Tuesday, November 25, 2014

Damga

Yıl 2004 veya 2 öncesi içinde herhangi bir gün. Karabağlar yolunda Yeşil Dalga ile ilk tanıştığımız vakitler. Aklımda o kalmış. Ama caddenin adını bilmiyorum.
Karabağlar'da bir yere gidiyoruz. Aracı ben kullanıyorum. O yolu bilen bilir, çok pistir. 

Sağımdaki dolmuş sola geliyor, orada da ben varım. Ben de ondan kaçmak için sola gidiyorum. Bunlar çok yavaş oluyor ama. Öyle öyle adam beni ittirmiş, diğer şeride geçmişim.
Arkadan kendi şeridinde gelen bir araç da, bana sol köşeden vuruyor. Hooop, araba fır fır döndü valla etrafında, buz patencisi kızlar gibi. 

Dolmuşun plakasını aldık. Ama arkadan bizi fiskeleyip döndüren çekti gitti. Nereden bakayım, ben o sırada Fuar'daki lunaparkta kahve fincanın içindeymişim gibi dön babam dönüyorum.

Polis geldi. Karakola gittik tabi. Karakolda (ya ben bunu anlatmamış mıyım blogda?) kafasından kanlar akan esmer, iri yapılı bir adam gördüm. Polislerin de ağzı pek gevşek arkadaş. Adam, evli bir adamın karısı ile basılmış, koca bunun kafaya indirmiş artık kazma mı, balta mı. Yaralı adam orada oturuyordu öyle ezik ezik. O zaman gözlerim pörtlemişti hayretten. Aldatan adam gördüm diye şaşırmıştım. Sonra çok karşılaştık onlardan tabi. Aldatmayan var mı bilemiyoruz.

Eh neyse. Semt karakolu küçük tabi. Alkolmetre yok. Bornova'ya gidip, alkol testi yaptırmam gerekiyor. Bir polis sol kolumu tuttu birden. Bastı bir damgayı. 
Tamam aldatan adam (ikinciydi aslında) gördüm, ilk trafik kazamı yaptım şoktayım ama en büyük travmayı o damga ile almıştım. Damganın anlamı farklıydı o vakitler. "Kız kolunda damga var, damga var". 

O zamanın cep telefonları fotoğraf çekmiyordu. Araçta da yoktu makina. Bornova'ya gidene kadar, gözüm damgada kafam eğik. Kafamda İbrahim Tatlıses türküyü söylüyor. 
Ahh yere batsın lahmacun

O gün üzerimde ince askılı bir atlet vardı. Karabağlar'daki bakışlar, karakoldaki bakışlar, karşımda kafasını kırdırmış korkunç bir adam... Kolumda damga. 
Öyle bir tiksindim ki, bir daha da askılı bir şey giymedim. Giydiysem de üzerimde hep bolero vardı. Şimdi de giysem rahatsız olurum. Ya çıkartırım ya da örterim.

Neticede konu nereden buraya geldi hiç bir gizemli, anlamlı bir sebebi yok. Kaza sonrasında dolmuşçu zaten "hiçbir şey yapamazsınız" deyip, adaletin terazisini kırmıştı. Senelerce her dolmuşun plakasına baktım, senelerce mahkemeye çıkacağım korkusu ile yaşadım. Eve zarf gelecekti falan. Hiç bir şey olmadı!!!

Ha sonrasında mahkemeye de çıktık (yok hüküm yemedim, zanlı da olmadım) konuyla alakasız. Bunu anlatmam kusura bakmayın.

Ulan başıma neler gelmiş Serhat ya. İnsan gerçekten hayret ediyor.

12 comments:

  1. :)
    ayy çok güldüm.böyle kötü anıları bile komik anlatanlar ,siz çok yaşayın .

    ReplyDelete
    Replies
    1. :)))

      Travma listemde yazacak yer kalmadı. Artık gülüyorum.

      Delete
  2. demek türküde o damga buymuş. Aydınlanma yaşadım yeminlen :)

    ReplyDelete
  3. Merhaba Ahuuuu!!
    Karakola düşenlere böyle damga vururlarmış eskiden beri.
    genelde de fahişelere vurulurmuş :)
    Ardımı kaldırayım sana bişiler hazırlıyorum.

    ReplyDelete
  4. :D acaba nedir nedir :) Ocak 3. haftaya kadar memlekete gelebilirsen seni hala kazana atabilirm :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. ehehe

      ya sen hamile misin?
      işten ayrılcan de mi o vakitte? gitme, orası güzel bir iş yeri. bana da iş bul. ben de orada çalışmak istiyorum.

      ay ne sıraladım.

      Delete
    2. evet :D
      29 haftalık oldum bile..En geç ocak sonu doğum iznine çıkıyorum

      Delete
    3. ayyy!
      ogrenen anne'deki bir yorumun üzerine sana bu soruyu sormuştum.

      çok güzel bir şey bebek. sağlıkla gelsin. cinsiyetini de söyler misin?

      Delete
  5. Ay ben bazen aile bireylerini işte durağa bırak, duraktan al, işe götür, markete git falan pijamayla çoook araba kullanıyorum. Bak şimdi ne olur ne olmaz ya, seni okuyunca..
    Bizde ailede böyle kafa var. Babam cerrrrah ya benim, yeşil yeşil önlükleri olur onların. Çok sayıda olur ve çok rahat yumuşak diye babam kullanmayacaklarını eve getirir pijama yapar, valla bak ameliyat üniformasıyla oturan, meyve soyan, öyle yatan bi baba var bende :D Neyse babam da böyle durağa git, terminalden yolcu karşıla çok yapar, polis alkol kontrolune falan durdurunca "ooo hocam pardon buyrun devam edin" falan oluyor bazen :D Velhasıl bazı şeyler genetik.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Benim babaminkileri anlatamayacak kadar utaniyorum :))

      Delete