Wednesday, April 29, 2015

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! Sil gözyaşlarını

Silemedim.
Zırıl zırıl ağladım. Belki görmüşlerdir, belki O da görmüştür. 
Bu sefer en önde oturduk eheh

Biz, Aze ve Sokrates'in Yeğeni ile, benim seyretmek için kıvrandığım, başlıkta adı yazan oyuna gittik dün akşam.
Ben Ahmet Melih'in askeriyim!!
Böyle bir oyuncu görmedim. Siz de bence henüz görmediniz, gidiniz görünüz. 

Anlattıkları benim de içinde birebir bulunduğum anlardı. Diyor ki, "belediyenin meyve suyu arabasını patlatmışlar".
Patlattık diyorlardı üstelik patlatanlar. Ben de yemiştim bir portakalı uzatılan kasadan alıp. Sonra bir daha da meyve suyu almadım oralardan. Öncesinde alırdım, iş yerinde içerdim.

Çok ağladım. 
Gezi sonrası yalnızlığımıza ağladım en çok. O ruh tükendi sanki. Belki bu seçimlerde yeniden doğar. 

Oyun sonrasında da, Ank sokaklarını dolaştık. 
Mado'ya girmedik mesela!

Sanırsın sahil kentinde dolanıyorsun. Akşamları sokaklarda standlar kuruyorlarmış. Bir baktık, fosforlu donlar, vintaj gözlükler, deri çantalar/bileklikler, her bir şey var.

E tabi saat 22:00 olunca kapanan mekanlar da bunlara dahil. 
Neyse, az kaldı!




9 comments:

  1. 22'de kapanan mekan, cennet... Burada 8'den sonra açık kapı bulamazsın, caddeler bile bomboş, boşuna demiyorum bazen evde çiçeğin birinden yaprak düşüyor da sesini duyuyorum diye..
    Tiyatroya çok oldu gitmeyeli, çok merak ettim bu oyunu şimdi.....

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ah ah, Lünen'de ilk gun pazardi ve ac kalmistim 18:00de :)

      Bu gencin her oyununa gitmek lazim. Bir daha gelirsen, denk gelse.. (Senin icin iki nokta, uc degil)

      Delete
  2. Mekânlar 22'de kapanıyor olabilir ama Ankara'da havalar daha yeni ısınıyor. Ben mayıstan umutluyum umutlu olmasına, son metronun saati 23 olduktan sonra her yer sabaha kadar açık olsa ne yazar. :))
    Sevgiler...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ankara'da mekan olsa kaç yazar? :))))

      Neyse, bugün şikayet rejimine başlayacaktım. Bu şikayet sayılmaz, bir gerçek. Değil mi?

      Delete
  3. gezi ruhu kalmadı mı? Kalmış olsun tutunacak tek şey o:(

    ReplyDelete
    Replies
    1. Oyunu seyretsen ne güzel olur. Bir de Sokrates'in Yeğeni oyunu çok güzel yazmış blogunda.
      Benim yazdığım çok yüzeysel. Onun yazısını okuyunca daha iyi anlarsın.

      Delete
  4. Bir ara bir kağıt, mendil hışırtıları geliyordu, baktım ama anlamamışım hehe:-) Etkileyici bir oyunculuk gösterisiydi. Güzel bir yaz akşamıydı. Hoş bir sohbetti. İnsan hayatta daha ne ister:-))
    Tekrarlamak dileği ile...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Silmeyince böğrüme kadar akınca silmek zorunda kaldım. ehehe
      Farabi'yi mesken tutarız. Yaparız.

      Delete