Monday, April 27, 2015

BCN 1

Ve anladım ki, Benjamin (fotoğraf makinası evladım) artık yaşlanmış.
Zaten lensle bağlantısında bir sorun var. Bastığımda fotoğraf çekemedim. Birkaç kere zorlamak zorunda kaldım.
Barselona'nın taşı toprağı görsel.
Gaudi zaten kıvrım ustası.
Dik açı hiç yok. Kıvrım kıvrım her şeyi.
Sokaklarda hangi evi çeksem bilemedim.
Böyle de bir evde kaldık. Onu da giderken çektiğim için başka bir yazıda göstereceğim.

Ha herkes demiş "sokaklarında kaybolun". Kaybolduk amk. Çok güzel bişi sanki kaybolmak.
Bu şehir için diyebilirim ki; gördükçe etkilendim. Kim bilir görmediğim nereleri kaldı. Her gün ayrı bir sürprizdi gerçekten.
Bir kere daha gidilir.
Ama hakkaten Akdeniz kentisin Barselona; gevşek gtünle, yemeklerinle, sahilinle Akdenizsin ve çok güzelsin.
Uçak indiğinde hala alkışlayan insanlar bilin ki, Akdenizlidir.
Deniz insanı ne bilsin uçmayı. <3 <3 <3




 Günah! Ayıp! Üzüm'ün annesi nerde?!??!

 Aslanları ayrı severim dünya üzerinde.
Dinazor mu, aslan mı derseniz; aslan.


 Kadınların alışverişten artık kolları kopmuş.
O çantayı oraya ben koymadım.
 Dünyada elimizde kalan iyi hatıralardan başka ne var ki?
Onları da öldürmek için uğraşıyoruz.
 Bu fotoğraf vesilesi ile Ankara'dan özür diliyorum.
Yani sokakta çöp ve çöp suları izleri olan tek kent bizim Başgent sanıyordum, değilmiş. Ama yarışacaksak, burası daha pisss!
 Böyle efendi bir protesto ülkede göremezsiniz.
Taşeroncular isyanda. Bu arada ses bombaları falan da patlattılar. Polisiya naptı? 
Baktı.
O kadar.
 İşte Gaudi'ye geldik. Kendisine ayrı bir yazı ayırmak istiyorum. Şimdilik Casa Mila'dan bu var. La Padrera.
Sonrası gelecek.
 Bir bina ne kadar süslü ama şık olabilir?!?!?!
 La Sagrada Familia (isp), Sagrada Familia (ing)
İşte bütün inşaatı ile böyle bir şey.
Yeni yapılanlar beyazlıkları ile ayırt edilmekteler.
 Şu bezemeler yine de benim fikrimi değiştirmedi.
Dünya üzerinde mimari olarak beni en çok etkileyen yer Divriği Ulu Camii ve Şifahanesi'dir. NOKTA.

 Bu kapıdan ayrıntı. Böceğini bile unutmadan yapmış Gaudi bey.
 Bu da içerisi. Henüz kalabalıklaşmamıştı.
Bilet saatlerini kusursuz ayarlamışım.
Tabi, bileti yanımda taşımama rağmen bulamayıp, binayı iki kere tavaf etmeme kaç puan?!
 Oh Cisıs.
 Bunlar da detaylar. Bunları tüm inşaatı ve çirkinliği ile size göstereceğim. Zaten her türlü fotoğraf mevcut internette. Biraz da böylesini görün.
Brutal Facts!
Acıtan gerçekler ekranınızda!

 Kuleye de çıktık tabi. 
Kıvrımlar kıvrımlarrr..
 Buradaki kafa ve Bcn'da her yerde fotoğraflarımı bozan mavi tişörtlü beylere buradan ancak tükürebilirim. Orada yapamadım.
Zaten benim melekelerimi kullanılmayınca kaybetme özelliğim var. İşte Ank beni böyle yavanlaştırdı!
Piskent.

 Dini bir eser olduğu için, dalga geçmiyorum. Geçemiyorum. 
 Cisıs.
İşte ışık, işte aydınlatma. 
Ne demiş Gaudi bey?
"Işık ne fazla, ne de az olmalıdır. Çünkü her iki durumda da insanı kör eder"

Dahası gelecek ama ilk iş günü malum.

Sevgiler,

J,
Ankara,
Nisan 27, 2015

6 comments:

  1. İlk yurtdışı göz ağrımdır Barcelona! Sene sanırım 1999'du :-) Belki de biraz da bu yüzden bayıldığım bir şehirdir. Üstüne bir de çok şanslıydım, beni 5-6 Katalan Barcelonalı gezdirmişti.
    Fotoğrafladığın yerlerin bazılarını hatırlıyorum. Çok keyifli, çok renkli, kıpır kıpır bir kent hatırlıyorum. Hala da öyleymiş.. İyi yapmışsın..
    Biliyor musun Gauidi, bir araba kazasında vefat ediyor. Üzerinde hiç kimlik yokmuş. Tesadüf bir öğrencisi hastaneye götürüyor ve tanıdığını söylüyor. Mezarı da Kutsal Aile kilisesindedir. Yani, La Sagra da Familia! 'da..

    Sevgiler,

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de gezdirecek birini buldum da feyk attı sonra. SF'da cocuklara rehberlik ediyordu. Fırsatı olmadı arkadaşın.

      Gaudi kim olduğunu söylememiş ve özel bir muamele görmemiş. Ondan ölmüş diyorlar. Tramway çarpmış sanırım.
      Esas beni şey etkiledi; SF'yı Bcn'daki en yüksek dağdan yüksek yapmaması. Tanrı'dan üstün değiliz diye.
      Orada yaşamış, odasının fotoğraflarını gördüm Casa Mila'da.
      Adam her şeyi bırakıp kendini buna adamış.
      "Benim müşterim Tanrı" demiş falan.
      Değişik ama lolipop severliğini çözemedim :)))

      Delete
  2. Evet, Tanrı'ya bağlılığı müthiş ama bu muhteşem binalar yapmasına, estetik anlayışına engel olmamış. Casa Mila'nın çatısındaki cam kırıklarından, özellikle bizim eski yeşiş şişe dediğimiz camların kırıklarından yaptığı çatı-baca şekilleri çok dikkatimi çekmişti benimde. Bir de Park Gauidi vardı, hansel gratelevleri gibi evleri vardı, insanın yiyesi geliyordu pasta gibi Ben de onlara bayılmıştım. Tekrar gidilir evet..

    ReplyDelete
    Replies
    1. :)
      Tanrı'ya bağlanınca hiçbir iş yapmamak güncel İslam'da var sanırım.

      Cam kırıklarını çektim!!
      Ayrıca tam da Park Güell'i yüklemeye gelmiştim.

      Delete
  3. Ohhh gitmiş gibi oldum harikasın.. Ben de SLR'ımı ne zamandır kullanmadığımı fark ettim yahu :( Hatta bu instagram meselesi sanki diğer kameraları da cortlatacak yakında :/ İçime Kawaii mi kaçtı nedir ama en çok da o good memories never die'ı sevdim nedense :P

    ReplyDelete
    Replies
    1. Teşekkür ederim.
      Sen zaten gitmişsindir :))

      emdr diyorum :))

      Delete