Wednesday, January 27, 2016

Çok Fazla Yavaş

Hani bir hekim kalbin çok yavaş atıyor, bradikardi olabilir demişti ya, ben o testi hala yaptırmadım. Çünkü mutat taşikardim geri geldi. Holter takacak seviyeye gelmiştim bir ara ama işten ve İzmir'den ayrıldığım için taktıramamıştım. Sonra da Doğu ve Ank'da ekgler, efor testi falan, belki okuyup da hatırlayan vardır.

Bu bradikardi ile demiştim, o kadar yavaş yaşıyorum ki, umursamaz, kalbim de uydu bu duruma diye. 
İki gece önce bıkkınlık geldi ama off.
Öyle mıy mıy bir hale geldim ki, arabayı bile en fazla 80km/s sürüyorum şehirler arası yolda. Bu ne be dedim, son 500 metrede kökledim gaz pedalını. Oh be!

Şimdi de neden Ege'deyim, hayat neden bu kadar yavaş, insanlar neden bu kadar yavaş, ne bu kalabalık, hani kışın sakin sahil kentiydi burası falan diye sora sora bıktım ya. Valla bıktım.

Dün Kipa'da bağır bağır bağırıyordum. Bak şikayet edecektim., hemen edeyim. Açmışlar ebru gündeşin bir şarkısının coverını, dımtıslı bağır bağır çalıyor markette. Üstelik de tekrara almışlar, ben sakin sakin tüm koridorları dolaşırken, artık üçüncü başladı, koşarak kasaya gittim.
Kasiyere de söyledim, ne bu şarkı yeter, beynimi yediniz diye. Kasiyer boş boş Ege'li gözleri ile bana baktı, kafatasının arka duvarını gördüm. BOŞ!

Sıkıldım çok. 

Ne yapacağıma karar vericem, şimdi yine baştan başla. amk.



Monday, January 25, 2016

Çok Fazla Harika

Kültürleri inceliyorum bir zamandir.

Bazen iki kultur arasinda kaliyorum. Sasiriyorum. Dunyamiz, dunya degil hakikaten.

Gecenlerde, hic tanimadigim ama gonderilen mailde, 'J bana dogrudan soru sorabilir' dedigi icin bir soru sordum.

Bana uzun bir mail yazmis ama cevap yok. Cunku bu adamin kulturunde yol gostermek var, çat diye cevap vermek yok. Ben bilirimcilik yok, ay nasil bilmezsincilik yok. 'Cok uzun yazmissin, hellodan sonra okumadim' demedim.

Tesekkur ettim, onun kulturunde oldugu gibi. Sunu, suraya koyucam, bunu da ileride sunun altina koyarim. Cok tesekkurler dedim. Gittim.
Cevap geldi tabi ertesi sabah.
J, bu harika bir yaklasim!
Sanarsin, 'atomu yatay degil, dikey kesicem cunku...' demisim.

Sonra hayatimda her zaman bulundurdugum mentorlarimi dusundum. Bu kulturden gelmeyenler her zaman, 'soyle yap, boyle yap' dediler. Ben de cogunlukla yapmistim.
Ornegin, üniversiteden mezun olmusum. Ilk isime girdim. Iki ay sonra bana isi ogreten kadin, memur olmak uzere isten ayrildi. Zaten beni o yuzden almislardi. Tek basima kaldim is yerinde. Isi bir ben biliyorum. Mentorum ne dedi?
'Maasina zam iste'. Ama ne zammi, daha yeni girdim, iki ay yeni doldu vs vs vs. 'beni dinle ve maasina zam iste' dedi.

Cok zorlandim cunku ahlakli bir davranis degildi. Patron bana 'sen kimsin ki' dedi. Incindim cunku hakliydi. Ama ay sonunda zammi almistim.

Iste kultur farki. 

Utaniyorum. 

Bir de daha üniversiteden mezun olmamisim. Is ariyorum. Yeni Asir'in Fuar'daki bir standina gittik. Gazeteci bana sen surda dur, ve sunu su kadina ver dedi. Yaptim. Biraz da bir seyler soyledim sanirim. Hatirlamiyorum.
Orada benimle aslinda bir nevi mulakat yapan kadin, tam bir profesyonel oldugumu soylemisti. Oh yeah gogsum kabarmisti o zaman.

Bunu neden anlattim? Cunku her seyin bir yolu yordami var. Insanlarla iletisimin temel birkac adimi var. Bunlari dogru atarsan, dogru adimlarla karsilasiyorsun ve kusursuz iletisim kuruyorsun.
Birisine kotu birsey mi soylemek zorundasin? Bastan iyi yaptigi seyleri siraliyorsun. Sonra da olumsuzlari, olumsuz kullanmadan soru sorarak kendisine soyletiyorsun.

Bunu sana yaptiklarinda uzulup, sinirlenip, agzindan kopukler cikararak kudurmak yerine, 'ya evet aslinda soyle yapsam daha iyi olurmus, bundan sonra yapayim, ustune de bunu yapayim' diyorsun.

Umarim yine karisik anlatmamisimdir.

Cunku iletisimin ozel hayatli kisminda formullere denk gelmedim. Orada hala basi kesik tavuk gibiyim. Ama onu da ogrenecegim.
Ama en azindan bana biri mail attiysa gecikmeden cevap verip, degerli oldugunu gostermeye calisiyorum. 
Baska da bir bildigim adimi, yordami yoktur, ogrenecegim.

Insanin kirkinda ogrendikleri ne tuhaf degil mi? Bu zamana kadar aklim nerdeydi?

Sevgiler,
J.




Wednesday, January 20, 2016

Kar Kış Kıyamet

Bugün elime sanayi tuzu alıp yolları tuzladım.
Geçen hafta çöp toplamıştım.
Bazen ben ne iş yapıyorum diye kendime soruyorum ama şikayetim, zararım yok. 
İyiyim. Başıma bir şey gelmeden ikinci ofisime geldim. İki ofisim var evet. Birinin aydınlatması var ama düğmesi yan odada.
Olur öyle, ehehehe.
Fotoğrafı çok beYendim.
Kar da çogzel.

Haftaya Cumartesi içkilerin sel gibi akacağı bir ev partisi yapmayı planlıyorum ama yarın sabah vazgeçebilirim de. Artık memleketteyim, sağım solum belli olmaz.


Friday, January 15, 2016

Rahatlık

Deniz kenarı insanlarında var.
Ben de deniz kenarında büyüdüm ama kanımda Karadeniz var, çok melezim. Dolayısı ile sosyal etkiler ile kanımdaki etkilerin bazAn çakıştığı doğrudur.

Anlatayım.
Dün işi kırdık. Hemşerim bey ile benim banka işim onun da bir sürü işini halletmek için kasabaya indik. Gittik muhallebi yedik birlikte, yolda Ege köylüsü ile Doğu köylüsünün gıybetini yaptık. O muhallebilerin parasını ödedi ya, kimle konuşsam bir yavşama söz konusu olduğu için, hah dedim bununla da sözlendik sayılır şimdi, hayırlı uğurlu olsun. 
Burada işi kırmış olmanın yanında muhallebiciye gitmek Ege'nin gevşekliğinden. Sonra bankadaki işim bitince, saraca gittim. Hayallarımın peşinden koşuyorum zira. Ama amca, ki 1937 doğumluymuş, ondan istediğimi söyleyince peh dedi. Şaşırdı. "Yok" dedi, "olmaz" dedi. "Tamam" dedim boynumu büküp. 
O sırada bir kadın geldi evladı ile. Ay yaramazın teki, alıyor eline kesici aletleri, benim dede kızıyor falan. Kadın "ayağım şişti" dedi. Birbirlerini tanıyorlar, belli.
Bana döndü, "çok şişti" dedi. Geçmiş olsun dedim, ne diyeyim?
"Al bak" dedi ve pabucunu çıkardı. Çorabını çıkardı, gösterdi.
Anlatsam kimse inanmaz dedim, telefonu sessize alıp, çektim aherkashrkere
Sonra da konuştular kime iğne attırsın diye. Gitti kadın. Ben anlamadım noldu. Akraba değillermiş. 4 çocuğu varmış vs. Ülkem insanının özel hayat ve gıybet sevdası.

Sonra dede "çay iç" dedi. Ayh sıçtım dedim. Tamam "içerdim ama arkadaşım bekliyor beni" dedim. "Onu da çağır" dedi. Sıçtık dedim bu sefer. Aradım "vaktimiz var mı çaya davetliyiz?" "Geliyorum" dedi, geldi. Dedenin zihin ve çene açıldı. Başka bir komşu kadına da çay ısmarladık. Hemşerim artık farkında gitmemiz gerek, müsaade istedi. Ama işte ülkede var, bir de ayakta sohbet ettik.
 Tabi o esnada ben kendime deri bir bileklik aldım. 2,5 teleye.
Aslında köpek tasması kendisi. Ama deriyi seviyorum. Ay durun tükürmeyin, zaten Türkiye'de deri bitmiş, dışarıya satıyorlarmış. Bulunmuyormuş. 
O yüzden başka renk ayakkabı aldım da hala giyemiyorum.
Neticede, ayağını gösteren kadın, işi kıran biz, sıcak hava, deniz, kum, güneş bir rahatlık var. Kanda olmasa da, artık kana işlenmiş.

Bu rahatlık yüzünden çok çektiğim doğrudur başka ellerde. Heh memlekete döndüm diye sevinsem mi, bu gevşeklikten ötürü ağrıyan belim, çıkan kamburuma mı üzüleyim...


Sunday, January 10, 2016

Sen beni ne sandindi?

Artik eve geceyim dedim, haftalardir suren kalorifer sorunun cozuldugunu soyledi cunku evsahibim ve kayincosu. Cuma aksami girsem, mazot alabilir miyim diye petrolcuye telefon ettim. Mirin kirin edince, cts sabah ararim dedim.
Bu petrolcu ile de hikayemiz var tabi, uzaktan.
Ilk geldigimde kazanin durumunu bilmedigim icin, birkac litre yakit alip eve gececektim. Oradaki kadin onun yerine bana pazar gunu kaloriferci bulmustu. Sonradan da anladik ki, kizini taniyorum. Bir kere bir araya gelmistik, cunku arkadasima asiliyordu. Arkadas da fikir almak icin su an icinde bulundugum evde bize mangal yapmisti. Cok birbirine girik degil mi? Benzin istasyonlari var diye de kiza, pompaci lakabi takmistik.
Ehehe
Cts sabah evin onunden aradim petrolcuyu. Pompacinin teyzesi acti. 'Ay kac litre laaazim? Bizim sabit musterilerimiz var, 100, 150lt gonderiyoruz'
'Bilmiyorum ve eminim ki, ev sahibim de bilmiyor.' Ev sahibi benim eski mudurum, arkadasim, en son onceki sirkette birlikte calistik. Kaderin aglari ayh.
Teyzeye diyorum ki, tankerde sayac yok mu? Ne kadarsa alicam.
Teyze de, ay az alirsan iade edemem, yasak. Bizim sabit musterilerimiz var. 100, 150lt gonderiyoruz.'

Baktim, teyze pompacinin ona yuz vermeyen askinin arkadasina yamuk yapiyor. Sabit musteri olamicam, hadi bays, cok tenks dedim. Tabi oncesinde, neden yardimci olmuyorsunuz diye sordum. Oluyorum ama iste siz tank kapasitesini bilmiyorsunuz dedi.
Tamam, bays dedim.

Sen daha benim adimi sanimi duymamissin dedim. Komsu ilcedeki, eski isyerimin yakit tedarikcisini aradim. Hatirliyormus adam beni elbette. 25 dk mesafeden geldiler.
Ben artik komsu ilcenin sabit musterisiyim. 

Ha tankin kapasitesi 500mus. 1500 tl para odedim. O kisim ayri. O mazot bitene kadar, agustos bile olsa yanicak ūleeen!

Merkezi sistem negzelmis.

Tabi simdi diger hikayeye gelirsek, mazot dinlenirken evi temizledim. Ayakkabi ile girmistim kendim. Arap sabunu ile siliyorum, dizlerimin uzerinde. Baktim kurumuyor sildigim yerler. Islak. Kalorferi aciyim da neme donsun dedim. Calismiyor!

Kayincoyu aradim. Calisiyormus, 4ten sonra dedi.
Ve ben cok sansliyimdir. Vatzaptan mesaj; kalorifer isinden anlayan arkadas, J hanim, nasilsiniz diye sormus. Ayh dedim yine yanmiyor bu. dugmelerin gostergelerin fotografini yolladim. Yaninda M varmis, gelelim mi, dedi. Kayinco da gelcek isterseniz gelin dedim.
Actim klimayi bekledim.
Neyse ki hava iyiydi. 
Kayinco arayip, elektrikci arkadas gelicek dedi.
Sonra kaloriferden anlayan arkadas geldi, M ile gelmis ama bir M daha getirmis. Bunlar eski sirketten. Yahu dedim sirketi getirmis.

Tum bunlardan once esyalari tasidim, evi dolaniyorum kapi caldi. Yasli teyze. Ust kat komsummus. 1927 dogumluymus. Kocasi Haci amca erkek tasindi demis te, beni arabadan esya ile inerken gorunce geleyim demis. Evli miymisim, bekar miymisim.
Bunlari konusmayalim dedim.
Aaa kizim, olur oyle, bizim kiraci var yan binada. 2 cocugu var, bosanmis, hastanede calisiyor. Nolcak, olur oyle dedi.
Hayirlisi dedim sustum. Ne soylesem anlatcak.
E eve erkek atma potansiyelimi sorguladi, annem gelcek deyiverdim. Babami sordu, cok kati, öldü dedim. Annene sevindim, sana sevinmedim dedi.
Bir ihtiyacin varsa soylersin dedi. He sagolsasin muhterem teyze dedim, adimi anlamadi sanirim bana bir sure Zubeyde diyebilir. Olur oyle.

Iste, baktim 3 erkek geliyor, oo senlige bak dedim pencereden. Tan o sirada tel caldi. Kayinco. Elektrikci gelmis dedi. Ohhh oh 4ncu erkek. Hepsi eve girdi tabi. Kaloriferden anlayan arkadas ve elektrikci her santimetrekaresi mazot olmus balkonda, yikadim cikmadi dunyaya zarar :(, biz de sektor ayni olunca yeni sirketin giybetini yaptik. Herkes birbirini taniyor. Toplanti masasina yer etiketi yapistiran adam da cok tatliymis falan. Oyle dedi. Hasta o, hasta dedim.

Kalorifer calisti, elektrikci gitti. Biz 4umuz evde, kahkah kihkih. Bekledim, teyze gelmedi. Kulagi agir isitince, bir de namaza durduysa evdeki erkek bollugunu takip edememis olabilir.

Sonra evde bisi yok. Alisverise gittik. 3 erkek arkamda market dolastik, kendimi anne ordek gibi hissettim. Bir tanesi elimden sepeti aldi tasidi falan.
Sonra da deniz kenarindaki restorana gidip ictik tabi.
Burda hayat boyle.
Simdi de bir dus alip, pazar ogle yemegi randevumcumdan telefon bekleyecegim. Aramasa iyi olur ama arar bence :/


Wednesday, January 6, 2016

Yalin

Baska ulkede bu bakis acisi ile yasasam siradan biri olurdum.

Iyi ki bu dar gorusluler var da, uste cikip yalniz kaliyorum diye mi sevineyim,
keske ben de onlardan olup, mutlu olsaydim diye uzuleyim?

Sukurler olsun yine de. Gorebildiklerim ve kendime, cevremdekilere yapabildiklerim icin.

Tuesday, January 5, 2016

Kalplerrr

Is yerinde erkenden catismaya baslarik.
Kimseye saygisizlik yapmadim elbette. Ama saygisizlik calistigim sektorde mevcut. En pis sektor hatta.
Dun sabah toplantida oturdugum koltuk, benimle ayni unvandaki is arkadasimin koltuguymus. Hadi diyeyim, muhasebeciyiz ikimiz de (degiliz, ornek veriyorum).
Sonra toplanti asla vaktinde baslamadigi icin, ben de ciktim, dolandim geldim. Bu saygisizlar gelmisler, bir amca, hatta amcak diyim, ahaha ay afedersiniz, benim Ergen'e diyor ki, 'kim bu ya senin yerine oturmus?' Ben de iceri girdim tam bu soruyla birlikte.
Ben oturdum, sorun mu var? diye sordum.
Amcak belki bisiler demistir, ben neseyle herkese gunaydin diyordum, duymadim.
Sonra dun aksam bu amcakla kavga ettim.
Bu sabah baska toplantiya girdim ve masa kenarlarina etiketle bolumlerin isimlerini yazmislar :)
Toplantiya asla zamaninda baslamayan saygisizlar, oturma duzeni olusturmuslar :)
Iste davranis degisikligi! Gurur duydum.
Adamin oturdugu yerde, 'x birimi', hemen yaninda da bizim 'muhasebe birimi' yaziyor. Muhasebeci degiliz ama, detay bu kadar. 
Bakin, ayni bolumdeyiz diyorum, unvanimiz da ayni ve etikette isim degil, bolum adi yaziyor :)))
Mercimek beyinli saygisizlar.
Neyse, o birim yazisindaki i'lerin noktalarini kalplere donusturdum.
Yarinki toplantiyi bekliyorum.
Genel Mudurle de giybetini yaptim, dunku kavgayi bildigi icin. 
301 kisiyi oldurenlerin duzeninin bir parcasi bu amcak. Ama biz yine de, kendisi ile sevgiyle iletisim kuruyoruz.
<3
Cunku sevgi her zaman galiptir.
Problem?


Monday, January 4, 2016

Itiraf

Dunya cok kucuk.
Dogu Anadolu'daki sirkette calismis biri ile ayni yerdeyiz su an. Kendisini sadece etiketlemelerden gormustum. Su an icimi disimi ona anlatiyorum.
Bugun dedi ki, insanlarin Dogu Anadolu'daki sirkete gelmeleri hep bir sorun yuzunden oldugunu dusunmus, cunku herkes sorunluymus oradaki.
Sirittim ister istemez.
Dedim ya, 2008'de ben yine deniz kenarindaki evime bikini giymeye cikip, aksam kulaclarimi atip, o zamanlar kosede kalmis bir meyhanede meze ile karnimi doyurup eve girerdim. 
Neden oyle bir hayati birakip gittim ki?
Elbette kactigim icin.
Ilk askim Emre'den.
Zaten gelirgelmez ilk haber verdigim de o oldu. Demek ki arkadasin tespiti kusursuzmus.
Kendisi ile Karisik Kaset kitabindaki gibi tekrarlayan bir askimiz varDI. Her 10 senede bir alevlenen ve ikimizi de bok gibi ortada birakan, alevden birbirimize dokundurtmayan. Ergenlikten kalma bir ates.
Bir kere bir kagida yazmisti da bana okutmamisti ama sonradan soylemisti. 'Seninle iki paralel cizgiyiz, yolumuz kesisecek mi bilmiyorum'. 
Ben de bilmiyorum ama hakikaten 1986da asik oldugum bu adam, yani basimda sayilir. Onu. Ofisine gitmek icin gaz aldigim yerden dun benzin aldim. Senelece tek basima yasadigim askimin aslinda hep karsilikli oldugunu anlattigi meyhanede kac kere kac farkli is arkadasi ile yemek yedim. Bana beni ne sekilde dusundugunu ifade ettigi cdyi, ki o vakit fakir arabamda kaset calar vardi, ilk kez dinledigim evin onunden dun gectim.
Baska sebepler de vardi elbet ve ben, yuzdeye vurursak, aslinda ondan ve sonu gelmeyen, sonucu olamayan bir iliskiden kacmak icin gitmistim oraya. Trende kafamda ona mektuplar yazarak.
Kararini bana gore verme demisti de, 'elbette'. Diyerek bir kere daha canini yakmistim.
Ikinci adim hep Emre'ydi benim. Sinav kagitlarina adimi bu sekilde yazardim. J. Emre. Ve hep o ilk cikmalardan sonra birbirimizi dusunup, ozlemisiz. Her 10 senede bir kader! karsilasip bir araya gelmeye calismisiz. O hic unutmamis, ben hic unutmadim. Ama hep paralel kalmisiz.
Cenem dustu bugun.
Bunu da anlatayim dedim, gizlimiz saklimiz mi kaldi?!
Duygusallandim bugun.
Akisina biraktim artik.
Bir sonraki 10, 2018'de.
Kim bilir nerede, kiminle olacagiz ama bakalim tesaduflerle karsilasacak miyiz hakikaten, bir daha?