Thursday, October 9, 2014

İş Hayatı - Yeni Mezunlar İçin İş Hayatına Giriş 101*

Bugün çok iş var ama sıkıldım işte.

Gençlere bir miras bırakayım, şanım yürüsün dedim. Her ne kadar işe giriş mevsimi geçmiş olsa da, bilgi de paylaştıkça çoğalır. Bu yazı da, çekmecemde gözüme çarpan tırnak cilası üzerine yazılmıştır. 
(*An Ode On A Nail Polish) İngilizce bildiğimizi de kanıtladıktan sonra başlayalım. I speaks Anglish. Her zamanki gibi berserk gideceğim. Neşesi yeter.

Bir bayan olarak çalışma hayatının sosyal yönleri ile başlayalım.
Benim çalıştığım sektörü, dedikodusu en bol sektör olarak ilan etmiş olsam da, başka başka sektörlerde de büyük bir mevcudiyeti varmış, öyle diyorlar.

Ofiste davranış kuralları
Politik olmak her zaman kazandırır. Ben "politik kanatları olmayan" biri olarak, bu sivridilimin ve çotanaklığımın zararını pek çektim "sevgili izlekler".
Size yöneltilen özel hayatınız ile ilgili soruları göğüste yumuşatıp, iade etmeyi öğrenmelisiniz, ki bu özellik yeni nesilde default olarak mevcut. 

Bir de çok rica ediyorum, özellikle erkek merkezli çalışma yerlerinde, sandalye ve koltuklarda kaykılarak, Türkan Şoray veya ölü köpek bakışları ile bakarak oturmayın. Tokatlayasım geliyor. Sonra gelip bana anlatıyorlar, "gördün mü, şöyle yapıyor, böyle yapıyor, aranıyor. kesin vercek. bir de ben alsaydım. herkese veriyormuş, bana da verecek. bir şort giymiş J hanımmm. o kahkahalar köye kadar geliyor, o**u" vs.
Beni erkek gibi gördüklerinden (bıyıklarım sağolsun) bu muhabbetlere ortaokul hayatımdan beri katılırım. Ben de aidiyet arıyorum, napıyım?

Siyasete pek girmeyin. Kankaların bile kanını akıtır bu. Propaganda yapıp, işten atılanlar da gördük şu 16 senede.

Dedikodu Çemberleri
İşte bu çemberin hem dışında hem de içinde olmalısınız. Şöyle ki, laf sizden çıkmayacak ama sadece size gelecek şekilde konumlanın. Gezegenler arasındaki Pluto gibi; var ama yok gibi. 
Dedikodular, insanların şirketteki konumları, sizin geleceğiniz açısından önemlidir. Ama laf asla sizden çıkmasın. 
Taraf tutmayın.
Haksızın yanında yer alıııır ikennn, baktınız işten çıkartılan siz olmuşsunuz.
Özellikle de size yöneticinizi sorduklarında, o kanatlar takılacak! Yöneticinizi her zaman iyi anlatacaksınız. Kötüyse bile. Çünkü inanın size onu soranlar zaten, kendisine iletmek için soruyorlar. Duyuyoruz bir de. O anlatmasa, diğer geliyor anlatıyor.

Sosyal Medya
Amaaannn! 
İş yerindeki insanlarla eskiden tanışmadıkça bu tür arkadaşlıklar kurmak bence sakıncalı. Bu da sizinle aramızdaki nesil uçurumu yüzünden. Bizim yaştakiler dedikodu malzemesi yapıyorlar bunu. Kaldıramıyorlar. Zaten aklınız varsa, kendi isminizle değil, herkesten sakladığınız rumuzunuzla findık kırın.
Blogunuzu da kar elde etmiyorsanız, paylaşmayın. 

Kılık - kıyafet
Şirkete ilk geldiğinizde gözünüze çarpan veya size aktarılan bir görünür veya görünmez kıyafet uygulaması mutlaka vardır. Ha baktınız yok. İnsanlar kot tulum, spor pabuçla geliyorlar. Siz etek, elbise, topuklu pabuç giyerseniz, ertesi gün o süklüm püklüm kızlar da elbise giyecekler, saçlarını fönletecekler, alanlarını belirteceklerdir.

Erkek merkezli çalışma alanlarında etek, beyaz tişört giydiği için hakkında saatlerce konuşulan bayanlar tanıdım. Ama şantiyede de etek giymeyin be, nolur!
Bir de o beyaz tişörtün altına atlet giyin. Bana erkeklerden gelen tavsiyeler bunlar.
Tamam, içiniz dışınız bir olsun ama böyle değil, e mi?

Ve gelelim, eğer ofis ortamındaysanız, o kıllar, kaşlar, bıyıklar düzenli alınacak. 
Çok şükür havalar soğudu da, ben opakların arkasına saklanıverdim. Opak da olsa, o çoraplar kaçıyorlar. Bunun için çantanızda aynı renk, denye ve numara çorap taşıyabilirsiniz. Ve illa ki, çekmecede kaçan çorabın önünü kesmek için tırnak cilası olmalı. Çünkü ya takılıyorlar, ya da pabuçtan ötürü kaçıyorlar!!

Bir de eğer uygunsa, kadınlar tuvaletinde ped havuzu yapın. Ben yapıcam yarın. Sosyalleşmenize yardımcı olsa da, ped paylaşmak borç almak gibi, beni pek rahatsız eder. Bazı erkekler de, regl dönemlerinizi takip etme ihtiyacı duyar, ruhunuz duymaz.

Kılık kıyafette şirkete sonradan gelen kişi olduğunuz için, bir süre erkekler arasında ve ayrıca kadınlar arasında tartışılacaksanız. Başta ne kadar usturuplu ve han'fendi olursanız o kadar iyi. Sonra nabzına göre sapıtabilirsiniz. 10 senede sadece bir kere bir karış etek giyseniz bile, insanlar sizi hep o etekle hatırlayacak ve o günü asla unutturmadan, her yeni gelene anlatarak yaşatacaklardır. Ya da, bembeyaz şifon tadında bir gömleğin içine giydiğiniz o siyah sütyen! Bunlar tamamen gözlemler, ben yapmadım. İş kıyafetlerimi de gördünüz ama üstünde her zaman oramı buramı kapatan yeleğim vardı.

"Ben hür doğdum, hür yaşarım"cıları, birkaç sene sonra görmek isterim. Bana gelin. Benim hiç giymediğim ama denize girmişliğim olan bir turuncu tangam var mesela, senelerdir bitmedi. En sonunda aldım bir tane, çekmeceye attım, arada bakar gülerim. Öyle bir göz temasımız var kendisi ile. İbretlik. 
Ortaya koyar, dertleşiriz.

İş hayatı, özetle bir cangıl. İster balta girmemiş bir orman, ister dümdüz bir ova. Her yerden düşman gelebilir.

Bunların dışında özetle, toplu ortamlardasınız; 

  • Ağzınızı şaplatmayın, şakada şukada sakız çiğnemeyin. 
  • Herkesin içinde herkesten onay almadan müzik falan açmayın. 
  • Telefonda bağırarak konuşmayın. 
  • Herkesin içinde izin almadan yemek yemeyin, özellikle haşlanmış yumurta falan. (ah İzmir ve boyozseverleri!) 
  • Siz ortamdayken, "ay pencereyi açalım havalansın, burada bi koku mu var?" gibilerinden laflar ediliyorsa, her gün duş alın ama saçınızı da yıkayın, olur mu? (bu başımıza geldi, kız kabul etmedi kokusunu, yalancı olduk üstüne, iyi mi)
  • Sosyalleşin ama sınırlarınız olsun.
  • Başkalarının bilgisayar ekranına bakmadan önce mutlaka izin alın.
  • Size gelen mailleri başkalarına forward etmeyin. Ama mobbinge uğruyorsanız, edin. Kanıt olur.
  • Toplu atılan bir mailde, veda, teşekkür vs, "reply all" tümden cevapla yapmayın. Hatta o mail ile dalga geçecekseniz, dikkatli kullanın butonları. Dedikodu yaparken, çalan yüksek sesli müziğin birden kesilmesi gibi oluyor sonuç.
  • Sizi kızdıran ve/veya kızdırmak için özellikle yazılmış mailleri, mümkün olduğunca sakinleşerek ve geç cevaplayın. Karşınızdaki umursamadığınızı görsün.
  • Güvendiğinizi sandığınız kişilere hemen içinizi açmayın, Hatta hiç açmayın. İş yerinde arkadaşlık herkesin yapabileceği bir şey değildir. 
  • Yediğiniz tabağa s*çmayın. Yani iş yerinde üstünüzle asla, akranınızla çok emin olmadıkça gönül ilişkilerine girmeyin. Yemin ederim, herkes biliyor ama söylemiyor. Ben hep iş yerimden seçtim. Pişman değilim. Ama bu biraz da ilişkinin yapısına ve size bağlı. Çünkü bu tür yasak ilişkiler ortaya çıktığında, giden hep kadın olur.

Valla tüm bunları bir kenara bırakın, evlenip koca parası yiyin, evde dikiş dikin, pasta yapın satın, ne bileyim. Ben bıktım çalışmaktan yeminle. 38imde hala insanlara neyi nasıl yapmaları gerektiğini öğretmeye çalışıyorum. Oradan oraya seyahat ediyorum, ilaç reprezantı gibiyim kahretsin. 

Bu yazı sizeydi ama bana ve benim gibi bıkkın, yılgın akranlarıma, blogger hemşirelerime gelsin.

Kaşığını kapan gelsin. We had a dream. And a Spoon!
Source: http://foodie19.blogspot.com.tr/2011/04/finding-solace-in-my-nutella.html 

8 comments:

  1. 14 senelik bir beyaz yakalı olarak imzamı atarım altına! süper toparlamışsın mevzuyu. grab a spoon! oh no there is no spoon :)))

    ReplyDelete
  2. :)

    There shall be! There shall be!!

    ReplyDelete
  3. 38 yaşındayım hiç iş tecrübem olamadı,yakında olacak gibi görünüyor, iş hayatına atılacak bloger arkadaşın teşekkür ediyor...bu arada biraz önce attığım mesajı ve bayramda yolladığım fotoğrafı gördün mü?

    ReplyDelete
  4. Sevgili Ayşe!

    Hayırlısı olsun diyorum ve umarım işe yarar bu öğütler.

    Mesaja cevap verdim şimdi. Bekliyorum!!

    ReplyDelete
  5. Okul hayatımdaki 2 yıllık kütüphane deneyimimi saymazsak özel sektör deneyimim olmadı, rekabetçi ortamı orada görmüş, tiksinmiştim. Yazdıklarınızı okuduktan sonra,rekabetin az, gıybetin bol, 10 dakikalık teneffüsler dışında az görüşme şansımızın olduğu iş ortamıma şükrettim. Kolay gelsin bu mücadelede size de:)

    ReplyDelete
  6. "Bayanlar için en güzel meslek, öğğretmenlik" diyorum ben de :)
    Bizim zamanımzda hep böyle derlerdi.
    Sizde de kıyafet yarışması vardır, bilirim.

    ReplyDelete
  7. Bizim okulda rahatlık, şıklıktan önemli mesai uzun olunca:) Şu kadına biçilen ideal meslek öğretmenlik durumuna acayip kılım ben. Çocuk da baksın, para da kazansın, .çocuğa ders de çalıştırsın, hafta sonu da evle uğraşsın zihniyetinin bir uzantısı ve kaynağı da bir erkek kesin:)

    ReplyDelete
  8. Basucu yazisi olmus. 15 yilim da benim var ozel sektorde,harfiyen katiliyorum. "Samimi olmayin" bence bold yazilmasi gereken. Is arkadasliginda kadinlar samimi olamiyor, seviye sart.

    ReplyDelete