Saturday, January 18, 2014

58-2

2 gece misafirlikte geçti, 1 gece de muhteşem!
Yalnız kalmayı ve kendimle kalmayı o kadar özlemişim ki, üzerine kitap da okuyunca, bu keyfime doyamadım. Kıvrılıp akşam üstü yedi gibi azcık da kestireyim dedim ama yastık mı, yorgan mı ne, kaz tüyüymüş. Benim de alerjim var kaz tüyüne. Olmasa bile, kazların o yoluk hallerini görünce, insanların talebi azaltması gerekir diye düşünüyorum, ki arz da azalsın!!

Bu şehirde gitmediğim yerler, UluCami ve Gök Medrese idi. Gece vakti, misafirlikten dönerkenE, iki kere önünden geçtim ve dedim ki yola çıkacağım gün, "başka bir zaman gelirim". Pıff

O sabah yola çıktım ve yol beni, planlamamama rağmen medreseye götürdü. Meğer kestirme yolun üzerindeymiş. Ö_Ö

Böyle de şanslı bir insanım ben!

Bu Medresenin de, Buruciye Medresesi, Erzurum Yakutiye Medresesi gibi çifte minaresi var kapı üzerinde.
Bulutlar da pek dramatikti, şahane!
Şu an tadilatta. Çit kapısı ve kendi kapısı kapalı. Kapıyı kapatan tahtaların üzerinden gördüğüm kadarıyla içi pek güzel. Umarım Vakıflar artık bitirir de, görürüz.
Meşhur Hayat Ağacı.

Diğer adları ile, Demir Ağaç, Dünya Ağacı.
Şamanlara göre, bebek kordonu neyse, bu ağaç da, dünyanın göbeği ile bağ kuran kordonun yerini tutuyor. Hem de, Kam'ın yükselmesinde dallarını kullandırıyor. Gök ile Yer arasındaki bağ.
Birçok eserde görebiliyoruz bu motifi. Aklımda, daha önce de söylediğim gibi, en net İshak Paşa Sarayı'ndaki kaldı. 

 Bu yukarıdaki de, önündeki kapı, aydınlatma direkleri, sağındaki çöp konteynırını keserek gerçekte göreceğiniz hali.
 Yol pek sakindi. 
 Görüp, görebileceğiniz kar bu kadardı. Bir gece Ocak ayında, böğrümüz açık sokakta yürümüş olmak bile, yazın nasıl sıkıntılı geçeceğinin bir göstergesi. Her yer akrep, kene olacak. İçecek suyumuz azalacak, ki Ank'da yıkanamazsak zaten memleketlerimize gideceğiz, değil mi?

Bir sürü hastalık olacak, çünkü kar yok ki mikrop kırılsın. 
Ah şöyle bir kar, yağmur yağsa artık da bu yaz ve sonrakiler hep iyi geçsin.
Yolda da bunları düşünüyordum.

Tam şu hızlı tren projesinin yola en yakın kısımlarından birinden geçerken, "yuh ya buraya da mı Fare Sarıgül yazmışlar!" derken, "benimle" kısmını görünce, acı bir fren bastım! 
Yok öyle ciddi bir fren değildi, usulca sağa yanaştım, kafamı çevirip bu fotoğrafı çektim.
Kız Ankara tarafından getirilecek demek!
Ancak, arkadaş, soru eki "mısın", "misin", "musun," "müsün" ayrı yazılır yahu!!!
Ayrı yazılır!

No comments:

Post a Comment