Wednesday, February 10, 2016

Ni Hao

Şu aralar yoğun ve hava koşullarından ötürü karanlık hayatımdan bahsedeyim. Hayatımda dışarıdan harika bir dönemdeyken, içeriden dikenleri bana bana batıyor elbette.

Ama bugün CEO bana herkesin içinde gizlice "sıkı dur" deyince, hoop aydınlık oldu birden. Bana sorsa söyleyecek çok şeyim var da, sormuyor işte ehehe
Sorsa, şirket yönetimini değiştirticem ben.

Neyse, bugün ilk Çince derslerime başladım. Ni Hao, merhaba demek. Başlığa koydum. Yanlis yazmisim duzelttim. Kafam binbesyuziki.20160211.

Çok tıkandığımızda internetten çeviri ile yardım alıyoruz. 

Ofis binalarını yapan ve aslında yaptıran (ki yukarıda gitmesi gerektiğini vurguladığım) kişiler, benim odamı yandakini bölerek oluşturmuşlar. 
Olabilir, yapılır, sakıncası yok. Ancak iğrenç florhasanların anahtarını diğer odada bırakmışlar.

Yan taraftaki evine benden önce gidiyor, anahtarı bırakıyor bana bu yüzden. 

Bugün hava çok soğuk, güneş yok, bulutlu ve odam da karanlık. Yan taraf da Çinli kaynıyor. 40 kişi olmaları lazım.
Ben de içeri gir, bunları ittir, kaktır, ışığı yak uğraşmıyım diye, camdan tıklattım. Telefona "kapının arkasında düğme var" yazıp, çevirtip, ışığı açtırdım.

Garibanlar önce bir bulamadılar, bulup da ışık yanınca sevindiler. Oysa ben kendim için istemiştim. Yine de sevaptır. Çinli sevindirmek sevaptır. + 12 sevap points.
Başka bir kültüre ihtiyacım varmış. Madem yurt dışında yaşamak konusunda çelişkilerim var, onlar bana gelsin.
Bu kadar basit.
Çelişkim de, vatanı bırakıp gitmek doğru mu? Kim bu vatanın uğruna olmaz ki hüda falan. Gerçekten her bir karışını ayrı seviyorum, o yüzden niye gideyim diyorum.
İşte, bu da konunun özeti:

Bunlara topluca "merhaba, hoş geldiniz" de, alkışlıyorlar. Sonra sahne tozu yutmak neymiş, anlıyorsun. Merhaba insancıklar, merhaba!! 
Zaten dün karar verdim. Ne iş yapıyorsun diyenlere, "insan çobanıyım" diyeceğim. Çok kaba derseniz, şu var; "insan terbiyecisi".

Çince "çekil" demeyi 4ncü kelime olarak öğrendim. Shan kai.

Bu aşağıdaki de, adını bilmediğimiz ama çok sevdiğimiz, Çinli yemesin diye gözümüz gibi baktığımız, ama Çinliler tarafından sahay getirilen köpeğimiz. Öğleden sonra da hayattaydı. Çok şükür.

Ad bulalım bari, kulağına üfleteyim.
Böyle de sevdirgen. Arabaya, pencereye çıkıyor kısmen. 

Bir başka yazımda, 1,5 senedir tuvaleti olmayan depo bölgesinin kırmızı kurdeleli tuvalet açılışında buluşmak ümidiyle. hehehe

15 comments:

  1. Jardzy çok güldürdün beni...
    Çince öğrenmeni çok kıskandım. Hem de pratik yapma imkanın da var. Ben de o zaman kırıp dizimi öğreneyim değil mi? Tutan mı var? Ama öyle değil. Ben artık beynimin dil öğrenme kotasını doldurdum. Yeter. Gene de Çincede aklım kaldı işte.
    Dil çok acaip bir şey ama ya. Adamlar o kargacık burgacık şekillerden ışığın düğmesini bulabildiler ya. Hem de google translate le. Hey gidi hayat.

    ReplyDelete
    Replies
    1. hehehe ne güzel.
      dilin kotası olmaz :)
      benim amacım da ikinci dil yapmak değil zaten ama olsa süper olur.
      google translate türkçede işe yaramıyor ama sanırım diğer dillerde iyi işliyor.

      Delete
  2. hani kafası çarpılı olan mı bu, dndü mü <3
    en zor öğrenilen dillerden biriymiş diyolla :D kolay gelsin!

    ReplyDelete
    Replies
    1. evet, kırmızı işaret vardı.
      çok güzel di mi?

      sağol Sevgili C, viel dank :D

      Delete
  3. bu arada ya benim ip bi tuhaf yanda hofheim hassen diye biyer çıktı nere ki aaaa çok acaip, geçenlerde de fransaya yakın bi kasabadan yorumlamıştım seni! zuzaylılar beni kaçırıyor da farkında mı değilim acabaĞ?

    ReplyDelete
    Replies
    1. Enişte anonomizer kurmuştur belki :D
      Gezgin kadın, ip'in bile gezgin :D

      Delete
  4. Altı ay her gün onlarla ders aldım. Bambaşka kültürleri var, bazen hayran kalmış bazen gıcık kapmıştım.
    Bir mandarince var hepsinin ortak dili bir de her eyaletin dili farklı. 55 ayrı dil konuşuluyor. Önce soy isimlerini sonra adlarını söylerler. bir tane arkadaşım vardı Han Xiao. Han gillerden Şao. Şao gülümseme demek. Çok severdim onu:) Tibetliydi. Özlemişim:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Geçen gün merdivenlere kaymaz bant yapıştırıyorum. biri geldi, bezi aldı silmeye başladı.
      git dedim eherhehr
      iyi niyetliler şimdilik. beni türkler boğuyor, anlatamam.

      benim kankamın adı Zhu Li An
      henüz yemekhanelerinde yemeye başlamadım. biraz daha yakınlaşıcam.

      Delete
  5. Çince zor değil mi ya niye sardın çinceye. :) Ahaha çinliler de diğer uzakdoğulular gibi tüm duygularını dışarıya dışarıya yaşıyorlar mı ya?

    ReplyDelete
    Replies
    1. E Çinli ayağıma geldi :D
      Aşırı bir çabam yok. Defter edinmem lazım önce.
      Her Uzakdoğulu bir :D
      Yanlış koordinatta yaşadığımı biliyorum

      Delete
  6. yeni kültürlerle tanışmak güzel ve keyifli olmalı, Çinliler için aynı şeyi söylemek mümkün mü şu an bilemedim :D özlemişim, bizim odanın da bir kısım lambası koridorla birlikte yanıp sönüyor, gıcık bir durum bu ,biliyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Hoş geldinn!!

      Bu yaz görüşeceğiz artık!! Aynı yerdeyiz çünkü.
      Börek mi yaparsın, kek mi bilmiyorum. Benim beceriksizliğim ortada!!

      Delete
    2. ehue tam adamına söyledin de var listemde bir kek bir börek tarifim , başka da bişe bilmem :D
      ama görüşelim !

      Delete
  7. Hani eski Türk filmlerindek, kötü karakterler ''Niiahhaahahaa'' diye güler, direkt o çağrışımı yapıyor..:)

    Ni Hao o zaman :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Eheheh
      ni hao,
      şie şie
      biraz önce yemek yedik, çok güzeldiii

      Delete