Wednesday, October 15, 2014

Bedenim Serisi - Sindirim Sistemi

Sindirim ağızda başlar. ehe Bunu bilmeyen yoktur sanırım.

Elbette bu sistemim de sorunlu. Oysa ben kendimi hep iyi genlerden gelmiş sanırdım. Beni böyle düşünmeye ittiler!! 

Benim kötü bir alışkanlığım var. Çok hızlı yerim. O yemek hemen bitecek! Neden? Bilmiyorum. Hiç düşünmedim. Metabolizmam da çok hızlıydı gençken. Şimdi görece yavaş. 

Yemek seçerim ama bedenim neyi isterse onu yerim. Sonra "bilim adamları"nın açıklamaları ile "a ben bunu zaten hep yapıyorum, a hiç benim yemediğim şey bu" demişliğim çoktur.

Bu konuda tuhaf huylarım var. Marulu kesilmiş sevmem, ceviz eskiden hiç yemezdim. Şimdi nadiren yerim. Acı sevmezdim. İşte sorun tam da bu zaten. 

Geçen sene acı yemeğe başladım. Sonra sürekli ishal olmaya başladım, mide ağrıları vs. Ve tabi ki doktora gittim. Strese bağlı reflü teşhisi koydu. Ben tamam o sürede işte çok sorun yaşıyordum ama acıydı bence sorun. Yarım şişe acı sos dökerek öğle yemeği yiyordum, her gün. Sonra acıyı kestim, midem rahat. Kısmen.

Bir ara gıda intoleransı teşhisi koydum kendime. Test yaptırdım, her şey yasak çıktı. Peyniri çıkardım bir süre hayatımdan. O konularda irade taş gibi ama mutsuz oluyor insan tabi. Temel gıdadan mahrum kalmak ne demek?!

Sonra etrafta 18 aylıktan 35 yaşa, 65 yaşa kadar kanserli insan sayısı artınca, şekeri kestim. Ama öyle böyle kesmek değil, kökünden. Bir enerjik bir şey oldum. Çok iyi geldi o dönem.

Şimdi? Amaaaan diyorum. Atın ölümü arpadan olsun. Tatlı-acı sosu bayılarak yiyorum daha fazlasını yemiyorum. Peynir full throttle tamam. Yoğurt probiyotikli olan şişirmiyor. İrmik tatlısının üzerine waffle-karamel dondurma ve tarçın dökere yiyorum, kendimden geçiyorum.
Bunların ardından şişiyorum ve nereyi bulursam orada kalıyorum ama olsun. Gece osura osura uyuyunca, sabah karnım tahta gibi kalkıyorum. 

Şeklen herkesinki gibi bir midem olmalı. Zira geçen sene içine girip baktılar. Ondan önceki diyet de ölüm gibiydi hee. 

Küçüklüğümden beri tuvalete dönüp bakarım. Korkum mide kanaması geçirmek. Korku mu istek mi bu bilemedim. Benim de tuhaf huylarım var tabi. Siyah kaka görmeyi bekleyerek geçti ömrüm. 

Bağırsaklarım narindir ama. Midem bozulursa hemen tepki verir. Bir de bağırsaklarımın bir adı var; Jarsak! 

Tıkandığımda, kardeşimle internetten çetleşiriz, o "Jarsak naber?" der ve ben tuvalete koşarım eğer o an zaten klozet tepesinde değilsem. Bu nerden çıktı?
Kardeşimle her çetleştiğimizde, ki kendisi ile mailleşmemiz bile bir gün içinde 40ı bulur, benim bağırsaklarda hareketlenme oluyordu. Sonra Pavlov tadında bir hale geldi. Çetleşmesek bile vatsaptan, "Jarsak'la bir konuş" derim, yeter. Çok sık da tıkanmam. 
Haftasonları geç kalktığımda, (7 yerine 8) boşaltım sistemim sekteye uğrar.

Geçenlerde bir zehirlenme yaşadım ya, tüm o reflüdür, mide bozulmalarıdır hiçbir şey değilmiş. O kramplar var ya o kramplar, deliyor.

Böyle saçma sapan bir sisteme sahibim ama seviyorum. 

Herkese sağlıklı günler dileriz,
Sevgiler,
Jardzy ve Jarsak

No comments:

Post a Comment