Thursday, November 17, 2016

Mantı

Ben dün yine Çinli yemekhanesindeydim.

Hayır, kasabın kedisi değilim. Yemekhanede bazı hijyen sıkıntıları var. Buradaki tek kadın da ben olunca, ben gidip bakıyorum elbette. 

Dün mantı yapıyorlardı. "Yer misin?" dediler.
"Yemez miyim!" dedim.

"Yarın 12'de gel" dedikleri için de bizim yemekhaneye burun kıvırdım. Zhu'ya benimle yemek yiyecek mi diye soruyorum. "Sen git, ye. Bekliyorlar" diyor. Hatta o kadar çok dedi ki, başka bir konu hakkında emailleşiyoruz. "konu, yemekten sonra belli olur" dediğimde bile, "sen git, bekliyorlar" dedi.

Tamam dedim bir bildiği olmalı.

Varmış da.

Yemekhane gıda hazırlama kısmında bekliyorum ben. Tabağı hazırlasınlar diye. Misafir kısmında kafalar var. Baktım Çinli büyük patronlar.

Aşçılardan biri tuttu beni, oraya götürdü. Cili de "gel gel" deyince, gittim. Ohh yeah!!

Patron gelince bizde kuzu kesilir ya, bunlar da sofrayı donatmışlar.

Uzun boylu ve yakışıklı olanın yanına sandalye verdiler bana. İngilizce de biliyor. Bayılırım çekik gözlü erkeklere. Çinli olmazsa Tatar olur yani. 
İlk aşkım da çekik gözlüdür. O kadar ki, gülünce gözleri görünmüyor diye, takma adı Kedi'dir <3

Baktım bana kaşık, çatal getirmişler. Çubuk istedim. Karşımda buradaki en yetkili adam var. Benden bahsediyorlar biliyorum. Çin'de kadınların yapmalarının yasak olduğu bir iş yapıyorum. Belli yani konu; ben.
Yakışıklı adama doğru eğilip, "benden mi bahsediyorlar?" diye sordum.
"Evet, senden bahsediyorlar."
"İyi mi bari?"
"İyi, iyi". 

Bizim Çinli diyor; "Bu da bizden. Boynundakileri göster". 
Çattt, Doğu'dayken Çin kültürüne merak salmıştım ya. Kolyelerimi gösterdim. Ejderhayım ben dedim. Anlattım biraz bildiklerimi.

Çinliler yeniay ve dolunayda ritüel yapıyorlar. Ölülerine sundukları meyveler, sonra çalışanlara dağıtıyorlar. Mutlaka bir adet bana ayırıyorlar. Bazen ben de onlarla gidip dua ediyorum ellerimi açıp. Dua dediğin enerji neticede.

Bir kere bir tanesi "napıyorsun?" dedi. "Dua ediyorum Allah'a" diye yukarıyı gösterdim. 
Yaz vaktiydi.
"Sizin Allah çok sıcak" demişti.

Yemeğe dönelim.
İki "Çinli olmayan"ız diğer 5 kişi arasında. "Bana Çin mantısı çok güzeldir" diyor adam. Ö_Ö

"Mantı için geldim zaten" dedim. 
Ama masada mantı yok. Hepsi şapur şupur yemek yiyorlar. Ben bizim Çinlilerle rahatım artık. O yüzden çubukları çarpmayacağımı biliyorum en azından. Ama bunlar büyük adamlar. Belki beni götürürler Çin'e :(

Bilemedim. Bekleyip, gözlemleme kararı aldım. 

Neyse ki yanımda Cili vardı. Ona kaş göz yapıyorum. O tamam derse yapıyorum. Bana yemek koyuyor, masada en uzakta olduğu için bana gelen yemeği onunla paylaşıyorum falan. Böyle bir kardeşlik, böyle bir kankalık.

İlk buluşmada yenmeyecek şey nedir? Spagetti değil mi? Hepimiz erişte yiyoruz uzun olanlardan. Hem de suyu süzülmemiş kalın spagetti olarak düşünün ve çubukla yiyoruz.
Onlar hüp hüp diye içlerine çekiyorlar erişteleri. Ben edebimle yiyorum ama bütün o sular, yavaş yememe rağmen, kaşıma gözüme geldi. Yemin ederim kimse görmemiştir diye de silemedim yüzümü. 

Sonra ortaya, içi maydanoz yaprağı ve sıvı dolu iki kase ve mantı geldi. Daha önce görmemiştim sosu. Bekledim, gözlemledim. 
Baktım öteki "Çinli olmayan" aldı mantıyı, içine batırdı. Hmm tamam dedim. Ama çubuk kullanımında onlar kadar yetkin değilim elbette. Ağzımda gümüş kaşıkla doğmuşum akserhkasejhre

Ben de bakıyım tadına diye mantıyı soktum içine sosun, ama çıkaramadım. 


Baktım yine bunlar bana bakmıyor, takılıyorlar kendi aralarında. Çubuğu sapladım da çıkardım kasenin içinden. Bir daha da sokmadım sosa. Zaten sirkeliymiş.

Cili ve patron tabağımı dolduruyorlar sürekli. Bildiğim bir şey var, o da reddedilmeyi sevmiyorlar bu yiyecek, içecek konusunda. E yedikçe yedim.

Artık beynime kan gitmiyor o derece. Sofradan da kalkamıyorum. Belki ayıptır diye. Bir yandan midem şiş, ağırlık bastı, tansiyon düştü, hareket edemiyorum. 
Yine şansıma kalktılar ben de yuvarlana yuvarlana merdivenlerden indim. Hala yukarıdaki gibiyim. 

Kafayı koysam uyurum masa falan dinlemem ama bu aralar işler çok yoğun. 
Ben sahalara döneyim.

8 comments:

  1. Bizdeki misafirlikler gibi olmuş. Patlayıncaya kadar yedirmişler. Resim de çok güzel:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de müsaitim o şekilde yemeğe.
      O yüzden Çince adım Cu=Domuz :)

      Delete
  2. Aaaa Çin yemeği sevmem ama Uzak Doğu'da geçirilmiş 2 ayın sonunda bezelye tanelerini bile çubukla yer kıvama gelmiştim :D Sushi yerken bu yeteneğimle çok etkiliyorum etrafımdakileri :D Erişte de kaygan olur yahu, bu mantının bi fotosu yok mu??? Benjamin'i özledim..
    Bu arada aynen babam gibisin ayıp ollur diye her ikram edileni yer sonunda da cırcır olur :D

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ehehhe
      Ben rahatsiz olmuyorum yerken, seviyorum cunku o bebek ispanaklari.
      Benjamin bi ise yaramiyor artik. Gecen gun yer fistigini cubukla yedik ehehe

      Delete
  3. Sizin Allah çok sıcak'ta tükürükler saçaraktan güldüm :D
    Senin bu çinlilerle maceralarına da bayılıyorum.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Cok komikler ya.
      Gun icinde o kadar cok sey oluyor ki. Dun birisine senin beyninde su var dedi. Bizim beynin sulanmis tabiri yani.
      Bir de Budist Zhu'nun 'oh my god' demesi var. Her dediginde bir lotus oluyor ahahah

      Delete
  4. neggadar şanslısın yau.
    ben de onların yemek yerken önlerindeki kaseye eğilmelerini seyretmeyi seviyorum. böyle hafif sallanarak dans eder gibi, hım hım, hüp hüp.
    ltg

    ReplyDelete
    Replies
    1. :))

      Evet evet, kase uzerine egiliyorlar. Sen soyleyince cok sevimli geldi. Zaten ben o hup huplerden rahatsiz olmuyorum.

      Delete