Thursday, November 20, 2014

20 Kasım | Özel Günler ve Haftalar

Özel Günler ve Haftalar Serisine Hoş geldiniz.

Yasemin'den arakladığım görsel ile başlıyorum.
Bugün Nefret Suçu ve Mağduru Trans Bireyleri Anma Günü.

Ciddi boyutta şiddet gören insanlar bunlar. Gerçi şiddet görmeyen kim kaldı bu ülkede. Herkes mağdur. 
Ama olmayanı da mağdur. Gazetecileri, köylüleri döven polislerin/güvenlikçilerin "mağdur" olduklarına dair dava açmaları falan. 
Konuya dönersek, benim trans birey tanıdığım yok. Olsa çok severdim. Olmuş da benden saklayan varsa, "Dönersen Islık Çal" diyorum!!

Bu konuda bir itiraf ile özür dilemek istiyorum.

Üniversitedeyiz. Bizim okul Alsancak Tren Garı'nın arkasında olduğu için Alsancak'taydık çoğunlukla. Ama o vakitlerde pardesüsünün önünü açarak, pipisini ve ucuna bağladığı kırmızı kurdeleyi ifşa eden adamın flashlarına maruz kalmadım. 

Bornova Sokağı'ndan yaya vaziyette geçerken, akşam üstü Bülent Ersoy'a benzeyen bir birey gördüm. Ona dikkatlice bakayım derken de, duran bir arabaya çarpmıştım. 
Onları içine ittiğimiz dünyayı düşünüyorum, araştırıyorum, okuyorum. Üzülmemek elde değil. Kamburum çıkıyor tüm bunları düşünürken.

Bugün bir de Çocuk Hakları Günü.

En iyi tanıdığım çocuk, sakin olsun diye sakin tınılı bir isme ve 3500 beygir gücü enerjiye sahip yeğenim. 
Derdini ifade etme şeklini ancak bir süre yakından vakit geçirince çözebiliyorum. Dün akşam beraberdik. Elleri ile suratını kapatıyor ve aaaa diye bağırıyor. 
Ce-e mi yapmak istiyor? Hayır.
Başı mı ağrıyor? Bilmem.
Uykusu mu var? Olabilir. 

Sonra tvde açık olan çocuk kanalına bakarken birden ağlamaya başladı. Aman Allaam! Haberler mi açık, naptık diye baktım ekrana. 
Frozen'ın kardan adamı var. Filmi de seyrettim evet, rezil bir bireyim. Kafası koptuğu sahne mi anlamadım ki.

Yerde oturuyorduk. Çocuğu kaptığım gibi kucağıma alıp, sarıldım sıkıca. Sarılmak insanı cenin halindeki huzurlu haline götürüyormuş. 
Önce bir direndi. Sonra benim ritmik hmm hmmlarımla o da hmlamaya başlamıştı ki, annesi geldi.
Meğer bu yeni huyuymuş. 1 yaşını doldurdu ancak her halini aktaramayan bir birey. Onların da hakları var

Sonra bugün bir de Dünya Felsefe Günü imiş. Her Kasım ayının 3ncü Perşembesi. Felsefeden, ideden uzaklaştıkça böyle özel günlerde bireyleri hatırlıyor olmamız sebebi ile bunu sona bıraktım. 

Bir de şu var ki, uğruna savaşılmayan haklar elden gidiyor. Tıpkı banyoda elimizde tuttuğumuz bir sabun gibi. Ya da Cumhuriyet ile bize verilen haklarımız gibi. 

Ama bakın ben nasıl da savaşan, Ankara'yı düzeltmeye çalışan bir bireyim!!! Hrrrr

Sabah şirketin binasından içeri girdim. O esnada GMY ve bir Müdür asansöre bindiler. Ben kartımı basarken, asansörün kapısı kapandı, gittiler. Bu iki insan, başka vakitlerde beni ve başkalarını beklemişlerdi. Böyle bir huyları yok. Şahsi sorunlarımız da yok. 

Ayh söylenen birey: Jardzy. Çıktım birkaç basamaklık merdiveni. Asansörü çağırdım. Bir yandan da homurdanıyorum elbet. Geldi asansör. Binerken arkama baktım gelen var mı diye. Varmış.

3 kişiydik. Ben hala söyleniyorum. Çok tatlıyım evet. Alt katta ineceğimi söyledim, çünkü hesap soracaktım!! Olayı da abarttım. "kapıyı suratıma kapattılar" dedim. Aynı kattaki arkadaş, "gece uyudun mu?" diye sordu. "Hayır :r!" dedim. "Belli" dedi. "Kahve içer misin?" Hiç içmem biliyor. "Tamam" dedim. İndim.

Sonra müdüre gittim. Hesabımı sordum. O görmemiş ve GMY ile de özel bir konu konuşuyorlarmış. Adam defalarca özür diledi. GMY de bilse onun kadar üzülürmüş. Zaten onun bir derdiymiş. Kendisi dinliyormuş.

Tamam dedim. Çıktım katıma. Kahve daha olmamış. Yoksa içmek zorunda kalacaktım! 

Kahveyi sadece fal baktırmak için içiyorum. Bu konuda iki yüzlüyüm. Küçükken bıyıkların çıkar diye uzak tuttular. Öyle de bir huyum var. İçilmeyecekse içilmeyecek!! 

Ama o bıyıklar çıktı Mesude Teyzecim? Napçaz? Karakız olmadım ama güneşe alerjik sarıkız oldum. (saçtan değil, töbe, ciltten, ciltten)

Bir de postta bahsettiğim silahı patlatayım. Dün gece birden uyandım. Yine başladı bu uyanmaklar. 2 saat kadar sonra dayanamadım baktım saate: 04:50
Ezan okunuyordu, hala uyanığım. 
Nihayet dalmışım. Öyle bir rüya gördüm ki, çok reel ama çok gürültülü. Ses düzeyi 90dBA ve sürekli konuşmalar ve hareket.

Gözlerimi pört diye açınca saatin henüz 07:00 olduğunu gördüm ve sessizliğe uyandım. 

Dünya çok kalabalık ve çok gürültülü. 
Şu kız olmasa, dağlara dönecektim.

No comments:

Post a Comment