Thursday, June 9, 2016

Rezzan ve Yine Ters Giden Devlet Kapısı İşleri

Müdür banka işini başta bana sarmak istedi ancak o sırada ofiste olmayınca yırtmıştım. Sanmıştım...
Bugün "bankaya gidelim, para gönderemiyorum" dedi. Ondan önce banka kartı, online bankacılık sorunlarını çözmüştük.
"Ayh hadi darlandım gidelim" dedim. Napıyım, geciken işlerin hesabını o versin.

Yolda güldük ettik, haritada adı bile olmayan ilçenin bankasına girdik. Önce bir "elektronik bankacılık sözleşmesi"nin ingilizcesini aradılar. 
"Kimse okumuyor türkçesini verin" dedim. Müdür beye de, "türkçesi olsa olmaz mı?" dedim.
Meh dedi. 
Uzun bir süre bekliyoruz. O sırada iş konuşuyoruz, dedikodu yapıyoruz. Bir kadın geldi bana doğru gülümseyerek. Ben de gülümsedim. Ne güzel lan, tebessüm eden insanlar var. 
"Jardzzzyyyy!" dedi. Eyvaaah dedim! Kadın tanıdık ama yok hatırlamıyorum.
"Aaaa! Merhabaaa"

Yalancının en büyüğüyüm yaaa!
Öyle samimiyet gösterince, sarıldık bir de. Çok tatlı ama kadın.
"Dünya küçük" dedim. 

İçimden de nasıl hatırlıcam bu kimdi şimdi diye çırpınıyorum. Adını diğer bankacıdan öğrendim. Rezzan (gerçek adı değil tabi).

Gülümsedi, çok konuşmadık. Dosyayı aradı diğer bankacının ekranından. Gitti, bişi demeden. Bozuldu galiba. Ama müdür sürekli bişiler soruyor, anlatıyor.
Diğer bankacı da gidince, müdüre "bu kadını hatırlamıyorum, bak demiştim boş kafalıyım ben, nerden hatırlıcam şimdi?" diyorum. Gülüyor ingiliz ingiliz.

Hemen kardeşime mail attım. Zaten günlük yazışma halindeydik. 
A hatırlıyorum! demez mi?
Zaten fındık kadar kalan beynimi yiycektim sinirden. Ben hatırlamıyorum.

Bir yandan ona soruyorum, bir yandan kara kara düşünüyorum. Buradaysa iş yerindendir. Kardeşim diyor, üniversiteden olsa gerek. Ünv'den 6 kişi hatırlıyorum sanırım. Soyadını öğren diyor. Yahu bizim müştericimiz aslında hastaymış. Onu ararım, sorarım ama ya evlendiyse...

Yok.

Sonra evrakla iç odaya girmem gerekiyordu. Rezzan'a gittim. O elimdeki kağıda bakarken ben de kartvizit falan aradım. Yok. O an aklıma geldi telefon ekranına bakmak. Kurumsal şirket işte. Soyadından hatırladım!!!

Senelerce önce çalıştığım şirketten çok yakın olduğum ama sonra görüşmeyi kestiğim bir adamın eşi!!
Aman Allahım kaç kere benim ilçede balık yedik, rakı içtik, birlikte deve güreşlerine, cenazelere gittik. Oğlan hala beni sorarmış, daha 3 yaşındaydı. Şimdi ergen olmuş!
Eyvah, eyvah!!!

Bir daha sarıldım, bu sefer gerçekti. 

Sevdiğim bir kadın. Kocası yüzünden zaten hayran olmam gerekir, sabır taşı.

Tel numaramı da verdim. Bayramlaşmaya gidicem.

Ha bu arada, gelmişken şu peşine düştüğümüz atm kartı ile para çekelim dedik. Müdürün kartına bir baktım, ay bildiğin uçak iç tasarımı gibi. Üzerinde temassız özellik var, çip var, her şey var.
Benimki fakir kartı!!!
"VIP kartı vermişler müdür" diyorum.
"Çok bekledim bunun için" diyor. Evet bekledin, bekledik.

Atmye gittik. Ben yanında dikeliyorum. O ekranı soruyor. Banka Ziraat olunca atm ilçeye sesli yayın yapıyor mübarek, ses o kadar yüksek ki, "benim çiftçim sağır, benim çiftçim okuma yazma bilmez", tercüme ediyorum.
Yok olmadı, kartı tükürdü.

İçeri gittik. Bankacı kontrol etti. "Sorun yok, diğer atmde deneyin".
Ona da gittik. O da benim çiftçime göre ayarlanmış ses çok yüksek. Olmadı, bu da kartı tükürdü. Ben denedim, cebimde para yok malum. Sorun yok.

İçeri tekrar girdik. Bari dedim ayıp olmasın parayı bankodan çekelim. Aldım müşteri numarasını müdürden, sıra alıcam. Kağıt bitti.

asehrasıherıhaseırheı

Çok güldüm çünkü yalnız değilim demek!! 
Ya da benim yüzümden işi ters gidiyor :/

Hala nüfus kağıdım yok!

Sonra numarayı ekrandan okuduk. Bekliyoruz.
Güvenlik kağıt koyarken tüm sistem gitti. Ben anırdım. Benim çiftçim bakıyor mal mal. İnsan gibi de giyinmiyorum ben iş yerinde. Tuhaf bir çiftiz. Çiftçi, pavyoncu bir ilçede çok tuhafız.

Sonra bankacı bizi arka odaya aldı tekrar. Kart değişti, şifre değişti, atmye gittik, para çektik. Bitti. Ama o VIP kart gitti, benim Doğu Anadolu'da aldığım karttan daha şık ama nihayetinde köylü kartı aldı müdür. Temassız özellik, çip, mip, isim gitti. 

Şimdi rahatım. Müdüre "borç vereyim deme" dönemim, bankaya gidelim teklifleri bitti ve Rezzan kim biliyor durumdayım.

Eh hayat hadi başka soru yolla!?

Ek: adam ingilizce olan elektronik bankacılık sözleşmesini okudu mu sizce?HAYIR!

8 comments:

  1. Iyi ki hatirlamissin sonunda Rezzan'i ... kih kih. Okurken ben de heyecanlandim kisa bi sure :))
    Nufus cuzdani gelsin ama artik yeter. Ne zaman calisiyo bu muhtar amcalar? Ay buyuyunce ben de muhtar mi olsam acaba?

    M

    ReplyDelete
    Replies
    1. En kebap iş muhtarlık ya.
      Ben de düşünüyorum.
      Bugün yine deneyebilirim ama artık arayacağım gitmeden önce. Aynı nedenle üçüncü kafa iznimi alamayacağım :D

      Delete
  2. Benim eski kurumda b,r stajyer çalışmıştı, sonradan geldi gitti, diğer samimi arkadaşları getiriyorlar çocuk bana selam veriyor nasılsınız vs diyor, bir an olsun hatırlamıyorum. hani, yüzü tanıdık bile gelmiyor değil tanımak. Görsel hafızama pek güvenirim sözde, ama bunda bir haller olmuştu. Çocuğa da diyorum, sen bizde staj mı yaptın, hem de benim ekipte mi, ben sanan tablolar mı anlattım; hey allahım diyordum. Hala o yaz, o aylar yok bende.
    Neyse ki sen sonradan hatırlamışsın:-)
    Yalnız, sahi çok komiksin:-)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Napsak ne etsek bilemiyorum.
      Kadın öyle sıradan biri de değil yani :D

      O yazın başka anıları varsa silmişsindir.

      Öperim

      Delete
  3. ashhdıauhe:D
    pis fakir senii
    gusül önemli

    ReplyDelete
    Replies
    1. ama denize girip çıkıyorum sürekli.
      olmuyor mu?

      Delete
  4. Ay Rezzan da Ayşe Ali gibi bir isim değil, nerden buldun ilahi :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ya sorma.
      Arkadaşlarıma ve evdekilere "altıma işemeye başlayınca beni huzur evine yatırın" diye miras bıraktım...

      Delete