Tuesday, March 1, 2016

Yurtsuzluk

"Biz Dünyaya Sığamadık" belgeselini izlediniz mi?
İki kere seyrettim. Başka kanal yok amk. Kumandayı aramak yerine aynı şeyleri seyrediyorum bazen.

Acı çekmeye ben de sizin gibi bayılıyorum aslında.
Bu sabah çektim bu fotoğrafı. Arkada bankamatikler var ama reklam olmasın diye böyle çirkin bir açı oldu.

Neticede sebebi bankalar, para ve dünyanın sahipleri değil mi bu çöpe atılan can kurtaran yeleklerinin?
Kurtardı mı acaba hakikaten?
Burası aynı zamanda Sahil Güvenlik'in önü.

heyhey!!

Neyse, eğlenceli bişi olsun. Zaten bugün vinç kancası tak çıkar, cisibi bıçağı iktir, kaktır, it gibi çalıştım.

Ben hayatımda dönem dönem elit yerlerde çalıştım. Şıkır şıkır etek giyip, gidilecek yerlere.

İşte o dönemlerden birinde, Karataş'tan Konak İskelesi'ne yürürdüm. Vapurla Karşıyaka. İskeleden de daracık merdivenleri olan eski bir aparmanın üst dairesine çıkardım.
Part taym bir işti.

Bütün gün, arada gördüğümüz patronun "zeytin ırgalama makinesi", "tekstil", "inşaat" gibi sektör ve Avrupa ülkesi direktifleri doğrultusunda, bize verdiği isimler için davetiye alırdık.

Yazışmaları şöyle yapıyordum.
"Merhaba Bayan/Bay Simit Von Drake,

Biz ŞU* şirkette şu işi yapıyoruz. Ürünlerinizle ilgileniyoruz. Gelip görebilir miyiz?"

Çoğundan, tabi başımın üzerine diye cevap alıp, teknik sorularda da gerek sözlükten arkadaşlara sorarak, aerkshrkerer gerek internetten cevapları yapıştırıyordum.

Sonra davet faksı geliyordu, hoop yeni bir ülke, sektör ve isimler.

Bir gün pasaportları gördük davet aldığımız kişilere ait olan.

İş kısmında dönerci yazıyordu.

Ve işte benim emeklerimle yurtdışına kaçırdığımız dönerciler, Almanya'da bana ağız berkitip, "ıspanağğğk" diye aşağılayan dönercilere karıştı. Aferim. Kıymet, minnet bilmeyin.
Avrupa'daki dönerler ayrıca iYrenç. İskender dede görse, ağlar.

Ben de işte hayatımın bir döneminde, part taym da olsa insan kaçakçılığında rol oynadım.
*Kaşesini vurduğumuz firmanın hala Karşıyaka'da inşaat yaptığını gördüm en son gittiğimde. Oysa genelde Göztepe, Narlıdere güzergahındaydı binaları.

Ya bir gün biz de ülkemizden atılırsak?
Hiç düşündünüz mü?

Toplumsal bir bilinç uyandırmaya çalışmıyorum. Herkes bildiğini, istediğini yaşasın.

Sağ elimdeki hayat çizgim 60 falan gösteriyor en iyi ihtimal. Bazı geceler, ölmek üzere iken uyanıyorum. Uyku apnem var. Boğazım sırılsıklam terlemiş oluyorum, nefesi toplayıp sakinleşene kadar bir litre daha ter kaybediyorum. Falan işte. Nabacan?

Telefonum pazar günü sipor yaparken 65inci kere yüz üstü düştü ve bu sefer ekranı paramparça oldu.
Yarın ekran değişene kadar idare etse bari. Çoğu whatsapp şeylerini, küçük yazılı görselleri göremiyorum.
Onun dışında iyilik sağlık. Çok şükür.
Dünkü maç yüzünden arabayı Bademli Köyü'ne park edecektim. Bağrış çığrış. Kendime böyle bir heLecan, tutku bulmam lazım.

12 comments:

  1. Canım Jardzy, bir gün bizim başımıza da niye gelmesin? o yelekleri giyinmek bize ne kadar uzak? Plastik botlarla denizlerde boğulmaya yolculuk ne kadar uzak? Bize çok uzak gerek, her şeyi toz pembe yaşamaya devam ediyoruz, ihtiyacımız varmış bol bol kahkahaya...Güzel kalpli kardeşim...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Canım Ayşe,
      kendi yurdumuzda zaten azınlık olmadık mı?
      Herkes iyi olsun. Herkes.

      Delete
  2. Allah yardımcın olsun. İyi bir paylaşımdı. İbret alınacak.

    ReplyDelete
  3. Sevgili Jardzy,
    Bu ülkeye kamyon tepesinde geldim.Kamyon tepesinde Çorum'a gittim.Hiç tanımadığımız insanların evinde banyo yaptık,yemek yedik.(hala minnetle anıyoruz kendilerini)Kamyon tepelerinde Eskişehir,İzmir diye devam ettik.Her 10 yılda bir varlarını yoklarını satıp,buraya göçmek için seferber olmuşlar yıllar boyu.Bulgaristanlı olamamışlar,buralı da olamadılar.Gerçi bu ülke kimseyi "buralı"olarak kabul etmiyor.Heyecan duyulacak şey önemli,sağlık daha önemli.Hımm çok uzun oldu bu yorum...
    Sevgiler Mümine Mert

    ReplyDelete
    Replies
    1. Sevgili Mümine,

      Çok teşekkür ederim yorum bıraktığın için. Keşke ve sorun olmasa bize hikayeni anlatsan..
      Ülkede artık herkes birbirine yabancı. Uzun soluklu bir politikanın sonucu bu. Tek kişiye yüklenmek doğru değil. Ayrımcı olduğumuzu kabul etmiyoruz, isyan ediyoruz ama ayrımcıyız. Maalesef.
      Heyecan olarak fikirlerim oluyor her 4 ayda bir ama sonrasını getirebilmek için başlangıcı mı doğru yapamıyorum nedir.
      Bu aralar, deniz kestanesi toplayıp, hem kamu hizmeti vermek hem de lezzet tatmak istiyorum...
      Sevgiler,
      J

      Delete
    2. 1989 yılında Bulgaristan'dan sınır dışı edilerek geldik.(Sınır dışı edilmek için de başvurmak gerekiyordu)Annem,babam,ablam,kardeşim ve babaannem 3 gün içinde yollardaydık.O arada bizim gibi sınır dışı edilen binlerce insanla birlikte.Kapıkuleye gelince sınırdaki memurlar gidebileceğiniz bir yakınınız var mı diye soruyorlarmış.Babam yok demiş,(Sanırım birilerine yük olmak istemedi)olmadığını söyleyince onların belirlediği bir şehre gidiyormuşsun.Bizi Çorum'a gönderdiler.İki aile elimizdeki eşyaları kamyona yükleyip gittik.Ama Çorum'daki bize evini açan aile burada iş bulmak zor olur demiş.Babam da yapamayacağımızı düşünmüş.Aynı gün biz yine yeni bir kamyonla Eskişehir'e gittik.Orada 1950 yıllarında göç eden akrabalarımız varmış.Oradakiler de kışın burası çok soğuk olur yapamazsınız demişler.Sonra 1978 yıllarında İzmir'e gelen başka bir akrabamıza telefon etmiş babam. Buraya gelebilirsiniz demiş İzmir'deki akrabamız.1 hafta sonra buraya geldik.Neyse ki burada kaldık,İzmir'i seviyorum.En son şuna karar verdim atalarımdan biri kesin Egeli!!
      En basit insani değerleri bile doğal,yaşamın bir parçası olarak yapmaktaktan uzak insanlarız biz bu ülkedekiler.Bir merhaba derken bile neden??? arıyoruz.Çoğunluğumuz böyle olunca devamı da katlaya katlaya geliyor.
      Bazen heyecan duyulacak fikri bulmuş olmak,onun üzerinde düşünmüş olmak da çok şey katıyor insana.Eminim çok güzel bir fikir hayata geçecektir.
      Seni okumak çok büyük bir keyif bilge Jardzy.Sevgiler

      Delete
    3. Çok teşekkür ederim paylaştığın için.
      Gözlerim doldu, ağzım büküldü okurken.

      "En basit insani değerleri bile doğal, yaşamın bir parçası olarak yapmaktan uzak insanlarız" katılıyorum.

      Almanya'da, Avusturalya'da insanlar birbirlerine sokakta güneydın diyebiliyorken, biz "Akdeniz" ülkesi insanları yere veya öteye bir yerlere bakıyoruz.

      Arada benim selam verdiğim olmuştur ama şu an bile işçilere merhaba derken, "acaba ondan cinsel bir beklentim olduğunu düşünür mü" endişesini yaşıyorum.
      Kötü niyetli bir toplumuz. Gezi olayları sonrası birlikteliğimiz 2 gün sürdü ve bitti.
      Devam ettiremedik, ettiremeyeceğiz.
      Hepimiz kendi kapımızın önünü süpürsek :D
      Apartmandakilerden, komşulardan başlasak başımıza bir şey gelir mi ki?
      Sevgiler,
      İyi ki varsın.

      Delete
  4. Çok acaip bir tarihi sürecin tam ortasında bulunuyoruz ve tam da bu nedele etrafımızda olan biteni tam anlayamıyoruz. Bana öyle geliyor.
    Dikkat et kendine.
    Öptüm.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya bu bir şans mı, şanssızlık mı bilemiyorum.

      Ama en kötüsü bu karmaşanın içinde olacağımı biliyor olmak, küçüklükten beri.

      Bizim şansımız, her şeyden anında haberdar olmak. Eskiyle kıyaslarsan, Afganistan'da savaş olsa 60 sene önce, ne kadar bilgi sahibi olabilirdik.
      Önemli bir görev de, tarihi kaydetmek. Bloglar kişisel tarihimiz neyse ki.
      Öperim. Sen de dikkat et. Ankara'da :(

      Delete
  5. Selam Jardzy, seni blogumda mimledim. Katılırsan sevinirim :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ah! Merhaba,

      diğer blogları okumakta biraz geri kaldım bu aralar.
      Koşuyorum.

      Delete