Friday, December 30, 2016

2

Tam sukretcem, bisiler oluyor.

Eve geldim, bir saat oldu. Internet yok, o olmayinca tv yok. Zaten hava buz gibi, ev soguk.

Eve girince Ist'da elektrik kesintisi var. Cok sukur dedim. Sonra da, umarim en kisa zamanda duzelir kardeslerim de isinmaya baslar dedim. Yemin ederim.

Tabi ki modemi 4milyor kez kapatip actim. Yok. Aradim ekrandaki numarayi. Cagri merkezi kizi robot olmus. 6 saniyede bir, islme yapiyorum, kontrol ediyorum diyor. Isitme kaybi vs yalan. Bence dogrudan psikolojik teshis ve tedavi lazim. Zor is.
Evet, tivibudaki sorun, internetmis.

Oraya yonlendirdi, internetci ariza kaydina.

Hoop.
Ben de 1 hafta once cok modern seffaf posta kutuma atilan karti icligimle merdivenden inip aldim.
Aradim.
Adam bolge sorumlusuyum dedi. Bana ne. Benim de tasakli bir unvanim var. 
Zaten telefonu acinca bazen bu saatte calisiyor oldugunuz icin sansimi deniyorum demisim.

Adam isi geregi nezaket yapip, ad soyad alayim, size oncelik vereyim dedi, zira ben yilbasinda evdeyim!

Dedim Jardzy Pekkan.
Haa Jardzy hanim! Unum oraya gitmis. Daha onceki beceriksiz kizi sanirim bu adama mi sikayet ettim, bisi. 
Yarin birileri gelecek ve ben pazara gitmek istiyordum. Bir suru is var yarin.

Ben de yeni yila trmiz ev, dolu buzdolabi, benzin deposu, cuzdanla girmek isteyen siradan bir insanim.
Hadi cuma geceleri zaten daha erken uyuyorum da, napicam bilemiyorum. Sirketin Red Business'i patlatcam sanirim.

Ayrica kitap okumak icin firsat dogdu. Oh cok iyimserim.

Hakikaten igrenc bir gunun sonuna dogru bana pür nese gelmisti. Once Cinlilerin yanina gittim.
Cu'ya mail atip, gel seni yanagindan opebilirim yilbasi icin dedim. Cevap gelene kadar yanina gittim. Senin kafan arizali dedi bana. O sirada yamagim geldi. Tamam ikiniz opusun dedim. O da ban siz ikiniz opusun dedi. Te allam.
Bunlarin ve benim esas yilbasim 21 ocak. Isyerinde kaldiklari icin sanirim 1 gun izinleri olacak. Internette "dansoz" arat ve bizim sirketten iste dedim. O ne be dedi. Neyse ki tercuman odaya girdi. Aratti ve ooo cok good (iyi) dedi.
Sonra da bak bir de su hareket (nah hareketi) hayir demek dedim, bizim sirket yetkilisinde kullanabilirsin.
Yemedi tabi. Adam Asyali nihayetinde. 
Dansoz konusunda umutluyum cunku dun bir atolyelerine girdim bunlarin. Adam nasil ugursuzsa, 4 tanesi yanyana. Bir tek buna giriyoruz. Biz, misafirler, denetciler sadece bu atolyeyi seciyorlar. Evet girdim atolyey duvarda SOK gazetesi yapistirilmis. Ay ben sok! Cunku dort sayfa bikinili kadin fotograflari var. Kaldirin lan bunu burdan dedim.
Yanimda da 4 tane erkek sirket yetkilisi var. Ben varim diye zaten gazeteye bakmadilar. Ben de soylenip soylenip, kamp alaninda tamam asina ama burasi olmaz diye diretiyorum.
Ic taraftaki delinin yanina girdim ben de. Bu adam metal isleri ile ugrasiyor. Tornaci aslinda. Cnc tezgah ahahahaha
Senelerce kursuna maruz kalmis bence. Deli sapkaci teshisi koydum. Bu hastaligi bence en iyi Zeugma anlatir. 
Delinin dukkandan ciktim, sokmusler. Adi Jilang olan benim Cihan dedigim adam mutemadiyen sorun yok, sorun yok diyor. Tamam dedim. Ciktik cumleten.

Bir onceki gun dedikoducu Guvenlik'ten ogrendik ki, cuval icinde kopek sokmaya calismislar iceri. Durdurmuslar. Ve bu olay 2km otede calisan bir adam tarafindan bana soylendi bugun. Haberim yokmus gibi davrandim.

Cin yilbasini kutlasalar da, bazilarinin kafa yeni yilda. Is icin iyi degil. Gevsememeleri lazim. Ama is yerinde epey sorun var.

Ustelik ugursuz bir yonetici sahadan ayrilmadigi icin bence. Ve kopek de yaralandi. Hava cok soguk diye saniyorduk, kulubesinden pek cikmiyordu. Ben pgle yemeklerimin etlerini ona ayiriyorum. Kamyoncusu, kepcecisi de ogrendi, kikirdakti, yemek suyuydu herkes bir seyler veriyordu.
Kopek de nasil sakin, uysal beni gorunce oturuyordu.
Ovunerek dedim ki, "kopegi baskasi da egitiyor galiba, hemen oturuyor".

Isin asli oyle degilmis. Beden tasmasi dar gelmis. Bedenine yapismis. Acik yara olmus. Cok kizdim kendime. Belli ki bir sorunu var. Sadece yemek vermekle bitmiyor bu is. 
Hemen fark edip kesmisler tasmayi. Ama acik yaraya yapisik haldeymis. Babasi veterinere goturmus. Ben de uvey anneyim ben, nasil bir insanim, hayvan boyle mi sevilir diye dovunuyordum.
Geldiler. Kafasinda yaradan uzak dursun diye koni var tabi.
Kopek zayif gorunuyordu. Tasma cikinca bildigin koc kadar olmus.

Cok kotu hissettim kendimi.
Yaraya mavi bir sivi suruyor babasi. 
Soguk diye de ofiste jpkucuk bir tuvalete tikiyor. Ben kendi ofisimi teklif ettim ama ilac surcekmis, antibiyotik vercekmis diye olmadi. Neyse binada dolasiyor hayvan. Bizim odaya girdi. Sapsari isedi. Yarayi da arka ayagi ile kasimis.
Hayvanin arkasinda yesil pati izi vardi. 
Ilkokul resim bilgim sari+mavi = yesil ama idrar neticede. 

Baskaaa, bugun sabah 1 ay veya daha fazladir icmedigim limonlu ilik suyuma basladim. Birkac aydir ictigim sigarayi biraktim. Sosyal iciciyim zaten. Bastan otlakciydim. Otlakcim sigarayi birakti 4 gun falan. Ben de iadeyi nezaket paket almaya basladim. Veee her gun bir paketi 4-5 kisi icmeye basladik. 

Bitti.

Sabah yogama bir aerobik ekledim. Cok soguk ama sabah ter icinde uyaniyorum. Menopoz olabilirim hahahagagshd

Dusumu da aliyorum.

Yilbasini evde gecircektim de, hmppf atlayip Izmir'e gidebilirim.

Yeni yil yazimi da kafamda kurdum. Belki yazarim bugun ama yazmadan evvel hayal etmem, sindirmem lazim.

Temel dilegim adalet. Amin bin.

Sevgiler,
Jardzy. 30 Aralik 2016
Kalorifer petegi dibi

Thursday, December 29, 2016

3

Bana kırmızı don alacak bir tek arkadaşım bile yok diye düşünüyorum birkaç gündür.
Buralar hep tanıdık dolu. Pazarda, sokakta birçok tanıdıkla karşılaşıyorum. İzmir mahalle, okul arkadaşları ile dolu. Hepsi ile bıraktığımız yerden başlayacak durumdayız. Sevmiyor değilim ama bir tuhaflık var. Bir yerden sonra hepimiz farklı olaylar yaşamışız. Anılarımız farklı. Birbirimizin ortak değerleri var ama az vs.

Tam bunları dile getirirken maili açınca buraya yazsam bu mu yea diyebileceğiniz ama benim çok hoşuma giden ve beni ağlatan güzel bir yılbaşı mesajı aldım.

Çok şükür uzaktan seven insanlar var hayatımda da, böyle anlarda beni mutlu ediyorlar.

Yalnız kalmayı ben seçiyorum. Ama insan özlemim olunca da yaklaşmıyorum. Tamamen benlik bir durum. 

Üzüldüğümden değil ama arada canımı sıkıyor çünkü bu insanlar birçok şeyi benden bekliyorlar. Ben de yoruldum bu durumdan.

Sulu kar var. Dünkü tutmamış. Zaten iş yerinin güney yakasında kar falan yoktu. Hepi topu kot farkı 20dir. Burası Moskof orası Azerbaycan falan. 

Bugün 9:53 yeni ay.

Kafamı toplayıp, yazıp çizeyim.
Sevgiler,
J


Wednesday, December 28, 2016

4

Kar yağıyor!!

Kaaarrr yyyaaaağğğıııyyoooooooooooorrrrr!!

Fotoğraf çekemiyorum.

Umarım yarın tutmuş olur da, bugün Zhu ile konuştuğumuz gibi Şue Ren yaparız!
Kardan Adam <3

En son ne zaman bu kadar sevindim aceba?!

Bir de dün Almanca konuştum, şakır şakır. Kendime şaşırdım. Afferim.

5

Bir yılgınlık halindeyim.

Ama yeni yıla iyi girmek istiyorum. 

Ege'nin de söylemesi ile, yeni yıla ait tüm kararlarımızı yeni ay ile alırsak daha başarılı olabiliriz.

Yapıcam ama birisi beni döverek yaptırmaya çalışsa da, dayak sonrası uykusunda huzur bulsam.

Kardeş sorunun ne deseler, yok ki bişi. Yok yani ortada bir sorun. Belki hakikaten menopoza giriyorumdur. Annemi arayayım.

Tuesday, December 27, 2016

7 - 6

Hmpff
kendimi zorluyorum.
uzayan kaküllerime şükredeyim bari. aylardır tokalarla saklamaya çalıştım.
nihayet uluslarası kabul edilen kakül formatına girdiler.

bir de evin bazen sıcak olmasına.

dünden beri de 2017 hedeflerimi/hayallarımı düşünüyorum.
bir tanesini belirledim.
Olsun, bu da bi'şi sayılır.
Ha bir de işletme köpeği çogzel oturuyor.
benden başka birileri de mi öğretiyor nedir. meaşallaa

Monday, December 26, 2016

Deve Cinselliğine Darbe

Dün gittiğim Deve Güreşinden bahsedeceğim.
Bu develer, kışın kızgınlık dönemlerinde güreştiriliyorlar.
Dişi develeri (dalyak) dolandırıyorlar bunların yanında. Bazıları bir sağa bir sola hareket ederek niyetlerini belli ediyorlar. Ağızları köpürüyor falan.
Yani deve cinselliğine darbe bu güreşler!
Cuma ve cumartesi sürekli kontrol ettim iptal edildi mi edilmedi mi diye.
Ne kadar yakın da olsa, eli boş dönmek hoş bi'şi değil. 
Sabah 10'da başlayacağı yazıyordu. 10:03'te oradaydım. Aracı çıkışa yakın geri park ettim.
Önce bir sahayı dolandım.
 Hazırlıklar zamanında havlutları örtülü develer ve daylaklar.
Bir tanesi kızgındı. Evet sopayla dövüyorlar. Sopa olur, halat olur, tekme de. Maalesef. Ama deve çok kızarsa ısırıyor. Bir tane cocuğu ısırdı hepimizin önünde.
 Deve güreşleri aslında "yensin içilsin" ortamlarıdır. Bu futbol sahası pek uygun değildi. Normalde bunu vadinin içine yaparlar. Herkes yukarıdan izler, demlenir. Bir masada mesela iki genç vardı. Salatalık malzemelerini bile orada yıkadılar. Sonra mangallar yandı elbette.
 Özel piyasası da var tabi.
Benim katlanır sandalyem hep aracımın arkasında.
 Bu yağuşuklu çok poz verdi bana. Sahibi ile bunu fotoyu seçtim aklsejrkerker
 Daylak.
 Çok tatlış değil mi yah?
 Şu süslerin çeyreği bende yok. Gelinleri bu kadar süslemezler yeminlen.
 Maşallah.
Bu develer güreşten önceki gün ilçe sokaklarında dolaştırılır. Gösteriş için. Bakmayın develer ve bakımları çok pahalı. Her yiğidin harcı değil.
 
 Başka bir yakışıklı daha.
 Cocukta körüklü çizme olsaymış... 
 Ve daylak güreşi. Dişiler de çarpıştırılıyor. İnsanoğlunun keyif aldığı şeye bak. 
 Bu adam neci bilemedim ama deveci şapkası ve körüklüleri ile <3
 Cazgır!!! Her an her şeye dörtlük düzebiliyorlar. Kesinlikle bir yetenek bir dilbazlık.
 Saha Komiseri, baş urgancı ve urgancılar.
Develer birbirine girince hemen urganı atıp, ayırırlar. Sonrası halat çekme yarışı gibi.
 Gerçek deve güreşi. Soldan makas.
 Urgancı akını.
 Ağzı köpürmüş develer Ege'nin bir köyünde elbette Atatürk önünde güreşeceklerdi.
 Develeri rahat bırakmıyorlar ki, güreşsinler.
Yine bir urgancı akını.

Ben 10'da gittim. Alanı dolandım. Pek kimse yoktu. Bir iki fotoğraf çektikten sonra kendime güneşi arkama aldığım bir yer seçip, sandalyeyi açtım.
Ben oturunca önleri açıldığı için arkama onlarca adam doluşmuş. Başka yere geçtim. Çok soğuktu hava.
Bizim iş yeri yüksek rakımda.
Daha soğuk olamaz demiştim ama oldu.
Diz battaniyesini sonunda belime bağladım. Zaten bir süre oturduktan sonra ayağa kalkanda kadınlara özgü yaratıcılık yenilenmesi sürecimde olduğum faldur foşur bana kendini hatırlattı.
Sandalyeyi ve çantayı bırakmak için kalktığımda, güreş yeni başlıyordu, saat 13 gibi :/
Şehitlere saygı duruşu ve İstiklal Marşı'ndan sonra gidip, geldim hemen.
Mangal dumanında uzakta bir yer bulmam uzun sürdü.

Bir de büyükler oturup içerken, başlarında akbaba gibi duruyor olmak da canımı sıktı.

İki güreş seyredip çıktım. Yolda jandarma trafiği kontrol ediyordu. Ben tabela yok, kimse yok diye hayıflanırken. Tüm o zeytinliklerin altı araç doluydu. Herkes Dikili üzerinden gelmiş, ben Çandarlı üzerinden gittim.

Kalabalığı yarıp, Dikili'ye gittim avokado alıp eve döndüm.
Denize baktım kenardan. Durmadım hiç. Dikili yine kalabalıktı zira. Hava güzeldi çünkü o tarafta. Ilıman deniz iklimi.
Kalleş Dünya 1 ve 2, Paçalı, Cengizhan gibi isimleri olan develere bana verdikleri pozlar için teşekkür ederim.
Bir daha eldiven, bere, içlik neyin evde unutmamayı dileyerek bir sonraki güreşe bir takım arkadaşlarla yensin içilsin için gitmeye niyet ediyorum. Amin bin.

Sunday, December 25, 2016

10 - 9 - 8

Oh holi cuma.
Cuma gunleri toplantisi tum haftaya tüy dikiyor. Iptal olmasi icin dualar ediyorum. Bu haftaki daha da kotuydu.
Ama artik bir yolunu buldum. Dingiliz ile oteki ecnebinin ortasina oturup, laptoptan aninda ceviri yapiyorum.
Satin alma konusmaya baslayinca hikaye yazmaya basliyorum.
Cuma gunu misal adamin agzindan; "kabizim" yazdim. Ucumuz cok gulduk de neyse kimse "bize de anlatin, biz de gulelim" demedi.

Cumartesi gunu yarim ekmek ile avokado ezmesi yedim ve tum gun les gibi yattim. Pazara bile gitmedim. Avokado <3
Ustelik giyinmeme ragmen.

Bu sabah da, gecen hafta sehitler nedeniyle iptal edilen deve guresine yol uzeri gidemedigimiz icin, en yakindakine gittim.
Benjamin fena is cikarmadi.

Onu da sd karti okuyucusu olan is laptopumdan yarin balllandira balllandira yazarim.

Cok zorklaniyorum sukredecek konu bulmakta.
Bugun donel kavsakta koltuktan ucan yumurtalarin kirilmamasina sukredeyim madem.
Ay cok bugaldim vallaha.

Ya bir de bugun Madonna'nin 2016'inin Kadini secilmesi uzerine yaptigi konusmaya agladim.
Kader arkadasim benim kendisi.
Hayat yolumuz bir.


Thursday, December 22, 2016

11

Dün 21 Aralık olması itibari ile tek başına bir şükür, sevinç vesilesi olmakla birlikte güzel bir gündü denilebilir.

Sabah -4 ile akşamüstü 4 derecede seyreden hava durumuna inat, Müdür "kilim bakmaya gider miyiz?" deyince, gidelim dedim. Gittik.

Akşam 6:30da açık iki dükkan vardı. ilkine girdim. Adam "tam da bugün hiç müşteri gelmedi diyordum" dedi. Dur sen dedim.

Aracı park eden Müdür arkamdan geldi.

Dükkan fantastik. Hiçbir boşluk yok. Avizeler, halılar, kilimler, magnetler, havanlar, antik sürahiler (şu kalın camdan olanlardan), kediler...

Açılan kilimlerin altına saklanan kediler, dükkanın bir kısmını tuvalet haline getirmiş. Dükkan sahibi de, sağlık sorunları nedeni ile pek kolay yürüyemiyor. Kedi çişi kokuyordu bir kısım dükkan.

Müdür Dingiliz. Adam önüne mis gibi el dokuma yün kilimleri açtıkça ağzını berkitti. Makine halılarını açtı artık sahip. Sumak kilim diye bir şeyi ilk defa gördüm sanırım. Gördüysem de umursamadığım için unutmuş olabilirim.

Doğu'daki köy evlerindeki eşyalarda ve Ankara pavyonlarında "sanatçı"ların giydiği takım elbiselerde sıklıkla görülen parlak gri renge sahp ve rengarenk desenleri olan Sumaktan aldı. Kendi bilir tabi. Ne diyeyim.

Dükkan sahibi "e artık satışı yaptık, bir şeyler içer miyiz" diye sordu. Baştaki teklifi nazikçe geri çevirmiştik.

Kozak şarabı varmış. Açıldı kırmızı şarap. İşte biz drinklerimizi alırken ajksrkehrakerha, içeri Uzak Doğulu bir kız girdi. Dükkan sahibi "Çinli misin?" diye sorunca, kız "Ni Hao" dedi, (Çince merhaba) ay ben de atladım tabi.
Meğer Japonmuş ajkerasjklhrjker

Almanya'da yaşıyormuş. Tatile gelmiş 10 günlüğüne. Kapadokya, Konya gezmiş. "Bu kadar çok şarap üretildiğini bilmiyordum" dedi o da tipik Türk ısrarı neticesinde zorla verilen kırmızı şarap dirinkini alırken. 
Yaaa sen ne diyorsun pampiş dedim. Süryani şarabı da var. Aklıma Şirince, Bozcaada gelmemişti bile.

Halıyı ve bakır bir havanı yüklenip, ayrıldık oradan. Ayrılırken adama "ben ayağımı sürürüm. İlçedeki meşhur beyaz eşyacı bana sırf bu yüzden iş teklif etti hayırlı işler" dedim, çıktım. İnşallah satışa devam etmiştir.

Eyy yılın en uzun gecesiii, baharın başlangıcı, ne güzel doyumsuz bir geceydi. 
Şükürler olsun.



Wednesday, December 21, 2016

12

Ehmm
Dün ne vardı güzel olan.
Arkadaş sevindirmek :)

Salı gününden çok beklentim yok.

Ayrıca akşam vakti gelen telefon da iyiydi. İçimden abimi çıkaran arkadaşım aradı. Daha fazlasını yapabilirmiş.
Hazır olmamı bekliyorum zira bu hafta sonu için planım, malak gibi yatmak. Belki pazara gidip, bu aralar aşk yaşadığım avokado alırım. 
Battaniye altında netflix hedefim. 
Bütün gün yat, evi bok götürsün!!!




Tuesday, December 20, 2016

M.

Dün akşam posta kutumda ilk defa elektrik faturası dışında bir şey vardı.

Aaa baktım kart gelmiş Almanyağ'dan. Sevgili C!!!

Alıp eve koştum. Kartın içinde güzel dileklerle birlikte kavuniçi renkte bir tüy çıktı. M yollamış.

Haberi verdim tabi. Tüyü aldığıma M. çok sevinmiş.

O zaman farklı bir mutluluk hissettim. Dünyada tek bir çocuk mutlu olsa, tüm dünya mutlu oluyor.

Hala sırıtıyorum mesela aklıma geldikçe M'nın sevinmesine.

Sonra sabah kalkar kalkmaz, bugün hepimiz birer çocuk sevindirsek, dünyayı böyle kurtarırız diye düşündüm.

Neden olmasın?

Dünya çok kötü artık çünkü çocuklar mutsuz..

Bir çocuğu mutlu etmek ne kadar zor olabilir ki, üstelik biz onlar kadar mutlu olabiliyorsak?

Not: Ben hala kartlarımı hazırlayamadım. Sanırım yapıp, fotoğraflarını çekip, gif olarak mail atıcam :/

Sevgiler,
J.

Monday, December 19, 2016

13

Şükür vesilesi bulmakta zorlandığımın farkındayım.

Bugün raporu Zeugma'nın tavsiyesi ile Portekizce gönderdim. İspanyolca cevap verdi benim Dingiliz!!

Olsun, şükür okumuş. 

Ama excel dosyasında son raporu açıp, sekmelerin hepsine bir mail üzerinden bakmak yerine her bir maili açıp, okuyor olması da çok tatlış di mi? Ö_ö
(Okumadı)

"Hangi gün?" diye sordu. BİLMİYORUM yazdım büyük harflerle. 

Bıyıklarım falan var, erkek dünyasında yaşıyorum ama ben de kadınım özümde yaneaaa!



15 - 14 Pamukkale

Şükürler olsun ki, artık popomu kaldırıp, bir yerlere gittim.
Bu konuda ben it(e)kgleyenler sağolsun :D

Tek başıma bir tatil yapayım dedim. Bunu kardeşime söylediğimde, "ben de geleyim" dedi. Sonra o bu tatili arkadaşına söyleyince, o da gelmek istemiş. Onlarla Denizli'de buluştuk. Ben Manisa üzerinden gittim, Akhisar'da işim vardı.

Yollar ve hava açıktı. Çok şükür. Ancak ben güneş ışığı ile araçta ısınırken, Benjamin de ısındı sandım. Yanılmışım. Tam güzel bir kare gördüm ve durdum ki, fotoğraf makinesi çalışmadı. Kucağıma oturtup, ona sevgi ve ısı verdim.

Yolda iki kere kayboldum. Olur öyle ama az sinirlendim. 

Akhisar çok tuhaf bir yer. Hakikaten uzaylı enerjisi var :D
İki şeritli yolda, sol şeritte bırakılmış araç mı dersiniz, yakıt istasyonunda at heykelleri vs. Aklıma gelmeyenler de var ama hakikaten farklı bir yer.

Tam Pamukkale girişini kaçırdım derken, 15 km sonra levhayı gördüm. Oysa kardeşime Denizli'den seni alırım demiştim ve daha gelmesine 87km vardı. Gittiğim yoldan geri döndüm ve Laodikeia'ya girdim.
Giriş 10tl.
Müze kartım yoktu. İşbank da bitmiş bu sene.
Verdim parayı girdim.
Koskoca şehirde tek başımaydım.
Missssss

 Laodikeia kocaman bir şehir.
 Biraz bilgi.

 Suriye Caddesi




 Burada da cam teras vardı ve ben yürüyemedim :((((


 Şehrin su altyapısı kusursuz. Künklerle su taşınıyor havuzlara. Künkler hala sağlam.
 Antik tiyatro.
 Bildiğiniz mazgal. 

 Burası Jokey Kulübü. At yarışları yapılırmış. Jokeyler de burada birer onar artık ne kadarsa, drink alırlarmış.

 Ve tüm diğer fotoğraflarda yok direği sakla, yok bomu sakla uğraşmayı bırakıp gerçek yüzünü de gösterdim.
 Suriye Caddesi.
Kardeşimden mesaj geldi 10 dakkaya ordayım diye. Çıktım alandan. Tuvalet bozuktu bu arada. Denizli'ye geçtim. Buluştuk.
Yemek yedik.
Lokantada çatal yok diye olay çıkardık da, zaten çatalla yenmiyormuş Denizli'de kırmızı etler. Bilmiyordum.
Sonra atladık Pamukkale'ye.
Hierapolis.
Ben en son 96da sanırım gittim. Ama pamuk gibi hali 80 sonlarında.
Çok üzüldüm bu haline.


 Borularla suyu kontrol ediyorlar senelerdir. Belirli bölgeleri açıp, belirli bölgeleri kapatıyorlar. O sular termal otellere verildiği için son hali budur.

Bu da girilebilen 4 havuzun insan basmış hali.
Bir sürü Çinli vardı. Selam verdim. 
Yaşlı, bilgece tipli bir tanesine merhaba dedim, bakmadı iyi mi?
Arkasındaki tatlı ve çirkin Çinli selam verdi onun yerine.
Sakalına tükürdüğüm.

Bu da girilebilen 4 tanesinden 3ü.
Kızlar selfiler melfiler derken ben çıkarttım botları, girdim traverten havuzuna.
Oysa arabada ayağımı kurularım diye havlu ve önceden ikaz edildiği gibi de terlik vardı. Ama yanımda değildi. Girmem demiştim. Girdim ama çok üşüdüm.
Her taraf su olmadığı için, buz gibi zemine basarak gittim.
Dönüşte kenardaki kanaldan topallayarak çıktım. Zira kanal engebeli.

Akşam yemek yiyecektik, Türk/Çin lokantasında kapalıydı.
Otele geçtik.
Hoop kükürtlü havuza.
Kalp spazmı geçirmeye. Sıcak sudan hoşlanmam ama kükürtlü suya bayılırım.
Daldım daldım çıktım. Tüm bedenim bir bebek poposu gibi olsun diye.
Havuzlarda bone şartı var. Ben bildiğin düz havuz bonemi bile getirmiştim. Ama oteldeki 3 paralık kumaş boneden aldım tekrar.
Çünkü artık kışın termal turistliği yapacağım.
Balıkesir'de dibimde, hatta Dikili'de bile termal varken, bu kadar yol gitmem yea.
Sonra da ben üşüdüm diye erken çekildim odama. 
Otel kalabalıktı bu arada.
Sabah da kahvaltı yapıp, kükürtlü havuzu es geçip, önce Kırmızı Su'ya gittik.
Beklediğim gibi değildi. Bu fotoğrafçılar çok numaracı yahu.

Veee tam kaynağın fotoğrafını çekicem, bataryasi bitti Benjamin'in.

Yola çıktık. 
Merkezde Ufo Müzesi'ni araştırdık. İst'a taşınmış. 
Dura dura, nar toplaya toplaya İzmir'e vardık.
Haaa
Nazilli'de Kısmet Pide'ye gittik.
Yanlış sokağa girmişim. Kızlar bana yol tarif ediyor, ben sürüyorum. Karşıdan gelen adam doğrudan, geri dön dedi.
Açtım pencereyi, "nereye gidiyoruz ki biz?" diye sordum.
Kısmet Pide dedi gülerek :D
Biz de güldük ve gittik.
Hakikaten güzeldi Türk pizzası.
Adamlar 3 katlı pideci yapmışlar :D
Sonra kızları İzmir'e bıraktım. İzmir'in Fahrettin Altay'dan sonraki kısmı hariç tüm Çevreyolunu dolaştım. Eve geldim.
9 saat kadar arabadaymışım.
Yorgunluk tabi.

Ege'nin bu ataleti üzerime yapışıyor. 
Bu kadar tembel miyim diye düşünüyorum uzun uzun. Sonra bakıyorum, düşünerek günü yemişim :D

Ama bir değişiklik oldu. Benjamin kutusundan çıktı vs.

Artık birkaç haftada bir yola çıkmak lazım.