Monday, December 19, 2016

15 - 14 Pamukkale

Şükürler olsun ki, artık popomu kaldırıp, bir yerlere gittim.
Bu konuda ben it(e)kgleyenler sağolsun :D

Tek başıma bir tatil yapayım dedim. Bunu kardeşime söylediğimde, "ben de geleyim" dedi. Sonra o bu tatili arkadaşına söyleyince, o da gelmek istemiş. Onlarla Denizli'de buluştuk. Ben Manisa üzerinden gittim, Akhisar'da işim vardı.

Yollar ve hava açıktı. Çok şükür. Ancak ben güneş ışığı ile araçta ısınırken, Benjamin de ısındı sandım. Yanılmışım. Tam güzel bir kare gördüm ve durdum ki, fotoğraf makinesi çalışmadı. Kucağıma oturtup, ona sevgi ve ısı verdim.

Yolda iki kere kayboldum. Olur öyle ama az sinirlendim. 

Akhisar çok tuhaf bir yer. Hakikaten uzaylı enerjisi var :D
İki şeritli yolda, sol şeritte bırakılmış araç mı dersiniz, yakıt istasyonunda at heykelleri vs. Aklıma gelmeyenler de var ama hakikaten farklı bir yer.

Tam Pamukkale girişini kaçırdım derken, 15 km sonra levhayı gördüm. Oysa kardeşime Denizli'den seni alırım demiştim ve daha gelmesine 87km vardı. Gittiğim yoldan geri döndüm ve Laodikeia'ya girdim.
Giriş 10tl.
Müze kartım yoktu. İşbank da bitmiş bu sene.
Verdim parayı girdim.
Koskoca şehirde tek başımaydım.
Missssss

 Laodikeia kocaman bir şehir.
 Biraz bilgi.

 Suriye Caddesi




 Burada da cam teras vardı ve ben yürüyemedim :((((


 Şehrin su altyapısı kusursuz. Künklerle su taşınıyor havuzlara. Künkler hala sağlam.
 Antik tiyatro.
 Bildiğiniz mazgal. 

 Burası Jokey Kulübü. At yarışları yapılırmış. Jokeyler de burada birer onar artık ne kadarsa, drink alırlarmış.

 Ve tüm diğer fotoğraflarda yok direği sakla, yok bomu sakla uğraşmayı bırakıp gerçek yüzünü de gösterdim.
 Suriye Caddesi.
Kardeşimden mesaj geldi 10 dakkaya ordayım diye. Çıktım alandan. Tuvalet bozuktu bu arada. Denizli'ye geçtim. Buluştuk.
Yemek yedik.
Lokantada çatal yok diye olay çıkardık da, zaten çatalla yenmiyormuş Denizli'de kırmızı etler. Bilmiyordum.
Sonra atladık Pamukkale'ye.
Hierapolis.
Ben en son 96da sanırım gittim. Ama pamuk gibi hali 80 sonlarında.
Çok üzüldüm bu haline.


 Borularla suyu kontrol ediyorlar senelerdir. Belirli bölgeleri açıp, belirli bölgeleri kapatıyorlar. O sular termal otellere verildiği için son hali budur.

Bu da girilebilen 4 havuzun insan basmış hali.
Bir sürü Çinli vardı. Selam verdim. 
Yaşlı, bilgece tipli bir tanesine merhaba dedim, bakmadı iyi mi?
Arkasındaki tatlı ve çirkin Çinli selam verdi onun yerine.
Sakalına tükürdüğüm.

Bu da girilebilen 4 tanesinden 3ü.
Kızlar selfiler melfiler derken ben çıkarttım botları, girdim traverten havuzuna.
Oysa arabada ayağımı kurularım diye havlu ve önceden ikaz edildiği gibi de terlik vardı. Ama yanımda değildi. Girmem demiştim. Girdim ama çok üşüdüm.
Her taraf su olmadığı için, buz gibi zemine basarak gittim.
Dönüşte kenardaki kanaldan topallayarak çıktım. Zira kanal engebeli.

Akşam yemek yiyecektik, Türk/Çin lokantasında kapalıydı.
Otele geçtik.
Hoop kükürtlü havuza.
Kalp spazmı geçirmeye. Sıcak sudan hoşlanmam ama kükürtlü suya bayılırım.
Daldım daldım çıktım. Tüm bedenim bir bebek poposu gibi olsun diye.
Havuzlarda bone şartı var. Ben bildiğin düz havuz bonemi bile getirmiştim. Ama oteldeki 3 paralık kumaş boneden aldım tekrar.
Çünkü artık kışın termal turistliği yapacağım.
Balıkesir'de dibimde, hatta Dikili'de bile termal varken, bu kadar yol gitmem yea.
Sonra da ben üşüdüm diye erken çekildim odama. 
Otel kalabalıktı bu arada.
Sabah da kahvaltı yapıp, kükürtlü havuzu es geçip, önce Kırmızı Su'ya gittik.
Beklediğim gibi değildi. Bu fotoğrafçılar çok numaracı yahu.

Veee tam kaynağın fotoğrafını çekicem, bataryasi bitti Benjamin'in.

Yola çıktık. 
Merkezde Ufo Müzesi'ni araştırdık. İst'a taşınmış. 
Dura dura, nar toplaya toplaya İzmir'e vardık.
Haaa
Nazilli'de Kısmet Pide'ye gittik.
Yanlış sokağa girmişim. Kızlar bana yol tarif ediyor, ben sürüyorum. Karşıdan gelen adam doğrudan, geri dön dedi.
Açtım pencereyi, "nereye gidiyoruz ki biz?" diye sordum.
Kısmet Pide dedi gülerek :D
Biz de güldük ve gittik.
Hakikaten güzeldi Türk pizzası.
Adamlar 3 katlı pideci yapmışlar :D
Sonra kızları İzmir'e bıraktım. İzmir'in Fahrettin Altay'dan sonraki kısmı hariç tüm Çevreyolunu dolaştım. Eve geldim.
9 saat kadar arabadaymışım.
Yorgunluk tabi.

Ege'nin bu ataleti üzerime yapışıyor. 
Bu kadar tembel miyim diye düşünüyorum uzun uzun. Sonra bakıyorum, düşünerek günü yemişim :D

Ama bir değişiklik oldu. Benjamin kutusundan çıktı vs.

Artık birkaç haftada bir yola çıkmak lazım.

10 comments:

  1. Güzel bir gezi yazısı olmuş. İş hayatının debelenmesinden uzakta:) Ama şu Pamukkale' den en istiyorlar bilmiyorum. Tarlaya dönüştürüp rahatlayacaklar galiba. Gözü gibi bakmalı idareciler.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Keşke diyorum sadece.
      Gittiğimiz yerleri yazın hayal ettim.
      Sivas Kangal'daki balıklı kaplıca deneyimimden sonra özellikle Kırmızı Su bana korkunç olur gibi geldi.

      Delete
  2. Ya Benjamin eskimiş be J'cim, doğudaki o ışık yok sanki bu yeni fotolarda ya da o ışık güzel atlara binip ülkeyi terk mi etti ne oldu :/

    ReplyDelete
    Replies
    1. O ışık Doğu'da vardı.
      Yeni Benjamin de var ama kullanmadım onu. Soğuktandır diyeyim. Eski keşfetme duygum da gitti maalesef.
      Ege beni pek heyecanlandırmıyor.

      Delete
  3. Icim acidi J'cim Pamukkale'ye. Laodikeia (dogru mu yazdim?) icin de cok klasik olacak ama degerini bilmiyoruz. Gunun birinde anlar miyiz acaba???
    M

    ReplyDelete
    Replies
    1. Birkac kisiden Bergama'dan Almanya'ya kacirilan devasa Zeus Tapinagi'nin kacirilmasi hakkinda, "iyi olmus yoksa zarar verirdik" cumlesini duyunca irkilirdim de, katiliyorum simdi.

      Delete
  4. Cam teras hala şeffaf görünüyor. Safranbolu'daki bir yılda mahvolmuş. Cam özelliğini kaybetmiş, manzara görünmüyor artık! Biz neden böyleyiz ki?!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aslinda normal degil mi?
      Korktuklari icin ayaklarini surumuslerdir?
      Ben neden korktum asil :)

      Delete
  5. Gezi seni pek kesmemiş ama ben bencilim ve bu yazıyı okumaktan mutluyum . Oh be!
    O uzaylı görüp de taş atanlar Akhisar'da mıydı? NeTeVe'nin sayfasından çizdikleri eşkali basmıştım yıllardır saklıyorum.
    ...
    Merak ettim baktım, Akhisar değil, Eşme imiş: http://arsiv.ntv.com.tr/news/86682.asp Ama arası iki saat, oraya da gitmiştir ufo canım.
    ltg

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aslinda evet.
      Dogu'daki coskum yoktu.
      Ege beni yere yapistiriyor ya. Yercekimi cok yuksek :))
      Esme de apayri bir mekan, yemin ederim.

      Delete