Wednesday, August 26, 2015

Haftalık Rapor | 16

Bir vakittir, evdeki kanser hastamız nedeniyle tvden uzaktım. Akşam Hopa'daki babanın feryatleri ile ağladım.

Double penteration oldu, değil mi? Güneş kremsiz dışarı çıkmaın. Güneşlenmek için, şu siteyi kullanın: woto.com/gunes

Ankara epeydir serin. Giderayak kendini bu şekilde sevdirmesini kınıyorum. 
Eh ben de pantol, gömlek giydim. Sabah bir erkek arkadaş kapıda bana "naber yakışıklı?" dedi. Haykırarak güldüm.

Bugün Gökçe'nin ölüm yıldönümüymüş. 

Lisedeki ölümde tarihleri asla unutmayacağımı söylemiştim kendime. Birçoğununkini hatırlamıyorum. Bir tek babamınki, o da yeni diye herhalde. 

Çeşitli rakamlarda benden küçük sevgililerimin üçünün de bana "yavru" diye sesleniyor olmasını artık kabullendim. Ben bir yavruyum. 

Geçen gün bayılarak takip ettiğim bir alışveriş sitesinde, kadevesiz 250 dolarese küllük görünce, gittim 6 liraya aynısının Türk yapımını aldım.
Zaten balkonda antika küllüğümü kullanıyorlardı. Bununla kül de uçuşmaz, antikamı da alır bir yerlerime sokarım. Çünkü antika kullanılmaz. Çünkü iyi bir günde giyerim diye sakladığımız donlarımız gibi, antikaları da kenarda tutmalıyız. Kullanmamalıyız. Bakır renk çok güzel.

Bir ara sosyallikten ölmüştüm. Her gün yeni biri ile tanışmak, networking.
Şimdi o ölü halimle insanlardan uzaklaşma dönemindeyim.

Bir akşam Ank'da, ertesi akşam İst'da meyhanelerdeydim. 
Ank'da eğlendiğim kadar hiçbir yerde eğlenmedim sanırım. 

İst'da sokakta bir kadın "bu ülkede her gün birileri ölüyor" diye bağırdığında, biz de geçen sene bugün ölmüş arkadaşımızı anıyorduk. 

Beni tanıyanlar erken uyuduğumu bilir. Ama ben artık en iyi ihtimal 23:30dan önce uyumuyordum. Üstelik saatlerce de telefonda konuşuyorum. Dün 21:30dan sonra yataktaydım. 

Bana 13 Ağustos'ta verilen bir işi unutmuşum. Sabah hatırlattı. Layıkıyla ama posta posta yaptım. Ağırlığı hala böğrümde.

Kendimle baş başa kalmak, plansız, stressiz, sınavsız, teslim tarihsiz, şarjsız, sunumsuz, çocuksuz, seyahatsiz, trensiz, konuşmasız, bekleyen işlersiz bir vakit geçirmek, mal mal etrafıma bakmak istiyorum. 

İzmir'de midye-bira için Kordon'da buluşalım.

o_o


8 comments:

  1. Replies
    1. hepsi gerçek!!
      sizin şu biralar 2 ay sonra devrilseydi, başında içerdik :)
      1 ay daha.

      Delete
    2. dükkan senin J. Haber edersen gelirim :) benim adres belli :P

      Delete
    3. Bir sabah ansızın gelebilirim :P

      Delete
  2. İzmir de midye-bira için buluşabilmeyi ne kadar isterdim şu an. Deniz yoksa deniz ürünü de yok, bunu anladım!
    Bakır rengine ben de bayılırım. Çok tuhaf günleri değil de yılları unutuyorum. Sanırım kabullenemiyorum. Babamın ölüm tarihi dahil. Hatta dedemin...
    Ben medyadan gördüğüm ölümlere ağlamaktan ziyade dişlerimi sıktığımı farkediyorum artık...

    Sevgiler,

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ama Aze ya hiçbir yere gelmiyorsun!!!

      Ülke bir hastalık halini aldı. Dibe vurdukça güzel günlere yaklaşacağız. Birkaç yıl daha ve sonra dünya çok güzel bir yer olacak.

      Delete
  3. bence cümleten ölmeden iyi günlere kavuşulamayacak. memleket cehennemimsi bir yer halini aldı. ee ne zaman geliyorsun izmire ne zaman tanışıyoruz yüz yüze?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Savaşacağız elbet. Kolay olmayacak.

      Herhalde yerleşme alışma süresi vs, Ekim gibi buluşuruz :)

      Delete