Tuesday, February 17, 2015

Oyku | Leylak Hanim Icin

Madem ortada bir kafa tutma, meydan okuma vaaar, Sevgili Leylak Hanim'a ben de bi'kac paragraf hazirladim!

Oykuleri bazan beni yarim biraktiklari icin sevmiyorum. Ancak Amerikan Edebiyati'nda kafamdan silemedigim birkac oyku bulunmaktadir. Ben edebiyatciyim herkes bilsin yaneaa!

Rahmetli arkadasimla birlikte birkac genc kiz olarak 'chicky power' tekrarladigimiz bir replik vardir mesela, Katherine Anne Porter'in oykusu 'The Jilting of Granny Weatherall'da gecer. Turkcesi yok, ben de ceviremem bu surede.
Faulkner'in Emily'si buraya.

Ama degisikli baska bir hikaye var. Onunla kafa tutuyorum. Birisi; Egemen Imre cevirmis sagolsun.
Tamami icin buraya.

27 Haziran sabahı gökyüzü bulutsuz ve güneşli, bir yaz gününün insanın içini ısıtan sıcaklığıyla dopdoluydu; çiçekler rengarenk açmış, otlarsa yemyeşildi. Köy halkı meydanda, postaneyle banka arasında, saat 10 civarında toplanmaya başlamıştı. Bazı kasabalarda o kadar çok insan vardı ki piyango iki gün sürüyordu ve daha 20 Haziran’da başlamışlardı. Ama aşağı yukarı üç yüz nüfuslu bu köyde, bütün piyango iki saatten az sürüyordu, öyle ki sabah 10’da başladıkları halde köy ahalisi öğlen yemeğinde evlerinde oluyorlardı.

Tabii ki önce çocuklar toplandı. Okullar daha yeni yaz tatiline girmişti ve özgürlük hissi çoğunda hala biraz eğreti duruyordu; bir süre sessiz sedasız bir araya geliyor, sonra patırtı gürültüyle oyunlarına dalıyorlardı. Ve hala sınıftan ve öğretmenden, kitaplardan ve yedikleri azarlardan konuşuyorlardı. Bobby Martin daha şimdiden ceplerini taşlarla doldurmuştu, diğer çocuklar da onu örnek alıp en yuvarlak ve pürüzsüz taşları toplamakta gecikmediler. Bobby ve Harry Jones ve Dickie Delacroix –köy halkının deyişiyle ‘Dellacroy’- sonunda topladıkları taşları meydanın bir köşesine bir tepecik yapıp diğer oğlanların saldırılarına karşı göz kulak olmaya başladılar. Kızlar bir kenarda durmuş kendi aralarında konuşuyor, yandan bakışlarla (omuzlarının üzerinden?) oğlanları izliyorlardı. Daha da küçüklerin kimisi toz toprağın içinde yuvarlanıp duruyordu kimisi de ağabey ve ablalarının ellerine sıkıca yapışmış haldeydi.

No comments:

Post a Comment