Sunday, November 29, 2015

Bolum 3

Anlasilan hicbir sey olmamis o gece.
Eheh
Uykusuzluguma yanayim, onlar da endiselerime.

Hayatim boyle kurgu zaten.

Dun arabayi otoyikamaya verdim. Zira artik bir guvercin kafesi gibiydi, mobil. Yikamaci binanin bodrumunda. Oglen almaya gittim. Kafes oldugu gibi duruyor. Ilk gelen de bendim. Noldu diye sorunca, 'sizin araba calismiyor' dedi. Ehehe debriyaja mi basmadiniz dedim.
Sonra anahtari alip arabanin kapisini actim, bas bas bagiriyor!
Eybaaa!
Debriyaj tas kesmis, dortluler yaniyor ve o korna sesi.
Ciktim aractan. Kendi kendine sustu.
Telefon zindanda cekmiyor tabi. Ben sasi numarasina bakmaya zindana girip cikana kadar telefon baglantisi koptu.
Ben de anahtari iade edip, arac yardimi arayip gelicem dedim.
Ve anahtar calisti ve araba calisti!
Ohh yeah!
Sihirli dokunuslar ve dedim ki, benim arabalarimin ruhu var. Bensiz guvenmedi bu adamlara!
Arabayi yikamaya biraktim ve 2 saat sonra telefon geldi. Sizin araba yine ayni seyi yapiyor! Ahahha
Sanki kresten ariyorlar ve ben de veliyim!
Telefon gorusmemi yaptim ve sorunu cozdum. Arabada denedim ve cikardim zindandan.
Kumandanin pili bitmis meger.

Sonra da bugun fark ettim ki, arabadaki kristalimi almislar yikamacilar. Belki baska seyleri de almislardir ama calindigini dusundugum anahtarligim ortaya cikmisti.
Belki kristalim de cikar.

Ya boyle iste.

Yine gecen gun camdan bakarken, kagit toplayici ve iki kopegi dikkatimi cekti. Bir adam yonunu degistirip adama bir seyler verdi. Adam da copten birkac kagit cikarip okumaya basladi.
Iste o zaman da hikaye yazdim, iste ajanmis da, mitmis de, hirsizmis da vs.
Ama daha fazla seyredemedim, zaten kopekler de bunalmisti artik o copun basinda 10 dk kadar beklemekten.
Ben camdan ayrildim.

Ya iste boyle hayat oyku, roman falan.
Artik senenin de sonuna geldik.
Sene sonu yazimi bile hazirladim kafamda. Etiketi bomb*k olucak.
Sevgiler,
J

Tuesday, November 24, 2015

Bölüm 2

Bölüm 1'den kalanı yazayım önce.
Sabaha karşı uyuduğum sürede, rüyamda eve girmiştim. Ortalıkta hiç bir iz görünmüyordu. Benim odamın üstündeki odaya gidene kadar. Etrafa bakıyorum, hiç bir girişim ibaresi yok. Tam odadan çıkarken, çekmecelerin açık olduğunu, koltuk üzerinde bazı takılar olduğunu fark ediyorum.
"Ah işte söylemiştim" diye böğrünüyorum falan.

O derece takıldım bu konuda. 

Evet, şimdi sıra;

Bölüm 2

Skimsonik telefonum çaldı. Yine Dicitürk arıyordur diye düşündüm ama baktım, üstüne cevap verdim. 
Bilmediğim bir numara; ev sahabımın eşiymiş.

"Eşime mesaj atmışsın"la başladı ehehhe.
Yok ya kötü niyetle değil.

Anlattım durumu. Polisi bile çağırdım dedim. Ama polis gelince ses kesildi demedim. "İki erkek sesiydi ve sizin ayak sesinizden farklıydı. Yine de yanılmış olabilirim ama endişe ettim. Sizin sesiniz değildi", dedim ve sonrasında anlıyor musunuz, değildiiii!!! Öldürdüler sizi zannettim! Sizin için endişelendim, çok korktummmm demek istedim. Ahahah 
Valla oda değiştirince kalbim sıkıştı. Öncesinde oha lan macera hoo yeeeh diye baktım olaya.  

Çok saygılı konuştum. Gürültüden çıldırdığım süreler haricinde edepli, müşfik bir bireyimdir kendilerine karşı.

Eh, kadının ve artık kocasının da içine kurt düştü. 

En azından o testere sesinin bu yaşlı çiftin kemiklerinden gelmediğini biliyoruz. Öldürülmemişler.

"Kapıya baktım, zorlanma yoktu" dedim ama uzaktan bakmıştım. Cts geliyorlarmış. O akşam Bölüm 3ü de yazarım.

Monday, November 23, 2015

Bölüm 1

[korkunçlu film müziği girilecek]

Günlerdir kah salonda kah yatağımda devirdiğim bedenimi, artık işe gitmenin çaresizliği ile normal saatinde yatağına yatırdım. Yatağa baktığımda, kulak tıkacı takmamaya karar verdim. Meh dedim.
Gayet güzel, delikleri açık bir burunla uyuyordum ki, çatır çutur bir ses duydum. Uykum daha baskındı ama, tekrar dalmak için konum aldım. Sonra alışık olmadığım iki adam sesi duydum. Kulak kesildim tabi, ses üst kattan geliyordu. Uykum dağıldı.
Koridorda yürüme, konuşmalar kesinlikle ev sahiplerim değiller. 

Ev sahibime sms attım. Cevap yok.

Yok bir emin olayım, yok bir daha bir ses duyayım, ah polisi arasam mı, karakolu mu bulsam, 155i mi derken, tableti açtım. Belki online bir bildirim seçeneği vardır.

O sırada bir testere sesi duyulmaya başladı.

Polise sms atabiliyormuşuz 155. Çok mutlu oldum ve yatakta oturup görmeyen gözlerimle polise mesaj attım.
"***adreste şüpheli sesler geliyor ev sahibi evde yok"
Noktalama kullanmadım çünkü gözüm görmüyor yav. Saat 04:17
Tüm bu süre boyunca bir heyecan olsun, bir kalp atımı hızlanışı olsun bir şey yok :/

Sonra üst katın zili çaldı dışardan. Yukarıdaki ses kesildi. Bir süre sonra adamın sesi tekrar duyuldu. 

Yahu polis, madem geldin neden zile basıyorsun? Eskiden de ışıkları sirenleri yakarlardı ya, suçlular kaçardı hemen olay yerinden. Aynı hesap. Başka zile de basmadılar.

İlginç olan zil çalınca sesin kesilmesi. 

Eee? Aferim, bu adamlar şimdi nasıl kaçacak?
Balkondan kaçmaya çalışıp, bizim eve girerler mi? Topladıklarını bahçeye atıp, evden çıkıp üst kata mı saklanırlar? 
Sonra sessizde olan telefon çaldı ve ben yine bu gözlerimle kimin aradığını göremedim.
Üstüne katıldığım toplumsal olaylar ve öncesinde sürekli yere düşen bir telefon olduğu için de birden ekran simsiyah oldu. sms dışında bir faydası yok aletin. Ama 1 saatte şarjörü doluyor <3 
8 gün sürüyor (kullanılmadığı için).

Telefonu kapatıp açtım. Arama kaydı yok!!!! En son ben kendimi aramışım, hep aynı terane, telefonu bulamamışım veya numarasını unutmuşum!!

Polise tekrar sms atıp, "bizim daire şu, zili çalın kapıyı açayım, balkondan kaçarlarsa ev şu cephede" desem mi?

Sürekli bir soru sorma hali. 

Ses uzun süre çıkmadı ama sonra duydum tekrar. Ya benim olduğumu fark ederlerse, bana zarar verirlerse ile devam etti süreç.

Sonra yattım başka odaya. Birden kalbim çarpmaya başladı. Sesleri dinlemeye kararlıyım ama burnum tıkandı. Ya sümkürürken duyarlarsa vs. Balkon kapısının önüne 30cm uzunluğundaki çöp kutusunu koydum. Çok zekalıca bir davranış, tebrikler.

Burnuma hava gelsindi, sesi dinlemekti, feneri alırım suratına tutarımdı, şu eski telefonu suratına atardımdı derken uyumuşum. Ezanla uyandım.

Yine hepi topu 2.5 saat uyku.

Arayan kimdi bilmiyorum hala.

Şimdi kafamdaki senaryolar; bayramda sms attım diye beni defalarca arayan ev sahibim neden beni aramadı?! Aradıysa ve o açamadığım zamana denk geldiyse neden tekrar aramadı? Arayan polis miydi? Bana asılsız ihbar yaptın seni dövücez derler miydi?
O testere sesi aslında, es sahaplarımın kesilen kemiklerinin sesi miydi? 
Çıkarken duymadım adamları, hala evdeler mi?

Bulana kadar bölüm 1. 
Bulursam bölüm 2yi de yazarım.

Bana kalan uykusuzluk yine. Endişelerime ortak ettim sizi. Ehehe

Thursday, November 19, 2015

Okaliptus

Su an koklayamadigimdir.

1 haftadan fazla oldu, iyiyim dedigim her gunun ertesinde daha agir hasta oldum. Geceleri sadece 2,5 saat uyudum. Ama neden 2,5?!1

Bugun doktor ve ilac degistirdim.
Leylaya dondum. Hamile kadinlar gibi surekli uyuyorum. Ya da 1 haftanin acisi mi cikiyor bilemedim.

Neyse ki atesli kismi atlattik, zira iki kardes bir yegen bir arada logaritmik bir hastalik sureci gecirdik. Aramizda surekli mikrop transferi vardi yakartop oynarcasina. En yuksek ates rekorunu 40.9la bizim kiz tutuyor. Kiz iyilesti, buyukler evlerimizde surunuyoruz.
Ceteyi dagitinca iyilesme sureci hizlanacak umarim. 

Dunyayla bagimi koparttim yine bu aralar. Aslinda hem yogun hem de bos bir hayatim var. Popom tepsi gibi oldu yatmaktan, sonunda 53 kg da gormus oldum. En son 2007de bu normal kiloma donmustum.

Tekrar ilac alip, Alice'in Harikalar Diyari'na gitmeden dunyaya bir bakip cikayim.

Sevgiler,
J.




Monday, November 16, 2015

Geldim ve sıraya girdim

Aslında yazacak şeylerim oldu da,
Birincilik telini buna veriyorum. Gerisinin önemi kalmadı. 
Teşekkürler ismine ve saçlarına bayıldığım Mari Antrikot!!!

Çünkü teşekkür, minnet, şükran hep daha fazlasını doğurur. Her iki tarafa da!
Kaç gündür sayıkladığım, "almama" sırasına ben de girmiştim.

Ben her gün, "oturup plan yapayım ama önce şu Aralık gelsin" derken, kitap ayağıma geldi.

Burnumdan sümüğün akmadığı nadir anlardan birinde, kitabı koklayarak selfi çekildik. Gözlerim çukurlarında dibe düşmüş halde olduğu için yüzümü saklıyorum.

Parayı hayallarıma ve gelecek seyahatlarıma ayırmayı planlıyorum.
Yine spiritüel türkuaz kolyeli, saçaklı elbiseli bir kadına bürünerek diyorum ki, hayatımız işteş;
ne verirsek onu alırız.

Ayrıca, ne demiş, sevgili büyüğümüz Mari Antrikot, "Bazen hasta olmak da iyidir". 
Hem de nasıl! Toplantıdaki terörden kurtuldum bu sayede. 
Herkes Silvan olmuş ben yokken. 
Ama bu onlara sevindiğim anlamına gelmiyor kesinlikle. Aksine nemesisime çok üzüldüm. 

Monday, November 9, 2015

Hovarda

Ikidir oluyor bu.
Ustelik silicege ters yerlestiriyorlar.
Plakadan oturu ya beni hasta yakini ya da arabadan oturu ensesi kalin bir hovarda saniyorlar.


Tuesday, November 3, 2015

Müjde!!

Bugünkü Resmi Gazete'de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Şehir İçi Yollarda Bisiklet Yolları, Bisiklet İstasyonları ve Bisiklet Park Yerleri Tasarımına ve Yapımına Dair Yönetmelik yayınlandı!!!

5 sene süre var.
Ölmez sağ kalırsak, artık şehir içinde bisiklet yollarımız olacak!!

Tabi ben sukutırımla orada olacağım! Bisikleti de bahara alırım diyorum.

Eskiden bu Resmi Gazete hakikaten gazete olarak gelirdi. A5 boyutunda olurdu. Mürekkep kokardı :)
2002den bahsediyorum. Mutlaka içindekilere bakar, ilgimi çeken bir şey olduğunda okurdum.

Şu an online ve herkes rahatlıkla ulaşabiliyor. 

Vatandaşı olduğumuz ülkede bu gazete bizim gazetemiz.

Başka bişi söyliyim, yollarda, mücavir sahada yani 50km/saat olan yerlerde, radarlar var. Nihayetinde söz verilen paraların geliri yine biziz. Dikkatli olun. 
Dün 6 radar varsa, 3üne girmişimdir.

Bu sabah da, 12 km yol üzerinde 2 radar vardı. Bu kadar radarı hiçbir tatilde görmediniz.

Sevgiler,
J




Monday, November 2, 2015

Kafamdaki Ampul Yandi!

Cumartesi gunu, fuatavni'nin hilekar listesine bakacagim tuttu. Bakmaz olaydim!
Koskoca Tubitak'ta bir tek benim oy kullandigim ve musahitlik yapacagim sandik saibeli sandikmis!
Bina sorumlusuna sordum, haberi varmis. Deneyimli biri ile degistirebiliriz isterseniz dedim. Olur ya, ben comezim. Sorun olmasin. Orada oy kullaniyor olmam avantajmis, bana zaten yardimci olurmus.
Endiselenmedim degil.
Hayatim neden bu kadar atraksiyonlu diye de dusundum bir sure yine. Layigim bu dedim. Yattim yine erkenden. Size gore erken.

Pazar sabahi 04:00te uyandim.

Saatim ecnebi sistem, bilmiyorum neden. O yuzden aslinda alarmi aksam 5:45e ayarlamis oldugumu sabah fark ettim. Zaten uyanik olunca kalktim.
Annemin bir gun onceden yaptigi borekten yedim, yuruyerek sandigima gittim.
29 Ekimdeki egitimden once bana x partisinin musahit kartini vermislerdi. O sabah, ayni partiden olalim diye kartimi degistirdiler.
Saibeli sandigimin yanina, elimde buz kirici kozum boreklerle gittim. Sandik kurulundan kimse olmamasina ragmen cuval acilmis durumdaydi. Iyi karsiladi beni, ben elimi uzatinca nazikti. Musahidim deyince bozuldu. Kartimi gormek istedi. Gosterdim. Sizin partinin kurulda musahidi var dedi. Peki, gelmezse ben girerim dedim. Akbaba gibi uzaktan gozledim kendisini. Bina sorumlusu da kasabin kedisi gibi, gitti gitti, geldi.
Sonra da partinin musahidi geldi. Beni baska sandiga otelediler.
Bozuldum biraz. Gorev adamiyim. Egitim beni kesmemis, bir gece once kanun, genelge okumus, altini cizmis, post itle sayfalari isaretlemisim.
Hay dedim ya. Ama kendi korkum, tirsmam veya bir kavga neticesinde olmadi bu durum. Hayata birak kendini Jardyz, yeter kurek cekme, yuzme akintiya karsi. Sen somon baligi ya da her ne ise ondan degilsin dedim.
Diger sandiga gectim. Tanistim. Baktim pusula damgalaniyor, ancak damga diger pusuladaki parti kismina bulasiyor.
Hemen ikaz ettim. Bakti, evet bulasmis dedi. Soyle yaparsaniz daha rahat olmaz mi dedim. Haklisiniz dedi. Sonra dayanamadim, ben yardim edeyim mi dedim. Cok iyi olur dediler. Basladik damgalamaya. Ford uretim bandini benden once icat etmeseymis, ben edermisim. Ya da meger onceki hayatimda Ford benmisim!

Eski banka personelinin neden islak sunger bulundurdugunu da anladim. Insanin tukurugu bitiyormus arkadaslar. Bana 2 litre su yetmiyor ustelik, yine de o 3 litre su bana tukuruk yapamadi.
Ben kurul sandalyesinde oturunca kurula girdim sanmislar :)
Isim bitince kalktim.
Uzun zamandir eglenmedigim kadar eglendim sandigimda. Detaya gerek yok. Hatta arkadas oldum ikisiyle. Bir tanesine gunun 3ncu mailini biraz once attim.
Gozumu korkutan musahitlik bu muymus da dedim.
Sandigim guvenilir, esitlikci ve esprili bir sandikti. Gun boyu birlikte borek yedik.
Bazi konularda benim resmi gazete severligim de onlara yardimci oldu. Tesekkur ettiler. Hic terslemediler. Oradaki niyetimi kotu almadilar. Kusursuzduk.
Haddimi asmadim. Kurul gorevine damga disinda mudahil olmadim. 
Bir tek isminde kardeslik gecen partinin musahidi ayrimci bir tavir sergiledi. Sutyensiz harika memelerini agzimiza soka soka secim bitmeden once 2 kere falan tutanagi istedi. 
Dayanamadim yine, anlattim. Bak bebisim, o istedigin o tutanak secim sonuc tutanagi, 17:00de sandik kapancak, su su yapilacak. Oylar sayilacak, sonra alacagiz. Ben de o amacla buradayim.
Hadi o arastirmadi da, parti neden bilgi vermedi. Tek kusurumuz oydu. Ama ayiplamadik, ayristirici tavrina da espirilerle karsilik verdik. Onun cevabi ise ben tekvando biliyorum. Oldu Kendisini uyardigimda da, ki komikli yaptim, keske hepiniz olseniz dedi. Komik degildi.

Bizim genel sorunumuz, vatandas olarak, anayasamizi da, kanunlari da bilmemek.

Ayrica, bu secim ile de kafamin uzerinde ampul yandi.
Biz aslinda tenkit ettigimiz kisiyiz. Tenkit ettigimiz partiyiz. Karsimizdakinin dogrusunu asla kabullenmiyoruz. Kendi dogrumuz yolunda gitmeyi, karsimizdakini degistirmeyi seciyoruz. Bosuna kurek cekiyoruz. Ampul falan dedim diye de, taraf, tavir degistirmis bu puuuu sana demeyin. Devam edelim.

Ben kendim bu bahsettigim gibiyim. Illa benim dedigim olacak. 
Cok sevgili mudurum bana dedi ki, 'biz Avusturalyalilar soyle deriz; ati suya goturursun ama su iciremezsin'. Aslinda bunu 4 hafta once dediginde aymaliydim.

Peki ne yaptim?

Bu sabah her seyi oldugu gibi kabul etmeye calistim. Hayatim tepetaklak evet. Ama bir birak kendini dedim. Gelen gelsin. Bir sus artik. Tenkiti birak.
Sonra isler biraz yolunda gitti. Dunun verdigi bir tatmin de var. Arti arkadaslik.
Biraz once de dusta, 'hani ilkokulda dusunuyordun ya; hayatindaki insanlar hep birer oyuncu. Senin istedigin hayatta onlar yer aliyorlar. Bak, iste olan bu. bu hayatta tek onemli sey sensin (bencillik anlaminda degil). Karsina cikan her kisi sana seni anlatiyor'.

Eger anlamazsan sana anlatilani, bir daha karsina cikariyor. Kesinlikle! 
Amac tekamul mudur nedir, bilemiyorum ama kendimiz icin bu hayat bir egitim ve sinav.
Ben iyi oldugum zaman karsima iyi insanlar cikiyor.
Ama kotuysem, en alasi.

Ben yalanciysam, karsima da yalancilar cikiyor.
Bu biraz agir oldu sanirim. Ancak 3ncu maili yazarken ozur diledim sandik baskani arkadasimdan. Cunku onlara OveOnden degilim dedim. X parti musahidiyim dedim. Ayrica oyumu x partiye attigimi saniyorlar.
Demek ki neymis, ben yalanciymisim!

Hirsiz?
Farkinda olmadan baskalarinin hakkini ellerinden almis olabilirim. Bugun mesela, ogle yemegine durdugumuzda arac havalansin diye, kapiyi ardina kadar actim park yerinde, uzerimi giyiyorum. Kapiyi biri kapatti, kapsonlu olunca gormedim.
Yandaki aracin soforu araca binmis, kapilar denk geliyor. Onun kapisi acik bu sefer.
Evet birisinin hakkini calmisim. Farkinda olmasam bile. Kendi aracina binmesini engellemisim.
Cok konusan birisinden mi rahatsizim? Bakiyorum, aaa ben de bu salak kadin gibi car car yaptim zamaninda! Ogreniyorum. Ben de baskalarina salak gelmisim bir sure.

Dolayisi ile su an benim hayatimdaki kisiler bana bir seyler ogretirken, siz de dahil sevsem de sizi sevmesem de, siz de kendi hayatinizda insanlardan ogrenmelisiniz.
O yuzden de kalpten inandigim su soz de gercek; 'insan kinadigini yasamadan olmezmis'.
Benim sizden ogrenmem, sizlerin sevdigim veya sevmedigim davranislarinizla bana ayna olmaniz gibi.
O hic sevmedigim mudurun aslinda benim de vakti zamaninda yaptigim seyleri bana yansitmasi gibi, dun sandiktan ayrilirken, son yarim saatte tanistigim ama bana sarilan cehapeli aydin Turk kadini gibi.
Ben dun yalanci ama iyi bir insandim. Cunku tek kotu, tek iyi insan yok. Her seyiz biz. Amac iyilik yuzdemizi artirmak.
Dolayisi ile ben dersimi alip, iyiye dogru yurumeyi tercih ediyorum.
Ah basimiza gelen demeyecegim.
Bunda bana yansitilani gormeye calisacagim. Goremezsem gitmeyecek veya tekrar karsima cikacak.

Ha bir de ders calismam lazim tabi :))
Ama bunu yazmak daha onemli benim icin.

Umarim kendimi anlatabilmisimdir.
Tenkiti birakmak, giybeti birakmak lazim. Kisileri degil sistemleri tenkit edebiliriz ama kendi sistemimizde hata yapma olasiligimiz var.

O yuzden 'ort ki senin de ayibini ortsunler'.

Simdi yukaridaki tenkitimi silmeden, herkesten ozur diliyorum.

Lessie'nin bize anlatmak istedigini cozduk, hayatimizi cozemedik :)

Simdi o evliyalar, suskun ve sabirli insanlar neyi biliyorlarmis ben goruyorum.

Umarim iyi bir insan olabilirim ki, hayatim iyi insanlarla dolar. 

Su aralar en sk soyledigim sey de, 'umarim her sey iyilerin istedigi gibi olur'.
Herkesin gonlunce degil, iyilerin gonlunce.

Olmamiz gereken, gitmemiz gereken yol bu.

Dermis ve yarin ölermiśim :))

Ya bir de ne diyecektim.
Aksam evde, twitterdan tanimadigim insanlarla konustum. Ama onlar saldirmayi tercih ettiler. Ben sakince onlara. Neyi elestirdigimi tekrar anlatinca, benden biri ozur diledi. Digeri yazdigi cirkin seyleri sildi. Hatasini gordu. Ama amacim kisiligine hakaret olmadi ikisinin de. 
Bunu da gorunce hayatim yoluna giriyor diye bir neśelendim hani.

Boyle bir yasam kocu, soyle bir didaktik tavir sahibi bir sey oldum ama aydinlandim. Kafamda ampul yaninca, baska ampuller patlayacak. Eminim.
Dunyanin duzeni bu, kesintisiz devri daim.

En derin sevgilerimle,
Umarim gelecegimiz iyi insanlarin gonlunce olur.
Jardzy Z. Pekkan
Ege'nin en kotu havasina sahip ilce, Turkiye
Kasim 2015

Bu da benim yalniz ve guzel oyum: