Wednesday, October 2, 2013

Paket

Gündemdeki paketten değil. 

Dün kaşçıda paravanlarla üçe bölünmüş odada, çoraplı bir bacak gördüğümde olayı kavradım. Bir yandan ağdacı hatun falcı tavsiyesinde bulunurken, bir yandan da cart curt bantları çekiyordu. Şu an kafamdaki yeni ağda işi görseli, hiç sevmediğim hem de siyah patik çoraplı tek bir bembeyaz bacak! Iyh

Konuya gelirsek benim ömrüm hayatım boyunca paket ağdacım bir tane oldu. Tek bir tane. O da, sukutırı ile evlere hizmet veren bir bayandı. Bu bayan manikür, pedikür de yapan multitasking bir bayandı ama şimdi görsem tanımam. Adını hatırladım ama şimdi, kahretsin. Perihan.

Efendim, kadın geldi eve. Bacaklarımdan başladı. (Bacaklar ayrı bir mevzu)

Sonra tam hatırlamıyorum ama prenses veya başka bir kelime demiş olabilir, ben soruyu yineletmek zorunda kaldım. ".... alayım" dedi. O vakitler de, üniversite öğrencisiyim. Bu tür işleri kendi yapan maharetli ama bıkkın biriydim.

Neyse, kadınla iletişim kurabildim, neyi kast ettiğini baktığı yerden anladım; "hadi o da olsun bari" dedim. Ne yaşayacağımı bilmiyordum tabi.

Önce bir bacağımı havaya kaldırttı. Ne gerek var diye düşünürken, yapıştırıp caart. Allam ne utanç verici bişi bu diye düşünürken diğer bacak, caart.

Of hadi bitti diye düşünürken, "dizlerinin üzerinde dur" demez mi? "Zorunda mıyam?" manasında bir soru sormuştum tabi. Kıllar ve tüyler hakkında birçok laf edince de, daha da yerin dibine girmiştim. Yaptırmasam konuş'çak, söylen'cek.
Hayatımda bu kadar utanmamıştım. 

Mecbur, korkmuş bir köpek gibi kuyruğumu kıstırıp, dişimi sıkmıştım. Bakamadım sonra suratına. "Pedikür de yapım mi, manikür de yapim mi, bak ne kadar kötü" gibi laflar da edince, teşekkür ettim, gitti.

Bir daha da prensesmiş, paketmiş böyle bir işe girişmedim. Mani-pediyi inkarım da bu iletişimden geliyor olabilir.

Sıkıntım sürdü tabi taa ki, DoğuAnadolu illerinde lazer yaptırana kadar. O da ebedi değilmiş zaten.

Bu tür işler yapan kadınların rahatlığı da tuhaf. Böyle bir doktor havasında oluyorlar ya, olmasalar daha kötü tabi. Yoksa ağda sohbetleri ile kurulan o dostluklar olur muydu hiç?

Bacaklarım için de yine gençken gidiyordum bir yere. Orada da, kız bir önceki kadının kıl oranlarını anlatınca, bıraktım gitmeyi. Ondan ötürü de, zorlanmadıkça tüylerim ile yaşarım. Bu işlere para vermekten de imtina ederim. Çok nadir tek başıma giderim. Sadece o parayı verme işlemini üzerimden atmak için. Erkek arkadaşımla kuaföre gitmişliğim çoktur.

Ha bir de, "am I that hairy?" vakası var hayatımda. 

Tanıdığın, Dingiliz sevgilisi ile deniz kenarına gitmişiz. Ben yine sıkıştığım için sabah vurmuşum makinayı. Hiç kızarmayan ben güneş görünce, benek benek olmuşum. Kız gözlerini pörtletip bakınca, "sabah aldım da ondan ihihi" demiştim. Yanındaki tanıdığa dönüp de, "ben o kadar kıllı mıyım?" diye sorunca, kıza tüm gün Türk düşmanlığı sergilemiş olabilirim. Bu da üniversite dönemindeydi. Ben de dönüp, "ay ben bu kadar kambur muyum?" demeliydim ama yapmadım.

Neyse, sözün özü viva opak çoraplar, uzun elbiseler! 
Kırgın bir üniversite hayatı eheh

6 comments:

  1. 20 senedir aynı ağdacıya gidiyorum, onun adı da Perihan :D Bu gidişimde emailimi aldı, psikolog olduğum için danışacakmış.. Heyecanla bekliyorum ama yazmadı daha! :D

    ReplyDelete
  2. Kendimi batırdım mı bir önceki komentle, 20 senedir gittiğim halde bitmedi evet.. Üstelik araya bir de lazer sıkıştırdım 10 seans kadar. Monki görl!

    ReplyDelete
  3. Kendimi batırdım mı bir önceki komentle, 20 senedir gittiğim halde bitmedi evet.. Üstelik araya bir de lazer sıkıştırdım 10 seans kadar. Monki görl!

    ReplyDelete
  4. Lazerliyim ama benim de derdim tükenmiş değil. Üstelik koltuklatı 3 tel için BK ile kavga ediyoruz :D

    Tepki şu: "Vo_mın!!!" :))

    ReplyDelete
  5. Lazer hayatta kendime yaptığım en iyi yatırımlardan biri demişti bir arkadaşım.Lazer iyi hoş ebedi değil evet :/

    ReplyDelete