Saturday, May 27, 2017

Sabiha

Bu sabah keyifle uyandim.
Elbette issizlik nedeni ile takintilarim artmis durumda.
Isimi kaybetmeden once ruyamda babami aglar, perisan bir halde gormustum. Sabah da ruya tabirlerinde iyi seyler okumus, gune keyifle baslamisken ve bir gun once kuslar balkon demirine daha sk konuyorken, bir baktim, yerde yavru kus.
Her sey alt ust oldu o anda.
Hayvanin tuyleri azcik cikmis, ufak kanatlari var. Hareket etmedigini gorunce öldügünü dusunup, bir kartonla asagidaki bahceye atmaya karar verdim.
Cope gidecegine topraga karissin.

Kartonla yavruya dokununca hareket etti.

Pazara gittigimde yumurta almak icin kullandigim, cope atmadigim plastik yumurtaligin ve kullanmadigim bir atletin altlarini kesip yuva yaptim. Ailesi beslesin diye balkona biraktim.
Aile gelmiyor. Diger serce yavrulari cirp cirp bagiriyorlar, karinlari doyunca susuyorlar ama bizimkine gelen giden yok.
Yumurta sarisini pipet icine cekerek yavruyu besledim. Iki kere gagasini acti. Ben kus muyum, degilim. Ilkinde besleyemedim tam olarak. Bir daha da agzini acmadi.
Dolaptan et cikardim, bir yumurta hasladim beslemek icin.
Durup durup zorladim.
Yok.
Baktim yuvasi icinde cok rahat yer degistiriyor. Kuvveti geldi yerine diye dusundum ama kalkip kalkip gagasina yiyecek verdim, yemedi.

Gordugum andan itibaren istahim kesildi. Midem bulandi. Korku mide bulantisina yol actigi icin, ucakta ilk defa ucanlar kusarmis. Bedenin genel bir tepkisiymis bu kusmak. Ucaga binmek artik otobusten ucuz olunca da kusmuk torbalarina pek rastlamiyoruz.
Neyse, yemiyor!

Sabiha yemiyor! Cok zorladim.
En son hareketleri agirlasti.
Ne yapacagimi bilmiyor, korkuyorken cevik hareketleri, nefes alip verisini net gorununce rahatlamistim. Ama yemedi.
Oleceginden eminim ama ne yapsam bilemedim.
Gunes de cekilmisti. Balkona biraktim tekrar.

Internetten arattigimda firtinali havalarda yavru kuslarin dusme oranlarinin daha yuksek olduguna kanaat getirdim.
Kim yavru kus bulduysa, firtinadan, saganaktan sonra bulmustu.

Sonra arkadaslarim aradi ve evden ciktim.
Simdi geldigimde olmus oldugundan emindim. Hareketsizdi.

Cok uzuldum, cok dusundum. Doganin kanunu bu dedim. Doga zayif olanlari ayikliyordu bircok yontemle. Yuvadaki diger kuslar dusmemisti ama Sabiha dusmustu. Ben besleyip hayatta tutsam, kafes kusu mu olacakti?
Ailesinden ogrenmesi gerekenleri ogrenemeyecek, evden kacinca kime yem olacakti?
Dogru mu besliyordum?
Beslemem dogru muydu?

Bu gtu gevsekgillerin memleketinde (4 yasimdan beri ben de Ege'de buyudum) cumartesi gunu acik veteriner mi bulacaktim?

Bu nedenle balkona birakip ciktim evden 4 gibi. 11de evdeydim. Olmustu.
Cope mi atmaliydim?

Of iste bir suru soru. Kestigim atletin ben yokken yagmurdan sisen agirligi ile balkondan asagi attim. Bakmadim.

Ve bugun Sabiha varken hayvansal gida tuketemedim. Midem bulandi.
Cocukken yemlenen bir tavuk gormus, (sanki bilmedigimiz bir seymis gibi), tiksinmis, senelerce tavuk eti yiyememistim.

Ve evet attim hayvani. Ne Sabiha kaldi, ne de yuzlerce soru.

Bir varligin bana bagli olmasi fikri bile oldukca urkutucuydu.

Yuvanin altina hem pislikleri hem de duserlerse diye bir tahta vs koymaya karar verdim. 

Kirlangicin yaptigi ama icine girmedigi, sercelerin yerlestigi bu yuvaya seneye gelirler mi bilmiyorum.
Ancak uzun zamandir boyle stres yasamamistim.








Thursday, May 25, 2017

Fresh

Taze taze yazdim gece 3te ama silindi.
Ben de anlatmicam iste, küstüm 😆

Konu degissin diye birseyler yazayim diyorum.
Yeniay geliyor, hem de saglam bir sekilde.

Dilimize kemik yapalim bu surecte. Onun disinda her sey perfekto!

Cok sevgilers,

Monday, May 15, 2017

Balikesir

Gecen haftalarda sektorden bir arkadas aradi. Ben de camasir asiyordum. Cevap veremedim. Ben aradim arkasindan.
Neden gec acmisim, camasir asiyordum deyince, aaaa neeeddeeeen!

Of neyse. Anlattim. "Ya hemen gel bizimle calis". Biraz dinlenmek istedigimi soyledim. Dinlenmemeliymisim.
Cocugun kotu bir niyeti yok. Kendisini 5 senedir falan taniyorum. Bu sektore girdiginden beri benimle calismak istiyor. Fahri danismaniyim kendisinin mehehe.

Neyse, bana sektorun is pezevengi H'yi taniyip tanimadigimi sordu. Adamla 8 sene calistim. 1 sene ona bagli, 1 sene de Ank'da ayni ofiste. Birkac kere de denize girmisligimiz oldu. Ahahahaa
H su an onlarin sirkette.

Ay neyse. H is pezevengi olunca subat ayinda yolladigim ozgecmisimi IK'ya yollamis, bir suru yazismislar. Kizcagiz aradi sonra da tum yazismalari bana ileterek bugune randevu verdi. Merkur'e bagladim durumu. Ben gormemeliydim cunku yazilanlari.

Hmpfff

Bu sektorden cikmak istiyorum. Cok yiprandim. H zaten pek gonullu degildi. Onun da niyeti kotu degil. Elbette bir bildigi vardir. Yoksa ilk beni arardi zaten.
Yine de eski manitam is yerinde mudur olmus, "sakincasi olur mu?" diyor.

Yok yeaa dedim. Isi istemedigim icin. Ama reddetmedim de, cunku eski isyerimden arkadaslarimi oraya yonlendirebileyim diye. Bugun gittim eski manitayi goreyim diye ahahahaha

Ya iste Allaan sopasi yok. Telefonun yol gostericisi beni ana yolun diger tarafina atti. Aradim, cocugun tel cekmiyor. 15 dakika sonra bilmedigim bir numara aradi. Konum istedim. Izm-Canakkale yolunun oteki tarafina gectim.

Mulakati da cocuk yapicak ama yok.
Acil bir sorun olmus, gitmis. Bilmedigim numara bana ahirdan bozma is yerini gosterdi. Ben 15 senemi devirmisim bu sektorde bana amator sorular soruyor falan. Nerden bilsin. 
Sonra cocuk aradi nihayet. Telefonun cektigi bir yer bulmus. Sanirim direge falan cikti. Gelemeyecegini soyledi. Otelde kalir miymisim?
Evden cikarken hatta mesafeye bakmadan once planim buydu aslinda. Zaten tek basima tatil yapmak istiyordum. Iki gun once kucuk canta hazirlayayim diye dusunmustum. Sabah mesafeye bakinca sadece bikini, tokyo terlik aldim attim arabaya.
Mesafe 1 saat 10 dakika!

Eve donerim dedim. Yarin beni alacakmis, oyle dedi. Bir daha gitmek istemiyorum aslinda. 4 sene once 8 saat yol giden ben degilmisim gibi yoruldum ayol. 
Sabah sacimi kabartmayan sampuanla yikamis ustune taramisim. Kot pantolon giymekten son anda vaz gecmisim. Mulakat olmamis. Zaten orada calisasim yoktu.

Atladim araca, donuyorum. Donus cok kisa surdu yahu.
Ustelik durdum da.

Once bir Gömeç'te durdum. Fotograf cektim ama arka kamera kotu. Net cikmadi. 
Ataturk Kayalari'nda daglara soyleee bir baktim. Ataturk'u bir kere gormus biri bile benzetir. Muhtesem.

Sonra da giderken gordugum, gunlerdir yiyemedigim tostcuyu ararken bulamayinca, ilk gordugume girdim.
Sadece peynirli ayvalik tostuna 7 tele verdim!
Ici dolu olan ne kadar acaba!!!!

Baktim agaca motorsiklet bindirmisler. Te allaam derken mekanin adi motorcunun yeri imis. Cok yaratici. Tam giderken cilek topla dedi amca. Dikili'nin cilegi muhtesemdir. Ondan mi dedim. Sen bir kokla dedi. Aldim elime kap. Topluyorum ama bende ne ahlak varsa goz hakki bile koparmadim. Attim kaba. Ama nihayetinde sera. Pistim, kavruldum. Zaten benim cilekcim yolumun uzerinde. Az biraz toplayip, terler burnumdan damlamadan kasaya dondum.
Hmm karadut surubu, gul receli, sakiz receli ve tanesi 1 tlye organik yumurta. 
Adam bildigin yol ustunde rendeliyor durani.
Istemem dedim yine de verdi yumurta. 6 tane aldim. Arkadaslarim gelince yedircem seve seve. Ayrica tavuklardan biri ben oturur oturmaz gelip beni gagaladi. Hayvan!

Ben sakiz ve gul receli ile yetindim. Karadutu da baska musterilere sov yaparken yanci oldugum icin ikram etti. Sifa niyetine ictim.

Benim cilekci kapatmis zaten.
Eve geldim ama yorulmusum.

Yarin tekrar mi gitcem yea! Cocuk "ben gelir alirim seni" dedi de, bu firma epey fakir gorunuyor. Belki giderim. 

Simdi camasir asip, biraz uyuklamak istiyorum. Bu hayattan nasil vazgeccem aceba!?

Friday, May 12, 2017

2009 Ekim | Benjamin

Demek zamanı gelmiş. Birçok şeyi burada açıklayabilirim.

Öncelikle Benjamin ile başlayayım.
Benim eşyalara isim verme huyum vardır çünkü ruhları olduğuna inanırım. Aracımın plakası İzm Dikili olduğu için H idi ve bir abim (ki en son Dikili'de yaşadığımda karşılamış ve köpekle ilgili hikayesini anlatmıştım 2 sene evvel), "J hanım madem plakası H imiş, hayırlı olsun adı da, Hayriye olsun" demişti. Öyle devam etti.
Benjamin de Nikon D60 fotoğraf makinesidir. O vakit manitam olan Dingiliz A.B. tarafından bana hediye edildiği için adı Benjamin'dir. Siyah eşyalar erkek, beyaz eşyalar kadın. Şu an bunları yazdığım çocuk laptop (Çinliler küçük yerine çocuk diyorlar) misal beyaz ve yine bana A.B. tarafından hediye edilmiştir, adı Matilda'dır. Hakikaten ne çok hediye almış %#+*€£#%! (beni çok aldattı o nedenle).

Ve Benjamin bana Ekim 2009da gelmiş. Bu cimri Dingilizin bana böyle hediye alması da tamamen benim şanslı olmamdan ötürüdür. Çok minnettarım, çok şükür.

İlk geldiğinde, o vakitler 28 gün aralıksız çalışıp, 10 gün tatil yapıyor idik. Zor geliyordu, 14ncü gün delirip, birbirimize giriyorduk. Çalıştığımız yer aynı, kaldığımız yer aynı. ilk başlarda muhteşemdi. Konteynerde partiler. Bir araya gelmek için yaş günlerini bahane edip, parti yapmalar vs. Sonra şirket o partilerin çok verimli olduğunu görüp, bütçe ayırıp aylık düzenli yapmaya başladı. 

Ondan önce bu asosyal sevimsiz halimden farklı olarak manik dönemimdeydim sanırım, paraları ben toplardım. Hem de en cimrisinden, en Yahudisinden. (En cimrimiz Yahudiydi, o nedenle) Hakaret değildir. Kendisi de kabul ederdi cimri olduğunu sevgili Andrew Bey.
Neyse, bir gün erken çıkıp sanırım, Kemah'a gitmişiz.
Maalesef Matilda'da fotograf yukleme sorunu var, tablete mail attim. Sirasi karisti.

Bu asagidaki Kemah'taki tuz madeninin girisi. Ocak agzi da denilir. Belki hatirlarsiniz, buradan bir madenci bana karsiliksiz 10kg tuz yollamisti. Ben de ese dosta dagitim. (Bkz: kedili mutfaklar)

Asagidaki de Seyahatname'de Evliya Celebi'nin Kemah hakkinda yazdigi seylerin girizgahi. Kendisi bu gezinin ilk, Benjaminin dis cekimlerinin de ilk fotografidir. 
Ayrica Benjamin benim ilk semi-prof makinem oldugu icin, yeri ozeldir. Bu sayede fotografcilik seruvenimi de izleyebilecegiz.
Bu da kurutuldugu alanlardan biri tuzun.
Yine eski yonetim binasi. Pazar gunu olunca kimseyi gorup konusamadik. Farkindaysaniz bekci bile yok. Herkes digerinin malina saygili. Hirsizlik yok.
Madenden ciktiktan sonra meshur Gulabibey Camii'ne girmistik. O sene tadilattaydi. Uzun kalamadik.
Bu da kimbilir Kemah'in hangi koyu.
Kemah Kalesi'nden Karasu <3
Ilce merkezinden sonra kaleye gecmistik. Sessizdi oralar da.
Yorgunluga ragmen az biraz yurumustuk. Baska da bir numarasi yoktu.
Kale kapisindan gecer gecmez bu kadinla karsilasmistik. Rehberimiz olan Gada Bey, kadinla iki lafladi. Biz de fahis fiyata fal baktirdik. Hic hatirlamiyorum bile. 5 kisiymisiz. Benim arabamla gitmisiz. Fotograflarda kale kapisindan 35 plakali Hayriye gorunuyordu.
Bu da kumbetler.
Ilce icinde de var ancak bu asagidaki Melik Gazi Kumbeti. Alt odasinda Melik Gazi'nin mumyasi var.
Ben girdim gordum. Belki de lanetlendim. Zira ya kitabede ya da Seyahatname'de oyle yaziyor!
Mumyayi gormem 2-3 sene sonradir.

Matilda'nin sorununu halledip, yaldir yaldir fotograf atmak istiyorum.

Bunlar Benjamin ile yapilan seyahatler. Benim Dogu'ya ayak basma tarihim Ocak 2009. 
Yazmistim, Ank'dan yatakli vagonda yer ayirarak trenle gitmistim temelli. Trenden iner inmez dusmustum.
Ilk gittigimde de ejnebilerle gitmis oldugum icin beni de ejnebi zannetmisler bir sure. Konusmama gerek kalmamisti Turkce cunku.
Vay be..
Daha neler anlatacagim.
Sevgiyle,
J.











Salıdan Cumaya

Salı akşamı ilçenin çakma Asmalımescit'ine gidecektik. Eski çalışanım B mesaj atıp, "ya burada çaydan başka bir şey yok, başka yere gidelim" dedi. 
İlçe merkezinde salaş birahaneler haricinde alkollü mekan yok. Salaşlık derecesini sordum ve bir butik otelin ilçeye hakim bahçesine seyirttik.

O gece biralar, yemekler, bitmeyen eleştiriler ve çıkarılmamın esas sebebi vs epey bir konuştuk. Sebep hala çok saçma. Benim savcılığa verdiğim adamı atınca, beni de atmışlar. Neyse, sürekli eleştirdiğim bir sektörden ayrılınca yüzüme nur düştü. Bir baksanız gözünüz kamaşır.

O gece, mekandan çıkıp, o çaycılara / nargileciye gittik 3 kişi. Diğerleri evlere dağıldı. Benim falcı kız okula gitmiş, okul da başka şehirde sanırım. Gelince tekrar baktıracaklar. 19 Mayıs tatilinde gelme ihtimali var. Ben de arkadaşlarımı toplayıp gideceğim.
Ben yine de kahve içtim, gece 10:30 falan. Mekanın sahibi çocuk, kim bakacak diye sorunca, ben dedim. "Bana da bakar mısınız?" dedi. Tamam dedim.
Neticede o geceyi fal bakarak geçirdik. Bildiğimizden değil, iyi niyetimizden. Benim asi, ruhani bilimlerden uzak mühendis çalışanım bana fal baktı üstelik. Ama hiçbirimiz diğerine somut bir şey söylemedi.
Eve geldiğimde saat yarımdı, tuvalette bloga yazı yazıyor, çıkarılma sebebimi ve yine şirkette başıma gelenleri döküyordum ki, elektrik kesildi. Tuvalette elimde tabletle karanlıkta kalmadım neticede, ancak 2ye kadar kör karanlık yatak odasında bir o yana bir bu yana uykuya dalmaya çalıştım. Kahve içmeyince bana dokAnıyor elbet.
Ertesi gün de İzmir'e gitmeyi planlıyordum. 
27 senelik arkadaşım bekliyor. Sabah yine de erken kalktım ama gidesim yok. Bir de peynir yemiştim. Yine davul gibi gerilip, uyuklarken, arkadaşım mesaj attı; "hadi kalk". Kalktım yemin ederim. 
Çok komikti. Duş alıp, yola çıktım.
O gece evlerine misafir geldi ama biz yine kendi kendimize şifreli konuşmalar ile geceyi geçirdik.
Ertesi gün kendimle gurur duyabileceğim birçok şey yaptım. Tek başıma Alsancak'a gittim. Hem de otobüse bile bindim. Bende kalabalık fobyası var. Belki biliyorsunuz. Ama ter mer basmadan, rahatça gidip geldim! Bu da bana madalya.
O gün çok rüzgarlıydı. Akşam 7de dövülmüşüm gibi odama gidip yattım. Sonra akşam 9da kalkınca, gece 1de yine yataktaydım. Oy oy oyy
Uyku düzenim gitti elbette.
Bu süre zarfında, sürekli birbirimizde kaldığımız için, ikinci annem olan Y teyzeye gittik. Arkadaşımın kızının okuluna gittik. Ben şehre indim vs. 

Sürekli herkes ne kadar yoğun günler geçirdiğinden, senelerdir görmedikleri insanları gördüklerinden bahsediyorlar. Biz de oturup hesap yaptık arkadaşlığımızın geçmişi için. 27 sene olmuş.

Böyle size sığ gelebilecek ama benim için sevgi, minnet, başarı dolu bir sürede artık doğduğu kente dönmeye karar veren kardeşim bana şu an size seslendiğim aksrhksrke bir karışlık ekran ve bir karışlık klavyeye sahip laptopumu iletti. 

İçinde binlerce, şaka değil fotoğraf var.

Ben bu bloğu açmadan önce Doğu'da yaptığımız seyahatlere dair.

Fotoğraflarıma tekrar bakınca, bu minik şeye zarar gelmeden, ben de bu ilçede uygun SD card bulana kadar, bloga yazma kararı aldım.

Bakın neler yapmışım ben oradayken. Siz aslında çok küçük bir parçasına şahit oldunuz.

Böylece, nostaljik ama ileriye dönük bir blog dönüm noktası başlatmış olayım. Güzel olan fotoğraflardan tarihleri ne hatırlayabiliyor olmam.

Hadi bakalım!!



Monday, May 8, 2017

Haftalik Rapor | 20170508

Belki yine cok uzun bir yazi olur. Araya baslik atabilirim.

Cok sey oldu, bitti. Baktirdigim fal cikti. 3 kisi bir araya geldik ve beni isten cikardilar. Cinliler dahil, birlikte yakinen calistigim herkes bunun haksizlik oldugunun farkinda. Ancak bizim sektor cok kucuk. Iki gun sonra, konusmadigim bir adam, Dogu'daki eski isyerimde herkese anlatmis. Nereden, ne zaman duydun mubarek? Yemedin icmedin, laf mi yetistirdin?

Bildigim tek sey su; bu tur haberleri alip sevinen veya icinden hak etmistir diyen herkesin basina geliyor. Siz ne dusundunuz?

Ben daha 1 ay once Cinlilere adam ararken, isten cikarildigini soyleyen ve basvuran arkadasim icin demek basarili degildi diye dusunmustum cunku.

En cok Cinlilerle vedalasirken, "inanmiyoruz, saka yapiyorsun" deyip, elimi veda icin sikmadiklarinda bozuldum ve agladim :)

Bu sabah uzun zamandan sonra actigim fb hesabimda bu konu hakkinda uzun uzun yazdim, bana yapilanlari. Sonra sildim.
Balik bilmezse Halik bilir dedim.
Benim bu durumdan ne ders aldigim ya da almam gerekene odaklanmam lazim.

Aylaklik

Is olmayinca erken kalkmak, "off ya ise gitmesem", doktordan rapor alsaydim keske demek yok. Ise ve isyerime bagli degildim neticede.
Ilk yaptigim sey telefondaki alarmi kapatmak oldu.
Ben biyolojik saatli bir bireyim. Alarmdan once uyanirim ama bilincaltim ise gitmek istemedigi icin alarmi kurmadan yatmam. Nolur nolmaz, beynim is yokmus gibi davranir belki.
Kendini bilmek erdemdir. Heheh

Dolayisi ile kucuk odadaki utu yigini ortadan kalkti. Hayir utulemedim. Gomlekleri cekmeceye geri tiktim. Ev her daim temiz. Gunde 2 kere supuruyorum :) 
Ah o beyaz yer karolari ve dokulen saclarim! 

Ama ben erken kalkmaya devam ettim.

Iki kitap bitirdim. Ucuncuye basladim. Ama hidirellez yazim bozulmasin diye yayinlamadim.

Gelen Giden 1

Olay olduktan sonra kendimi yakin hissettigim iki uc kisi haricinde bagir bagir anlatmadim durumu. Cunku onceden yapilmis planlar vardi. Bana aciyip, degisiklik yapmalarini istemedim.

1 mayis icin program yapma diyen arkadaslarima onlar geldikten sonra soyledim. Programi benimle daha fazla vakit gecirecek sekilde bozdular. O haftasonu pazar gunu denize girdik. Gecen sene nisan basinda girmisim denize, bu sefer nisan sonu.

Hidirellez

Planim Izmir Fuar'da cingenelerle gobek atmakti. Plana dahil ettigim arkadas gec cevap verince, ben de cingenenin alasi bizim ilcede diyerek Izm'e gitmedim. Ilce planimi yaptigim arkadas da is yerinden 8de cikinca benim plan yatti. Cikip sokakta atesten atlayayim bari dedim. Itfaiye yasaklamis. 
Acik pencereden yanik lastik kokusu duyar duymaz sokaga ciktim. Atesi bulamadim. Yakilani gorup, sondurmus itfaiye. Kovalamaca oynar gibi ates yakmis, sondurmusler :)

Sokaklar havlayan kopek suruleri ile doluydu. Gercekten korktum ve eve dondum. 

Gul agaci olarak da, balkonda hidirellez gunu gonca veren gulumu kullandim.

Gelen Giden 2

Gecen hafta basinda da, blogda cokca bahsettigim, annem dedigim Dogu'daki eski isyerimden Muammergiller geldi. Gece 22:45te onlara ellerimle yaptigim isirganli boregimi isitiyordum. 
Yazmis olmam lazim. Bir gece saat 22:00de onlardaydim ve uykusuzluktan asiri huysuzken, aglamakli sekilde beni konteynerime birakmasini istemistim de, benimle cok dalga gecmislerdi. Onlarla olan iliskimde oldukca siradisi bir durum!
Saat 22de bedenim kendimi kapatiyor. Erken uyuyorum diye senelerce dislandim. 

Agziniza tukureyim hepinizin! Oh beee! Ahahaha ay valla rahatladim. 
Bir de laktoz intoleransima inanmayanlar. Sizin de agiziniza tukureyim. 
Tiksiniyorum sizden ahahahahah

Gelen Giden 3 ve Hidirellez 

Bu cumartesi de, uluslararasi boyutta biraderim, ruh ceyregim (birebir degiliz cunku) Cu, Cili ve bir Cinli daha beni gormeye geldiler. Zaten dileklerimi denize atmak icin sahile gidecektim.
Birlikte gittik.

Once ilcede alisveris yaptilar.

Cinliler gul yagini cok seviyorlar. Bilmem bizimkiler mi boyle! Cu "gul yagi alicam" dedi. Daha once dukkanda ilk alisverisimi yaparken, ufak bir tartisma yasamistim dukkan sahibi ile. Kafam cok dolu, mutsuz bir haldeydim. 

Neyse, is yerinden bir arkadas Cinlilere aracilik yapip, bu adamdan yag aliyordu. Ben de yine ayni yere gittim.
Cu elimizi kolumuzu doldurdu. Her yagdan aldi. Bu ne, bu ne, ne ise yarar diye diye. Baktim bu iste fena degilim gencler! 

Gul yaginin ufacik sisesi icin 17 tele dedi adam. Ben de kendime bir lavanta bir de cay agaci yagi aldim. Adam benden para almadi. Cu'ya gecirdi ama hesabi.
Hmm tamam dedim ciktik.

Baska bir dukkanin onunden gecerken, Cu ayni marka gul yagi gordu. Sorar misin kac para dedi. Girdim sordum. Cocuk, yine baska bir arkadasin araciligi ile Cinlilere yag satiyormus. "Normalde 5 tele ama size 4,5 teleden veriyorum" deyince, kaynar suyla haslanmisa dondum.

Cu ile gozlerimiz kenetlendi. Cok ozur diledim, defalarca.
Ama benimle alakali olmadigini bildigi icin konu buyumedi.

Ilk aktara 200tl birakip cikmistik. O yuzden onemli aslinda..

Bu ilcenin esnafi boyle iste. Ya da ulke olarak mi boyleyiz? Muze girisinde tam:5 tl, turist: 10tl miydi? 

Fal bakan kizin soylediklerinin gerisi de cikarsa, tasinacagim zaten :))
Evi seviyorum ama bence de vakti geldi. Bunu soyledikten birkac ay sonra tasindigimi blogu dikkatle okursaniz goreceksiniz!

Bu major etkilerin disinda, baska gelen giden de oldu tabi.
Dun mesela bir arkadasla disari ciktik. Fal baktirdigim kiraathaneye gittik. Kiz okuldaymis. Olmasa tekrar fal baktiracaktim.

Donuste cumartesi Cinlilerle gordugum mezarliktaki gelincikleri Zeugma'nin blogunda okudugum serbet ve receli yapmak icin toplamak uzere, mezarliga goturdum cocugu.

Adam izbandut ama korkarmis mezarliktan. Benim lise hayatimin yaz tatilleri Karabaglar'daki mezarlikta gectigi icin, sorun yok.
Birlikte gelincik topladik. Birkac tane de bocek toplamisiz.

Ben aksam yaptim serbetimi, recelimi. Tadina bakmadim ama hala.

Nane koklendirdim. Dun diktim, ama tutmadi sanki. Cinlilerle saksi aldim, gulumun saksisini degistirdim. Iste yeni saksi, gullerim ve gelincik serbetim.
Boyle ufak tefek seyler oldu, bitti. 
Aslinda cok eglenceli seyler oldu da, yazacak halim yok :))

Olmedim.

Ama en cok su soruya sinirim bozuldu:

"Eee? Napcan simdi?"

:)))
Buna gulmeyeyim de, neye guleyim aynalar?!

Monday, May 1, 2017

Hidirellez 2017

Merhaba icindeki Samani oldurmemis sevgili arkadaslarim!

Yaziyi erken yaziyorum cunku cuma gunu yapmamamiz gerekenleri bilerek hareket etmeliyiz.

Hidirellez'de yapilmamasi gerekenler:
1- Evi temizlemeyin. Evi bok mu goturuyor, persembeden yapin ne yapacaksaniz. 

2 - Cepten para cikmasin. Ben otomatik odememi iptal ettim. 

3 - Cicek, dal koparmayin. Zaten hicbir zaman koparmamak lazim. Dusunsenize, cok guzel kokuyor, cok guzel gorunuyorsunuz diye biri geliyor kafanizi kopariyor! Ayrica bu biraz bencillik degil mi? Senin kopardigin cicegi ben goremeyecegim, koklayamayacagim. 

Yapilacaklar:
1 - Inanin. Dunyanin guzel bir yer olduguna, bu hayata da ogrenmeye geldigimize, biz iyi olursak tum dunyanin iyi bir yer olacagina inanin. Sevmediginiz biri mi var? O sevmediginiz sey sizde de mi var? Ay dur o farkli bir konuydu. Dunyanin hepimizin evi olduguna ve ona iyi davranmaya inanin. 

2 - Dogada olun. Sokaklar, Taksim, Alsancak doga degil. Medeniyetin cirkin yuzu. Biliyorum cogunuz iste olacaksiniz ama park da mi yok? Piknik yapsaniz ogle tatilinde? Cikarin o pabuclari, topraklanin.

3 - Dileklerinizi simdiden dusunup, kaydetmeye veya cizmeye baslayin. Eksik kalmasin. Ben bir vakit dergilerden, gazetelerden istediklerimi kesip hazirlik yapmistim. Bunun ayri bir adi bile var; hayal panosu :)
Sonra o dilekleri alip, gul agaci dibine gomun. Gecen seneyi hatirlamaya calisiyorum da, tutmustu o vakit. Hemen karsiya gecip, denize attigim icin olabilir tabi. Bu sene de basip deniz kenarina gidecegim umarim.

Para gomun, dala asin. Sonra o parayi suya atmayin, cuzdana koyun, harcamayin. Bereket getirsin. Ben bir kere kirmizi kurdeleye dikme isini geciktirdim, etkisini gormemistim. Dikip, cuzdana koyunca etkisi basladi.

4 - En onemlisine geldik. Gercek bereket, sahidim. Pilavdir, dolmadir, sarmadir yemekler pisirin. Gece yatmadan once bu yemegin icinde oldugu tencerenin kapagini acin. Ve sonra bereket girmesini istediginiz her seyin kapagini acin. Kiler, kiyafet dolabi, valiz, pasaport, cuzdan, ayakkabilik.. Ne isterseniz, ama en onemlisi Hidir ve Ilyas'in girip cikabilecegi iki pencereyi acmak. Gece pencereler acik kalabilir. Soguksa sabah namazindan once acabilirsiniz. 

Digerlerini biliyorsunuz zaten; atesten atlamak, gul dalina yuzuk asmak, tas ile gul dibine dilek cizmek...

Benim her sene diledigim bir dilek var. Dunya barisi. Ama icimdeki savas bitmemis olacak ki, o asamaya gelemedik.

Ne olursa olsun kotuluk dilemeyin. Size geri gelir :)

Gecen sene ne yapmisim bir bakacagim simdi.

Sevgiler,
J. 2017 (yine bir degisim surecinde iken)


Saturday, April 29, 2017

Ruyamin Tabiri

Gunduz niyetine;
Dssjhgfsdjhgfsd ne bileyim gece okuyan olur.

Ruyamda at gordum. Tiger denilen siyah kahverengi cizgileri olan ama yerustunde oldugunu sanmadigim bir at.
Ooo ne ilginc kismina gelmedim.
Bu at konusuyordu. Sokakta sahibi "beer?" (Bira?) diye sordugunda, yine ingilizce "yes" (evet) diyordu.
Sonra bira lafini duyunca uce cikti at sayisi. Bildigin sahibin yaninda hoplayip zipliyorlardi.

Tabirine baktim.
Atin konustugu seyler, ruyayi gorenin bilincaltini ifade edermis.

Yani bilincaltim evet diyormus.
Simdi asagida yazdigim adrese gelip, beni acisiz sekilde oldurup, bedenimi yakar misiniz?

Ham cilekle kus besleme, yine pacama yapisan kara kediden kacma, boxer model bir kopek sevme.. Hatirladikca hayvanli bahceye gitmisim diyorum.

Biraya evet diyen, cosan at nedir ya!? 

Tuesday, April 25, 2017

Yeniay Nedir? Naapilir?

Dolunay, sureclerin bitisini temsil ederken, yeniay da sureclerin baslangiclarini temsil eder.
Yeniayda ekilen tohumlar, baslanan isler, projeler daha iyi ilerler diyorlar. Ben bisiler ektim gecen sefer tutmadi :)

Bircok kaynak okuyup geldim. Ozellikle bu yeniayda, 26 Nisan (duzelttim) mutlaka harekete gecmemiz lazim. Ataletimiz bize zarar verebilirmis.
Bu nedir, manevi anlamda insanlara beklenmedik iyilikler, guzellikler, yeni bir meditasyon, fiziksel anlamda yeni bir spor faaliyeti, maddi anlamda yeni yatirimlar falan iste. 

Saat 15:17 civarinda baslayan yeniay icin, mumkunse acik alanda rituelinizi yapmanizi tavsiye ediyorlar. Bu yakmali/suya atmali olan degil. 
Saklamali/gommeli olan.
Dolayisi ile acik alanda yazin yazabildiginiz kadar. Sonra saklayin veya gomun.

Illa o saatte yapmak zorunda degilsiniz. Sonrasinda da olur. Ama 24 saati gecirmemekte bence fayda var.

Cadilarin sitesinde bircok kadin dogada ciplak sekilde rituel yapacakmis. Siz yapin diye degil, bilin diye soyluyorum.

Oneriler sunlar;
Ritueli yapacaginiz alani ve kendinizi tercihan adacayi ile yaptiginiz tutsu cubuklari ile tutsuleyin (bkz:smudge stick)
Illa ki mum yakin (bu icimizdeki ruhu temsil edermis)
Yine suya atabilen atsin diye, suda kolay eriyebilecek ve kirmizi kursun kalemle (kirmizi sureci hizlandirir ve kursun kalem dogal kalem)
Yeniay saatine niyet ederek ve butunun hayri icin hayatiniza almak istediginiz tum yenilikleri yazin.
Yeni es, yeni sevgili, yeni ev, yeni araba, yeni is...
En sonuna da 3 kere tesekkur etmeyi unutmayin.

Ben bir kere yeni isletme muduru istemistim. 2 hafta sonra oldu vallaha :)

Bu seferki niyetlerim belli. Gerceklestiginde buradan ilan ederim. Uzerinde dusunmeme gerek yok.

Bir uyari yapayim; merkur retrosu bitmeden dis gorunusunuze mudahale etmeyin. Yani yeni bir meme, yeni bir dudak, yeni bir kas isteyin evet ama yaptirma isini sanirim 21 mayisa kadar yaptirmayin. Sonuclar istediginiz gibi olmayabilir.

Baska neler yapilabilir diye aratabilirsiniz. Benimki hap bilgiler.

Onemli olan bu yeniay ile Demeter'in uyandigini hissedebilmek, o enerjiyi almak ve yeni iyi seylere baslayabilmek.
Rituelde sahip olmak istediginiz seyleri ne kadar basarili sekilde hayal ederseniz o kadar yakin ve net olacaktir. O yuzden yazdiklarinizi uc kere okuyun bence.

Hadi adil bir ulke icin!

Bir de Hidirellez geliyor! Iciniz kiprasmiyor mu Allasen?

Sevgiler,
J.

Monday, April 24, 2017

Kilo Nedir, Nasil Verilir?


Bilge Jardzy cozumleriyle yine karsinizda sevgili hanimlar, beyefendiler!

Kendimi artik tamamen sizlere adiyorum ahshdhshshsh

Oncelikle, bir onceki yazida oldugu gibi kendinizi ve bedeninizi sevmeniz ve kabul etmeniz gerekiyor.
Ay gotum tepsi gibi dedim ben birkac kere. Tepsi gibi olmustu. O yuzden demeyelim boyle seyler. Yazik.

Ben kucukken, sanirim din kulturu ve ahlak bilgisi dersindeydik, ovretmen "bedenimiz bize emanet ona iyi bakmaliyiz" demisti. O vakitten beridir de bakarim kendisine. Ama bu saatlerce kosarim, mekik cekerim, orasini timarlarim, burasini yaglarim degil.
Tembellik benim gobek adim zira. 

Basliga donersek, kilo diye diye agladigimiz sey aslinda yagdir. Yagi kasa donusturmek, protein vs hic girmeyecegim. Her yerde yaziyor ama ben hala ogrenemedim. Yoksa yazardim :))

Derdimiz yaglarla oldugu icin, zaten artik hangi bolgemiz yagi once ve cok topluyor biliyoruzdur, degil mi aynasizlar?
(Aynaya bakip kendimizi sevelim diye boyle dedim, ki ben de pek bakmam)

O zaman napicaz? Yagdan kurtulacagiz!

Bedenimize tesekkur ederek, onu yaglardan arindiracagiz.

Ikinci kosul hareket. Meh ben de ayniyim. Ama basit hareketlerle bile degisim yakalayabilirsiniz. Kalkin bir fitforlife a yazilin demiyorum. 
Soyle ki; asansoru hayatinizdan cikartin. Elim kolum yuklu olmadikca ve sabahlari ayagimda ses cikaran pabuc olmadikca asansorden (diskolavetor)den uzak duruyorum ben. Son olaydan cok oncedir, Ank'da is yerinde bile merdiven severdim, 6nci katta calismama ragmen. Ah be ise yuruyerek gider gelirdim. En guzeli de buydu.

Konumuza donelim. Hareket edecegiz.
Aracimizi biraz daha uzaga park edecegiz, bakkala arabasiz gidecegiz, otobus, dolmustan bir - iki durak erken inecegiz (gun isiginda lutfen) gibi.

Ayrica Tanyeli bir ara tvde bulasik yikarken gobegimizi, kalcamizi sallamamizi onermisti. Bulasik yikamiyoruz artik ama dis fircalarken parmak uclarimda durup tabanlari yapistiriyorum ben mesela. Zaten elektrik supurgesi yetiyor Allasen!

Bu ve buna benzer hareketleri sevelim, sevdirelim. Gecen sene bu vakitler evde geri geri 50 adim atardim. O muydu bilmem ama cok ise yaradi.

Eh bu ufak tefek seylerin yani sira gunde yarim saat yurusek guzel bir sey olmaz mi? Ya da kosu bandi, evde uzerine kiyafet attigimiz ev bisikleti veya Japonkedi gibi bbg de yapabilirsiniz.
Youtube'dan benim favorim Fitness Blender ve her turlu beni darlamayan challangelar!

Hareket ettik, ciktiyi yakiyoruz ama girdiler?
Yani agzimizi torba gibi buzmeliyiz demek bu. Kutsal sandigimiz degerler hayatimizi boka surukluyor. Yani ekmek!
Ben kahvalti disinda ekmek yemem. 4,5 yasimdan beri boyleyim. Aliskanlik. Ama kahvaltida 1 somun yemisligim de vardir (bkz: doguda yasam).

Abur cuburlari hayatinizdan cikarinca siz de goreceksiniz ve gordunuz de, hemen bir degisiklik olacak. 
Belki narli, cilekli avokado salatasina hazir degiliz ancak bir yerden baslamak lazim. Ama o pizza cok kahpe, yemin ederim!

Bir de ac karnina tatli ve glisemik indeksi yuksek yiyecekleri yeyip, uzerine esas yemegi yemeyin!
Aksam 7den sonra yemek yememek yine bende 90 baslarindan aliskanlik. Gece 10da uyudugumu da hatirlatayim.

Ah o guzelim metabolizmim!

Ye ye, incecik kal gunleri arkada kaldi.
O zaman destek almak lazim, degil mi?
Yesil cay, biberiye cayi, cubuk tarcin hep guzel seyler. Tarcini duzenli kullanacaksak, 2 ayda bir ara verelim, karacigerimize zarari varmis.
Ben kakaolu dondurmaya bile tarcin dokerim. Dun bala da doktum. O zaman kafamda tarcinin tum kalorileri yok ettigi algisi olusuyor shahahaha cok salakca ama belki boyle yag yakiyorumdur. Hayat zaten inandigimiz seylerin butunu degil mi? Diktatore inanirsak, diktatore boyun egiyoruz?! Hayattan sikayet etmeyelim.

Yag yakalim, goge bakalim...

Greyfurt <3
Hastasiyim. Kisin yine okuzler gibi yemissem, arkasindan bir greyfurtu patlatirim. Ay gitti hepsi o hayvansal yaglarim ahahahahsgshs
Biberiye de cok acayip yag yakar. 

Yagi yag uzerinden yakalim!

Iste size Cagla Sikel sirri. Yagli bolgemize gece yatmadan evvel biberiye ve portakal yagi surup, kendimizi strec filme sarip, yataga girip (ohomm fetislerden sonra bahsedebiliriz) sabah tercihan soguk suyla dus alin. Tum vucut degil de, bel alti yeter, hasta olursaniz mesuliyet kabul etmiyorum.
Bir haftada bakiim noluyor! 
Once-Sonra yapip, paylasanlarin ellerinden operiz. Bu aslinda selulit savasi yontemidir sma nihayetinde selululut de deri alti yagi degil midir? Yok olasicalar!

Soguk su demisken, dustan cikmadan evvel bacaklariniza, memelerinize soguk su tutmanizi tavsiye ederim. Ben yapiyom mu? Hayir ama tavsiye ederim. Bacaklara tuttugunuz soguk su kan dolasimini arttirir.
Ya da usenmezseniz Eda Taspinar tarzi ile bacaklarinizi at kili fircasi ile fircalayip, kan dolasimini arttirabilir, selulitlere veda edebilirsiniz. O da olu hucreleri dokuyor. Dus icinde yapin bence. Ben yapiyor muyum? Hayir.

Bol su icin demedim ama icin. Yag yakmaz ama gunde 10 kere tuhalete goturur. Hareket olur. Bol suyun yaglara bir etkisi olmadigi tartisilmakta yakin zamanda. Ama nedir, su hayattir, pinar degildir! (Benim damacana pinarmis yah!)

Bir de gec kalkmak cok poroblem. Gunum heba oluyor benim. Erken kalkan yol aliyor. Kalkar kalkmaz da bir gerinin kediler, kopekler gibi. Bunlar guzel seyler.

Simdi ben de kalkacagim. Hareket berekettir ey cemaati jarzdy! Sevelim sevilelim.





Bu hayata niye geldik?

Insan Olmanin Kurallari


1-Sana bir beden verilecek: Onu begenebilir veya begenmeyebilirsin ama tum omrun boyunca onunla olacaksin ve ona iyi bakmalisin.

2-Dersler Goreceksin: Dunya tam zamanli bir okuldur. Dersleri zor veya sacma bulabilirsin ama ruhunun bunlara ihtiyaci var.

3-Hata yoktur, sadece ogrenmen gerekenler vardir: Deneme yanilma yoluyla turlu deneyimlerden gececeksin. Basarisiz olmak da basarili olmak kadar bu yolculugun bir parcasidir.

4-Bir ders ogrenilene kadar tekrar eder: Alamadigin dersler degisik sekillerde hep karsina cikacak.

5-Ogrenmek hic bitmeyecek: Yasadigin muddetce dersler hep var; yaslansan da dersler hic sona ermez.

6-Buradan daha iyi bir 'orasi' yok: Dunyada nerede gidersen git, ic dunyani da beraberinde goturdugun icin derslerden kacamazsin.

7-Baskalari sana hep ayna tutacak: Baskalari sevdigin ve sevmedigin her seye ayna olacak; kendini onlara bakarak goreceksin.

8-Bu yasamdan ne ogrenecegin sana kalmis: Sana gerekli tum araclar verilecek; aci ve guzel deneyimlerden ne ogrenecegini sen belirleyeceksin.

9-Cevaplar icinde sakli olacak: Kendi icini dinleyip, icindeki bilgelikle baglantiya gecmen gerekecek.


Wednesday, April 19, 2017

Diskolavetör

Dün Çinligiller ile yemeğe gittik.

Deniz kenarındayız. Yedik, içtik eğlendik. En son peynirli bir börek geldi (ben balık yemedim). 
Yer yemez karnım gerilmeye başladı. Süt ürünleri beni şişiriyor ya. Ama öyle böyle değil. Sanki deniz yatağı şişiriyorlar. Davul gibi gerildim yeminlen.

Neyse, bitti yemek kalktık. Eve geldim. Asansöre bindim.

Bu eve ilk taşındığımda, benim salonun elektriğini asansör ile aynı kaynağa bağlamışlardı. Asansör de zırt pırt arıza yapıyordu. Elektriğim kesiliyordu. Dolayısı ile asansörün ne sıklıkla patladığını iyi biliyorum. Her bindiğimde de ya kalırsam şimdi diye düşünüyordum.

Asansör de tam bir ilçe asansörü. Hayatım ilçelerde geçtiği için, büyük şehirlerde her şey ne kadar minimalist ise ilçelerde her şeyin ne kadar renkli, parlak olduğunu yakinen gördüm. 

İşte bizim asansör, ki ben kendisine diskolavetör derim.
"Kadın napıyon yerde?" derseniz, anlatçam.

Eve geldim. Asansöre bindim.
Katımın numarasına bastım. Hepi topu 4 kat zaten, zemin 0. Karnım da gaz dolu ya. Asansörde osursam, kesin birisi arkamdan biner diye düşünüyorum. Ama davul gibiyim.
Aynada kendime bakıyorum. Fark ettim ki, asansör hareket etmiyor. Bir daha düğmeye bastım. Tık yok. 2ye bastım, 0a bastım. Her düğmeye bastım. Bir yandan da gazımı düşünüyorum.
Asansörde tık yok. Kapı açılmıyor.
Ayh ha ha ha bak gördüm mü ben?! 
O kadar düşünürsen olur tabi diye gülüyorum. Bir de başıma geldi ya artık, rahatladım. Kendi fotoğrafımı falan çekiyorum, sonra telefon edicem. Telefonları bulayım diye yere oturmuştum.

Yemeğe gittiğimiz iş arkadaşım alt komşum. Asansörü 2ye çağırsa belki hareket eder diye düşündüm.

Baktım iş telefonu çekmiyor. Şahsiyetli telefonuma da baktım. Onda da sinyal yok. Asansörün telefon düğmesine bastım. Tık yok.
Alarm düğmesine bastım. Hala ne içeride ne dışarıda hareket yok.

Genelse sabahları asansör bizim katta oluyor. Gece en geç gelen kişi bizim katta yani. Belki o gelir diye düşünüyorum. Gazım var. Şuraya kıvrılabilirim. Elimde de iş yerinde giydiğim polar var. Rahatım.
Ama neden kalayım ki asansörde!!

Kapıya vurdum. Gelen yok.
Daha sert vurdum. Bağırıyorum. Ya delircem artık. Tamam çok sakinim de, neden ya?!

Bağırıp bekliyorum. Bu ne duyarsızlık. Duvarlar kıldan ince. Asansör kapısının etrafında 3 daire var net şekilde duyabilecek.

İki elimle yumruklamaya başladım. Hala kimseden duyar yok. Duyarsız insanlar başladım bağırmaya. İmdaaat!
İmdaatt!
Alarm düğmesini de farklı bir şekilde basıyorum. Bozulduğunda kendisi ritmik ses veriyor. Basıyorum, bağırıyorum. Birkaç kere "imdaat imdaat yardım edin" deyince, bir kapı açıldı.
Ben kedi gibi "asansörde kaldım" dedim. Birisi de "nerdesiniz?" diye sordu sanırım. 
Bu kadar yumruklama, bağırma falan hala sakinim ama.

Neyse bir şekilde kapı açıldı.
Karşımda atletli şortlu ve endişeli, belli ki evden can hıraş çıkmış 3 adam! Sanırım sitenin ikinci tarafını inşa eden ekiptenler.
Bu arkadaşlar kapı açılınca kan revan bekliyorlardı sanki.

Ben kapı açılınca baktım bunlara, "teşekkürler ya" dedim, döndüm merdivene çıktım.
Adamlardaki hüsranı, bendeki gevşekliği görseydiniz beni döverdiniz.

Her şeyi denemişim, bişi olmamış elbette kıçımı yırtacaktım. Gazımı da tıpkı bir ilçe hamfendisi gibi tuhalette çıkardım.

Monday, April 17, 2017

Nisan 16

Sabah 9.30'da yakisikli pabuclarimi giydim, oyumu kullanmaya gittim.
Ilcemin yollari terk edilmis bir koy yolu gibi oldugu icin, suet pabuclarima yazik oldu.

Cumartesi pazara gittim. Evin ici yemyesil oldu.
Yuruyorum pazarda, bir adam bagirmaya basladi "Bana veeer! Bana veeer!"
Donup baksan, uzerine alinmis olacaksin. Adam ne diyor diye dusunsem icinden cikamayacagim. Neyse, pazar aksam ustune dogru yemek pisirdim. Cin usulu acili ispanak.

Aksamustu de is yerinden bir arkadasla ilceyi gezdik. 

Aman yareppi, ne guzel yermis burasi yahu!





Once bir yerde yemek yedik, sonra sira sira kahvelerin oldugu yere gittik.
Burasi kucuk yer. Arkadasim mekanin sahibini taniyormus. Cocuk saygida kusur etmiyor. Arada referandum sonuclarini aktariyor, her seferinde "bir isteginiz var mi?" diye soruyor.
"Falci getir" dedim.

Hizmet eden 4 farkli insandan kiz olani tabureyle geldi, oturdu.

Peygamber fali olmus falimi, löpçük acti. Falci kiz soyledi, bakalim ne soyledi.
"Gozyasi, uc kisilik tartisma, bir sey satabilirsin/alabilirsin, buradan temelli gidebilirsin, ay cok goz var, cok laf var, cok skintili, ay basim agridi" ... Kizin eline agirligi alsin diye metal para tutusturduk.

Sonra eve gidip, tekrar dip kose temizlik yaptim. 
Yine mi mekan, is degistirecegim aceba?
Bu carsamba yonetim kurulu toplantisindan sonra belli olur...



Thursday, April 13, 2017

Yine

Yine bunaldigim zamanlardayim.
Oturup baksan sorun yok ama ben mutsuzum.
Bazan diyorum yanlis is yapiyorum. E tamam. Baska en is yapicam? Yok.
Bazan diyorum yanlis insanlar var hayatimda. E tamam. Cikart onlari, yenisi daha beter giriyor hayatina.
Aslinda hakikaten bakinca bir derdim yok. Ne is yerinde ne de ozel hayatimda, ne de ikili iliskilerimde.

Oldugum yerde pireleniyorum.

Rahat batiyor yemin ederim.

Oysa hava isiniyor. Deniz kenarinda kiralik bir ev bulsam, hafta ici bile gitsem kalsam. Ya da hepsine bos verip, sadece h.sonlari otelde kalsam (cok daha ucuz yemin ederim).

Yaz geldi handiyse. Hakkaten ya, cts sabah cik. Pzr aksamustu don. Alisverisini de yaparsin yoldan. Yoksa sene icinde 3 ay ev kiralamak nedir. Zaten gidis gelis 3 saat. Arabayi da satacam.

Bunu dusunucem ve kendime guzel oteller bulucam. Sakin plajli otel araniyor.


Monday, April 10, 2017

Dolunay Nedir, Naapılır?!

jardzyastroloji sayfama hoş geldiniiiz!

mehehrehreh

Belki de bu işleri yapmalıyım, ne işim var benim dağ başında yanaee!

Birçoğunuza özelden anlattığım, bazılarınıza link verdiğim, göz ardı edilemeyecek planet etkileri hakkında sığ bir yazı yazacağım. Sığ çünkü ben, sahip olduğum, internetten beleşe çıkarttırdığım yıldız haritamı bile okumuyorum. Hangi ev, hangi açı vs yok benim yazacaklarımda.

Benim anlatacaklarım genel ve sipiritüel bazda.

Şöyle ki, dolunay dolu olduğu için tamamlanmayı, sonlanmayı sembolize eder. 

Ay döngüsünde biten veya bitmesi gereken duygular, ilişkiler, işler, satılması gereken araçlar, evler vsdir.

Sipiritgillerin dediği şu; bu dönemde (ki dolunay saatlik bir olay olsa da bir süreç) kurtulmak istediğiniz, yol vermek istediğiniz şeylere TEŞEKKÜR edip, hayatımızdan çıkarmak için bir fırsat.

Örneğin; diyelim ben çok öfkeli bir insanım. Öfke ile kalkıyorum, zararla oturuyorum. Bunu da görüyorum. Bu durumdan da kurtulmak istiyorum.

O vakit dolunayda diyorum ki, "al bu duyguyu da götür ama bana öğrettiklerin için teşekkür ederim. yeminlen bu duygunun bana ne kazandırdığını ve ne kaybettirdiğini gördüm. artık öfkeye ihtiyacım yok". O zaman öfke duygusu ile yolumu rahatÇANA ayırabiliyorum. Bana dolunay bu zamanda yardımcı olabiliyor.

Dolayisi ile, "ay şu kişiden nefret ediyorum, o da gitsin, bu da gitsin, şu da gitsin oh bir nefes alayım" niyeti sonuç vermiyor.

Önemli olan artık hayatımızda istemediğimiz şeyleri (yuvarladım) bize öğrettiklerini aldıktan sonra, güle güle diyebilmek.

Ben misal, her dolunayda, yemin ederim her dolunayda! uzun boylu üç harflinin ismini kağıda yazıyorum. Bana öğrettiği şeylere teşekkür ederek. Ama tek başıma olmuyor bu işler. Varın birlikte yapalım. Gücümüze güç katalım diye de uzun uzun yazıyorum bugün.

Olayı anlattığımı düşünüyorum (genel olarak blog yazılarımı kendim de anlamadığım gerçeği ile asjkerhksehrkser).

Fiiliyata gelirsek;
- dolunayın günü var. ay takviminden bulabilirsiniz. ya da bazı siteler zaten önceden ikaz ediyor. merağınız varsa buluyorsunuz zaten.

- dolunayın saati var. o saati genelde google yazsanız bulursunuz. ben junoastroloji'den takip ediyorum. illa o saatte yapmak zorunda değilsiniz bu kağıt kürek işlerini. o saate niyet etmek yeterli. sonrasında olsa bile.

- dolunay sonlanmalı olan olduğu için, alevli / yakmalı olan bu. gömmeli / suya atmalı olan yeni ay. ona da değiniriz elbet.

- ihtiyacınız olan temel şeyler;
       * şapkanızı önünüze almanız
       * nelerden mutsuzsunuz, bir listesini yapmanız (bunu ritüel esnasında da 
          yapabilirsiniz ancak önceden listelemek unutmanızı engeller)
          çok mühim bir şey daha söyleyeyim; rahatsız olduğunuz duygular, 
          insanlar hep kendi aynanız. O yüzden rahatsızlıklarla yüzleşip, dersimizi  
          almadıktan sonra gitmiyorlar.
       * kolay yanan bir kağıt. (bir arkadaş* tuvalet kağıdı kullanıyor bu arada)
       * kırmızı kurşun kalem (kırmızı süreçleri hızlandırır)
       * kendi kendinize kalabileceğiniz bir ortam (düşünceleri toplayabilmek için)
       * isterseniz mum yakıp, sipiritik müzük de dinleyebilirsiniz.
       * kağıdı yakmak için çakmak/kiPrit, kase ve tercihAn maşa (eliniz 
          yanmasın)
       * yakma işlemi için duman/ısı algılayıcı cihazlardan uzak bir ortam

Sonraaaa;
dolunaydan sonra bir vakitte, dolunay saatine niyet ederek, "şuna karşı duyduğum öfkeyi hayatımdan çıkarıyorum (sevgiyle) çünkü dersimi aldım" falan edebi şeyler yazıyorsunuz.
isim olur (üç harfli biri), duygu olur, satmak istediğini araç, ev vs olur. 
en sonuna da "bütünün hayrı için, teşekkür ederim"

yazıp, isterseniz yakmadan önce bir okuyun, tekrar teşekkür edin x 3 kere.

Kağıdı yakın. Ama yaktığınız kağıdın küllerini sonra denize, dereye veya lavaboya (tuvalete değil) atın.
Ben iş yerinde tuvaletin lavabosunda yapıyorum. Kağıttan kalan sarı izleri de hemen temizliyorum. 
Bir ferahlanıyorum falan. O zaman biliyorum ki, bu sefer gidiyor her neyse.

Ne kadar hızlı yanarsa, o kadar çabuk olur. 

"Bir kere yazdım, gitti"nın gerçekleşmesi ilk zamanlar için fantastik. Ama neden olmasın?! Hemen olmazsa, dersimizi almamışızdır.

"Benim daha fazla bilgiye ihtiyacım var, yönlendirmeye ihtiyacım var" derseniz, bu işi parayla veya beleşe yapan insanlar var. Eventlerine isim yazdırabilirsiniz.
Google bu işte yine yardımcı olur. Araştırıp bulabilirsiniz. Cümle cümle bile yazılmış beleş açıklamalar da var.

Tabi, "altar yapın, tuzlu su kaseniz olsun, sandal ağacı tütsüsü yakın" diyenler de var. Ben her vakit, niyete ve gerçekten ders alınıp, alınmadığına önem veriyorum. Aksi halde gitmesini istediğiniz şeyler, gitmiyor.

Bu dolunay, 11 Nisan'da 09:07'de.
Gerisi size kalmış. 

Yeni ayı merak edenlere de döngü değişince, isterseniz tekrar yazarım. 

Hadi bütünün hayırı için, sevgiyle.

J.