Friday, June 3, 2016

Yaşayan Ölülük

Evet. Bu ölüm muhabbeti bitmeyecek.

Dün gece yangın kokusu ile uyandım. Uykum kaçıyor diye uzun zaman önce gece uyanmalarıma (istiasnasız her gece) saate bakma yasağı koymuştum. 

Saate bakmadım ama kalktım. Koku ner'den geliyor diye. Banyodan geliyordu. Havalandırmadan.

Acaba eski tip şofben mi var bizim Hacıgillerde diye düşündüm. Sonra salona gittim. 6 adım sonra sokağı görebiliyorum zaten. Ev değil kümes.

Yok bişi.

Alt katta akşam üstü tadilat vardı. Çapak dediğin iki saat sonra yangın çıkartır. "Evi yaktılar bak gördün mü, giysileri toplayım mı, kaçarken alayım. Bir daha kıyafet almak zorunda kalmıyım. Eşyalar zaten benim değil" diye plan yaptım.

Yemin ederim yaptım.

Ama sonra "ya boşver, ne dünya malı ya. Yangında ölmek en tatlı ölümlerden" diye düşünüp, yattım.

Sabah deniz üstü kapalıydı, güneşi de Midilli adasını da göremedim.

Orman yandı herhalde bir yerlerde.

Ve ben tembellik için yeni bir anlam buldum. Daha önce söylenmemiş olamaz. Yaşayan ölüye tembel diyebiliriz.

niahekrjheahrserh


2 comments:

  1. Koku uyandırırmış, bilimsel...
    Şansa artık. Uykuda ölmek yazıldıysa bir deprem olur ölürüz :(

    ReplyDelete
    Replies
    1. :)

      Çocukluğumdan beri İzmir'de depreme bağışıkım ben. Ciddi sarsılsak, eminim ben sırtımı döner uyuyor olurum...

      ..ki dün gece olmuş Körfez'de.

      Delete