Monday, October 31, 2016

Soner Goksay

Izmir'de universitedeyken ogle aralarimizi Alsancak'ta gecirirdik. Yurume mesafesiydi. O vakit bizim bolum Tinaztepe'ye tasinmamisti. Ben mezun oldum, tasindilar.

Alsancak'ta olunca insanlarla iciceydik.
Soner Goksay'in dukkanin onunden gecerdik her gun.
Uzunca sure vitrine koydugu bir kadin portresine takilmistim. Hakikaten takilmak. Durup seyrederdim.
O gri agirlikli karmakarisik tablodaki kadin benmisim gibi, seyrederdim.
Sonra o vakitlerde birlikte oldugum adama tablodan bahsedince ve kolundan tutup vitrinde gosterince, 'aksam bir konusayim, kac paraymis' demisti.
10-senemi-alan-adam bey, meger kendisini taniyordu.
Sordu ve tablo satilik degildi.

Gerci 10-senemi-alan-adam yasim kucuk diye bana hayatta alabilecegi her seyi almiyor, beni hayata hazirliyordu.
Babamdan da ondan da bu konuda senelerce ders aldim. Hala hayata karsi hazir degildim. Hem ikisi de ayni konuyu isliyorlardi, durmaksizin; "hayatta her istedigin olmaz".
E oluyor iste?!?!!

Dolayisi ile belki o tablo aslinda satilikti ama benim hayat dersim icin 'degil'di.

Cok uzulmustum.

Uzuntum disari vurmus olmali ki, 10-senemi-bana-ders-vererek-geciren-adam bir aksam ustu elinde bir ince paketle geldi.
Soner Goksay'in sergisinden bir tabloydu paketten cikan.
O vakitler karisiydi modelleri. Hep karisiydi. Burnundan anlasiliyordu. Gelen tablo yagli boya degil, kara kalemdi. Karisinin kafasinda karga vardi. Cok karisikti ve benim tablomla alakasi yoktu.

Kendimi buldugum resim yerine adamin karisinin cizimi vardi karsimda. Adamin karisiydi evin duvarindaki, ben degildim.

Tabloyu kardesime hediye ettim 10-senemi-bana-zul-eden-adamla ayrildiktan sonra. "Al bu sonradan degerlenir, sana vasiyetim olsun. S.G.'in olumunu takip edelim" dedim.

Dedim, cunku ressamlar genelde postmortem unlulerdi. Van Gogh da oldukten sonra unlu olmamis miydi?

Ayrica S. Goksay'in babasi Ataturk portreleri ile unlu bir adamdi.

Netice resim hala kardesimde, Soner G hala hayatta ve ben hala o resme ulasamadim. Hala da uzulurum o depresif resimdeki kendime.

O an olmasa bile, su an, kendisine ulasamadigim icin her yanim gri ve mutsuzum.

16 comments:

  1. Güzel bir yazı. Ressamlar hem anlaşılır, hem anlaşılmazlar.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Tesekkurler. Ben anlamistim o tabloyu.

      Delete
  2. Her yanı renkli arkadaşım, ne güzel bir yazıydı, mutluluk hep seninle olsun..

    ReplyDelete
    Replies
    1. Sen bir de kendini okusan. Son yazilarin harika.
      Yunus'la hep mutlu olun umarim.

      Delete
  3. Canım Jardzy... M.Mert

    ReplyDelete
  4. Hayat sürekli ders alma verme yeri değil ki. Yaşanır da. Üzeceğine alsaymış.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Keske alsaymis ama diger hediyeler gibi dagitirdim saga sola. Belki de almamasi iyi olmus.

      Delete
  5. kötü ilişkiler de tablolar gibi sonradan kazandırıyor :D
    deneyim, akıl, öğreti ve çeşitli 'oh' çekmeler.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Kotu iliskiler tum o kadinlarin kafasindaki kargalar gibi.
      Ama kendisinden sonra da bir suru kotu iliskim olmustur ahahahah
      Kafamda tpisen kargalar...

      Delete
  6. ne yazacağımı bilemedim . Bu da geçer 😔

    ReplyDelete
  7. Replies
    1. :)
      Tesekkurler. Dukkani duruyor mu acaba hala ayni yerde?
      Gidip bir bakayim.

      Delete
  8. Yazılarınız hep güzel gerçi. Ama bu başka birşey olmuş. Sonra Soner Göksay'ı merak ettim. Şöyle bir yazı çıktı ekşi sözlükte. "art cafenin sahibi sıfatını bikaç ay önce bir barşkasına devretmiş, yardımcı olabilmek adına canı çıkasıya uğraşan, yetenekli özverili, esprili, yeni baba olmuş, izmir'de kalma konusunda ısrarlı, atölye atölyenin sahibi solak ressam.."

    ReplyDelete
    Replies
    1. :))
      teşekkürler. herkes anlayamıyor yazılarımı. bazen ben de anlamıyorum ya, neyse.

      iyi ki sözlüğe bişi yazmamışım, ifşa olacaktım demek :D
      sevgiler,
      J

      Delete