Friday, April 29, 2016

Apr 29

Otelimiz cehennemin dibinde ve bizi almaya baska sehirden iki taksi geliyor. Ben fiziksel temas olmasin diye kucuk mersedese, yani soforun yanina oturuyorum.

Bu sabah farkli biri geldi. Ben muhtesem Almanci Almancamla 'halooo' dedim. Amca koyverip gitmesin diye de, selamun aleykim demis olabilirim. Yola koyulduk. Trabzonluymus. O da diger tum Turkler gibi Almanlari kotuledi. Is cikisi sokakta gorse selam vermezmis bunlar. Cok cikarcilarmis. Ne ogrendilerse Turklerden ogrenmisler. Evleri cok pismis, disardan kanmamaliymisiz (bunu ecnebi blog enistemiz de, bunu Sevgili C'ye soylemisti).

Trafik tikandi. Tam bir Turk gibi, arabayi sola atti, 'niye ilerlemiyorlar' diye sordu. Kac gunluk banal, hareketsiz Almanci hayatimiza bir hareket oldu adam. Kendisini hemen takdir ettim. Tam bir Turk gibi davrandiniz dedim. Ayrica her sofore aynisini yaptik. Memleketi neresiyse, eh biz de oraliyiz dedik. Yanliz hissetmeyelim hic birimiz diye. Tam da Trabzonluymus. 'Bize her yer Trabzon' dedik. 
O hala, Iklim ile Almanlari ozdeslestirdi, ne havasina ne de kendilerine guven olmaz'dedi de dedi..

Amca, Alamanlari kotuleye dursun, ben artik herkesin Ayi dedigi Herr Ziker de mi boyledir diye dusunuyorum. Evlilerin bile hesaplari ayriymis. Tamam, sahsiyet hayatimda bazan ben de kuralciligim, dakikligim ile tipki bir Alaman gibi davraniyor olabilirim ancak evlenecegim bu Alman, zaten beni sirtimi dayayip, 'yeter ya biri bana baksin artik, calismak istemiyorum' diyebilecegim adam olabilecek miydi?
Ahaha yok ya adamla aramizda bir iliski yok, ama geyigi guzel iste.

O esnada, meshur tren gecidine geldik. Hemen gecmeliymisiz yoksa yarim saat beklermisiz. Daha once 4 dakika beklemistik. Eh durum buysa, isik da sariysa, napar sofor? Gaza basar. Bastin tamam ama ondeki arac, kirmizi yandi diye durunca, arkasina yapistiriyorduk. Ben hafif bir cirtladim tabi. Sofor, hemen sola segirtti ve kirmizida tren gecidinden gectik. Elim kalbimde. Sofor soyleniyor. 'Bunlar ileride mum gorse dururlar iste'. Ay sinirden gulmeye basladim. 
Hem hareket geldi hayatimiza, hem adam kural tanimiyor, hem de Almanya gibi trafik polisi bir ulkede trafik kazasi gecirirsem, reklam olurum hani.

Egitim alanina geldigimizde, en eglenceli sabahin onunla olduguna kanaat getirdik. Diger arac bizden once geldi diye ben saskin, ofise Herr Ziker'ime kostum. Onceki sabah da gec kalmistik. Ama oteki adam konusurken yolu sasirmisti ahahahha

Cok kotu bir yolcu koltuguyum ben.

Halooo, morgin diyerek iceri girdim. Siritiyor Alman ayisi. Ben zaten surekli siritiyorum. Insanlarin birbirlerine surekli selam vermesi, beni de siritik bisi yapti. Hosuma gidiyor. 

Eh bugun cuma. Bunlar yarim gun calisir. Calismasalar bile cuma namazi kozumuzu kullandim dun. Kimse sen kadinsin, ne cumasi diye sormuyor cunku. Almanya'da ise yarar hep.

Ayimla foto cektirmedim. Zaten buraya koymak ayip olur. Ayi iste, tam hayalIMIn erkegi. 

Vedalasirken oyle malladim ki, bana yine Almanca! 'evine iyi ucuslar dilerim' dediginde, haa? Diye baktigimdan su an eminim. Cunku aklim her biri kangal sucuk kalinligindaki 5 parmaktan olusan ellerindeydi. Elim nerdeydi? O kangallarin arasinda kaybolmustu. Ben temas ediyor muyuz, ne hissediyorum diye dusunurken, calismadigim yerden sordu. Ev anlamina gelen 'hause' kelimesini, acaba beni evine mi davet ediyor diye dusunerek, bir 'grinin 50 tonu' bir Danielle Steel romani yapabilirdim gullu dalli pembe mukavva kapak. Ahahha

Ay oyle mallastim iste. Of neden ingilizce konusmuyor ki ayi?

Zaten bizdeki emeklilik yasinin aramizdaki bazilarinin 39 olmasindan oturu, birden ulkeye gelmek istemesi benim beynimi sulandirmisti. Lan ayi, daha dun ben sana 'gelceksen ben sana Turkce ogretirim' dedim de, ekranin sagina gecmedin mi?

Neyse, askimla boyle dallama bir sekilde vedalastik. Uzansam opcekti bile. Ama bu sefer, tek mi cift mi? Ay o tek opcek, ben ikinciye yanagimi tipki bir isa gibi cevirirken dodagindan oper miyim gerilimine girecektim.

Elimi skti da, nerden cikti o kadar uzun bir cumle kurmak? 
Anlamadim ki ben naptik?!

Ay sonra, muzeye gittik 4 kisi. Muze super ama sosyal medyaya koymucaz diye kagit imzaladim ama su an diger 3 kisi fotolarina aldiklari layklari sayiyordur.

Bir tanemizin akrabasi gelip bizi alicak, hava limaninda sacma sapan pahali cikolata yerine buranin bim, sok, a101 dengi marketlere birakacakti. Sonra da evlerine caya gidecektik.
Yapmayin yav, ev olmaz dedim. Zaten son 1 haftada hayatima bir suru erkek girmis. Ben sosyalci degilim yav, yabanci dilciyim ahahah
Bu kadar yabanciyi kaldirmaz bunyem.

Hadi akraba gelene kadar yuruyelim dedik. Muzede beklemeyecektik. Kik adli ucuzcuya girdik. Muadili Istanbul Ucuzluk Pazari. 
Bizim akrabali, akrabayi aradi. O da 'bir Turk bul, benle konustur, adresi ogreneyim' demis. Baktim kosede 3 tip var, Anadolu Palas tabelasinin onunde duruyorlar. Aha bunlar Turk. Zaten Kucuk Bartin diye adlandirilan bir mahalledeyiz. Al bunlara soyle. Bak su kasketli ufaklik Turk iste diyorum. Akrabanin telefonu mesguldu. Bekledik. O sirada koseye geldik. O 3 adam, ki biri obezdi ve kolumdan tutup ustume otursa, Akrep Nalan'in kopegi gibi, yagli kagida donerdim. 
Adamlar bende o The Sopranos olsun, 'my name is Caligero but you can call me C' diyen Bromx Tale olsun, italyan mafyasini hatirlatmisti bir kere. Ben kapinin disinda iceriye bakinca, sigara icen pembeli, tombik bir kadin gorunce, 'aha keraneye geldik' dedim icimden. O sirada akrabaliyi, akraba aradi. Iceri girdi. Icerisi karanlik. Digerleri sigara yaktilar. Ben iceri bir daha baktigimda, adam kadinin arkasina gecmis, kulunclarini aciyordu. Kafami cevirdim. 

Akrabali cikti. Iceri girelim, cagiriyorlar dedi. Ben girmem, beni de mi satsinlar dedim. Digerleri baktilar oyle. Cok cirkin seyler gordum dedim. Ayrica sigara icilen kapali ortamlardan tiksiniyorum. Kiyafetlerime sinerse, olurum tum gece.

Yagmur yine basladi. Iki dakka durmustu halbuse.
Mecbur kaldim. Iceri girdik. Allaam tam bir kumarhane, kiraathane. Kadin cay getirdi tombil memeleri ile. Ic odada kollu makinalar var. Kadin gel gel diye israr ettiginde, yok mok dedimdi de, 'iceride ozel oda var' demisti. Bosuna demiyorum ki ben! Hissiyatlarim kuvvetli iste. Kumarkerhane!

Iceride, birbirimize bulututla foto atiyoruz. Malum muzede cok eglendik, herkes fotograf cekti birbirinin. 
Icerisi adam dolmaya basladi. Turkce konusuyorlar ama kufurler ucusmaya basladi. Sigara da bogazimi yakti. 'Ben cikiyorum, kosede bekliyim daha guvenli' dedim. Ciktim. Telefonumdaki beyin gelistirme uygulamasini oynuyorum. Haaa bak yarim kaldi ya offf. Gelistirmem yarim kaldi.  
Bir sure sonra onlar da cikti. Meger bizi Romanyali sanmislar. Yahu ben Almanya'ya ne zaman yanimda yakisikli adamlarla gitcem ki zaten?! O yuzden kufrediyorlarmis. Goz dagi vermek istemisler. Sanirim iceride yine 'memleket nere' sarmalina girdiler. Begenmisler neyse ki memleketleri. Caya para odemedik. Zaten akraba da gelmek uzereymis.

Akraba geldi. Dostum Turk demistin, kadin sarisin cikti. Gorsen Turk demezsin. Kisa boylu Alman dersin. Opustuk ve yilis yilis Turk israrciligi basladi. 'Sizi alisveri merkezine birakicam, aksam da caya bekliyorum eve'. Ben avm deyince, iste bu aldi, lidl falan bim muadili saniyorum. Eve gitmeyelim diye aramizda konusmustuk ancak Turk Turku bulunca olmuyor iste oyle. Benim acliktan zaten kan sekerim dusmus. Biraksalar bayilcam acliktan. Uykum var saniyorum. Kadin yolda bir de evli misin, nesin, coluk cocuk var mi deyince, tee allam. 'Bana mi soruyorsunuz?' Diye goguste yumusatip, beyler diyerek arkadakilere pasladim. Yav tanimadigim birine ne anlatcam ahahahah 

Ela da guler buna. Ulan hepinize Emreleri anlattim ya, bir de Ziker Beyi ahahha

Ama yani 3 isci yaninda ayiyi mi anlatayim? HayalImIn erkegi iste. 'Yurudum ama o kaciyor, Evli galiba ya, ama bu Almanlara da guven olmaz diyorlar' mi dicem. Ya da cocuklarim hakkinda bilgi mi vericem. Olmaz.

Ama agzina tukurdugum israrcilik bitmedi. Bizi 70km uzaktaki bir sehirdeki avm onune birakmadan once de tekrar sordu, 'kararin degismedi di mi?'
'Yaaani baska sehirdeyiz, yuruyerek de donemeyiz, kacacak yerimiz yok' dedim.
Ama var ya, beni zIndana atsalar boyle hissederim. Nedir bu israr? Iki sor, gec. Iki diyoorum bak, zwei. Zivay, iki, du, two, dos ühühü

Aractan indik, arkadakilerle goz goze geldik. Sictik dedim. Evet mavi yakalilara sictik dedim. Akrabali, abla dedigi teyzesi ile vedalasiyordu. 'Birer cay ve kalkariz, tamam' dediler. Ama hala gonlum zIndanda.

Kmlerce oteye gelmisiz. Herkes sigara cikarmis, birbirine ikram etmis. Mal mal etrafa bakiyoruz ve avm kapisindan uzagiz. Teyze bagirdi arkamizdan, 'kapi burda'. Biz karsi sokaktayiz ve etrafa bakiyoruz sadece. Cok sictik dedim. Tipik Turk kadini. Emin olmak istiyor. Sigaralari gosterdiler de, aracina geri bindi. Ben de gulumsedim. Cok sictik.

Biz buraya neden geldik? Yahu cikolata alicaktik marketten? Iki sehir degistirmenin ne alemi vardi. Ustelik 2 saat sonra bizi alicak. Evi temizlicek herhalde diye dusundum. Insanlik hali. Kadin calisiyor. Tamam ama neden 12ye kadar otururuz dedi. Neden 12? Neden 24:00 veya 00:00?

Darlaniyorum. Ben cuma gecelerine ozel, ortalama bir tavuk gibi 20:30da sizarim. Hafta ici 22:00 en gec o da birisi varsa yani. Genelde 21:00.

Avmye girdik. Yozgat Yimpas daha buyuk. Dolandik. Yemek yiycez. Bu Turklerle de cok zor yemek yemek bilemezsiniz. Oglen daha rengi pembe dolayisi ile bu domuz eti diye dalga gectiim somon baligini yemediler. Her yer balik kokuyor, yemegi akrabalinin mahalle komsusunun kizi (bizim mahalle hani) yani bir Musliman (Musliwoman) getiriyor. Hala domuz var diye duruyorlar, yemiyorlar. 

Ben sorgulamayin diyorum israrla. Yahu senelerce Almancilarin getirdigi domuz jelatinli Haribolari yediniz?

Ben zira anaokulu egitimimi Avropa'da tamamladigim yillarda eve gelip, 'bugun kurbaga bacagi yedik' demisim. Ama su da var, ailem benim bu sakaciligimi hic umursamamistir. Bir 1 nisanda babami is yerinden arayip, 'hamileyim' demistim de, sasirmadim demisti.
Artik guvenmediginden mi, basima buyruklugumu kabullenmisliginden mi, 15 yasinda, saclarim ucusurak bir erkekle dans ettigim bir fotografim 3ncu sayfada yayinlanmisligindan mi, senelrece yasadigim travmalar sonucu ayriksi olacagimi onceden bildiginden mi.. öldü artik soramayiz da..

Kurbaga bacagi hah. Ya iste, donerci vardi. Off cok cirkin ya. Tiksiniyorum Alamanya'da donerden ve donercilerden, 'ispanaaaaaak' diyerrk beni asagilayan donerci aklimdan cikmiyor. Hepsi bana bakiyor ne yesek diye, oysa yukarida gayet sekilli, resimli, turkce isimli menu var. 

Icime sinmiyor, sevmiyorum dedim. Kosarak ciktilar. Artik yasimdan mi, unvanimdan mi, kadinligimdan mi bilemedim. Yarin 'Cin lokantasina gitcez' desem, 'yapma sef' derler biliyorum ama belki yerler yani.  

Italyan'a girdik. Makarna yedirdim, domuzsuz. Artik sormadilar ama ben domuzsuzlari goster dedim elbette.

Off neyse, yedik, ictik beyaz sarabimizi. Teyze degil, kocasi geldi bu sefer. Oh dedim :)
Akrabali, 'enistem daha israrci' dedi. O sirada ben nereye kayboldum bilmem, 'bas muhendis bizi cagirdi ama akrabaliya ozel izin aldirdik' diye yalan bulmuslar. Ve ben soyleyecekmisim.
Yahu ne bir sutyen ne de don ne de her zaman yaptigim gibi hijyenik kadin bagi bakamadim. Surekli dibimde bir erkek. Bir dakka yalniz kaldim, hemen yalan uydurmussunuz,
Neyse, onlar soyledi de yalani, gece yarisina kadar icmedigim cayi reddetme (hic kibar degilim bu konuda. Az ic, acik ic diye diye, kesin ve sert biir cevap vermeye ittiniz beni senelerdir), kahvaltida sut icen cocuklardik biz hikayesini 985048363ncu kez anlatma derdine dusmedim.

Oteldeyim. Surprizz!!! yagmur yagiyor. Hava soguk. Ikinci battaniyeyi omzuma ve bogazima yerlestirdim.
Yarin gece evdeyim insala.
Orlar da sogukmus, ben denize gircektim.

Sabah da gec kalkip, valiz yerlestircem. Akrabali, sarisin teyzesinden bos valiz alicak. Mallari ona doldurcaz.
Ha bu arada Akrabali arada bana abla dedi evet. Uzun zaman olmustu abla lafini duymayali.
Ziker'e yarancam diye '39,75 yasimdayim, bekarim, mutsuzum, deniz kenarinda evim var Herr Sari Benizli, gel de deniz, gunes (kum sevmem kaya var) gor' diye aciklamasaydim, yasimi bilmeyeceklerdi. 
Zira 28-29 gosteriyormusum. Ziker de 46 falan gostermekte ama evettt 57 yasinda, ahahahha

Simdi Zikercigimi merak eden herkes bir dakikalik 'hadilen' durusuna gecti, ben size arkadan cenaze marsini calarim. Yasamadigim askimi gommeniz icin.

Ehehehe herrrrzziiikkeeerrr

Uyuyor musunuz gencler?

Burda bile saat 00:00. Oysa su an sikintidan patlamis, ustelik gaz yapmis, bir ayagim digerinin ustunde 'hadi ya, gitsek artik' diye kendimi darlamak yerine sizi darladim. En azindan gazimi cikarabiliyorum.
Amerikali anonimuslarim yazdiklarimi okur belki hemen <3

Hepinizi sevgiyle alninizdan oper, son soguk ve bebek uykusuna yatmak uzere cise giderim.
Dukuju'da okudum. Ben de tipki bir bebek gibi uyuyorum evet. Her 2 saatte bir uyanip, agliyorum icin icin :)))
Goz yasi dokmuyorum ama neden usudugum, neden buraya geldigim, neden Izmir'e dondugum, neden bazi insanlari hic gormek, okumak istemedigim gibi sorularla tekrar uykuya dalamiyorum. Kizi 3 yasina dogru buyutup, tekrar uykuya dalma ustasi kardesimden ogrendigim teknigi de unutuyorum.

Biraz daha oyalanirsam, zaten gunun hareketliliginden oturu sizicam.

Sevgiler,

Almanya
Nisan 2016

Soyadim Ziker olursa naparim? Bu da bu gecemin sorusu olsun. Bu en azinda komik olur, gulerim dort soguk duvarimla.



Thursday, April 28, 2016

Genele Inat Komun Yasam

Uzun zamandir kendime yoneldigim icin elle tutulur bir sey yazmadim. Zira ele gelecek bir seyler de pek olmamisti.
Ama bugun.
Fatih, ki dedim ya, kendisi ve diger 10 adamla yeni tanisiyorum, dedi ki, 'Jardzy hanim, bu oglen yemek getiren gozluklu bayan var ya (bayanbayanbayan...) teyzesinin kizi bizim mahallede.'
Hee cogzel dedim. Dunya kucuk.
Sonra basladi bu genc.
Bunlarin mahallesinde, evin kapisi hep acikmis. Bir yerlere gittiklerinde, koye falan (Balikesir) anahtari komsularim bildigi bir yere birakirlarmis.
Gecenlerde yine koye gitmisler. Komsular kapinin altindan su grldigini fark edip, eve girmisler. Evi su basmis. (Öff ya bizimkini de cok basardi Izmir'deki evlerimizi) Evi temizlemisler, halilari yikamaya vermisler ve aramislar bunlari. Fatihler de 'gelelim' dediklerinde, 'gelmeyin, gelseniz de biz bunlari yapicaz'. Tatil bitince donmusler. Halicinin parasini kimin verdigini bulamamis, soylememisler. Kendisi de tesisat isinde iyi oldugunicin, birisi yeni ev yaparsa, tesisati o ustlenirmis. Cok ciddi bir dsywnisma varmis.
Anlattikca gozlerim bir manga ana karakteri kadar buyudu, ki gozlerim kucuk de deYildir.
Oha dedim ya, Balikesir mi burasi? 
Meger Manisa'daki bir ilceymis.
Vay bea dedim. Züper! (Ne de olsa Almanya'ya gelin gelicem, Almancami ilerletiyorum). Züper ya, saka gibi.

Hasetlendim iyi anlamda. Guvenligi var diye ev secmis olmami dusundum. Mezarliga bakan guvenlikli ev. Mezarlik dedigim de tümülüs yav.

Ya iste, boyle ütopyalar da varmis, biz distopyada yasarken.

Cerkezmis bunlar galiba ya da dernekleri varmis, ihtiyaci olan soylemezmis ama bilirlerse, herkes para verir, ihtiyac sahibine iletirlermis. Bedelsiz, karsiliksiz.

Bu sene bahcede cok ispanak dikmisler. Komsulara dagitmis babasi. Guvenlikli ev. Mezarlik manzarali...

Herkes boyle olsa keske.

Almanca maceralarim 'ispanaaaaak'larla devam ediyor. Su hissiyati bozmayayim diye sonra yazicam.

Anahtari komsularin bildigi bir yere birakmak ve komsularin su basmis evi temizlemesi, lemesiii, lemesiiii, messii...

Wednesday, April 27, 2016

Iste Burasi

Almanya is seyahatimin ozeti bu.
Sabah 6:30da Ibbenbüren'e yola ciktik. Elbette cok soguktu. Is bitip disari ciktigimizda gunes vardi ve hava ilikti bile, goreceli tabi. 
Sonra iste donerken bizim sehre 12 km kala yagmur basladi :)))

Bugunu ayri anlatmam lazim dedim ama anlatayim. Almanya'nin 2018'de kapanacak madenlerinden birine gittik ziyarete.

Bize kiyafet, baret maret vercekler tabi. Kadinlar icin ayri yer var mi, bilmiyorum. Zira madende kadinin isi ne? Ustelik ziyaretci sayisi 12 ile kisitli ama biz 13 kisiyiz. Dun sordular zaten, inmek istemeyen var mi? Kimse bisi demedi. Hepimiz inecegüz dedik.

Pozitif ayrimcilik, ucuncu beni aldilar iceri. Kalbim bu aralar boyle zaten pat pat atmaya basladi. Beni yonlendirdikleri yer bir oda! Züper!

Neden dertlendim? Cunku bu tip yerlerde, Alman olsun, Rus olsun, Cinli olsun ciplak dolasirlar. Dolayiis ile de duslari cok rahat gorursun. Bazilarinda perde bile yoktur. Ya da soyle anlatayim, bu yahudileri bayilttiklari gaz odalari gibi olur. Spor salonlarindaki duslar keza.

Neyse, baktim iceride 3 dolap, bir dus, bir lavabo. Tuhalet yok. Olsun dedim ve donuma kadar degistirdim. Don da mavi erkek donu. Cogzeldi. Fotografini cektim ahahah

Ciktim, tuvalete giricem. Sonradan fark ettim. Dunyada gordugum en iri ve cekici erkeklerden biri olan hayalImIn erkegi, soyadi da Ziker okunuyor bu arada, yanimdan corap ve gomlekle siritarak gecti. Gomlek uzun neyse ki, bisi goremedim. Ama onlarin kulturunde normal bunlar. Ah be Ziker. Neyse.

Bizimkilerden birine actirdim kapiyi. Zira ortak tuvalet. Karsima pisuvar cikti. Adami kapiya diktim. Alafrangaya oturdum.

Sonra asagi indik kuyudan. Uretim aynasinda sira ile dizildik ama emekleyerek gidiliyor oraya. Turklerin onunden gitmem elbette. Sona kaldim. Ileride adam detay bilgi veriyor, ben yanimizda dolanan fotografciya poz veriyorum. Hic mi kadin inmemis madene anlamadim. Sonra ilerden bir adam geldi emekleyerek. Gel dedi. Foto. Te allam, ama tamam dedim. Yani kac kadinla yer altinda fotografi olabilir ki? Tam poz vericez, almanca van minut dedim. Bir dur. Aldim elime bir parca komur, surucem. O bana bir dur dedi. 7,5 saattir komur madeninde kullandigi eldivenle suratimi sildi. Bir yandan da schön foto, diyor. Fotograf guzel olacak diye diye, elinin karasini suratima aktardi.
Elini de omzuma atti, poz verdik. Karsimda fotografci ve Almanlar gulduk. Cikarken tekrar foto. Uc kisi foto cekiliyor, 'gel'. Grup foto cekiliyor, 'frau sen one gel'. Arkada saklanmama ragmen. Anlayacaginiz, burada komur madeninin reklam yuzu oldum. Sonraki fotograflarda poz verdim yahu. Saga donmeli, sola bakmali, elimi yerde comesen adamlarin omuzlarina koymali vs.
Ama Zikerle basbasa fotograf cektiremedim. Oysa iliskide, birbirini yari ciplak gorme esigine de gelmistik ucuncu gun.

Ciktik yukari. Elimizi yikatmadan 'madenci elini yikamaz, farz edinki yer altindasiniz' dediler. Kara ellerimizle ekmek yedik. Bizim Turkolar alismis tabi her kumanya bir ekmek. Onlara peynirli ekmek veriyorlar. Bizimkiler peynirde domuz vardir diye kenara atip, ekmegi yiyorlar falan.

Sonra da hep beraber dusa girdik. Ben aynaya bakinca anladim tabi. Sag tarafimi simsiyah yapmis. Benim fotomodel oldugumu gormeyen kisima teker teker aciklamak zorunda kaldim durumu tabi. Bir de buradaki madencilerin gomlekleri cogzel. Bir tanesine el koydum, hediye ettiler, beden elbet Alman Hans, Horst bedeni ama umurumda degil. Bir sure iste giyip, sonra pijama yapacagim <3

Sonra son 9 fotograftan sonra araclara bindik. Fotograflari sonradan yollayacaklar. Kendi sirket dergilerinde kullanirlar eminim.

Iste yol yukaridaki gibiydi.

Ben az yemistim. Simdi acim. Ya Cin lokantasina ya da markete gidip bir seyler yiyecegim. Turk lokantalarini pek sevmiyorum Almanya'da. Zaten hic biri esas damak tadimizda olmuyor.

Ayrica yorulmusuz yahu. Uzun zamandir ekmek, peynir ye ve sinifta ders gor, hepimiz kilo aldik. Ben az bira ictim bu sefer. Bu adamlarla baglantim az zira. Cinlilerle calisiyorum ben <3

Ozledim ama Zhu'yu. Ona da bisiler alicam.
Simdi nefsimi doyurayim. Besleneyim. Optum. Bays. Cussss

Monday, April 25, 2016

Aci Vatan | 3

Buralarin sahibesi Sevgili C, tropikal adalari seke seke gezedursun 3 hafta boyunca, ben Almanyaaa geldim.

Daha onceki yakinlardaki 2 seferden ogrendigim buranin cok soguk oldugu. Moskova'da bile bu kadar usumedigimdir. Anaokulu egitimimi surdurdugum Avropa yillarindaki fotograflarim da, kislik etek, kalin corap ve anne eliyle orulmus harika bir sari hirkadan ibarettir, evet suratim yarim cikmis, ehehe

Ya iste yine geldim, bu seferki yer digerinden daha buyuk en azindan.

Düsseldorf'a indik. Hava gunesli. Noluyor laan diye sordum kendime. Sevgili bizisker taksi soforumuz bize ayni gun yagan karin simdi erimis oldugunu soylediginde ben zaten ikna olmustum, hadi ya demedim.
Zira bir kac kilometre gitmistik ki, ilerideki yagmur bulutunu gorduk. Sonra da sulu sepken, bie anda dolu ve pofuduk kar baslamisti ki otele geldik. Odam cogzel. Daha iki gun once insanlar nasil yatar tavan penceresi altinda demistim ki, karma bu aralar cok hizli ve responsive, dun yattim ve fakat uyuyamadim.
Lanet sekilde yazdiklarim silinince, sevkim de kacti.
Acayip yagmur var. Tum ses kafama kafama geliyor su an.
Neticede, Sevgili C sana en derin duygularimla hak verdim.
Aci buralarin havasi, aci vatan Almanyaaa.
Otelin sehir disinda ve belki diger sehirde olmasi, dun gece 2200'de (Almanya saati ile) sokakta otele donmek uzere yuruyor olmam, Turk lokantasi arayip bulma, Yunanlokantasinda domuz doneri ile ikinci karsilasma falan hep pic oldu. Silinmis zira. Kaydedememisim.
Cok pahali bir de burlar ama ben 1 yörocu buldum kii.
Hatta aldigim efervesan vitamin tabletimi suya koyim da, iciyim. Malum islandik. Ve bu sefer, o kadar az su ictim ki, icim kurudu icim.

Sevgiler,
J
Almanya, 2016

Friday, April 22, 2016

Ruh Halim

Çok ağır bu.
Yukarıdaki de cevapları içeren film.
2 gün önce tekrar seyretmeliyim demiştim.

Wednesday, April 20, 2016

İyi Marka: CP Piliç

Ben ortaokul yaşımda, Ayrancılardaki bir alabalık tesisinde, peder beyler alkol sigara demlenir, bir yandan yemeği beklerken, yanımıza gelen serbest gezen tavuğu incelemeye başlamıştım.

Tavuğun yeri eşeliyor olması, ayakları, tırnakları ve yerdekileri yiyor olması midemi bulandırmıştı. Upuzun bir süre tavuk yemedim sonra. Pek de yemem halan.

Çinlilerle ilişkimi biliyorsunuz. Bana goji beriler, baharatlar, Çin sigarası :D ne varsa veriyorlar. Ben de onlara yardımcı olmaya çalışıyorum her konuda. 

CP Piliç ile çalışan akıl hocamdan yardım istedim. O beni Canan'a yönlendirdi. Canan da, CP adına bize tavuk ayağı yolladı. Evet! Ayak! Çinliler seviyor diye. Üstelik bedelsiz!!!

Kaç gündür, ha geldi, ha geliyor derken. Geldi bugün.
Ben de yemeğe gittim kankamla onlara. 
Çıbıklarla balık yemeyi öğrendim bugün. Artık Çin'de yaşamaya hazırım ehrakerhkser

Tam doymuştum ki, pişmiş 4 ayak getirdiler. Zhu ile birlikte 1er tane yedik. Bizlik değilmiş gençler.

Biliyormuşuz da yemiyormuşuz. Detaya girmeyeceğim. Hazmı zor olabilir. Fotoğraf da koymadım. İsyan eden çok olur. Amacımız yurtta sulh, cihanda sulh netekim.

Ama bu yazının konusu neydi, iyi marka!

CP Piliç'e çok çok teşekkür ederiz. Zaten aşçının gülen yüzünü de Canan'a yollamıştım :D

Bari beni kraliçe ilan edip, ülkeye götürseler..

J kalp <3 CP Piliç.

Hayaaat!

Beni neden yoruyorsun?
J kalp kalp kalp serdarortaç <3

Ben dün demedim mi, geceleri kendimle kalıcam diye?
Dedim ve dün gece yarısına kadar dışardaydım :D

Doğu Anadolu'da birlikte çalıştığımız iki İzmir'li çift geldi bizim ilçeye. Başta tutukluk yaşamadım desem yalan olur. Zira fb'u kapatmam ile birlikte bihaber kaldım herkesten. Kötü olmadı valla ya. 

Ama sonra eski kıvama geldik tabi. 

Rakı beni bozuyor, bunu anladım. Gelsin biralar. Boru gibi, anında girdi-çıktı, en güzeli.

O kadar içkiye ve geç yatmaya rağmen 3 saatlik uyku ile çok rahat olmak da, bu sipiritüel uyanışımla alakalı mı ki? Bir de 1 saat kadar kitap okudum üstelik.
aehrksherkher

Yahu kitaptaki egzersizler bana pek uymuyor. Kitapta diyor ki, ölücem valla, fiziksel bir sıkıntıya düştüğünde çareyi fiziküstünde arar. 

Bir şey efekti vardı, burçlara inanmayı falan açıklayan. Ancak bu farklı be kuzum. Kafayı yedim, yedim. Yandan bir fiske atsan, çın diye ses gelicek yeminlen.

Şu çelınc işine mi girsem? Göbek adlarımı yazamam ama, olmaz.


Tuesday, April 19, 2016

Münzeviyet

Bu aralar, farkındasınız, hayatımı, anlamını, kendi amacımı derin sorguluyorum. Sorduğum sorulara cevap aldığım çok güzel bir dönemdeyim. Çok şükür. Bu yaşa mı bıraktın diyenlere, hee diyorum :D 
Valla anca sıra geldi.

İnzivaya çekilip, derin düşüncelere mi dalsam diye sorgularken, aslında yaşayarak çözmem gereken bir süreç olduğuna karar verdim.

Bu süreçte, blogda çok aktif olmayabilirim. Ya da aksine olup da yine sizin anlamayacağınız şeyler yazabilirim. 

Çözdüğüm konulardan biri paylaşım. Paylaştıkça çoğalan tek şey bilgi değil, sevgi ve diğer her şey.

Böyle şeyler yazınca kafamdan enerji çıkıyor olması da ayrı bir durum. Gözlerim bulanıklaşıyor.

ahahah

Bakarız bir vakit sonra "enerjist" diye kart bastırmışım, kim bilir :D Bana şifaya gelirmişsiniz. Kafalarınızdan kafalarınızdan şifa, enerji sokarmışım.

Umarım siz de bu sürece girersiniz. Yaşadığımız hayatı biz belirledik, o yüzden şikayet etmemek lazım.

Tüm kalbimle,

J. (açlıktan beyni de yedik, bir kalbim kaldı)

Saturday, April 16, 2016

Su Cok Guzel

Sehirlerarasi yollara D ve F plakalar gecen hafta dusmustu. Iki hafta once de denize dusenler oldu. Artik Fedon da suya girmistir, ben de girdim.
Evet, sacim hala islak.
Gunes enerjisi nasil devreye giriyor bilmedigim icin, suyun isinmasini beklerken, bunaltici hayatimdaki degisik bisiyi yazayim dedim.

Gebeš bir sekilde otururken evde, BayanSilvia'nin etkisi ile once birkac tur scooter bindim. Genelde iki sag ayak, iki sol ayak geberirdim. Baya bir tur attim. Giderken iki genc suda dalip dalip cikiyordu. Donuste de iki kadin.
Hemen yukari cikip soyundum.
Kadinlar gidiyordu, ben de onlarin banka coktum. Gir gir, cogzel dediler.
Kalp krizi gecirmiyim dedim. Biz 50yiz, bize bisi olmadi dediler. Ben de 40im dedim, kafayi daldirdim tipki bir karabatak gibi.

Ohh yaahh

Kac senedir denize girmiyorum ben?
Sunun surasinda iki ayim var deniz kenarinda. Baslarim alerjiye! Goji beri, havuc ve cilek ile bu sene alerjiyi de asarim. Astim hatta.

Valla su cok guzel. 
Hayat da guzel.
Son yazima bakmayin, komik olmasi gerekiyordu :)
Zaaaa xD

Friday, April 15, 2016

Haftalık Rapor | 14464sa6eraer

Sayıyı takip etmiyorum artık. 

Değişikli bir şeyler oldu anlatayım ama hakikaten hala sıkıcı bir hayatım var.

İki gün önce otostopçu aldım arabaya. İzmir'e gitçekmiş. "Yok olmaz pampiş" dedim. "O zaman dönmeden indir" dedi. 

İlk sorduğu soru "nerelisiniz" oldu bu gencin. 
Neden ya, neden?! (isyanımın nedenini anlatçam şimdi)
Ya hoff falan, kütük iç anadolu, doğum yeri doğu anadolu, büyüdüğüm yer, ege, anaokulu eğitimimi yurt dışında tamamladım.
Yıldıznamemde "hayatının bir bölümünü yurt dışında geçirir" yazmasına ne diyorsunuz?

Neyse, genç Ege Ünv'de okumaktaymış; felsefe bölümünde. Ama bu dönem otostopla geziyormuş. Bir çok otostopçu varmış ve feysbukta da interrail türkiye diye bir kapalı grupları varmış. Grup yapalım, grup, şurup bir şarkı vardı değil mi?
Beynim sulandı, yeminlen.

Sonra bu "nerelisiniz?" sorusuna tek bir cevabım olmayınca, "nerede yaşıyorsunuz?" dedi. Şimdilik sahil ilçesi dedim.

"Ne iş yapıyorsunuz?" amk. Bunu da tek başına açıklayamıyorum ki?!?!

Neyse, ayrıma gelmiştik zaten. Bana başka sorular sordu. Malum gazetede çıkan yalan haberleri açıklayacak ilk elden bilgi sahibiyim. 
Baktı darlanıyorum, indi çocuk.

İşte şimdi geliyor esas kısım.

Kafa kağıdım kayıp.
Son iki seçimde pasportumla oy kullandım. Malum her zaman kaybettiğim için, çıkar bir yerden diye bekledim. Yitik duaları okudum kaç kere erksahrkaher

Yok.

Buraya gelmeden evvel, muhtarın 2 gün elektriği kesildiği için bana nüfusa götürmem gereken evrakı verememişti.

Sabah kellemin şık bir fotoğrafını çektirdim.

Nüfusa gittim.

Durum şu;
- muhtardan kağıt almam lazım
- ikametim Ankara'da
- ilçe nüfusa muhtardan aldığım kağıtla gitmem gerekiyor
- önce adres nakli yapılması lazım
- adres nakli için kafa kağıdı gerekli

aerksehrke

Kadın beni müdüre yolladı. Anlattım, boynum bükük, ayaklarım içe kapalı.

Neyse ki yardımcı oldu. 

Verdiler bir kağıt, muhtara git, adresini kaydettir ve muhtardan ilgili evrakı al.

Yerini de söylediler tabi. Koştum. Muhtar yok. Zabıtaya sordum. Tel no verdiler. Muhtar karşı komşumun manitasının ilçesine dişçiye gitmiş. "Gelmicem" dedi. Ama "Sbey muhtarına git" dedi. "Ben arıcam". Gittim. Muhtarın telefonu çaldı. Açamadı adam. "Muhtar arıyor, ben arayayım mı?" dedim. "Hayır" dedi. Aldı kağıdı. "Ben girerim sisteme, hayırlı olsun, hadi iyi günler".
"Ama bana nüfus kağıdı çıkarma evrakı lazım?!"
"Ben yapamam şimdi tapuya gidiyorum" dedi ve kilitledi kapıyı, gitti. Evrakı da aldı.
Muhtarı aradım.
"Ben şimdi Bpaşa mahallesi muhtarını arıyorum, ona git, işbankın yanından gir, orada berber".
Oh dedim, gittim. Adam kestiği kafayı bırakıp, benimle ilgilendi. Koltuktaki adam sigaraya çıktı üzerinde kesilmiş kılları olan berber örtüsü ile. Çok ayboldu.

Birkaç telefon. Sistemde yoksun, a varsın. Muhtar, mührün nerde? Benimkini basarım, azan nerde, o imzalasın.

Mührü basıp, azaya yolladı. O da berbermiş. Ayrıca GÖT KADAR İLÇEDE NEDEN 9bin muhtar var?!?!?!? NEDEN?!?!? VE NEDEN KUTSAL CUMA GÜNÜ HİÇBİRİ İŞ BAŞINDA DEĞİL?! VE NEDEN BU KADAR BERBER VAR?!?!?!

Berberin yerini buldum. Berber yok.
Muhtar aradı. "Gelcek kızım, bekle". Bekledim. Geldi. O sırada dışarıda beklerken, yanıma bir sarman geldi. O da benim gibi dişleri yamuk, alt çenesinde uzun bir diş var. Midem bulandı bakınca. Kedilerden korkum ve sevmemem böyle bir şey. Anlayamazsınız.

Berber geldi de yanlış yere imza attı.

"Olsun" dedi. 

Peki, olsun. 

Nüfusa geri gittim.

Eh hadi başlıyoruz dediler. Dedim ki 4 muhtar, 1 aza sonrası geldim.
Adam aldı evrakı, parayı da aldı. 8 tl. Fotoğrafımı da.
Baktı kağıda, bu olmaz. "Muhtar imzalamamış". 
O sırada ben müdür de odada olduğu için, "ya benim ismimin anlamı şu. Bana ikinci ismi bir yazıverseniz" dedim.
"Mahkeme"
Ama bak, bu arada kadına durumu anlatırken, beyni bulandı. "Hayatım karışık" dedim. Ona acıdı zaten ya.

Ama bakın görüyorsunuz işte, muhtar muhtar gezdim. Benimki dişçide.

Kadın bana "isminle alakası yok. hepsi senin yüzünden" dedi. Adam, "paranı al, benim paramı da ver" dedi. "Siz de benim fotoğrafımı verin" dedim. İlişki sonrası iadeleşme. 

Baktım şöyle, omuzlar düşük, amk o kadar da tiyatora yaptım diyorum içimden. Müdürü kafalıycam, denemekten ne kaybederim ki?!

"Çekim yasası diye bir şey var" dedi.

OHA DEDİM OHA!!!

Ben o çekim yasasını geçtim be kadın! Mari'nin kafasından enerji soktum. OHA YAAA!!!

Neyse, sonuçta nüfus cüzdanımı alamadım gençler. 

Tam vukuatlı şeyi de alamadım. Az vukuatlı olanı aldım. İşte geldim.

Şimdi, neden bana sorulan sıradan sorulara ben tek cevap veremiyorum?

NEDEN???

Yaptığım iş mühendislik gerektiriyor. Değilim.
Boyum 167, ama 172 gösteriyorum.
Yaşım 39,4 ama 30 gösteriyorum.
İzmir'de büyüdüm ama İzmirli değilim....

NEDEN?!?!?!?!

Bu haftanın sorusu da, "hayatın genel anlamını çözdüm, teşekkürler, peki benim hayatımın anlamı ne?!"

Bakalım nasıl bir cevap gelecek.

Yıldızname, The Life You Were Born To Live kitabı falan hep anlattı aslında ama ben şimdi gideyim mi, kalayım mı hayat?

Daha zorlayayım mı bu muhtarlar, bu işleri, bu pis kötü niyetli insanları?

N'apıyım hayat? Hayatım, bana cevap ver. Lütfen.

Tuesday, April 12, 2016

İkiyüzlüyüm

Beni Uzak Doğu'ya gömsünler.

Çinli Arkadaş'ım, Zhu hafta sonu onun için aldığım iki paket leş sigara karşılığında bana cebinden bir kavanoz çıkardı :o

Ahahah bir kavanoz valla.

Üzeri tabi Çince ve anlamadım ama içine bakınca anladım ve havaya uçacaktım. Lao Gan Ma marka, karafasulye acı sosu. 
Lao Gan Ma, kocanine demekmiş arjaskerhskehrkaser
Bu da kendisi, meğer kadınmış, hepsi aynı demeyin, küserim.

Ben ikiyüzlüyüm çünkü senelerce acı yemedim. Biber salçası hiç yemedim, tükürdüm. Acı gelen yemeğe bağırdım, tükürdüm. 
(bu kadar tükürdüğüme göre evet Uzak Doğu'ya aitim ben ahsarkhrkere)

İşte bir geçen senelerde, Ankara'dayken acıya saldırmıştım. Sonra reflü oldum belki yazmışımdır detaylıca :D

İkiyüzlülüğüme gelince, sen o kadar bu ülkede yetişmiş biber salçası, acılı biber salçası, acılı her tür yemek vd lerine ağzını berkit, bu acıya bayıl. Öl.
Bu durum ilk wasabi yediğimde ortaya çıkmıştı aslında. O vakit anlamalıydım.

Neyse, nedir, ne değildir artık bildiğime göre, amazondan sipariş verebilirim. 


* * * (yılmazözdil stayla)

Bu sabahtan beri aklımda geçen akşam koltukta gördüğüm kadın var. Acaba o ben miydim?

Gözlüklü ve kahverengi saçlı olduğuna göre, olabilirim. Ama bordo kıyafet pek giymem sanki. 

"... ve o günden beri hiç bordo giymedi"

ahaserhkere

Ay bari içe giyilenlerde bordo kalsın. Neyse bu kadar içli dışlı olmayalım.

Ha işte, gece 9da ekmeğe sürüp sürüp yemem nedir gençler?!

Ben nolucam böyle? O fasilyeler de kıtır kıtır mı olur!?
Daha yeni yemek yemiştim ben yeaaaa.

Sunday, April 10, 2016

Many Lives Many Masters | Brian Weiss

Meltem'in onerdigi kitabi iki parcali halde okudum.
Dun Foca'dan dondukten sonra basladigim ilk yariyi gece gec saatte kestim. Sabah kalkmam cok guc oldu.
Kalkar kalkmaz da okumaya baslayacaktim ki, yogadan sonra diye kendimi zorladim. Kitap ogleden once bitti ve ben inanilmaz bir sekilde uyudum.

Kitapta da diyor, uyku yenilenme halidir.

Kitap benim yeniayda sordugum hayatimin amacina dair bir cevapti.

Cok sasirmadim ama neden bu kadar agir geldi bilemiyorum.

Beles versiyonu internette var. Turkcesini bilemiyorum. 

Su vakitlerimi odemem gereken hengi borclar var, onu tespit etmeye ayirdim. Bu sene sonuna kadar okudugum ilk kitap oldugu icin de utancliyim :)
Ama her seyin bir nedeni var. 

Tum sevgimle.

JB

Friday, April 8, 2016

Ali Celik

Kimdir?
Benim aslinda.
Hani komsumlar gelmisti ya. Haci Amcalara demistim, zili asagidan calinca 4te karsi komsumun adi var. Ama 4te ben oturuyorum?!
Bakalim demisti ama ben gec geldigim icin, hic de ugramadim onlara.
Ben yazarim adini ama zili birlikte kontrol edelim demisti.
Adimi yazma dedecim demistim. Hatirlayan var mi Selami Sahin olayini ahahaha
Zilde bence Selami Sahin yazmali. Erkek adi olsun dedim. Durup dusunduler, ikna oldular hemen,

Simdi iceri girerken baktim da, zilde Ali Celik yaziyor, benim Selami artik diger eve. Ehehehe

Bugun, Bitlis'li bir adamla sohbet ettim. Sirketten. Bana neler anlatti yav. Internette siz de aratin, gorceksiniz. Kurtulus Savasi'nda kaybolan Kraliyet Alayi. 2760 kisi, tank, tufek ne varsa, ufolar tarafindan yutulmus. Ahahahahha
Tutanaklari var. 
Bir okuyun, cok ilginc. 
Baska bir de Osmanli'nin Ingilizleri agir bozguna ugrattigi, 13 general, 13.300 erin teslim oldugu bir savas var. Kut'lu bisi, hatirlayamadim. Oflayn yaziyorum yaziyi. Neden okumadik tarih dersinde diye de sorun. Ingilizler mufredattan cikartmis, biladi hel. 

E tabi bu ufolu olaydan sonra, konu ucuncu boyuta geldi. Karabasanlar vs. Ben de bedenimden cikan abimden bahsettim, sonuk kaldi ama. Havali olamadim. Ama en azindan tuhaf diye dusunurken icimde baska ruhlar barindirdigimi biliyor ve hatta korkuyor olabilirler gazaplarimdan!

Eve geldim biraz once. Camdan soguk geliyor diye manzaranin cogunu kapatcak sekilde koltuk koydumdu. Sehpaya tuneyip disari bakarken, koltukta bir kadin gordum. Gozluklu, kumral dalgali orta uzunlukta saci olan bu kadinin kafasi arkada. Uyuyor ya da olmus.
Iki kere baktim, korktum ya.
Sonra aklima kucukkenki korkularim geldi, sanirim gecmisimi cozmeye baslayacagim.
Amerika'dan M. bana bir kitap onerdi, onu okuyacagim birazdan. Ama oncesinde, kilavuzluk istedimdi Yaradandan. Bana yol goster, cozeyim dedim.

Konu koyun imaminin masa kadarki kitabi ve yildiznameye geldi. Online yildiznameler var. Ikinci bir tuttu, korktum yav benzerlige. Ikisinde de benim icin 40inda olum korkusu yaziyor. Uzak durursam 75-80 gorcekmisim. Korkum da denizde bogulmakmis. Dusununce, oh yeash evet. Her multeci haberinde dusunurum, yalan yok. Her denize girdigimde de. Bu sene korkarsam, olcem demek. Cok ilginc.

Neyse yahu.
Hayatinizi hala kendinizin yonettiginin farkina varmadiysaniz, ben soyliyim.

2012 mi ne, Cin'den getirttigim kolyeleri hatirlayan var mi?
:)))))
Her Cinliyle kolye śov yapiyoruz yahu.
Gidemedim ama ayagima getirdim.

Iyi dusunun. Her iki anlamda da ve lutfen olumsuzluklardan siyrilin, dunyayi boka sokucaz darlan, darlan. Yeter.
Sizi seviyorum.

Tuesday, April 5, 2016

Havadan Sudan

Valla dünyanın hali bu, bir döngü. Çok barış içinde yaşadık, şimdi savaş içindeyiz.

O yüzden havadan sudan konuşalım.
Dün mal mal Çinli seyrederken, (deniz seyretmekten daha keyifli), botlarımın dibinden bir kertenkele geçti. Demek soğukkanlılar çıkmış yuvalarından artık.

Ayrıca, evdeki hırka, polar vb ne varsa, sabah işe taşıma ama akşam işte bırakma dönemine de girdik, değil mi?
Bir müddet sonra, onları eve taşırken pişeceğiz. Daha evde hırka kalmadığı vakte denk gelmedim şahsen. Her yer polar, bişi zaten.

Arkadaş, sabah dizlerim donuyor, akşam gömlekle eve dönüyorum. Ofisteki askıda dengeyi tutturmak artık Mikado'nun Çöpleri oynamak gibi.

Dün akşam üstü, sokakta kokoreç, sucuk ekmek, böĞrek yediğim arkadaşım önce yemek isteyip, sonra vaz geçince, gidiyim kendim bir sebze yiyeyim dedim. O kadar güdüledi, bıraktı ortada.
Girdim sahildeki restoranta. 
Sıcak ot söyledim, iki çeşit de deniz mahsulü. Bir de bira. Oysa dün gece ben Çinli kankamın hediye ettiği ekşi goji berrylerden kek yapacaktım.

Gece 00:40 gibi yatağa girdim ya, leş. 

Detay vermicem ama ayyaş arkadaşlarımla görüşmesem iyi olacak. Ben tempraya gitmezsem, tempra bana geliyor. Çarşamba günü de telefonda bu sene keşfettiğim DND (rahatsız etmeyiniz) özelliğini kullanacağım. O plan yatar arkadaş. Yeter.

Yaaa aslında ben tribünlere oynayacaktım. Şimdi oynayayım, takipçi sayım artsın asekrhkserhsekr

Oturdum masaya, mezeler gelmeye başlayınca, fosur fosur bir nefes sesi duydum. Bir baktım; bir kedi.
Lan hayvan, burnu tıkalı ama derin derin kokluyor.
Hop sandalyeye. 
Ordan yükselip, masaya doğru bir pati. Laaağnn!


Garson geldi. "Size şimdi su tabancası vericem, biraz önce iki bayan vardı onlar da kullandı" dedi. Ben de şeffaf küçük bir tabanca ile gelecek sandım. İnsan tabi deneyimlediği kadar hayal edebiliyor. Elinde aha kafam kadar ilaç pompası ile geldi. 
Menzil yüksek. aehaskerh
Bununla külliyeyi ilaçlarsın sherherheh

Rezalet. 

Yemek yerken eğer hazır değilsem, kedi görünce midemin bulanması bir yana, arsız kedilerin kucağıma atlaması, bacaklarımdan çekiştirmesi vs beni korkutur.
Üstelik bu arsız fosurdak tek gözden katarakt da yemiş. Korkunç.

Önce bir iki fısfısladım. Sonra elbette, "yediğimiz her ekmekte kuşların hakkı var" diyen büyük anne kiminse, aklımda sözü, yan komşunun köpeğini ve rast gele, hangisi yakalarsa kedileri besledim.

E tabi güneş batarken... Bıkmadık mı bu manzaradan senelerdir? Valla bıkmamışım.
Gecemi baş garsonun kızının öz geçmişini almak için uğraşarak bitirdim.
Baş garsonun kızı işe girse var ya, şirket yemekleri artık benim ilçede olur, olmaz mı?
aeskehrerse
Her gün ye sıcak ottan. Birasız ama.

Ve bir itiraf, çok ilginçtir, 40ıma giriyorum. Eskiden bir bira ile maymun olurdum. Şimdi 4 - 5 iç, sabah erkenden kalkıyorum. Baş ağrısı bile yok. Maşallah.

Hayatımı tersten yaşadığımı düşünmüştüm de, bundan birkaç sene sonra da sahil kasabalarında barlarda garsonluk yaparım, Bodrum-Mavi gibi. 
aerhskerhe
Allahım sen koru yareppim şu Mavilerden.

Pazar günü denize girmiş bazı Allahsızlar. Havayı konuştuk, su eksik kalmasın dedim. 
Sevgiler,
J.B. yeni ismimi ortamlara sokmaktayım.
Travesti gibi hissediyorum kendimi.
İsim alma töreni de yapsak mı?

Monday, April 4, 2016

Sorgu

Hayata başladığım ilçeye geldim ya, dönüp dönüp bakıyorum kendime. "Ben bunu 2006da yapmış bitirmiştim", "ben bunu 2008de yapmuştum" vs.

Şimdi de diyorum ki, başa sardığıma göre, belki de farklı bir şeyler yapma vakti gelmiştir. Döngüyü kır J.B!!!!!!

Açtım, Çin'de iş baktım biraz önce.
ahahaaahaha

Ay niye olmasın?

Bizim ilçeyi bugün sığınmacılar bastı, akşam bakayım durum nasıl.

Kızmıyorum ben. Gelmesinler protestosuna da katılmadım. Çünkü bir gün ben de sığınmacı olabilirim. Neyin garantisi var?