Monday, June 2, 2014

El Aman



 Maden giriş

Leylek Nr:16

Eskiden "no" yoktu, "nr" vardı. Adreslere hala "sok." yazmam ya uzun sokak yazarım ya da sk.

Dünyanın kötülükle dolması o kadar ani oldu ki, yine de bu geçişi en net bizim nesil yaşadı ve gördü. 

Bizim çocukluğumuzda öğretmenler bozulmaya başladı, siyaset daha beter oldu, hortum/stres deyimleri günlük hayatın parçası olmaya başladılar. Gazeteler sayfa sayfa bu iki kelimeyi açıklıyorlardı o vakitler.

Tarih öğretmeni "halk devlet için mi, devlet halk için mi" yi anlatırken, halkın devlet için olması durumunda neler olabileceğini açıklarken o kadar şaşırmıştım ki, kendimi bunun içinde bulacağımı bilemezdim. İstemezdim de.

Bizim zamanımızdan sonraki öğretmenler imla hatalarını düzeltmediler çünkü kendileri de yanlış yazıyorlardı. Ben defterime "komposizyon" yazıp, sonra fark edince hemen silmeme rağmen, öğretmenim benimle çok güzel dalga geçmişti. Bu tavır da kabul edilebilir bir tavır değildi elbette.

Şu haribolarla kıskanmayı öğrendik. Eskiden çikolata, şeker sadece bayramlarda yenirdi. 
Off, anlatacak çok şeyim var ama takatim yok.

Ben yine Almanyağ'dayım. 
Her şey Soma için. 
Benim yasım hala bitmedi. 
Günlük hayatta güldüğümüz ettiğimiz oluyor ama böğrümde o öküz hala oturuyor. 
Böğürtüsünden de uyuyamıyorum. 
Dün uzun zaman sonra kendimle baş başa kalıp, kitap okudum.
Biz Türkler var ya, yabancı hayranlığımızla kendimizi boğduk. Koskoca tapınağı bile verdik yabancılara. O kadar hayran olduk ki hep, soydurduk kendimizi. 

Çok merak edenim oldu, eksik olmayın. Hani ölmedim diye yazdım bu yazıyı.