Friday, June 17, 2016

Haftalık Rapor | 19

Dün tatlı bir telaş içinde, plansız, programsız son dakika telefonları ile kafa kağıdımı çıkardım.
Muhtar amca yerindeydi.
Bana göz tansiyonu hakkında detaylı bilgi vermeye başlayınca, beni kurtaran telefon geldi ve anlatamadı. Çıktım odasından.
Olsun, sesinden de anlaşıldığı gibi tatlı bir adammış.

Nüfus dairesinde, babamın evlatlık kardeşinin adını, küçük teyzemin kocasının adını sordu bana memur bey.
Hiç çalışmadığım yerler bunlar, zaten ceviz büyüklüğünde beynim kalmış.
Halamın adını hatırlamıyorum dedikten 2 dk sonra, aklıma geldi.
Adam "bakıyım doğru mu" dediğinde, dehşete düştüm 
asekrhkserhe
Haa eniştenin adını bilmem ama kalem kağıt ver, eşgalini çizeyim. Derken adı aklıma gelmesin mi şimdi!!!
Neyse yaaa.

Keşke din hanesini boş bıraktırmayı unutmasaydım, keşke!!!!

Ertesi sabah fark ettiğimde alnıma yapıştırdım tokadımı. Nasıl oldu da unuttum!! Sırf bu yüzden yeniden çıkartabilirim.

Neyse işte bizim ilçenin çöp arabası şoförü fedora takıyor. Fedora da şu.
Geçen hafta kumlu plaja giderken bir teyze el etti. Durdum. "beni yukarıya kadar bırakır mısın?" dedi. Tamam dedim ama yukarısı epey yukarıymış. Az daha gitsek Cunda'daydık aekrhek

Şaka ya, ama o teyze yakındaki butik Migros yerine neden teeee merkezdekine gelmiş anlamadım. Sormadım, bana ne. Ama elindeki torbada da iki parça şey vardı. Baktım valla.
İşte deniz kenarı insanı gevşek. Sokağa çıkar, nasıl dönerim diye düşünmez. Bayılıyorum :)

Başka ne oldu?
Sabahları 6da evin önünde yürüyüş yapan kadınların carcar çeneleri için pankart asmak istiyorum.
"Sessiz olun" diye. Çünkü o güzelim sessiz sabahta kuşlar cırp cırp iken bir tek o 3-4 kadının car car sesleri güzelliği delip geçiyor. Ayıp be.

Esas bombaya gelelim.
Birkaç gündür, aslında bir haftadır, çiçek taşıyorum. İlk olarak, iş yerine Zhu istedi diye kaktüs aldım. 3 adet. Biri benim, ikisi Zhu'nun. Birine müdürü el koydu :/

Fesleğen aldım. İki tane. Biri benim, biri Zhu'nun. MingMing el koydu. 2 tane daha getirdim Zhu'ya. Bugün baktım ikisi de gitmiş. Muhasebeci el koymuş. Adamcağızda bir kaktüs kalmış. 

Dün odasını paylaştığı Wang, "bana bişi getirmedin" dediği için, gidip ona kıpkırmızı bir çiçek aldım.
Çinliler kırmızıya tapıyorlar. Valla tapıyorlar!

Sabah toplantıda verdim. Bana Türkçe "kaç para?" diye sorunca, saldım suratımı. "Aaaa ama" deyince, arkadaş tercümana "söyle biz Türkiye'de gelen hediye için kaç para demeyiz, ayıp" dedi.

Gittim sabit fikirli olduğum için aynı sandalyeye oturdum.
Baktım Wang'ın suratına. Surat kıpkırmızı, gözler ıslak.

Kalktım yanına gittim. "Ağlıyor musun" dedim. Türkçe konuşabiliyor ama daha bu konuyu işlememiş.
Dalga geçti kendisi ile ama dibine girip o çekik gözlerine baktım.
Yaş var gözünde!!!!

Elini tuttum. "Wang, sen arkadaş. Zhu arkadaş, so yu (hepsi) arkadaş" dedim.

Hıçkırmak üzereydi. 

Şapşallaştım kaldım.

Tamam, okey okey dedi, yerime geçtim.

Sonra yüzü gözü düzeldi.

Toplantı sonunda, Zhu hep yanımda oturur, sordum "neden ağladı".
Zhu dedi ki "kıskançlıktan".
aerkahsekrhekre

ay anlamıyorum, kültürel farklılık işte :D

Zhu piçin teki hakkaten. O yüzden kendisine bayılıyorum.

Elinde kuru bir kaktüs kaldı kankamın. Bilemedim ne alsam, versem diye.

Sonunda bir bahçe yaptırdım iş yerine.

Gidip iki biberiyem var, onları ekicem. Domat, biber için geç kalmışız.
Hıyar dikicez artık bir de neyin kökü tohumu varsa atıcaz.

Biberiye bana yeter.

Durum budur.

Deniz, kum, güneş.
Alerjiyi yendim. 

Hayat bana daha da güzel. Size de olsun.

Sevgiler,

J.

5 comments:

  1. Allahım ağlattın mı adamları yaa:-)
    Evet, kırmızı onların herşeyleri:-)

    ReplyDelete
  2. benii dee ağlatacaksıınnn amaa:))

    ReplyDelete
    Replies
    1. ahahahah
      aklıma şu geldi:
      "sana bir şamar çakarım bir tokat da yerden yersin"

      bence bunun üzerine bir hikaye yazmalısın.

      Delete
    2. biraz erotik olur ama
      fazla tokatlamalı.
      hardcore.
      :p

      Delete