Monday, September 15, 2014

15 dakikalık şöhret, Kevin Kartır, Diğerleri ve Biz

Tavuk - yumurta sorgusu kadar eski olmalı bu gazetecilikteki ahlak çelişkisi.
Yukarıdaki fotoğrafı artık hepimiz biliyoruz. Kevin Carter tarafından Sudan'da çekilmiş ve Pulitzer ödülü almış bir fotoğraf.
Vikipediya'da, aslında çocuğun BM'e ulaşmaya çalışmadığı, o esnada uçakla dağıtılan paketi almak üzere ailesi tarafından oraya bırakıldığı, yakındaki birikintilere gelen akbabanın da, çocuğun yanına geldiği yazıyor. Bunu söyleyenler, 30 dakikalık zaman zarfında KC ile birlikte uçaktan inerek fotoğraf çekmeye çıkmış diğer kişiler. 
Sonrasında da, akbaba uçmuş, KC hiçbir şey yapmamış. Çünkü hastalık endişesi ile kimseye dokunmamaları salık veriliyormuş o vakitler. Aşı maşı yokmuş herhalde. Bilemedim.

Kevin 33/4 yaşında intihar etmiş, ödülü aldıktan 3 ay sonra. "Çok üzgünüm" diye bir not bırakmış arkasında ve birçok kişiye de pişmanlığını anlatan mektuplar. 1994

***

Andy Warhol: "Herkes bir gün 15 dakikalığına şöhret olacak". 1966

***

Irmak. Kendi adı değil bu. 9 yaşında bu sene. Neyse ki bir tv kanalında adı Irmak diye geçti ve öyle kalsın. Geçen haftaki haberlerden hatırlarsınız belki, "fotoğraftan geriye bir tek o kaldı" ile her yerde, ama her yerde!!! fotoğrafları çıktı Irmak'ın. 2014

Dedesininkini bilmiyorum. Annesinin ve anneannesinin ölüm haberlerini neyse ki babasından aldı, gazetelerde görüp de arkadaşları söylemedi. Belki de sonradan okulda arkadaşları söylediler. Ailenin facebooktan çalınan fotoğrafları her gazetede ayrı çıktı. Anneannenin, ağlayan kardeşinin kollarında sarılı ve cansız haldeki fotoğrafını da gördük. Ama biz birbirimize söylemedik, göstermedik.

Ailecek 15 dakikalık şöhretlerini topluca yaşadılar. Biz de takip ettik.

Gazeteciler ne Irmak'ı düşündü, haberlerde aksini yazmalarına rağmen, ne kanserden ölmüş Gökçe'yi, ne de senelerce öğretmenlik yapmış olan ve çok sevilen anneanneyi. Ne de bu insanların ailelerini. Tam erkek kardeşi dahil olmamış derken, onu da gördüm tvde dün. 

Ah medya, çok kalleşsin. 

Ancak bu kalleşlik, bu detay merakı, bu talep hep bizden gelmiyor mu?

Biz niye talep ediyoruz bu bilgileri? Neden her ölüm haberi perişan olmuş aileyi, özellikle kuzenleri, arkadaşları rahat bırakmıyorsunuz? 

Daha ne öğrenmek istiyorsunuz? 

Aile 6 ay içinde dağılmış daha ne öğrenmek istiyoruz? 

Anneanne sadece kendi ölse bu kadar ilgi görecek miydi? İnsanın köpeği ısırması mı bu? 

Ah medya, ah insanlar çok canımızı yaktınız. Çok.

Benim başıma cafcaflı bir ölüm gelir de, bu yazdıklarımı ifşa ederseniz, hayalet kalır peşinizi bırakmam. Ama ben zaten 15 dakikalık şöhretimi 1993'te yaşadım, bitti.

Saygı göstermemiz lazım. Birbirimize, hayvanlara, bitkilere, her canlıya ve ölülerine saygı göstermemiz lazım. 

Bizi birbirimize düşüren de bu değil mi?

3 comments:

  1. ''Bak insanlar neler yaşıyor?'' avuntusu var insanların bir köşesinde. Bu haberlere üzüldüğümüz kadar, sanki canice zevkte alıyoruz gibi. Şükürler olsun diyen de var, olayı en derinlerine kadar araştıran da...

    Medya'da sanırım her şeyin farkında, nabza göre şerbet akıtıyor.

    ReplyDelete
  2. Medya da insanlardan oluştuğu için hepimiz talep edeniz.

    ReplyDelete
  3. Aynı konuda yazmıştım, yine görünce yine aynı düşünceler geçti aklımdan, hatırlattığın için de eline sağlık..

    ReplyDelete