Tuesday, October 13, 2015

Kuladokya

Katakekaumene veya Yanık Ülke veya Yanık Yöre veya Yanık Miras.
Ege'ye gelirken işte bu yanardağın yanından geçiyordum hep. Bir gün bir arkadaş, "o volkan" dedi, birlikte gidiyorduk. Sonra internetten baktım ettim, bir de öğrendim ki, ülkenin ilk jeoparkı buradaymış! Oha!!
Belediyeyi aradım. Neresi giriş, nasıl yapılır, ne edilir diye sordum. 24 kişiden az olmaz dedi adam. Sonra kuyruğumu kıstım ben 24 kişi nerden bulcam?
Yine de o vakit rehber olarak iletişim kurabileceğimi söylediği kişinin numarasını almıştım. Sene 2013.
Son Ank yolculuğumu arabamda bir jeologla paylaşınca, "olm nasıl bilmezsin" dedim ve bayram dönüşü gidelim dedik.
Gittik. NİHAYET!!!
24 kişi olmadık ama önce 14tük. Sonra herkes caydı tabi. Şoför dahil 7 kişiydik ve çok güzel geçti!!
Yanımızda jeolog olunca rehber vermediler ama harita verdiler <3
İlk girişi biz Peri Bacaları'ndan yaptık. Diğer adı ile Kuladokya.
Ama hatırlarsanız, Afyon Seydiler daha güzeldi bu açıdan. Buranın da fotoğraflarını çekmiştim. Ek bilgi, Ferhat bazan gece 12de iyi geceler smsi atıyor. Ergenin hayalinde kaldım, biri beni kurtarsın!

Neyse, buradaki formasyonun adı seçici aşınma :)
 İşte o bacalar! 


 Dramatiş!
Tabi bu dramayı, "işte bunlar hep düdük" diye mahvetmiş, bildiğim tüm jeolojik terimleri sıralayıp, saçmalayıp gülmüş olabilirim. Ama yalnız değildim.
Bir de bunu İtalyanca yapıyoruz. Elimizi bir İtalyan gibi kapatıp, "bene risotto" diyoruz. Sonra da kahkaha atıyoruz.
Neşeye ihtiyacımız var.

Yukarıdaki yatay bazalt sütunları. En güzeli Karadeniz'de. Daha da kötüsü ben bunun altında çalıştım da ortam müsait olmadığı için fotoğraf çekememiştim Giresun'da. Hala üzülürüm.
 Jeoparkta önemli yerlere gidişi böyle ayırıyorlar. Görünce girin :)
 O halatlı yolun sonu bu Bazalt sütünlarına çıkıyor.
 Ben kendimi burada ölçek yaptım.
 Taşta açan çiçek. 
 Sütunların genişliğine dair lekeli bir fotoğraf.
 Lavların yan kesiti.
 Jeotermal kaynak. Ben orada burada fotoğraf çekerken, verdiğim plastik bardaktan herkes suyun tadına bakmıştı. Al dediler. Aldım. Öyk. Ilık su!
Belki de biraz önce geçtiğimiz kaplıcalardan geliyordu, bilemedik. Birisinin krili bedeninin suyunu içmiş olabiliriz.
Ayrıca Kula Maden Suları fabrikası da bu 300km2lik alan içinde.


 Böyle de güçlü bir kahramanım ben.
İçi bu lavların boş olduğu için hafif ve üzerinde yürürken takır tukur ses çıkarıyorlar. 
 Bu köprü şöyle özel, bir ayağı lavların tarafında, diğeri sedimenter bildiğimiz toprak diyim.
 Burada da lavların üzerinde düşmemeye çalışırken. Özellikle sarı giydim, siyah lavların üzerinde kontrast yapmak için. Harika birkaç fotoğrafım var ama onları buraya koyacak değilim <3
 Sonra jeoparktan çıkıp Kula'ya girdik. Yanlış girmişiz. Aracımız da büyük. Servis kiralamıştık. Şoför amca süperdi. Amca aracı geri götürecekken ben indim, fotoğraf çekiyorum. Arkadan biri yanaşıp "bizi de çek" dedi. Ya üff çakıcam şimdi ağzına diycektim ki :D yukarıdakilerle karşılaştım. Plaka İzmir olunca, sorular sorular. Telefonunu verdi. "Benim aracımı da kiralayın ben Iğdır'a gittim bununla" dedi. Tamam dedim. Email adresi vermediler ama akşam sms atıpi isteyeceğim.
 Buradan kurtulup esas hedefe kitlendik. Yanardağ!
İki tane büyük var, diğerleri küçük.
 Aşağıdaki büyüklerin küçüğü. Küçük Divlit.
 Şu taşların üzerine tüneyip, peynir, ton balığı, ekmek yedik. Muhteşem bir yemekti! Birer somun Akhisar ekmeği yedik. Ayağım kadar!!
 Bu da, volkanit kraterlerinden biri. Püskürmüş de püskürmüş.
 Şimdi aynı fotoğrafın sağında krater konisine inmek isteyen İtalyan kankamı göreceksiniz. Size fikir versin. İşte bu da köpürmüş de köpürmüş. bunun akıttıkları da aşağıda.
 İşte lav denizi!! <3 Google Earth'ten bakınca simsiyah görüyorsunuz. Sanki evlerin arasından akmış gitmiş gibi. Ama tabi lavlardan kalan boşluklara gecekonduları dikmişler. Acayip etkileniyor insan. 
Bazıları, akıllı olanlar lavların üzerine dikmiş binayı.
Ve azim ettik de Küçük Divlit'in krater ağzına çıktık. Pabucumun rengini ve boyutunu görüyorsunuz.
Muhteşemdi!!
Çok güzel bir gezi oldu. 

Oraya çıktık da, inmesi zor oldu, kaya kaya. Ama neyse ki iri arkadaşlarım var. 

Daha fazlası için:
Atlas Dergisi
WikiPedi
Unesco

6 comments:

  1. Benim de yanından geçtiğim, deli gibi merak ettiğim ve gitmediğim bir yerdi. Teşekkür ederim, gezmiş kadar oldum :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ulkede her sey var ama insan yok :((

      Delete
  2. Ne ilginç! Hiç bilmezdim böyle yerler olduğunu. Süper yazı olmuş, heyacanın hissediliyor.

    ReplyDelete