Monday, January 25, 2016

Çok Fazla Harika

Kültürleri inceliyorum bir zamandir.

Bazen iki kultur arasinda kaliyorum. Sasiriyorum. Dunyamiz, dunya degil hakikaten.

Gecenlerde, hic tanimadigim ama gonderilen mailde, 'J bana dogrudan soru sorabilir' dedigi icin bir soru sordum.

Bana uzun bir mail yazmis ama cevap yok. Cunku bu adamin kulturunde yol gostermek var, çat diye cevap vermek yok. Ben bilirimcilik yok, ay nasil bilmezsincilik yok. 'Cok uzun yazmissin, hellodan sonra okumadim' demedim.

Tesekkur ettim, onun kulturunde oldugu gibi. Sunu, suraya koyucam, bunu da ileride sunun altina koyarim. Cok tesekkurler dedim. Gittim.
Cevap geldi tabi ertesi sabah.
J, bu harika bir yaklasim!
Sanarsin, 'atomu yatay degil, dikey kesicem cunku...' demisim.

Sonra hayatimda her zaman bulundurdugum mentorlarimi dusundum. Bu kulturden gelmeyenler her zaman, 'soyle yap, boyle yap' dediler. Ben de cogunlukla yapmistim.
Ornegin, üniversiteden mezun olmusum. Ilk isime girdim. Iki ay sonra bana isi ogreten kadin, memur olmak uzere isten ayrildi. Zaten beni o yuzden almislardi. Tek basima kaldim is yerinde. Isi bir ben biliyorum. Mentorum ne dedi?
'Maasina zam iste'. Ama ne zammi, daha yeni girdim, iki ay yeni doldu vs vs vs. 'beni dinle ve maasina zam iste' dedi.

Cok zorlandim cunku ahlakli bir davranis degildi. Patron bana 'sen kimsin ki' dedi. Incindim cunku hakliydi. Ama ay sonunda zammi almistim.

Iste kultur farki. 

Utaniyorum. 

Bir de daha üniversiteden mezun olmamisim. Is ariyorum. Yeni Asir'in Fuar'daki bir standina gittik. Gazeteci bana sen surda dur, ve sunu su kadina ver dedi. Yaptim. Biraz da bir seyler soyledim sanirim. Hatirlamiyorum.
Orada benimle aslinda bir nevi mulakat yapan kadin, tam bir profesyonel oldugumu soylemisti. Oh yeah gogsum kabarmisti o zaman.

Bunu neden anlattim? Cunku her seyin bir yolu yordami var. Insanlarla iletisimin temel birkac adimi var. Bunlari dogru atarsan, dogru adimlarla karsilasiyorsun ve kusursuz iletisim kuruyorsun.
Birisine kotu birsey mi soylemek zorundasin? Bastan iyi yaptigi seyleri siraliyorsun. Sonra da olumsuzlari, olumsuz kullanmadan soru sorarak kendisine soyletiyorsun.

Bunu sana yaptiklarinda uzulup, sinirlenip, agzindan kopukler cikararak kudurmak yerine, 'ya evet aslinda soyle yapsam daha iyi olurmus, bundan sonra yapayim, ustune de bunu yapayim' diyorsun.

Umarim yine karisik anlatmamisimdir.

Cunku iletisimin ozel hayatli kisminda formullere denk gelmedim. Orada hala basi kesik tavuk gibiyim. Ama onu da ogrenecegim.
Ama en azindan bana biri mail attiysa gecikmeden cevap verip, degerli oldugunu gostermeye calisiyorum. 
Baska da bir bildigim adimi, yordami yoktur, ogrenecegim.

Insanin kirkinda ogrendikleri ne tuhaf degil mi? Bu zamana kadar aklim nerdeydi?

Sevgiler,
J.




13 comments:

  1. Birkaç saat önce blogun yoktu ortalıkta ya!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Hmmm şeytan almış götürmüş, satamadan getirmiş
      eheheheh :D

      Delete
  2. Aslında her insandan öğrenilecek bir şey mutlaka var.
    Ama 2 ay içinde zam isteten kadın gibisine rastlamadım :)
    Üstelik işe de yaramış :))

    Hayat başlıbaşına bir öğreti yahu. Her geçen gün yeni bir ders ;)

    ReplyDelete
    Replies
    1. İşe yaradı ama blöf veya şantajdı nihayetinde :D

      Hakikaten, her şeyin bir kuralı, yordamı var :D

      Delete
  3. Aslında kırkında hala yeni şeyler öğrenmek, hep çok eskiden bilmesi gerekirmiş hissi yaratıyor. Çok kötü.
    Özel maile cevap vermenin makul bir süresi olmalı. Benim için bu maksimum üç gün. Bir "arkadaşım" özelimi anlattığım bir mailime düzenli olarak altı ay sonra cevap verdiğini görünce, onunla iletişimimi kökten kestim. Birinci altı ayda değil ama ikinci altı ayda bende sigorta attı.

    ReplyDelete
    Replies
    1. 40 ile yeni bir hayata adım attığımı hissediyorum.
      Ellerim hariç şu an yaşımı göstermiyorum ama yine de bir geç kalınmışlık hissi var.

      İlişkiyi kesecek kadar hassas olan ben değilmişim tek :D
      Valla kestim, blogunu bile okumuyorum böyle insanların. Yalanları da ayrı bir hikaye :D

      Delete
  4. Soru sorarak kendisine söyletmek iyi bir yöntemmiş. Bir de sandviç metodu var: İki olumlu fikir arasına olumsuzu sokuşturmak:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Sandviç eskide kaldı.
      Onun yerine kırmadan, üzmeden gerçekleri söylemek var.
      Ama ben kendisine söyletme taraftarıyım, doğrudan koçluk.

      Delete
  5. Eşim çok kullanır bu önce iyileri sırala sonra ver veriştir kuralını :D Çok işe yarıyor gerçekten.. Kötü bişey dedin sen bana ama ne dedin anlamadım hali oluyor karşındaki insanda..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Tahmin ettim.
      Avusturalya'da pekiştirmiştir üstelik.

      Adama mail yazıyorum bildiğin zırlama amaçlı. Diyorum ki, toplantı şöyle yaptılar, şunu demedi, şunu hiç yapmadı, böyle toplantı mı olur, çıktısına ben imza atmam!!

      Cevap şu:
      Good.

      AMK neeeaaaa
      benimle çekiştirsene adamı :D
      yok, great, good, very good, excellent.

      Sen de bilirsin bunları. İnsanlığımdan utanıyorum.
      Bir kere o bana olumsuz bişiler anlattı. "Aptal herif, çeksin gitsin, bu ne böyle, bu ne terbiyesizlik" dedim tüm Türk halimle.
      "Bunları söylememelisin" dedi. Yerin dibine girdim. Oysa ikimiz de karşı cephedeniz :)
      Böyle böyle evriliyorum.

      Delete
    2. aynen ben de bu adamla birlikte olalıberi asıl bizim atasözümüz olan bin düşün 1 söyle'yi daha bir anlar oldum, evriliyorum değil de bildiğin yontuluyorum ben..

      Delete
  6. Eskiler iki kavraım kadim bir geleneğe dayandırırlar. Kitabidir. "Emri bilmaruf, nehyi anil münker. İyiliği emret, kötülüğü men et. Bir anlamda iyiliklere koşmak gerek, kötülük etmekten de kaçınmak gerek. Yazılarınız ders verir nitelikte.

    ReplyDelete
  7. Teşekkür ederim.

    iyi olabilsek

    ReplyDelete