Wednesday, April 29, 2015

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! Sil gözyaşlarını

Silemedim.
Zırıl zırıl ağladım. Belki görmüşlerdir, belki O da görmüştür. 
Bu sefer en önde oturduk eheh

Biz, Aze ve Sokrates'in Yeğeni ile, benim seyretmek için kıvrandığım, başlıkta adı yazan oyuna gittik dün akşam.
Ben Ahmet Melih'in askeriyim!!
Böyle bir oyuncu görmedim. Siz de bence henüz görmediniz, gidiniz görünüz. 

Anlattıkları benim de içinde birebir bulunduğum anlardı. Diyor ki, "belediyenin meyve suyu arabasını patlatmışlar".
Patlattık diyorlardı üstelik patlatanlar. Ben de yemiştim bir portakalı uzatılan kasadan alıp. Sonra bir daha da meyve suyu almadım oralardan. Öncesinde alırdım, iş yerinde içerdim.

Çok ağladım. 
Gezi sonrası yalnızlığımıza ağladım en çok. O ruh tükendi sanki. Belki bu seçimlerde yeniden doğar. 

Oyun sonrasında da, Ank sokaklarını dolaştık. 
Mado'ya girmedik mesela!

Sanırsın sahil kentinde dolanıyorsun. Akşamları sokaklarda standlar kuruyorlarmış. Bir baktık, fosforlu donlar, vintaj gözlükler, deri çantalar/bileklikler, her bir şey var.

E tabi saat 22:00 olunca kapanan mekanlar da bunlara dahil. 
Neyse, az kaldı!




Tuesday, April 28, 2015

Park Güell


Buna kertenkele diyorlar ancak kendisi bir SEMENDER.
İzmir'de radyoların popüler olduğu, her bir noktada radyonun yayın yaptığı zamanlarda, bir rock radyosu vardı.
Orada Al Semender diye bir program vardı. Yapımcıları okuyorlarsa ehehe
"Helo, ay lav yu yaa!"
İlk protestomu bu radyolar kapanmasın diye yapmış, üstelik imza kampanyasına da katılmıştım.
İşte semenderin bendeki çağırışımları.

Ben semender beyi tek başına üzerine birileri çıkmamış şekilde yakaladım ama arkada bir cocuk var :/
Fotoşortum olmadığı için de, kendisini silemedim.
Zaten çalındıkları için rahmetli Çağatay bey üzülmesin diye, iyileri hiç koymuyorum ahaha, fena olmayanları da küçültüyorum.
Ha baktım Bcn'da kartpostallara falan, basmışlar renkleri. Hele o Casa Battlo, o kadar renkli değil gençler.
 Park böyle geniiiiş bir alan. At koysan koşturursun.
"Oturma grubu" hakikaten çok rahat.
Beklenmedik şekilde. Ancak sonrasında benim belim ağrıdı. Ergonomiye direncim var.


 Burada da el sallamaklar. İyi ki bir söz verdim hee.
 Sadece önü değil, arkası da rengarenk. Spirallerdir, girdaplardır, oy oy kafanı yisinler Gaudi.
 Bu da başka bir açı. Sütünların üstünde yer alıyor bu alan.
 Burada da coşkulu turist gruplarını görebilirsiniz altlı üstlü. Zamanlamam süper demiştim di mi?
15:30da girdik biz. Sonrasında coştu kalabalıklar. 


İşte Hansel ve Gratel'deki püsekvit ev.
Burası müştemilat arkadaşlar.
Diğeri de idari işler binası.
Evet, müştemilat!!!

Diğer meşhur tezekli yapıların fotoğrafı yok. 
Nasıl gideriz, ziyaret ederiz diye soranlara yardım ederim, sorun yok. Ama üşendiğim için yazmıorum. Sorana söylerim.

Monday, April 27, 2015

BCN 1

Ve anladım ki, Benjamin (fotoğraf makinası evladım) artık yaşlanmış.
Zaten lensle bağlantısında bir sorun var. Bastığımda fotoğraf çekemedim. Birkaç kere zorlamak zorunda kaldım.
Barselona'nın taşı toprağı görsel.
Gaudi zaten kıvrım ustası.
Dik açı hiç yok. Kıvrım kıvrım her şeyi.
Sokaklarda hangi evi çeksem bilemedim.
Böyle de bir evde kaldık. Onu da giderken çektiğim için başka bir yazıda göstereceğim.

Ha herkes demiş "sokaklarında kaybolun". Kaybolduk amk. Çok güzel bişi sanki kaybolmak.
Bu şehir için diyebilirim ki; gördükçe etkilendim. Kim bilir görmediğim nereleri kaldı. Her gün ayrı bir sürprizdi gerçekten.
Bir kere daha gidilir.
Ama hakkaten Akdeniz kentisin Barselona; gevşek gtünle, yemeklerinle, sahilinle Akdenizsin ve çok güzelsin.
Uçak indiğinde hala alkışlayan insanlar bilin ki, Akdenizlidir.
Deniz insanı ne bilsin uçmayı. <3 <3 <3




 Günah! Ayıp! Üzüm'ün annesi nerde?!??!

 Aslanları ayrı severim dünya üzerinde.
Dinazor mu, aslan mı derseniz; aslan.


 Kadınların alışverişten artık kolları kopmuş.
O çantayı oraya ben koymadım.
 Dünyada elimizde kalan iyi hatıralardan başka ne var ki?
Onları da öldürmek için uğraşıyoruz.
 Bu fotoğraf vesilesi ile Ankara'dan özür diliyorum.
Yani sokakta çöp ve çöp suları izleri olan tek kent bizim Başgent sanıyordum, değilmiş. Ama yarışacaksak, burası daha pisss!
 Böyle efendi bir protesto ülkede göremezsiniz.
Taşeroncular isyanda. Bu arada ses bombaları falan da patlattılar. Polisiya naptı? 
Baktı.
O kadar.
 İşte Gaudi'ye geldik. Kendisine ayrı bir yazı ayırmak istiyorum. Şimdilik Casa Mila'dan bu var. La Padrera.
Sonrası gelecek.
 Bir bina ne kadar süslü ama şık olabilir?!?!?!
 La Sagrada Familia (isp), Sagrada Familia (ing)
İşte bütün inşaatı ile böyle bir şey.
Yeni yapılanlar beyazlıkları ile ayırt edilmekteler.
 Şu bezemeler yine de benim fikrimi değiştirmedi.
Dünya üzerinde mimari olarak beni en çok etkileyen yer Divriği Ulu Camii ve Şifahanesi'dir. NOKTA.

 Bu kapıdan ayrıntı. Böceğini bile unutmadan yapmış Gaudi bey.
 Bu da içerisi. Henüz kalabalıklaşmamıştı.
Bilet saatlerini kusursuz ayarlamışım.
Tabi, bileti yanımda taşımama rağmen bulamayıp, binayı iki kere tavaf etmeme kaç puan?!
 Oh Cisıs.
 Bunlar da detaylar. Bunları tüm inşaatı ve çirkinliği ile size göstereceğim. Zaten her türlü fotoğraf mevcut internette. Biraz da böylesini görün.
Brutal Facts!
Acıtan gerçekler ekranınızda!

 Kuleye de çıktık tabi. 
Kıvrımlar kıvrımlarrr..
 Buradaki kafa ve Bcn'da her yerde fotoğraflarımı bozan mavi tişörtlü beylere buradan ancak tükürebilirim. Orada yapamadım.
Zaten benim melekelerimi kullanılmayınca kaybetme özelliğim var. İşte Ank beni böyle yavanlaştırdı!
Piskent.

 Dini bir eser olduğu için, dalga geçmiyorum. Geçemiyorum. 
 Cisıs.
İşte ışık, işte aydınlatma. 
Ne demiş Gaudi bey?
"Işık ne fazla, ne de az olmalıdır. Çünkü her iki durumda da insanı kör eder"

Dahası gelecek ama ilk iş günü malum.

Sevgiler,

J,
Ankara,
Nisan 27, 2015

Saturday, April 25, 2015

Ola

Bulamadim ancak blogda bir yerde bu sene size Barselona'dan el sallayacagimi soylemistim.
Sozumu tutuyorum!
Ola!

Tuesday, April 14, 2015

Spiridonov

Ouuv tüylerim diken diken, heyecandan.

Werdnig-Hoffmann hastalığına sahip Valery Spiridonov ilk beden transplantasyonu için gönüllü oldu!!!

Biz kadavralara don giydirirken, adamların üzerinde çalıştıkları konuya gel! Oha, süpers! diyorum.

Detayları yüzeysel olarak internette makaleler arasında mevcut. İlk 1970 senesinde Robert White bir maymunun kafasını başkasına ekmiş. Omurilik kısa gelince, maymun felç kalmış.

Ama Sergio Canavero bu konuda ısrarlı. 

Spiridonov da, istekli, başka çaresi olmadığını düşünüyor. 

Düşünsenize, kafayı kesecekler, hücreler oksijensizlikten ölmesin diye soğutacaklar, sürekli polietilen glikol enjekte edecekler, omurilik dikildikten sonra da zarar gördüğü için 12 ay boyunca fizyoterapi görecek.

Bir yandan dikilen uzuvları reddedip, çıkarttıran insanlar var.

Her şey bir yana, doku uyumu?? Doku uyumu yüzünden, yüz transplantasyonu başarısız olan kişi!
Ben gerçekten merak ediyorum.

Umarım gerçek zamanlı bir belgeseli olur da izleriz. uu yeah!!




Monday, April 6, 2015

Deve Cüce Deve Cüce Deve

Hayatimda yeterince dert yokmus gibi, aslinda kamburlarimdan deve halde iken, 'e hadi bir alisveris yapiim, mutlu olayim, gelsin mutluluk hormonlari' dedim ve pantol baktim kendime.

Giydim ve aynaya baktim da, sunlari dusundum: (bazan dusunuyorum ben)
1- bu soyunma odalarinin aydinlatmalari cok boktan. Ciplak guzel gorundugumuzu dusunup, kiyafet almayacagimizdan mi korkuyorlar acaba?
2- ay boyum kisa mi lan benim?

Yaaaa. 
Ciktim, pantol ardima buyuk geldi. Beli zaten hep bol. Onunde de, bir erkege yakisacak potluk oluyor. Bosuna erkek olucam demiyom ben! Neyse, kucuk beden (36) bile bol gelince, bosverdim. Benden degil bence, kaliptan. Kacti guzelim pudra renk pantol.

Eh ciktim da, etraftaki insanlara bakmaya basladim. Ben daha uzunum! Evet, daha uzunum diye karsilastirmalar, 'Hong Kong'dayken iyiydi bee' diye dusunmeler.

Boyum, 1.67m. Birlesik Devletlerce 5.479 ft.
Dogan gorunumlu Sahin misali, 1.72 senin boyun diyip, benimle bu konuda iddiaya girenler oldu. Cok ekmek yedim valla. Bir insanla bu konuda neden iddiaya girilir ki?  Beni mi mutlu etmeye calistilar domuzlugumdan hediye vermekten ürkünce?

Konuya donelim; 
Bugun yoktu mesela bu duygu. Bugun Kizilay'da boy olcusmedim kimseyle. Heehhegrhegrhefe

Cok uzun boylu olup da surekli burnuma ellemek de istemezdim zaten. Cok uzun boylu bir arkadas vardi, cocugun gozlerini hatirlamiyorum, safi iki killi delik! Asasasadasada
Annem 'it kopuk bunlar' derdi o gruba.

Hala bunu ciddiye alip, dolap bekleyen alti bile pislenmemis, heveslenup aldigim yuksek topuklularimi giymedim.
Kurumsalliktan kirilip, mecbur kalmadikca da giymicem.

Ama lutfen bana asagidakini yapmayin, olur mu?
Türkçe meali: Kisa boylularla nasil konusulur
Evet 
Hayir




Saturday, April 4, 2015

Kork Abrilin Besinden Öküzü Ayirir Esinden

Helo Angara, tell me how ya doin'!

Meger bu soz eski bir sozmus. Yani aslinda dunyanin sonu degilmis. Kanli ay tutulmasi ile de bir ilgisi yokmus.
Sakin olun.