Wednesday, February 25, 2015

Biz Lisedeyken...

Ya biraz gülsek mi artık?!
Nedir yani?!

İlk aşkımla daha yeni vedalaşmışken, aklımda hep ortaokul günlerim var. Aslında onu yazayım diyordum da, beklesin biraz daha. Zira ilişki kendi çapında bir Karışık Kaset. 4ncü 10u; 2018'i beklemeden, birbirimize sevgilerimizi ileterek vedalaştık. Bitti. Üzülmedim. 

Size eğlenceli ortaokul anılarımı anlatayım. Döver misiniz, söver misiniz artık?!

Ben sadece hazırlık sınıfı 250 kişi olan büyük bir okulda okudum ortaokulu. Sonra fakir kollejine geçtim. eheh Gülüyorum da, sevmeyince sevilmiyor işte.

Bizi nasıl bir araya getirdiler bilemiyorum ama ortaokulda biz ne piçtik. Hatta karikatürdeki gibi bir giriş yapıyım:
Sınıfın bedenen en zayıflarını askıya asalardı pantol braketlerinden. O kaçınılmazdı. 

Tavanda ayak izimiz çıksın diye birbirimizi tavana ellerimizle atıyorduk. Kızlar için bu tabi sorun oluyordu. Ben de evden iskoç araba ve diz battaniyesi götürdüm bir gün. Kızlar okulun uzun kollu süveterlerini dizlerinin üzerinden bağlayıp, hophopa katıldılar. Ama bizimkilere güven olmaz. Kaç kere kaç kişi attıktan sonra tutmadılar bildiğim için ben sadece 2-3 kere çıktım o battaniye üzerine. 
Bir defasında da, birisinin ayağı çarptı. Atatürk tablosunu kırmıştık. "Disipline yollucaz hepinizi" dediler. Aptal kızlar ağladılar. O kızlar hala değişmemişler, hala aptallar.
Ama kimse kimseyi satmadı! Bondajjj!

Otururken sıraya ayak, kalemtıraş vs koymalar, derste şişeye işeyip, o şişeyi elden ele değiştirmeler, daha da pislik hareketler, salı günlerine özel kudurmalar (zira o gün 8 ders yapıyorduk; son dersler resim ve din idi), koridorda bağdaş kurup, mendil açıp para toplamalar.. o dönemlerde hepimizde vardı okulda.

Bir de daha önce anlatmıştım. Zengin piçlerinin hastalığı olan hırsızlık bir moda gibi yayılmıştı bizde. Herkes h.sonu nereden ne çaldığını gösteriyordu. Bunun için hala çok üzgünüm o tokacı amca umarım beni affeder. Çok pişmanım.

Ben ekstra, yan sınıfta yukarıda gönderme yaptığım ilk aşkım okuduğu için <3, o güvensiz alüminum pencerelere tutunup, kendimi dışarı salıp, sınıfın içine Emre'ye bakıyordum. Şimdi kalk camı sil desen silmem işte. 

Öyle bir bakıyormuşum ki, bir cuma çıkışı törende Müdür benden söz etti; "Birkaç öğrenci böyle böyle sarkıyormuş. Pencerelerden sarkmayın. Çok tehlikeli" lafı banaydı! Kulaklarıma kadar kızardığımı hatırlıyorum. Edep bilirdim eskiden de. Sadece tehlike farkındalığı zamanla gelişiyor.

Ama en kötüsü; biz ekstra, sanırım 5nci kattan, aşağıya soda şişesi atıyorduk. Sınıfın tam altında kantin giriş-çıkışı vardı. Ben mi küçüktüm, o kantin mi kapalı otopark gibiydi hatırlamıyorum. Dolayısı ile orası hareketli bir alandı. Hedef de belirliyorduk.
Tıpkı bir Şovtivi gibi sınıfın yerini de kabaca işaretledim. 
O mesafeden hedef seçip, aşağı şişe atıp, patlayıp dağılınca gülmeyi ancak ruh hastaları yapabilir. Dolayısı ile evet, biz o....pu çocuğuyduk.
Tükürsek vakit yetişmiyordu, ondan eminim.
Bu işi kiminle yapıyordum, neden ruh hastası oldum, ne zaman düzeldim?!?! bilemiyorum.

Ama yine özür dilerim. İyi ki, kimseyi kör, sakat bırakmadık. Çok da rahat bırakırdık. Buna da çok pişmanım.

Sonra zaten okul değiştirdim. O okul da lanetliymiş arkadaş. 2 kişi öldü. Ahahah
Biri beni terapiye alsın! 

16 comments:

  1. Yav bi sorsaydınız, tavanda ayak izi bırakmak için birbirinizi atmaya ne gerek vardı, çıkarıp ayakkabıyı atacaktınız. Öğretmen olduğum için bilirim bunun püf noktasını, az bağırmadım sınıfta: "Kimin nal izleri onlarrrrrr?"

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ehehehe
      Ama biz hayallerimizin peşinde koşuyorduk :)

      Bir de öğretmen gözünden dinlesek bu ergenlik coşkusunu. Olmaz mı?

      Delete
    2. genellikle hoşgörülüydüm ama bazen çıldırdığım vakidir. Yaramazlığa evet, saygısızlığa hayır şeklinde bir tarz seçmiştim efenim. Bir gün koridorda nöbette iken oğlanın biri gelip şöyle dedi bana: "Hocam Ali'ye bir şey diyin" "Ne diyeyim ne, yaptı?" "G.tüme pandik attı". Bir başka gün derse girdim, kızın biri iki gözü iki çeşme, "Ne oldu?" "Ahmet bana çok fena bişi dedi", Ahmet sınıfın en haylazı. "Ne dedin Ahmet?" (ben saf hoca). "A.ına goyiiim dedim örtmenim". Bunlar meslek lisesinin gülleri idi, oh yav iyi ki emekli olmuşum :)

      Delete
    3. ahahahaha

      peki lakabınız neymiş?
      öğrenebildiniz mi?

      Delete
    4. Kulağıma gelen bir lakap duymadım hiç, arkamdan takıldıysa haberim yok, genellikle severlerdi beni. Keşke taksalardı ve duysaydım, eğlenceli olurdu :) Okulun meslek lisesi olmasından kaynaklı bir eğitimsizlik, bir doğal hal vardı. Mecburen gülüp geçiyordum. Ama emin ol ki okuması olmayan ve dört işlem yapamayan öğrenciler mevcuttu lise son sınıfta. Neyse buluşunca anlatırım başka maceralar :)

      Delete
    5. O zaman sevilen bir "hoca" imişsiniz :))
      Şaşırmadım. Sevmediklerimize lakap takardık. Kemikkıran mesela yaygındır.

      Oleys!
      Havalar ısınsın da buluşalım!

      Benim de burslu olarak özel okul ve Bilkent'ten mezun olup, ingilizce öğretmenliği yapan ve fakat ingilizce yazamayan, belki de konuşamayan arkadaşım var.
      Türkçeyi bilmemelerini de kabullenebilmiş değilim.

      Delete
  2. Tavanda ayak izi bırakma faciası lisede de vardı. Daha dogrusu lisedekiler daha bir fenaydı, ortaokul o kadar degildi. Kaç kere floresan lambalar basketbol topuyla kırıldı sayamıyorum. Bir keresinde de laboratuvar yanıyordu az kalsın. Nereye gitsem okulun en yaramaz sınıfına düşüyorum. :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Benim lise hayatım daha sakindi.
      Minicik bir okuldu zaten.
      İntihar etmek daha viraldi bizim lisede hehee

      Demek yaramazlık sende de var!

      Delete
  3. bu ay lisemin önünden defalarca geçmek zorunda kaldım, ne garip bir duyguydu, hayal gibi... sessiz bir öğrenciydim, aynı sınıfta olsaydık köşe bucak kaçardım senden, ama şimdi seni görebilmek için can atıyorum...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben seninle yine arkadas olurdum ama :)))

      Delete
  4. Valla baya kuduruk bir sınıfmış:) Lisede yaptıklarımızı düşününce, araya da bu kadar zaman girince bazen niye yapmışız ki dediğimiz çok şey oluyor, bazen de iyi ki yapmışız diyoruz. Güzel anı olarak kaldı, eski arkadaşlarla bir araya gelince yaptığımız şapşallıklara gülüyoruz:) Yine de güzel ve saf günlerdi diye düşünüyorum

    ReplyDelete
    Replies
    1. En guzel yillarimdandi. Emre haric hepsi benim kardesim gibidir. Hala cok severim hepsini.

      Delete
  5. Koptum yaaa :) Ogrenci olmak ne guzel, dert yok dusunme yok.. Simdi yap deseler aaa cevre ve insan sagligi, ooo yazik temizleyecek emekciye, vaaay biyerime bisi olur, ayy disiplinle hayatim gelecegim kayar dersin. Ah gencliiiik (ne dedim be ben, yaslandik hemsireeeee)

    ReplyDelete
  6. Yaşlanmasak ben böyle regresyon yapar mıyım hemşireeee!

    ReplyDelete