Friday, August 26, 2016

Bok Ettin Bayan

Ayh darlanmis halde, ilcenin bilmedigim daracik sokaklarinda tabelalardan gidecegim dukkani ararken, sagdaki park edilmis araci ciziverdim.

Hemen durdurdular, cunku farkinda degilim. Kafamda bir sirk var. Nesesinden baska sorular da sirke katiliyor. Hunharca bir hareket var beynimde. Bakislar donuk ve alik. 

Geri cektirdiler araci. O zaman da tamponu cikartmisim yerinden.

Neyse, kenara cektim. Ozur diledim. Olsun nolcak, olur dedi. Hemen telefonunu aldim ve benim is telefonumdan caldirdim. Salakim hakikaten.
Napcaz dedim. Kaskoyu aricaz dedi. Gotun feryadi, bir cizik icin kasko. Var mi diye sordu, var dedim. Senede iki kere essek yuku para oduyorum. 
Alik bakislarla mallik devam ediyor.
Kaskoyu karistirmayalim, ben oderim dedim, vaktim varsa kaportaciya gidelim miymis, gidelim. Ben sizi takip edeyim. Ettim. Onumde giderken aracin her tarafinin pasli oldugunu fark ettim. 

Hemen her konuda kusursuz calisan arkadasi aradim. 
'Pasli arac, beni keklerler mi?' Bu ilcenin insanlari meshur, sormaya gerek yok.
Evet dedi T, kaportaci Yusuf'a gidin.

Once onlarin kaportacisina gittik. Adam. 100 dogrultma - boya, 50 iscilik istedi.

Bana bakiyor hepsi. Iste meshur dassaklari ortaya koydum, 'tesekkurler, simdi benim kaportacima gidiyoruz". Takip edeceklermis beni, buyrun.
Sanayide daha once gittigim matbaacinin sokagina gittim, sol, tekrar sol ama kaportaci Yusuf tabelasi yok. Ileri gitmisim, birisine sordum, geri gittik.

Kaportaci da isi varmis ilcede, bekliyoruz.

Adam geldi. Nur suratli yemin ederim.

Comeldi adamin camurlugunun karsisina. 'Ortaya konuscam ne bu bayani ne de sizi tanirim. Bu simdi olmamis. Simdi olan surasi, cikarken de tamponu taktirmis' dedi.

Ben de bir de benim tampona bakin dedim.
Bakti, tampon plastik ama boyadan metal gibi goruKuyor.

Adam, bu arada yaninda baska birisi de vardi, ha oyle mi abi, tamam abi, napcan deyince, nur sacan amca, gel tamponu civata ile takivereyim dedi.
Araci iceri aldilar.

Ondan once benim amca icerdeki bir aracin yanina goturdu bizi. Arac yandan darbe yemis ama arac sahibi onceden kirik arka fari da yedirmeye calismis. Amca adalet melegi mubarek, izin vermemis. Sonunda arac sahibi kandirmaktan vazgecmis.

O esnada bir yandan benim tampondaki 10cmlik surtuge bakiyorum. Yere paralel, dumduz banal bir cizik.
Adamin camuslugundaki izohips misali dalgali, yamuk yumuk ve ustu boyali 35cmlik olana.
Metrem evde kalmis. Olctum yuksekligi dizimi kerteriz alarak, alakasi yok.

Kaportaci tamponun civatasi da orjinal degilmis dedi.
Karsi taraf kuskun, tamam, tamam borcum ne kadar?
Nur yuzlu adam, yok dedi.
Adam bindi aracina. Renault 9. Her yeri pasli, cizik.

Size bisi demicem. Allahinizdan bulun dedi.
Siz de dedim,

Amcaya borcum ne kadar dedim. Ne borcu, olur mu ya dedi. Senin tampon plastik. Onun aracini oyle cizmesi icin metal olmasi lazim, ve boyanin kalkmasi lazim. Onceden olmus, sen burayi boyatma, mudahale ettirme, bisi yaparlarsa kanit olsun.

Tamam dedim. Elini operdim. Ayrildim.
Bu ibneler beni takip eder mi diye de dusunuyorum bir yandan. Telefon caldi, Ertugrul, karsi taraf.

'Kaportaci babaniz mi?"
'Efendim? Anlamadim?"
"Kaportaci akrabaniz mi?"
"Hayir, tanimam etmem. Yerini de bilmedigim icin sorarak gittik zaten"
"Size bir sey demiyorum.." ama dedi, ve cok anlamsizdi, kalmamis hatrimda.
"Soyleyeceginizi soylediniz. - bu da silinmis kafamdan - bana bela okudunuz. Eger haksizsam Allah bana belami verir zaten"
"Tamam, tamam. Kendinize iyi bakin, insallah bir daha karsilasmayiz"
"Amin"

Kaportaciyi tanimiyorum.
Karari veren ben degilim.
Ama belayi yiyen benim.

Oturdum simdi Allahimdan ariyorum, bulmak icin. 
Bak ertugrul, gotun feryadi, bugun adalet yoksa yarin var. Ayagini denk al.

Friday, August 19, 2016

Tuhaf

Gece rğyamda, eskiden oturduğum Rum evinin yanında bir binada oturuyormuşum. O binaya giderken, evin önünden geçiyorum ve evdeki kişi taşınmış. Ve arabadan bir damat indi. Burak Özçivit. Arkasından da gelin; Fahriye. Amk.
Bu tiplerle ne alakam varsa?!
Eve girdiler ama ev boş, perde falan yok.
Neyse, geçtim bordo doğanın arkasından. Araca tutundum çünkü ev yarda. Araç kaymaya başladı. Elimle durdurup, sol arka tekerin altına taş koydum kaymasın diye. ehrehrhe
Te allam

Thursday, August 18, 2016

Suyla Şaka Olmaz

Geçen gün, eski iş yerinde birbirimize şaka yapmaktan altımıza işeyeyazdığımız arkadaşla denize gittik.

İskeledeki can simidini alıp, içine kurulacak, suda salınacaktık.

Ben uzanıp, kulacı attığımda, daha ayağımı iki hareket ettirmeden, adam ayak bileğimden tuttu. 

Suyun içinde kahkaha atılamıyormuş.

Ama altıma işeyebilirdim.

Bu yazıyı da, o çocuğun ambulanstaki fotoğrafını gördükten sonra yazıyorum. Canım pek sıkıldı.

Sunday, August 14, 2016

Uzun bir hikaye

Bu cok uzun bir yazi olabilir.
Basliklara bolecegim.

Cuma - Merkür gerilemesi

Diger adi ile 'geldi yine tipini sildigim'.
Evde tv yok, internet de yok. Elalem laptoplari inceltip, hafiflestirirken; bir boxer kopek agirligindaki laptopumu eve getirip goturuyorum. Persembe yine hali uzerine yatmis hayatimi sorgularken muzik dinliyorum aletten. Yataga yatayim diye kapattim laptopu.
Bir daha da acamadim. 
Evde bir koltuk var ancak siirt halisi uzerinde hayati sorgulamak bambaska bir level.

Cuma sabah acilmayinca laptop, belki sarji bosalmistir diye, sarjorune takip toplantiya gittim. Toplanti da 1 saat falan suruyor yeminlen.
Toplanti bitti, ben Cu ile geyik cevirmeye onun ofisine gittim. Dondum asagidaki kankalarimla geyik cevirdim. Benim bilgisayardan bana internet bakmaya ofise girdik.
Laptop kaput.
Aldik elektrik birimine goturduk. Biri bir yandan ohmmetre ile akimi olcuyor, digeri hala acma kapama tusuna basiyor. Baska batarya tak, olc vs.
Ikna oldular, sirket bilgisayarcisina gitcek.
Arkadas ben gitcem zaten deyince, al bunu da gotur dedik.
Dedik ama Cu geldi. Ona da anlattik durumu. Gel, cigara iccez dedik. Bu aldi aleti yukariya goturdu. Birisine baktircakmis. Sonra "bunlar simdi makineyi acar, garantiyi de bozarlar mi?!" dediler. Kostum yanlarina.
Adam dugmeye basiyor, bataryayi cikariyor vs. Cu'ya diyorum ki, bunlarin hepsini yaptik! Bilgi isleme gitcek. Ya ama bunu da yaptik derken. Cu, 'adam iyi niyetle yardimci olmaya calisiyor. Cin'de bu isi yapiyor zaten" yani ozetle ve inceden, 'bi' sus" dedi. Sustum.
Ve elbette, zalimin zulmu varsa, sevenin Allaaaa var. Adam sorunu buldu ve gosterdi. Sokette temassizlik var. Cok tenks, šie śie.
Aldim aleti, asagi indim.

Arkadas gitmedi bilgi isleme, ben gittim. 2 km mesafede orasi. Dondum. Yemek yedik. Yemegi yerken dusman kuvvetlerden sacma bir mail geldi. Cepten cevap yazicam, "email gonderme seysi durdu" diye hata veriyor. 20 kere denedim. Yok. Baskasina mail yazabiliyorum, mail de geliyor, denedik. Ama o surtuk tabureye yollanmiyor. Neyse, demek yazmamaliyim diye biraktim.

Yemekten sonra bana internet bakacagiz ya, arkadasin makineden once bir cikti yolladim. Pardon 6 tane. Internet bakarken, bizim internet kesildi. Dolayisi ile de telefon sistemi. Benim arkadaslar, bana bakip, "senin yuzunden" dediler. Yok yeaa, olur mu oyle sey, ne batilli insanlarsiniz diyorum. Ciktiyi aldik, iki tane cikmis. Biri gitti cogaltti. Simdi de laminasyon cihazini deneycegiz, o da bozulursa tamamdir, sorun bende.
Ben taktim fisi, arkdas besmele ile dugmeye basti. 
Ilk kagidi besledik. Besledik ama Diger taraftan kagit cikmiyor.
Ahahahaha
Cikmadi hakikaten. Kaldi icinde, akerdeon gibi cikardik sonra.
Hepimiz gozleri belertip, yok artihhk yeaaa diyoruz. Bastim kahkahayi.
Neticede, laptop yok, servise gitti. Emaili onceki emaile gondererek cozdum, laminasyon tamamlandi, astik bile..

Cuma gunu, bilgisayar yok. Napicam? 
Telefon geldi, belediyeye gidip imza atmam gerekiyormus.

Te Allaaam.

Benim Dingiliz mudure dedim, ya bak makine yok, isi de bitirdim. Zaten ilceye gitmem lazimmis, imza aticam, arac da yok. Beni birakir misin? Ahahaha 
Bosuna gulmusum. Birakirim tabi dedi. Ya dingiliz falan ama iste kendisi de isten kacmak isteyince beni bahane ediyor.
16:20de gel dedim. Geldi valla.
Benimle belediyeye de geldi. E peki sen bilirsin.
Anahtar cogaltmasi gerekiyormus.
Ben de hortum alicam derken, arabayi gozde mekanimiz biraanenin onune park etmistik.
Anahtarcida hortum da vardi.
Fosforlu pembe hortumu ve anahtarlari arabada birakip, icmeye gittik. Is saatinde ictik. Telefon geldi, 'Jardzy'aanimcim, koltugunuzu yarin teslim etcez'. Bu esas koltuk. Gelmese olmaz. Onlarca sms, tel konusmasi sonrasi, kapinin onunde kurun, ben iceri tasirim dedim artik. Cunkusu asagida.

Ikiser birayi, anne patatesi ile gomduk. Kafam bir guzel oldu. Dingiliz beni eve birakti. Sana kisa yol soyliyim mi dedim. Bayilirim dedi. Ikinci sagdan don, dumduz git. Sonra su gelicek vs dedim.

Eve gelince siirt halimin uzerine yattim ve uyumusum. Saat pemen son baktigimda 8di.

Kalktim sonra yatagima yattim. Cuma gecesi tamam ama yarin erkenden Cinlilerle bulusup, Izmir'e gitcez.

Cumartesi - Izmir

Ya 9da bulusmayalim, ogle sicaginda napcaz Izmir'de?
Yok, ikna olmadilar. Cuma aksam, 'sabah koltuk gelicek, 11de ciksak olur mu?' dedim. Biz 9da geliriz dediler. Sonra koltukcuya kapinin onunde monte edin dedim. Cinliler iceri tasir ne de olsa.

Evden 8:45te ciktim. Cikmadan sms attim Cu'ya. Nerdesiniz?
Bu ecnebilere adres tarif edemiyorsun zaten, ilk ise basladigimizda, onlarla kaldigimiz otelin onunde buluscaz.
Aaa Dingiliz'e yolu yanlis tarif etmisim, onu fark ettim. Mehehhe
Otelin onunde bekliyorum. Cevap geldi. 'Toplantim var. Bitince cikcaz'. Yahu daha yola bile cikmamissin, zaten mesafe 40 dakika. 
Hoffladim ama carem yok.
Toplanti yapiyorsa da onemli ama o toplantiyi yap diye bir haftadir soyluyorum.
Amaaan beee dedim, 'kahvalti yapmadim, bana sut al'. 
Sut alip donmem karayolu kosullarinda 15 dakika. Bildigin labirent. 'Sen gelince ilk markette dururum, etrafta market yok'. Tamam.
Gelmeden 3 kere aradilar. Surdayiz, 10 dakika sonra ordayiz ve ya abla biz gectik, (tercuman bu, bana abla diyor canini yedigim), sen havuzun oraya gelsene.
Havuzun orda da yoklar. Tercuman ne cince ne de turkce cok iyi bilmiyor bu arada. Cunku kendisi Uygur Turku.
Ileride bir akuapark var. 
Buldum onlari. 
4 kisi atladilar arabaya. Ilk markette sutunu de aldik cocugun.
Meger midesi bulaniyormus arabada. Eline poset verdim, buna kus dedim.
"Ayrica cezalisin, pembeli, mavili cicekli cantami sen tasiyacaksin sokakta" dedim. Tamam dedi.

Deniz gormek istiyorlardi. Sakran'a girdik.
Mal mal bakiyoruz denize. Cok ruzgar var diye de kimse gelmemis. Muhtesem ve su durgun.
Beser tane her birisi ile fotograf cekildikten sonra ayaklarimi suya soktum, maillerime bakiyorum. Dingiliz'le surekli maillesmekteyiz zaten.

Bir adam geldi yanimiza. 'Turist misiniz?' Degiliz. Anlattim.
Kendisi de Cin'e gitmis de, orada fabrika kurcaklarmis, olmamis. Adam pek hos. Belki de o firmanin ceosu falan.
Sohbet ettik. Gidesi yok. Sonunda Cu gidelim artik dedi. Musade istedik.
Bahceden sokaga tasan uzumlerden goz hakkimizi alip, yola cikmis olduk.

Yolda, boru siparis ediyorlar. Tercuman genc yuksek sesli bir cocuk. Adamla bagira cagira konusuyor, dedim kendime, bugun zor bir gun olacak.
Adama bir 5 kere bagirdi. Cunku anlasamiyorlar. Bana bir 3 kere, duymus olmama ragmen olayi anlatti. Sonra Cinlilere.
Neyse ki sakinledi ve konu kapandi.

Once Bostanli'ya gittik. Arabayi park ettim. Iskeleye yuruyecegiz. Mizmizlandilar, neden uzaga park etmisim. Yahu siz dediniz deniz gorelim. Yuruduk, pelikan falan gorduk. Her 10 adimda bir fotograf cekildiler zaten.
Alsancak vapuruna bindik.
Pasaportta inmeliydik ama nedense unuttum.

Indik ve falciya denk geldik.
20 lira veririm dedim. 'Ya bi gel de senin pabucunu giyemeyen var' falan dedi. Oturttu beni. Bu Kordon'da bir tanesi var, her seyimi bilmisti. Onu ariyorum ben aslinda. Baklaciydi ama o.
Bu da dogru seyler dedi ama iste su sendrom var ya, 'aha ayni ben, bildi bildi' sendromu.
Bitti fal, hala arada para istiyor 50 - 100.
Ben de, para yok dedim. Tercumani bana begendi salak. Bununla iyi olacak diyor. Ne diyorsun ya, dedim. Hic alakamiz yok.
Yurtdisina gitcekmisim yakinda.
1 hafta icinde pek sevinecekmisim.
Ikiz cocuklarim oluyormus.
Çüś

Tercumana attim topu. O agiz dalasi yaparken bu Cinlilerden biri 100 tele uzatmis. Gormedim. Digerinden 20 tele istedim.
Tercuman aldi parayi, kavgasini da etti. 25 teleye kactik kadinin zulmunden.
Beddua da etti belki. Kotu kadin. Cinliye aciklamasini yapip, parayi zorla iade ettim.
Aciz. Lokantaya gidelim. Yurumeyecekler belli. Fayton olsa bincez ama yok. Taksiye atlarken, bir hurdaci geldi, tercumana yapisti. Tercuman Cu ile beni bindirip, sepetledi. 
Meger hurdaci para istemis. Ay ne igrenc bir yer olmus bu Izmir!

Cin lokantasina vardik. Okuzler gibi siparis verip, domuszlar gibi yedik. Lokanta sahibi de bizi bafilemeye calisti. Cin rakisi vereyim diyor, Cinliler de bir yandan bana cok pahali bu, benim memleketimde uretiliyor falan anlatiyorlar.
Almadik rakiyi. Zaten aksam iccez. Ben bir 37,5 ml beyaz sarap onlar da birer bira. Cok guzel yemek.
Sevgi Yolu'ndan kendime ev hediyesi aldim.
Ciktik, uzerine dondurma yedik.
Gittik, sahildeki bir mekanda oturalim dediler. Ne ara soylediler anlamadim, biraver geldi.
Masadaki tavlayi actik. Zar atiyoruz. En dusuk atan oder dedim.
Cu 1 atti. 
Iki kisi zar atip, dusuk gelen icer oynamaya basladilar.
Ben sodada kaldim, arac kullancam.
Sonra vapura bindik ve benim pabuclar ayagimi vurmaya basladi.

Indik vapurdan.
Yuruyemedim. Cikarttim pabuclari.
Bunlarin cisi geldi, tuvalet ariyoruz bir yandan.
Bulduk. Gelirken gormustum.
Parayi attilar, kapi acildi. Ikisi birden girdi. Noluyor diyorum, nolcak diyorlar.
Tamam dedim ya istediginizi yapin. Duslarda perde olmayan bir toplumda neden ben mudahale ediyorum ki. Sonra bunlar teker teker girdiler. Uzun surdu tabi. Biz Cili ile arabaya yuruduk.
Sonra onlar geldi. Alisverise gittik. Ordan terlik alip, ayagima gecirdim. 
Cin lokantasindan aksam icin yemek almistik. Araba sarimsak kokuyor. 
Biralari da aldik.
Ciktik, bir dondurma daha aldim.
Ve artik yorgunuz. Eve donuyoruz. Ikea'yi iptal ettim onlara birsey demeden.

Arabada ilk 20 dakika sonrasi herkes uyumaya basladi. Cili ben uyumayayim diye one oturmus. Cu arkada horlamaya basladi. Sanirim kogus boyle bir yer. Cili'nin de kafa dusuyor. Sen de uyu dedim. 'Ben uyumak yok. Ben sana bakmak'. Tercuman uyanikti. Fisildayarak, yahu ben uzun bir sure 8 saatlik yollarda gittim geldim, rahat olsun. Uyumam ben' dedim.
Ikna olmadi, artik borazana donen Cu'yu susturmak icin uyandirdi.
Artik herkes uyanik.
Yol cok kalabalikti. Ama yine de kisa surdu. Korkunc bir rugar vardi. Icindekilerle 1,5 ton eden arabam ruzgarda epey hirpalandi.

Is yerinden proje muduru de aksam eve gelecek, ev partisi yapicaz.
Onla telefonda konusurlarken vs geldik ilceye. Eve de geldik.

Ev Partisi - Hosgeldiniz

Geldik ve koltuk da gelmis. En son evdeki rotuslar icin santiyedeki kiza biraktigim anahtari alip, koltugu icerde kurmuslardi.
Evde artik iki koltuk, bir masa var.

Bu kadar. Sandalye yok.
Bardagi da kipa'dan aldik beraber. Ben bardaklari yikamaya basladim. Hortum var ama supurge yok vs.
Yavas yavas.
Patron yerde halida yiyelim dedi.
Keci kilindan yapilmis, uzerinde yatip hayal kurdugum beyaz halimin uzerinde yagli baharatli Cin yemegi?
Iceriden gidip, eski evin camlarini yalitmak icin satin aldigim baloncuklu ambalaj kagidini getirdim. Ideal ebattaymis.
Uzerine kurulduk.
Yer sofrasi.
Cinlilerde adet sudur, ikram edileni ceviremezsin. Sigaraya basladim bu yuzden.
O cok agir pirinc rakisindan fondip yaptirdilar, hadi gambeee!

Sonra da sirke bile olmayan ucuz kirmizi sarap. 
Yeter dedim artik. 24 saattir iciyorum. 

Sonra kakara kikiri ben bir ara ilerdeki ruzgar tirbunlerinin kirmizi isiklarina mal mal bakarken, uykum geldi sandilar.
 Oysa deniz gibi, mallastiriyor.
10 gibi kalktilar.

Yolda bir kere balgam cikardilar.
Evde apartman holunde uc kisi sigara icmeye kalktilar.
Sakran'da kumsala izmarit atmislar. Kizdim, sonra Bostanli'da yururken yerler izmarit, midye kabugu, bira kapagi ve cigdem kabuklari ile dolu. Bana gosterdiler, utandim.
Onun haricinde hic sorun yasamadik.
Subattan beri ilk defa is yerinden ayrildilar ve bir gun izin kullanmis oldular.

Ben cok eglendim. Sabah da normal kalktim.
Alkolu de sindirmisim.

Bugun evi temizleyip, ilk koltugu ait oldugu yere, kucuk odaya tasiyacagim.
Sonra da supurge satin alip, balkonu yarin teslim edilecek bahce sandalyelerim icin hazirlayacagim. Klima gelip, takilana kadar balkonda olmak istiyorum. Sandalyelerim Ankara'da.

Yavas yavas ev kuruluyor. 
Seneledir bekledigim seyi, agirdan alarak yapiyorum.
Demek ki, her seyin bir vakti varmis.

Sizin de gonlunuze goresi olsun umarim.

Thursday, August 11, 2016

Hadi Canim Ben De!

Yine tuhaf gelecek bir sey yazip gideyim. Malum yeni ev leš sicak. Fenaliklar gecirmek icin zaman ayirmam gerek.

Sabah arabayi ilceler arasi bir yol uzerinde bulunan ozel servise biraktim. 07:15te beni karsilamasi gereken cirak uyuyakalmis.
Arabayi park ettim.
Anahtari da binanin onunde disarida bir banko var. Orada da eldiven varmis. Altina birakti arkadas. Ciktik, ise gittik. Benimle ilgilenen mekan sahibini aradim. Telefonu kapali. Sms attim. 

Oglen aklima geldi. Arabayi biraktim, gittim.

Telefon ettim oglen tekrar. Tel yine kapali. Ahahahahah

Sonra hemen beni aradi adam.
'Jardzy hanim, araciniz hazir".
Arka silecek istiyorum dememle, "taktik" dedi.

Ihya oldum. Zaten adimla hitap edilince her birey gibi mest oluyorum.

Aksam da aldim. En son onlar yikamisti araci. Simdi disi tertrmiz. Ici benim standartlarimda degil asla.

Bir diger konu da, bizim calisanlardan birinin kizini kacirip, alikoymuslardi. 2 ay kadar once. Babasi ile Alamanya seyahatimiz (bildigin amelelige gittik ama boylesi pek havali) esnasinda tanismistik. Onyargiyla bana olumsuz bakan adamlar, donuste serviste biralari cakarken, "on numara insanmissiniz Jardzy'anim" demislerdi, hatirlarsaniz.
Evet, hepinize 10 numara buyugum mehehehe.

Iste bu adamla arada yazisir, giybet yapariz. Kizini kacirmislar. Alikoydular bir sure. Bugun gelmis neyse ki. Sikayetini geri cekmis ama adamlar yine evin etrafinda dolaniyorlarmis. 

Hikayenin detayini bilmiyorum. Bilsem de anlatmak dogru olmaz.

Babasina ne kadar sevindigimi soylerken, "ana babasina soyleyemeyecegi seyler vardir, psikologa goturun ya da benimle de konusabilir" dedim. Adam aradi.
Kizla konustum. Evime davet ettim.
Sikayet edecekmis tekrar. Umarim guvende olur ve travmasini atlatir.

Simdi yine guven isine donersek, eve esya geliyor. Yatak geldi mesela, damacana su. Kapinin onune birakip gittiler.

Hepimizin boyle bir dunyada yasamasi dilegiyle.

Ayrica bu seneki yas gunu dilegimi bankanin yolladigi sikko videodaki mumu ufleyerek diledim. Butunun hayri icin amin bin.

Var ya, hakkaten farkli bir noktaya gelirim gerceklesirse. 

Sadece ben degil ama.. Cok amin bin insalalalala...

40 yillik sansim adina.

Wednesday, August 10, 2016

Haftalık Rapor | 20

Taşındım. 

Deniz kenarı ilçesinin gürültüsü, çile çektiren, gelirimi azaltan yolu sona erdi.
Bur'lar pek sessiz. Ama işte iki günde bir birileri ile karşılaşıyorum. Niye gelmiyorsun diye soruyorlar. 
Niye geleyim diyemiyorum. 8 sene geçmiş, niye geleyim sizin iş yerinize?!

Taşınmadan önce yeni evde kaldım 2 gece. Son gün eşya toplamaya giderken 2 genç otostop çekiyordu. Durdum. İnsanlık ölmedi gençler.

Yolumun üzerindeymiş ilçede gidecekleri yer. Atlayın dedim, çünkü bana "abla" dedi parmak kaldıran. Sonra binerken çoğaldılar; 3 oldular :)

İndiklerinden de "görüşürüz abla" deyince, omuz silkip, "görüşürüz" dedim. Eminim bu yeni ilçedeki tanıdığım 200 kişiden birisinin evladıdır içlerinden biri. 

Eşyaları yavaş yavaş toparlıyorum. Ama sıkıldım alışverişten. İnanılmaz değil mi?! 

Çinliler ev partisi istediler, geçen hafta. Zorla bu haftaya attım.

Biz Cumartesi İzmir'de Kordon'da olacağız. Evde bardak yok, alıcaz.

Gelmek isteyen varsa, ordayız.




Tuesday, August 2, 2016

Nasıl Olamadım

Ne olamadım?
Motorcu.

Ben Ege'ye dönünce aylar önce (bir ay sonra sene olacak bea); "tam apaçi mekanı, burda motor kullanmak lazım" diye düşünmüş ve bir heveslenmiştim.

Hevesimin mesneti de şu; 2005'te bir arkadaş grubu ile araç + motor Kaş'a gitmiştik. Arada arabaya, arada motor arkasına biniyoruz. Benim sürücüm, "sen rahat bir yolcusun, çok dengeli gittik" demişti de, ondan bir özgüven var. ahahaha

İş yerinden de birkaç kişi hevesliyiz. Bir arkadaş araştırmış, "toplu ders alırsak, ücret azalacak" dedi.

Hoop, 3 kişi kağıtları fotoları topladık ve kursa yazıldık. Kurs İzmir'de.

İlk kullandığım motor şu:
Yamaha YBR 125 özetle.

İlk seferler sıkıntılı. Sürekli düşüyoruz 2 arkadaş. 3ncü geç başladı kursa.  

Hoca dediğimiz çocuk "denge problemin var, bisiklet kullandın mı?" dedi.
Hayır dedim.

Evet, bisiklet kullanamıyorum ben. Kalkıp motora heves ediyorum. Diğerleri internette saatlerce videyo seyretmiş, sayfalarca okumuşlar. Ben "he motor, evet iki teker, Kaş'a giderken binmiştim" deyip, kursa gelmişim. Kursun özelliği de, her şeyi en detaylı ve baştan anlatıyor olmaları. 

Döndüm eve. Nerden bulcam bisiklet, motor bu ilçede!? Her yerde var ama kim verir ki ödünç?!

Ben de çareyi yogada buldum.
İki gün yaptım, ertesi Cumartesi muhteşem motor kullanıyorum. 
Çocuk şaşırdı. 

"Oldun tamam" dedi. "Şimdi slalom yap", yaptım. Önceden ortada durup, bağıran çağıran çocuk arkasını dönüp, diğerleri ile sohbet ediyor falan. Güven tam.
Ben de dedim oldum ama sıkıldım. 

Zaten motorda gitmek sorun değil ki, durmak sorun. Kazalar da hızdan olmuyor, ani duruşlarda yaralanma ihtimalin var. 

Neyse, o gün güzeldi ve ben slalomdan sonra dur kalklara başladım. Durdum ama kalkamadım.
O kadar çok düştüm ki (o gün 3), şu an her düşmüş motoru pOrofesyonelce kaldırabilirim. En son düştüğümde, topuğumun üzerine düştü motor, daha önce kırdığım ön frenden de bahsedip, devam edeyim.

Topuğa düşünce, motoru da kapatmadan, yattım bekledim tabi. Kask muhteşem bir şey. O aldığım darbelerde, kafamda olmasaydı, helva karıp yiyor olurdunuz.

Sonra diğer kursiyerleri başıma topladı çocuk.

"Bakın, motor böyle kaldırılır" dedi. Sonra da herkese kaldırttırdı. Bana da "sana gerek yok" dedi. Çünkü en iyi bildiğim şey o!!!
Eksperi olmuşum, peh!

ahaehrsıerhe

Bir sonraki derste 125ten 300ccye geçicez. 
Alet de şu:

Ve o günden 2 önceki gece rüyamda öldüğümü gördüğümüz geceydi. O gün de 19 Mayıs. Oh yeah!!

Bindim alete, iki - üç metre gittim, indim. Düşmedim bu sefer. Motor kuvvetli geldi ve korktum açıkcası. Kendi hatam yüzünden araçta ölüyordum.

Bir daha da binmedim.

Şu an kafamı buffla bile sokmadığım, kutusunu açmadığım Shoei marka kaskım birkaç motorcu arkadaşım tarafından ellenip, kutusuna itina ile yerleştirildi. Hala da kutuda. Satıp, parasıla puf, sehpa falan alıcam.

Üzerine gitsem olurdu belki ancak geçen hafta bisikletçide bir bisiklete bineyim dedikten sonra dengemi toptan kaybettiğimi görüp, havluyu attım. 

Bu da benim başarısızlık hikayem.

Kendimi mi suçlucam?
Tabi ki hayır!!
O dönem merkür gerilemesi vardı, zaten başlamamalıydım.
akserhkerhkerhek

Böyle işte. Ben dört ayaklı araçları tercih ediyorum ve lütfen üzeri kapalı olsun. Belki bir kaç sene sonra tekrar denerim ama şimdi değil. 3ncü sınava giriş hakkım sanırım 3 hafta sonra. Ama hocanın tavrı ve son denemem ile bir süre uzak kalacağım.

Israrlardan da bıktım. 

Zaten bu ülkede motorcuya saygı yok be abi!!!!!!!!!!!!!!!!!!!1