Monday, November 25, 2013

Angara'nın Yolları

Bugün iki adımlık yolu yürümek yerine, başka bir noktadan taksiye bindim. Zaten yağmur yağınca kilitleniyor araçlar. Binmez olaydım.
 
Taksi şoförü arkasını dönüp, farkında olmadan önü açılmış kabanımdan bacaklarıma baktığında, caart diye kapattım ama o cüret bile yetti bana. 
Aklıma geldikçe sinirleniyorum. 

Neyse.

Ne yağmur yağmış İzmir'de. Basmane Garı'nı bile su basmış. Yaklaşık 1.5km deniz kenarından içeride olmasına rağmen. Hele o AKS 110 araçları. Yanında Kent Arşivi vardı eskiden. Çok üzüldüm. 

Artık deniz kenarında yaşamak bir hayal. Çünkü artık tsunamiler, doğal afetler var. 

Hayal kurarken bunları göz önünde bulunduruyorum ben. Dkli'de son günlerimde, tam cam denize nazır evde, karşı kıyıya düşen yıldırımları seyrediyordum bir gece. O an dalgalar gelse, nereye kaçarım, nasıl kaçarım diye plan yapmıştım. Mesleki deformasyon.

Dün akşam da depremi hissedince, şaşırdım. Tüm gün Ank deprem bölgesi değil ki, diye dolandım. Bolu'da olmuş ama ben hissettim. İzm'den alışkınım. Ama uzun zamandır avizenin sallandığını görmemiştim.

Hatta Dikl'de oturduğum evlerden biri Ümmetğlu'nun karşısındaydı. Ne zaman kamyon geçse, ki limana-limandan taş taşıyan kamyon sayısı ile bu oldukça sık olurdu, tüm ev sallanırdı. Korkarak yaşadım orada ama ev hala duruyor! 

Doğamızı ve doğayı alt ettik. Bu öfke artık dinmez. 

Mahalle Afet Gönüllüleri-MAG oluşturmak lazım. Ank'da bile. Muhtarlar!! Muhtarlar!! Baksanıza, İzm'le dalga geçen bir Ank var, sanki kendi ak kaşıkmış gibi. Balık adamlar kaçsın içinize.

Aklıma gelmişken, deprem olursa, üzerine duvar yıkılsa bile yerle bir olmayacak sağlam eşyaların, (buzdolabı, çamaşır/bulaşık mak/kurutucu, fotokopi) gibi yanlarına sığının. Yaşam Üçgeni oluşturun kendinize. Bazı kişiler karşı çıksa da, savlarını incelediğinizde, masa altına saklandıklarını göreceksiniz. Deprem sonrası görüntülerinde masanın kaldırabildiği tek bir duvar görmedim ben. Ülkemizde doğal afetlere uygun bir yaşam sürmüyoruz. 
Ben İzmir İtfaiyesi'nin deprem simulasyon merkezinde öğrendim ve denedim bu Yaşam Üçgenini. Bilseniz de, panik ile şaşırıyorsunuz. 
Tatbikatın önemi de burada yatıyor. Hadi benim çoluğum yok, çocuğum yok. Bu konuda ciddi bir yara almadan, hazır olmaya bakın.

Sevgiler.
Travmatik Didaktik JZZ.
Ankara, Kasım'da Kask Başkadır 2013

4 comments:

  1. yazıda sel, tsunami, deprem ne ararsan var ama bendeki son durum şu: dikl - ümmetoğlu - deniz - liman - midyeci - midye... gurk... midye...
    insan beyni işte...
    :)

    ReplyDelete
  2. Evet! Evet! Midye!! Geçen aylarda canımız çekti, OSTİM'de midye fabrikası bulduk. Adamı aradım, uykudan kaldırdım, çünkü geceleri çalışıyorlarmış. En az 500 adet üzerinden sipariş alıyorlarmış.
    Ben de şimdilik kokoreççi midyesi ile idare ediyorum.
    Midye!!

    ReplyDelete
  3. en güzel midye dikili limana sabah gelip öğlen olmadan tüm midyesi biten o hain adamda olur. nolur yani geç kalkanlar için öğlene biraz ayırsa!
    ankara'da midye fabrikası da enteresanmış ama... neyse bu bahsi kapatalım, gece gece fena oluyor :)

    ReplyDelete
  4. Şu Levent'in köşesindeki değil mi? Yoksa başkası da mı var?

    ReplyDelete