Thursday, September 29, 2016

M M

Mamografi, meme ultrasonu ve smear testi icin doktorum aradi bugun. Soz verdigi gibi.
Memede kistler varmis. 6 ay sonra tekrar ultrason, sag memeye mamogram.

Evde internet var artik. 9 aydir yoktu.
Tv de getirdim.

Tv sehpam da olursa ogrenci evinden cikacak ev. Havalar da sogudu. Gunesin altina yatip, bos bos duvarlara bakmak, kitap okumak, mutlu olmak ve uyuklamak istiyorum.

Memelerinizi ihmal etmeyin!!!

Friday, September 23, 2016

Angara oy Angara

Aaaa evde internet ne luksmus ayol!

Ben Izmir'de ttnetin gamsiz musteri iliskicisi ile ugrasayim hala..
Dun 7 saatte geldim Ankara'ya. 
Sehir girisinde ooo 3 seritli yol, ooo derken o kadar serit saat 4 bile olmadan tikaninca, darlanmaya basladim hafiften.

Eve esyalari atip, sokaga ciktim.

Bugunu de hastanede gecirdim.
Senelik kontrollerime 40mla birlikte mamografi de eklendi. Korktugum gibi cikmadi neyse ki ama iste ne bileyim travmasi yeter.

Ogle tatilinde de, yeni insanlarla ve potansiyel isverenlerimle yemek yedim.
Bugun surprizli bir gun oldu.

Yakin gozluklerime bir de uzak ekledim.
30 senedir gozluk taktigim icin artik en ucuzuna gidiyorum. Biktim gozluge para vermekten. Yarin teslim alicam. Tam bir gozluklu ingiliz faresine benzedim.

Ayrica yoruldum bu kadar aksiyondan bir gunde. 

Tv sesi ile uyuklamak da uzun vakittir yapmadigim bir seydi.

Hakikaten bir koyde yasiyormusum. Ege'nin yavasligi bir de.

Peki bu basgentteki renkli sac ve tayt modasi nedir?
Birileri aciklayabilir mi?

Cok tenks,

Cok soguk burasi bu arada. 

Monday, September 19, 2016

Den

Cumartesi gününü 4 yaşında bir çocukla geçirdim. Tek başıma.

Kız benim için çok özel ve hassas biri. Belki daha önce anlattım. 18 aylıkken kanser teşhisi konmuştu kendisine. Onu acı çekerken, ağlarken, saçları dökülmüş halde gördüm. Elimden geldiğince yardım etmek istedim ama istediğim kadarını yapamamıştım.

Ancak sevgimi ve bu isteğimi bildiği için J teyzesine whatsapptan kalpler yollamayı ve benimle bir gün geçirmeyi biliyor ve istiyor.

Korktum ama ne yalan söyleyeyim. Yeğenimle bile henüz bu kadar süre baş başa kalmadım.

Ama süper geçti!

Birlikte hamur oynadık, havuza girdik!!

Su buz gibi. Havuz kenarında eteğini indirdi, "havuza gireceğim ben" dedi. Sert olsam, ağlayıp küsecek. Annesi İzmir'de. Zaten biraz yalnız kalmaya ihtiyacı var arkadaşımın.

Havuzun 10 cmlik kısmında tamam dedim. Girdi ve löp donu ile suyun içine oturdu ahahehrserjer

Biraz çırpındıktan sonra çıkarttım. Az sert yaptım tabi. Sökmedi. Sonunda, hoop sırtıma atıp, çimlere götürdüm. Eline de çantayı verdim içinde aldığımız dergiler vardı. Eve çıktık. Kitap, dergi okuduk.

Islak donu çıkardı ve bir daha giymedi. 
:D

Kız özgürlükçü!

Sonra kendisi ile sohbet ettik. Bu çocuklar, çocuk değil. Biz "tabula rasa"ydık, bunlar çiplerle geliyorlar dünyaya. Boşuna kristal çocuk demiyorlar kendilerine.

Biraz sohbetten sonra kendisinin eş cinsel olduğunu öğrendim aksejrhksejrhekr
Yani, erkeklerle evlenmek istemiyor. Ama bir kız arkadaşı ile evlenebilirmiş. Ben de ona Amsterdam ve ABD'nin bazı eyaletlerini önerdim. Hoşuna gitti bu seçenek.

Annesine ilettiğimde hayatına erkek arkadaş sokması gerektiğini söyledi. Ha evet çocuğun babası var. Ama şehir dışında çalışıyor. 

Akşam artık, evde bir posta kudurduktan sonra dışarı yemeğe çıktık. Çünkü beybisi her yemeği yemiyor. Öğlen de pek bir şey yemedi. Aç.

Atlara binmeye giderken araçta uyuyunca eve taşıdım. Asansörde uyandı maalesef. Uykusuz.

Dışarıda iken de hava serin artık. Bacaklar, kollar soğuk ama üşüdüğünü kabul etmiyor. Üşüyor.

Yemek geldi, yemiyor. Gözleri oğuşturuyor ve huysuzluk tavan!

Dedim ki, "Den'ciğim. Aynı benim gibisin. Ben de aç, uykusuz ve üşüyorsam böyle oluyorum".
"Ben senin gibi değilim" demesi ile ağlaması bir oldu.
:s

Annesi kucağına aldı ve uyudu hemen neyse ki.

Günümüz böyle bitti. Umarım aklında eğlenceli kısım kalmıştır.
Bana da mavi ojeler ve üzerine yapıştırdığımız süs çiçekler kaldı geriye.

Bu sınavı da atlattık.

Bir günü de bizim kıza ayıracağım.

Kadınlar için annelik, erkekler için yeraltı kömür madenciliği bu dünyadaki en ağır işler. 

Yemin ediyorum, endişesi bir başka, doyurması, sevmesi, konuşması her bir şey bambaşka.

Saygılarımla,

Jardzy Kuzey Ege

Monday, September 12, 2016

Manisa Merkez Titriyor Herkes

Geviş getiriyor gibiyim.
Bayramda çalışıyorum. Benim için pek farkı yok. Bu bayram karides kestim.

İşletmenin kaydığı için sürekli ölçülen yolundan aşağı inerken, yer ayaklarımın altında titredi.

Ohaa diye bağırdım. Yol kenarındaki çitler birbirine vurup ses çıkarınca, aklıma yolun kaydığı geldi. Yolun ortasına geçtim. 

Baktım ofislerde kimseden hareket yok.
Geri döndüm.

Çinli mail atmış: deprem?
Evet.

Yanlarına gittim. Biz alışığız dedim.

Alışığız ama o kadar çok oldu ki, şimdi benim ofis tek katlı diye arkadaşlar buraya doluştu.
İlgilenmeye gidiyorum.
Hayırlı kanlar..

Thursday, September 8, 2016

Bok Yemek

Bu Cinlilerle iliskim size her daim kusursuz gelebilir. Zira ben iyi tarafa bakan, bardagi yari dolu olanlardanim. Guller gibi anlatiyorum arkadaslar, tsk.
Bana günebakan diyebilirsiniz arkadaslar, tsk.

Aslinda biktirdim onlari. Bana ne demislerdi sene 2003; "Jardzy, sen cok talepkar, zorlayici ve bisi insansin". Nedense o bisi aklima gelmiyor. Kotu muydu ki, sildim?!

Sonra kendimi toz, toprak icinde buldum. Bu kisimi detayli anlatamayacagim.

Bugun yine Angry Bird adini verdigim 3 Cinli ekip liderinden sari olaninin yanina gittim. Kendilerine cok mudahale ettigim icin, bazen yuzume kufrediyorlar. Ben de basliyorum Turkce agzima geleni soylemeye.  Hele bir tanesi var, Cu 'akil hastasi bu' diyor onun icin. Bugun yanima gelip, Cince bir seyler anlatip gulerken,  Turkce 'hadi git isine' dedim. Baktim anlatiyor. Cince anlamadigimi soyledim. Guldu devam ediyor, kafami cevirdim. Beden dilinin hastasiyiz. Gitti tabi.

Bizim ortak tutkumuz, bahcecilik. Su sirkette kendim icin yaptigim en guzel sey, kuru topraga bahce yapmak oldu. Iki gunde bir biber yiyorum. Kabak yarin, domates ve patlican daha 'çocuk'.

Iste, ne diyordum, bu sari kizgin kus'un yanina gittim. Yag tenekesine bir ot ekmisler. Maydanoza benziyor. Adamlar he he al ye dediler. Ben de bir yaprak kopardim, agzima attim. Bildigimiz bir ot degil. Adamlarin yanlarinda tohum getirdigini de soyleyeyim unutmadan. 

Agzimda otun itirli tadi, etrafa bakinirken, yarisi kesilmis, ici su ve bok dolu bir varil gordum.
Bildiginiz bok.

Bana kufreden adam gulmeye basladi. Gittim yanina parmagimi salladim. Bagira cagira konustum. Ama noldu, sonucta uzerine gubre diye doktukleri boklu suda yikanmis bir adet yaprak yemis oldum. Tadi da cok cirkin, hadi hadi tamam; tadi bok gibiydi. Artik yedigim icin biliyorum.

Monday, September 5, 2016

AKŞ

Periyodik sağlık kontrolü için şirket ayağımıza geldi hanımlar.
Ama kan aldıktan sonra meyve suyu verenlerden değil bunlar, hay gözünü seveyim eski çalıştığım kan emen şirketlerin.

Kan vericem, röntgen, ekg çektircem, sft yaptırcam vs.

Ama AKŞ, açlık kan şekerim düşük. Bu da açken ben, ben değilim demek. Yemin ederim. Bu kadını aç, uykusuz ve üşür bırakmayacaksınız!

Sabahtan kanı verip, öğleden sonra kalabalık azalınca diğerlerini yaparım dedim. Malum sabahları toplantı ile hayat kilit. Çalışan sayısı 250.

Gittim kan verme yerine.

Önümde bir adam, içeride ekg çektiren başkası var.

Sıra yani. 

"Kan vermeye geldim" diye içeri girdim.
Oradan gözcü amca, sırayı görünce, "gel gözlerine bakayım" dedi.
"HAYIR, kan vericem ben, sonra gelicem" dedim. Atarım atar.

Sanki bunu dememişim gibi, "buyrun oturun" dedi, spirometri kadını. 
Hayır dedim. Oradan yine gözcü amca, "gel buraya, gözlerine bakayım".

Kollarım birbirine paralel, tüm parmaklar açık.
"HAYIR, ısrar etmeyin, kan verip gidiceeeeeeeeeem! Toplantım vaaaar"

Sonra önümdeki adamı savuşturup, kanımı almaya hazırlandılar.

Sağ kola soktu iğneyi, sanırım öbür taraftan çıkmak üzereyken durdu. Çünkü kan gelmiyor. Kolum acayip acıyor.

Kafamı çeviririm ben benden kan alırlarken. İçim çekiliyor zira.

Hemşire, "kan yok, gelmiyor" deyince, NASIL YAAAA!?!?!?
Bir bu hemşireler bir de kaşçılar "ay deriniz çok ince". 
Vallaha mı?!

Diğer hemşire geçti yerine. Ay şeker gibi tombiş kadın.

"Diğerine bakalım" dedi. Kadında nasıl enerji varsa, sırıtıyorum kadına.
Diğerini de deldi. Yatırdı falan beni. Bir süre yumruk sıkıp bekledim. Bir yandan tatlı tatlı konuşuyor, ben de sevişken bir kadın gibi kadına fingirdiyorum. Ne salakça.

"Oooohh oluk, oluk. Akacak kan damarda durmaz" dedi, ben bastım kahkahayı. Böyle iğrenç esprilere çok gülüyorum ben. Ortaokuldan kalma yemin ederim. Çok sığ kolej bebeleriydik biz.

Kanı verdim. Arabayı da. Mızır mızır yukarı çıktık. Sabah aldığım 15 kişiyi doyuracak yemekleri de açtım, yedim kimseyi beklemeden.

Öğleden sonra gittiğimde, Ağustos sıcağında güneşlenen gözcü amcayı kaldırdım esnaf sandalyesinden. 

Özür diledim. "AKŞm düşük, böyle oluyorum ben. Alın gözlerim sizin olsun" dedim.

Höfff
Yakını göremeyen tembel gözüm, bir de uzağı göremiyor hale gelmiş. 

Geçen gün o güzel gözlüklere bakıp, "ay keşke taksam" demeyecektim. Takmadığım bir yeşil, bir de pembe gözlük kaldı.
Mavisi, siyahı, kırmızısı......

Yeşili de alayım artık.

Neticede beni besleyenin her tuttuğu altın olsun. Amin bin.

Sevgiler,

Jardzy Gözüezeldenbozuklugil