Friday, May 27, 2016

Öldüm Dirildim - Bölüm 1

Meh meh

Dün öğlen Avusturalyalı sandığımız ama bildiğin İngiliz çıkan müdürle sahadayız. Acıktık. "Ne dersin müdür, Çinlilerle yiyelim mi?" dedim.
Tamam dedi.

Gittik "Çin Lokantası"na doğru. Ben önden gidip, evrensel "şef geliyor" işareti yaptım. Hemen gidip üstlerini değiştirdiler.
Nedir bu işaret derseniz?
iki parmakla, bir omzunuza vuruyorsunuz. Rütbe olayı yani.

Allaaam, bana yaptıkları bir hareketi benim Çinlilere yapıyor olmam!!!
Hayat ne tuhaf hakikaten..

Ekmek bey "yarım saat sonra hazır ederim" deyince, bir tur daha attık ama açız pampaa!

"Ya hadi gidelim, ekmek yeriz" dedim. Tamam dedi müdür. 

Ve ben ekmekle başladım. Sonra tabak tabak yemek geldi. 
Yahu nedir benim derdim? Sürekli yiyorum. Öküze özenen kurbağa gibiyim. Yedikçe yiyorum. Üzerine de çinçay. 
Şiştim, döndüm dükkana. Müdür de kendi dükkanına gitti.

Aradan bir saat geçti ama yok kımıldayamıyorum. Midem şiş!! Davul gibi. Arada mide bulanıyor. 1 saat kadar sonra toplantı var. 
"Doktor gel yanıma otur" dedim. O da suratıma baktı, revire aldı beni.
Tokluk kan şekerime baktılar, 90. "çok düşük" dedi. Tansiyon normal.

Soğuk terler döküyorum. "Gözleyelim, gıda zehirlenmesi olabilir".

Toplantıda Cu "iyi misin? suratın bembeyaz" diyor bir yandan. 

Attım ağzıma sakızı. Ne oturabiliyorum, ne kafayı koyabiliyorum. Kollar halsiz, eller titriyor.
Cakır cukur ama sessizce sakız çiğneye çiğneye toparladım.

Ama kafamdan "ölüyorum, ölüyorum" diyordum ki tel çaldı. Şirketten biri arıyor ama şirket tel bozuk. Kim bilmiyorum.

Açtım, alo.
Karşımdaki "merhaba, yaşıyor musunuz?" dedi.

aerskehrkeaserkheskr

Neyse iyiyim ben. 3 saat sonra bir şeyim kalmadı. Daha az yemeğe karar verdim ama yapamadım.

Friday, May 20, 2016

Ömrüme Ömür

Ay nolduuu!

Üç gün önce, affedersiniz yine bir öküz miktarı yemek yedim gün içinde. Akşam yemeğinde annem geldi diye  lokantaya gittik, bira da içince şiştim. Ana yemeğe hiç dokunmadığımız için artık paketlettik eve gittik.

Bende sabit, çok yersem, geç yersem kabus görErim ama o akşam hiç bunu düşünmemiştim. Kendimi yönlendirmedim açıkçası.

Hayra çıksın.
Rüyamda öldüğümü gördüm. Kendi hatamdı. Vitesi geç geçirdiğim için araba geriye kaydı ve uçurumdan düştüm. Düşerken, "buraya kadarmış, hadi bays" dedim. Bir hafifledim.

Ertesi sabah sersem bir şekilde kalktım yine 05:00 gibi.

Yolda düşündüm. Toplantı bitti, ofiste düşünüyorum bir yandan. Bir yandan da rÖya / gÖya tabirlerine bakıyorum. 

Mesaj geldi bir arkadaştan. 

"rüyamda seni gördüm, çok kötüydü.

ölüyordun, üzerinde iş güvenliği kıyafetlerin vardı, anlatsam mı anlatmasam mı ikilemde kaldım ama iş yerinde dikkat et.
18.05.2016 10:50"

O sabah üzerimde annemin Ank'dan getirdiği iş kıyafetlerim var. Her yanım reflektörlü şerit. Tesadüflere inanmam. Kaç aydır buradayım ve ilk o gün giymişim gömleği.

Kafamı eğip üzerime baktım şöyle. Zaten hayatımı iyi yaşadım mı diye düşünüyorum bir yandan. 

"Eee her şey için çok tenks" dedim yukarı bakarak. Kafam karıncalandı yine. 

İki gün boyunca da düşün düşün, teşekkür et. Geçti bitti.

Bugün üçüncü gündeyiz :)

Tabirlere göre ömrüm uzadı (amk uzadıkça çalışcam demek bu), evleniyorum, bundan sonra hiç hasta olmuyorum. 
Hepinizi gömüyorum özetle ve Bayan Silvia'nın hep dediği gibi "özendiğiniz hayatı yaşıyorum" 
aehrıehruere

Bakın bir de ölersem, sonra blogumu ifşa edip, "kalPi temizmiş, rüyasında görmuş, melekmuş, ne iyumuş" falan link vermeyin. Ben lisedeyken 15 dakikalık şöhretimi yaşadım.

Astral olarak döner, böğrünüze otururum. 

Rüyayı anlattık, şimdi iş de yapamıyorum :D

Ayrıca ömrün uzamış tesellilerinizi kabul edemicem :D 
Lütfen. 

Artık gülecek ve dalga geçecek aşamadayım. Çok tenks. Gömücem hepinizi!!!

Tuesday, May 17, 2016

Eşitlik

Geçen Cuma, erken çıktım. Kafa kağıdımı çıkartmak için. Önce Unesco ilçesine gittik. Arkadaş cumayı kılarken ben de salak salak dolanıyordum, lokma kuyruğuna girdim. Madenciler içindi büyük ihtimalle. 

Sonra ikamet ettiğim ilçeme gittim ve muhtar yine yerinde duramamış doktora gitmişti. Beni diğer muhtara yönlendirdi. Diğeri tekrar "ben yapamam" dedi.
ahahahha
Çıkartamadım yine. 

Bir de beynim eriyor. Geçen sefer çektirdiğim vesikalıkları bulamadım. Tekrar bastırttım. Unutkanlık pik yapıyor bu aralar.

Ha ondan önce ben salak salak yürür ve cumadaki arkadaşı beklerken, yine bir araç deli gibi kornaya basıyor. Kırmızı ışıkta duruyorken bu tuhaf değil mi? "amk yine tanıdık" dedim. Elbette tanıdık.

Eski iş yerimden kurtarma personelim ve eşi. Severim. Koştum ve arabaya bindim çünkü yeşil ışık yanmıştı. Dönel kavşaktan geçip, yolun karşısında durduk. Araba içinde gıybet yaptık bir 10 dakika.

Adam çok dürüst bir şekilde, "adını hatırlayamadım yaa" dedi. Ben de "Jardzy, Jardzy" dedim. Eşi hemen, "sizi facebooktan takip ediyoruz" dedi. Yalançı!
Benim facebookum yok ama "kapattım ben fbu ama açıcam" dedim. "Ayrıca ben sizi unutmadım Şükrü" dedim. Evde tuvalette aklıma geldi. Adamın adı Osman, karısı da Sultan.

Ödeştik.

Tuesday, May 10, 2016

H Bey

Bugün bir şey neden oldu da, iş yerinde taktığımız isimler aklıma geldi. Buradakileri anlatamam tabi de, hayatımda en komik ve cuk oturan isimleri sevgili kardeşim takmıştır.

Misal eski Dingiliz sevgilinin anoreksik kızına Kusmuk, kulakları kepçe oğluna Kepçe, çok uzun boylu eski sevgilime Çıkrık (adı Ç ile başlıyordu) derdi. Dingiliz'i de ondan öğrenmiştim. Kalpleeer <3 yink

Eski şirkette üst yönetimde bir adam vardı. Annemle aynı şehir doğumlu. Bembeyaz ten, masmavi gözler. Aynı annem  :D

Adamın suratına da söyledim ilk tanıştığımızda. O vakitler kendisinin ne illet biri olduğunu bilmiyordum. "Aaa aynı anneme benziyorsunuz" dedim yemekhanede.

İfadelerim üzerinde yemin ederim çalışıyorum. Bazen hiç konuşmuyorum artık yanlış anlaşılmamak için.

Neyse, sonra bu adamı tanıdık tabi. Ağzımı açsak hatalıyız. En iyi o biliyor. Bizim görüşlerimiz 0 SIFIR. 

Adamın adı Hakkı'ydı, ben HakLı bey diyordum. Başıma bir iş gelir diye de, "aman ben koymadım bu ismi, tamam mı pampa" dedik. Başkası üzerine aldı. Kredi topladılar arkamdan. meh.

İşte, iş hayatı böyle HakLı beylerle dolu. Ve anneme benziyorlar, itiraz edemiyorsun. Edersen küsüyorlar; ya kürtaj ediyorlar ya da süt vermiyorlar.

Şu iş yerinden ayrılınca size buradakilerden de bahsedebilirim. 

Bir tanesini anlatabilirim; başta Çinlilerle hiç sevmiyorduk. Haksızlık yapıyordu. Şimdi şimdi birbirimizi anlıyoruz. Onun ilk adı Jintien'di misal. Yumurta demekmiş. Sıradan bir isim olsun diye seçmiştim. 
Sonra baktık kötüleşiyor. Kötü, bozuk yumurta olarak Zhu "arda" diyelim dedi. aehrksker
Böyle mi yazılıyor bilmiyorum ama arda bozuk yumurta demekmiş.

En son Tai Sui dedik. Kendisi, Çin inanışında veya gerçek hayatta kötü bir kişi. İşte feng shui'yi takip edip, yüzümüz ona dönük oturmuyoruz falan. Yoksa kafa tutuyoruz sanıp, bize kötülük ediyor. Öyle bir adam. İngilizce Grand Duke diye geçer.

Ama şimdi o Tai Sui bana şerbet çok şükür de, diğerlerini sonra anlatırım.

Ha, bana ne demişler?
6 yıl çalıştığım şirkette, ilk girdiğimde çok zayıf olduğum için Safinaz demişler. ıyyykkkk

Ondan sonrakinde "delikanlı", bir sonrakinde isim-soy isim yani JP, burda ne diyorlar bilmiyorum henüz. 

Ama yine yaratıcı ve hoş bir şey olmayacağı kesin. 
Ama ben kendime efsane diyorum.
aerhksehrkesre
Çevrilmişi:
"Diyorlar ki, ne yersen osun, ama ben bir efsane yediğimi hatırlamıyorum"


Thursday, May 5, 2016

Kutsal Gün | Hıdırellez

İşler çok yoğun. Ama sizi unutmadım Sevgili Arkadaşlarım!

Bu gece sabah namazından önce çekmeceleri (kıyafet ise kıyafet, bereket ise kiler, bakliyat torbası, şeker kavanozu vb) açık bırakın. Ama önce pencereleri açın ki, içeri girip çıkabilsin HıdırEllez Babalar!!!
Hoşgeldiniz!

Pirinç gibi bol taneli yemek pişirip kapağını açın. Ben bulgAr pilavı pişiricem inşallah.

Gezmek mi istiyorsunuz?
Pasaportu açık bırakıp, masaya koyun!!

Yüzde yüz işliyor!
Yayalım.

En son pasaportu açık bıraktığımda bir senede 3 ülke 5 şehir mi gezmiştim? Blogda yazıyor, kafam silinmiş.

Allah bütünün hayrına olan tüm iyi dileklerinizi kabul etsin.

Dilekleri akşam namazı vakti, bizim ilçe saati ile 20:15 gül ağacına asın. Dibine para gömüp, ertesi sabah çıkarttığınızda kırmızı kurdeleye dikip, cüzdana atın. Ben Zhu'ya da yapıcam. Çok bozuğum varsa, sevdiğim iş arkadaşlarımın hepsine yapmak istiyorum.

En derin sevgilerimle,

Hepimiz için bereketli, huzurlu, sağlıklı ve adil bir yıl olsun. Dünya barışı için!
Amin bin

J
İzmir 2016

Monday, May 2, 2016

Ho ho ho Hover!

Cumartesi gece geç gelince, sabah neyle karşılaşacağımı biliyordum. Karanlıkta görmediğim tozlar, pamukçuklar sabah 9da gözüme gözüme batmaya başladı. 
Ancak süpürge ben gitmeden bozuktu zaten. Yenisini de alamazdım, Merkür geriliyor malum.

Pencereyi açıp, çiçek kokan bahar havasını içime çekerken, yan komşum aşk kadını teyzenin kafasını gördüm, Saat 10du ve zilini çaldım.

Açması epey uzun sürdü ve ben evde olduğunu bildiğim için bekledim. niahaehrsker

Nasılsınızlar sonrasında, "1 hafta yoktun" dedi. "Şirket Almanya'ya gönderdi" dedim. Ayyyy! Kadın elini ağzına götürüp, "kıyamaaaamm" demesin mi? İçim parçalandı. Çok kötü bir şeymiş bu. Dolayısı ile bu üçüncü be teyze demedim. Aç bir kedi gibi, boynumu büküp, "kıydılar bana, kıydılar" diye baktım. 

Sonra laf çogzel evin pislenmiş olmasına geldi. "Tozlanmıştır tabi" deyince, "ya evet ancak süpürge bozuldu" dedim. Ondan ödünç istedim. Neticede evimde biriken dnalarım (ölü deri, sümük falan işte) toz torbası ile onun evine geçecekti. "Veriyim tabi" dedi.

Aldım süpürgeyi. Evde şegi denilen şu uzun tüylü halılardan var. Hiç sevmem. İkişer kere süpürdüm. Koltukların arkasını, altını, köşelerdeki örümcek ağlarını, kornişlerdeki örümcek ağlarını hep süpürdüm. Biraz da oyalandım, "kısa sürdü" demesin diye.

Torbadan da bir paket çikolata alıp, kapıyı çaldım.

Kadın şaşkın!

"A kısa sürdü" demesin mi?
"Yahu şerefsizim aklıma gelmişti bunu diyeceğiniz" demedim tabi. Ben bu sefer iki elimi ağızlarıma götürüp, "hakkaten mi?" dedim. 
Daha ne yapayım süpürgeyi? Temizlik bitmedi ki, süpürme kısmı bitti. Esas olan silinmesi bence yaneaa.

Baktım kızarıyorum. Çikolatayı tutuşturdum. Yine çok sevindi. "Ay gel bir öpeyim seni" dedi. Hmppfff

Süpürge esnasında terlemişim, yataktan kalktım zaten, duş almadım. "ya leş gibiyim ama" deyince, roller değişti "aaa öyle mi?".

Sonra kardeşim gittikten sonra bir ara ona uğrayabileceğimi söyledim. O vakit istersen sıkıştır yani. 

Sonra, evde "ben pis miyim ki?" diye diye evi 3 kere sildim. Beyaz sirkeyi yeni almıştım, yarısı bitti yani.
Buzdolabının raflarını da yıkadım. Aynaları da sildim. Ama içime sinmedi. Kardeşimle arkadaşına sorayım dedim.

Ev temiz dediler ama şimdi buna takarım ben. Üstelik hafta sonları "temizlik hastaları" programını seyrediyorum. Ya günde 18 saat temizlik yapana ya da 8 senedir evini temizlemeyene dönüşeceğim. Hayırlısı.

Sabah da çöpü kapıya koydum, pencereleri kapatıp, çıkıcam.
Vuuuuu diye bir ses başladı.
Aha dedim, elektrik süpürgesi sesi. 
Botları giyerken fark ettim ki, karşıdan geliyor.

KamranTeyzem bana temizlik dersi veriyor demek, akşam geldiğimde de o makine sesini duymazsam!!

Bak işte böyle süpürülür! 12 saat!

Ama var ya parkeler gece karşı kıyıdan yansıyan ışıkta bile parlıyor, şerefsizim.

Sunday, May 1, 2016

Gidis Donus

Gidisi de anlatmaliydim.
1 ay evvelinden bana iscinin biri (cok kotu bir adam bu), 'Almanya'ya gitcez senle' demisti. Cok sukur o gelmedi ama niye ve nereye, ne zaman sorularima yonetimden net cevap alamamistim. Zira pazar uctuk, ben cuma gunu bildiginiz ikamet, nufus cuzdani fotograf pesinde kostum. 4 muhtar yahu! Ilki zaten esas muhtarin dukkanini tarif etmisti ama olsun, 4 muhtar bir azanin elinden gectim o gun. Ustelik, fotografimi vizeyi ayarlayan fotocu begenmedi diye, pazar gunu fotografci actirdim.
Pazartesi saat 11 gibi tel geldi, acentadan; 'bu fotograf uygun gibi gorunmuyor, Izmir'e gelin'. Aradim IKyi, gitmiyorum dedim. Ucak mi duscek nolcak, bir suru aksilik. 'Olmazsa, hayri yoktur' dedim.

Bu acenta, gelen hic bir fotografi begenmeyip, tek bir adrese yolluyormus. Bir takim insanlar komisyon aliyor diye dusunduler zira bizim sirket araciligi ile gonderilen herkes, ben haric ikinci kere fotograf cektirmisler. Gunahi boynuna.

Vizeyi aldik. Tam 7 gunluk sengen. 7 gun. Saka gibi. Merkel tam bir politikacisin.

Sabahin 4:30unda evden ciktim gecen pazar ve simdi geldim.

Avropa'ya alistim, siz Turkler gibi bu saatte ayaktayim.

Isin bu girizghhindan sonra konuya gelelim.

Dedim ya, ben kucuk mersedese biniyorum diger 3 kisi ile. Oteki vito ve 8i minibuse biniyor. Minibus once geldi. Bizim kucuk mersedes 5 dakika sonra. 'Bir sarkya takildim hadi size de dinleteyim' dedi. Cal kardes dedik, ayfonu takti ahahaha

Cem Karaca deyince, uryan geldim, uryan giderimdir insalalala demsitim ama yeni bir dizi baslamis. Hic ilgim, alakam yok. Toplum muhendisliginin en temel araci teve, seyretmiyorum. Japon tv seyrediyorum, en fazla bir ahtapota asik olurum bence.

Iste, ay acti muzik ama zaten yine yagmur yagiyor. Icimiz karardi yeminlen. Bir de ben cok tesekkur ettim, iki almanca konustum hatta enistem de sizin orali diye selfi cekindim. Adam bir sevdi bizi amk. Sevdin de, Iboyla ne dagladin icimizi?
Bak dedim 'olmaz boyle, karamsar sarkilar hayatin olur, ac mezdeke dinle!
Varsa Ankara'nin Baglari'ni ac, sozleri aciklidir ama eglenirsin,'
Bilmiyorum dedi ya adam. En son 90larda Ibo'yla kalmis Almanya'da. Zaten trt seyredermis. 
E peki, tavuklari pisirmisem de mi yok, 'bilmiyorum' dedi.
Bizimle fark etmis hep huzunlu sarkilari yukledigini.

Neyse geldik zaten limana.
Indik, el skistik. Vrvrvrvrvrvrvvrvrvrrrrr (ileri sardim)
Ucak binise geldik, oh rotar var. Cunku aciz.

Acsam ben bir canavara donusuyorum. Yanimda benim gibi ac 12 adam var ve domuz yememek icin cok dikkatli davraniyorlarrrr! Cooookkk diiikkkaaattlliii!! 
Omrumden 1 sene gitti bunlari beslemek, Turk lokantasi bulmak icin. Buldum da iki tane, rahatladim. Ama biri ile oyuncak almaya gitmedim diye sucluyum. Cunku o benden boyle bir sey istemese bile, ben dusunmeliydim. Essseklok ettim. Dusunmeliydim. Bunun cocugu var. Gideyim de oyuncak alsin benle diye.
Kasada karti takip, pini sen giriyorsun. Iletisim sifir ama ben yapmaliydiimmmm!

Burda yine yemek konusunda is bana dustu. En cok ulke gormus biri olarak bana guveniyorlar. Off nasil bir sorumluluk anlatamam.

Grubun picleri zaten beni kafaladi. Anlattim, hep birlikte geziyoruz, alem asamasinda ben odama cekiliyor Dukuju okuyorum.
Piclerle onden onden bakiyoruz yemeklere. Gozume ekmek pizzasi carpti. Domates, peynir ve ekmek. Ben bundan yiycem dedim. En pic, para verdi 'bana da al'. arkasindan kucuk pic, 'ben de bundan yiycem', sessiz pic de. Hadi biz yine dortlendik. Onumuzde bir kadin var. Sadece kumastan olusuyor bu kadin. Eline orak versen Avrupali Cebrail. Ama bir surati var tabi. Ben anlatiyorum 'bak, domates, mozarellaa, bundan yiyebilirsiniz' derken, dondu arkasini. Fisildayarak bisi dedi.
'Efendim?' dedim.
'Haram bunlar' dedi. 
Bak acim dedim kadin, ustume ustume gelmeee!

'Nesi haram? Domates, peynir iste?' Sesimi yukseltmisim.
'Olsun, haram bunlar' dedi, 
Kadinin surati alt ortusu kadar karanlik renkte. Icinin pisi, cildine yansimis.
'Gunahi benim boynuma' dedim. Yanindaki artik evladi mi, torunu mu, kocasi mi bilemedigim, elindeki suyun parasini odedi, gittiler.

Ben parayi oderken, baktim diger 6si da arkamizda. Satisci, 'bir tane daha?, bir tane daha?' diyor ahahaha

Ben tabi o esnada mikrodalgada isinmis seyin kokusu ile, yine siritmaya basladim. DankIsööön diyerek ayrildim. Picler arkamdan geliyorlar. Bir ara baktim, az kalmisti bu ekmekten, 'bir tane daha'lar ac kalmasin diye baktim, yeni tepsi gelmis. Dondum masama.

Surunun gizli kocu olunca, hepsi yine yanimiza geldi. Ben bitirmistim o vakte, tuhalete gittim. Picleri ve digerlerinden bir kacini sigara odasina soktum.

Dolaniyorum.

Bitti mi? Hayir. Koca koca raflarda, 39 numara ayagim kadar kirmizi renkte fiyat yaziyor. Yavsagin biri, (hani don, sutyen de bile benim pesimi birakmayan) 'Jardzy hanim bir bakar misin?' Deyince, tamam dedim, simdi kenara cekicek. Adam bana iki kere koluyla surtundu, rahatsiz oldum. Benim picler de ne hissettilerse, unvan olarak ustte oldukari icin onu almadilar sonra yanimiza. 

Neyse, essek kadar 9 yöro yaziyor, bu kac para diyor. Yaziyor orda iste dedim. Uzaklastim. Bu bir de egitim boyunca karsi sirada ve egitmen de solda olmasina ragmen hep saga, bizim oraya da bakiyordu. Ben de 'umrumda degilsin' diye hic bakmadim kendisine. Belki de lan onune don demeliydim. 
Otobuste tacizciyi tartaklamislar gecen gun kadinlar <3
Ses cikarmak lazim aslinda.

Neyse, siyrildim o adamdan.

Piclerle takildim. Serviste "soda" aldik, benim picler bira demlendiler. Simdi de aradilar, vardin mi diye.

Bunlar guzel seyler. Benden ozur dilediler. Cunku adimi ilk gorduklerinde ve beni ilk gorduklerinde 'ne kadar gicik' demisler. On yargili olmamayi ogrenmisler bu gezide.
Elimi kalbime koyup, tesekkur ettim. Goz dagi veren bir tipim varmisss! Bunu ilk duymadim, o yuzden sasirmadim. 12 tanimadigim erkege, helo, hay demeyecektim zaten.

Dunyanin derdi bu. Bize pompalanan kalip disindakileri hep yadirgiyoruz.
Ve biz de aslinda onlara donuyoruz. Bosanmis kadina kotu gozle bakiyoruz, biz de bosaniyoruz misal. Ben hep bu tur seylere sahit oldum.
Esnemeye devam.

Asil "haram bunlar"
:))

Cok sukur evdeyim. Arabayi park edip, deniz kenarina gittim, usuyene kadar. Zaten hep usuduk, hep usuduk. Yarin gunese ciplak gozle bakip, denize girmeyi hayal ediyorum. Ve simdi sicak bir uyku...