Friday, July 15, 2016

Beynim

Buralarda hayat gelmeli gitmeli, şöyle ki bir arkadaş gidiyor, diğerleri geliyor. Kurabiyegiller geldi dün akşam. Doğu'daki arkadaşlar. Aynı plaka araçla kendimi bir güvende hissettim.

Gece 01'de yattım, 3 saat uyku uyudum ama kendimi über hissetmekteyim maşallah!

Ancak dün olanları aktarayım da gülerek ağlayalım birlikte.

Sabah iki büyük çöp torbasını alıp, çıktım evden. Arabaya atladım ve 1 km gitmeden evin anahtarını nereye attım diye düşünmeye başladım. Sağa çektim, ceplere ve çantaya 7 kez falan baktım. Bulamadım. Kapının üstünde kaldı dedim. Çünkü kapıyı kilitlediğimi hatırlamıyorum.

Kafamdakiler;"asansörle çıkıyor insanlar, kimse fark etmez, anahtar üzerinde kapının, belki hacı amcayı ararım, telefonu yok ama ev sahibimden isterim"

Bir arkadaş yazlığa geldi bizim ilçede 1 haftadır, birlikte gidip geliyoruz. Onunla buluştuk Kipa'da. Durunca tekrar baktım, çantamda buldum. Onun arabaya geçtik. Benimkini otoparka bıraktık.
Yol boyunca da neden oluyor bunlar diye düşündüm durdum.

Dün akşam aracın sahibi arkadaş mesaiye kaldı. "Arabayı size vereyim J'aanım" dedi, almadım. Başka bir yazlıkçı ile döndüm. 

Ama nereye? Manava.
Manav nerde? Kipa'dan sonra, evden önce.

Torbaları doldurdum. Yürüyorum. Torbalar yürüdükçe ağırlaşıyor haliyle. 

Akşam da gelecekler ya, evin önüne geldim. Tarif ederken, "araba evin önünde, oradan görürsünüz derim" diye düşündüm ki, aaaaaa araba yok.

Evet, arabayı Kipa'nın otoparkında bırakmışım. Eve de o torbalarla can hıraş yürüyerek geldim. Yemin ediyorum ensemden, şakaklarımdan aşağı terler akıyordu sıcakta 1 kg ağırlıktaki botlarla yürürken.

Yolda da, kollarım maymundan hallice uzamış, kan ter içindeyim, bir kadın beni durdurup, meyveleri nerden aldığımı sordu. 

Manavda onun bunun tadına bakarken, geçen gün de fark ettiğim 65 yaşında polis üniformalı adamı inceliyordum. Sordum, meğer adamcağız hep polis olmak istemiş. Olamamış. Ona üniforma, şapka ve tabanca kılıfı falan vermişler. Sokaklarda dolanıyor öyle. 

Hayatımın özeti budur. 

Işıl ışıl oldum. Bildiğin gündüz feneri.

Işığım sizi bulsun.

6 comments:

  1. Replies
    1. o vakit yeni eve taşınma vaktidir.

      Delete
  2. Akıl oynaşıyor zaman zaman insanla. Yanılsama yaşıyorsun. bazen başta akıl hafızanı tutsak ediyor ki; bana güvenme diyor, seni yanıltabilirim diyor. Aynı duruma ben de düşüyorum. Kapıyı kitleyip kitlemediğimi sorguluyorum kendi kendime. Her zaman anahtarı koyduğum santanın özel bölümüne bakıyorum ki anahtar yerinde yok! Telaşlanıyorum hemen, sonra bir bakıyorum ki anahtar çantamda değil, ceketimin cebinde. İnsanın alışkanlıkları da değişebiliyor bir tereciğine. Belli mi olur anahtarı kapının üzerinde deil de onu çöp gibi algılayıp çöp torbasına da atabiliyoruz bazı şeyleri.

    Onun için ortak akla ihtiyacımız var. Onun için istişare ediyoruz. onun için bloglardan sizin gibi değerleri okuyup ışıklanıyoruz. Hayat çok tuhaf; doğduğumuzda ağlıyor, öldürken de son ışığımızı gözlerimizi hayata kapayarak veriyoruz. Soğuk bir yüz, bir dudak büküş; belki de hayatı bu şekilde özetleyiveriyoruz.

    ReplyDelete
    Replies
    1. bir olayda tüm hayatı özetlemişsiniz.

      teşekkür ederim

      Delete
  3. Nasıl yani, polis kıyafetiyle dolaşan hafif kaçık bir adam mı var sokaklarda?!?!
    Ben şeker hastası oldum ya, günde 4 defa şekerimi ölçen bi makine verdiler, evcil vampir ismini taktım. Makineyi o kadar nefretle taşıyorum ki, her sefer istisnasız kaybediyorum, hiç olmadık biryerden eşim buluyor çıkarıyor. Mesela en son buzdolabından çıkardı. Alzheimer'a da aşı bulunmak üzereymiş, bu vesileyle değineyim. Unutkanlık çok acaip bişi, sanki senin içine başka biri kaçmış otomatiğe bağlamışsın hayatı.. Geçsin bu hal.

    ReplyDelete
    Replies
    1. evet. hafif kaçık polis kıyafetli biri sokaklarda dolaşıyor.
      ceren just chillax!

      geçecek bu haller.

      Delete