş'un göbeği kadar ayçiçek kafası aldık. Mutfağa attım. 

Bir tek Bozcaada'dan güzel magnetler aldım. Ne fotoğraf, ne magnet, ne tarih, bişi katmadım kendime.

Böylece bir tatil ve bayram da bitmiş oldu. Bayramları hiç sevmiyorum. 

4 comments:

  1. Ben de.. :/ Söyleyemiyorum da yanlış anlaşılacak diye..
    Ama güzel bir seyahat olmuş.. Yol dolu, sevdim! Keşke 16da olsaydım denk gelseydik..

    ReplyDelete
  2. Ben bişi anlamadım zaten Bursa'dan. Bir daha gitmek isterim, dolana dolana. O zaman denk geliriz belki!!!

    ReplyDelete
  3. kum, saçlarının arasına kulağına burnuna dolunca sevinen bir manyak ben miyim acaba o.O

    bi de ayazma plajı için alternatif isim geldi aklıma, götdonduran plajı, nasıl? :))

    ReplyDelete