Friday, March 3, 2017

Üst Üste

Mart ayını sevmiyorum.

Umarım güzel bi' şiler olur da fikrim ve zikrim değişir.

Dün misal; iki katlı idari binadayım. Üst kattaki Çinlilere ait ofis alanında, kameradan takip etmem gereken bir durum var. Alt katta da dışarıda hidrant patlak. Artık üzerine yazı asıp, hayrat yapacakken ve dibindeki su yosun bile bağlamış, alg üretmeye başlarken, tamire geldi firma. iribaşları göremedik.

Benim bu iki işi de takip etmem lazım. Ama olmuyor işte.

Yerin dibinden bir şey çıkartmaları lazım. Ama acil. Tercümanı aradım. Anladı beni!!! Bakın çok enteresan, Çinlilerin tercümanları genelde Uygur, Kırgız Türkü oluyorlar. Dolayısı ile Türkçe zaten ana dilleri olmadığı için 3 dil konuşuyor bu adamlar. Saygılar. Ama Türkçemizi de muhteşem konuşamıyorlar. 

Tercüman ilgili kişiyi arayana kadar, bu işten mesul Çinli adamı görmem mi!! Güzellik uykusundan kalkmış (çok enteresan öğlen uyuyorlar), elmasını kemirerek geliyordu. Gel deyince elmayı tükürdü attı. 
Ne istediğimi anlattım. "Tamam" dedi. İçim rahat, gidiyorum yanımda işin diğer sahibi çocuk var. 

"Hemen yapman gerekiyor" dedim. Kafayı çok vakur ve bilgece öne eğdi. "sen karışma artık, halletçem". O önde gidiyor, biz arkada. Odasına gitti. Ben bekliyorum üzerini giyinecek.

İçime bir şüphe düştü. Peşinden gittim. O odaya girene kadar yakaladım. Elini falan yıkamış olabilir. Bakın bu da çok enteresan Çinlilerin tuvalet/banyolarında sabun, şampuan, tuhalet kağıdı yoktur. Kişiye zimmetlenir bu tür tüketim malzemeleri. Yani elini yıkasa bile eminim o tuvaletten mevcuttan fazla bakteriyi üzerine bindirmiştir. Velhasılıayatıyıapresr

Odaya girdiğimde, sandalyeye oturuyordu. 

Neeaaaaa!!
Noldu pampa dedim hemen. Yanındaki adamı gösterdi. "O gitçek". 
"Hee tamam, hadi çabuk". Adam baktı yüzüme. Sürekli gülümser ve şaşkın bir ifadesi var bu Çinlinin. Bakın çok enteresan Çinliler aslında birbirine çok benzemiyor. Belki iki kardeş benzer o da çok normal. 

Adam gitti. Yanımdakine "tamam artık gitti. Şimdi bakarız" dedim.  10 dakika geçti. Bu vakitte ben Cu'dur, müdürüdür konuşuyorum, gülüyorum, dalga geçiyorum. Sürekli bir şeyler ikram ettikleri için besleniyorum, yanımdaki çocuğu da besliyorum falan.

O 10 dakikanın sonunda gülümser şaşkın adam giyinmiş, alet çantasını omzuna asmış, geldi!
"Yahu senin burada ne işin var?!?!?"
"Neyi çıkartacam, neyi takacam?!" Anlattık. 

Gitti. Ve ilk görevi tamamladı. Ekrana kilitlendik.

O esnalarda hidrantçı geldi. 3 adamlar bunlar. Hidrant etrafında Şaman töreni yapar gibi elleri bellerinde, hidranta bakıyorlar veya tapıyorlar. İşlerini yapmalarını engelleyen bir durum var. 
Açtım pencereyi bakıyorum. Arada bağırıyorum tıpkı Cennet Mahallesi'ndeki gibi. (Tövbe yalan, seyretmedim ama fotoğraflardan öyleymiş gibi geldi. Bakın çok enteresan kimliklere yapıştırdığımız davranışlar var. Bunlar, bunlaaarrr işte hep ön yargı).

Balayında havludan kaz yapan genç hemen yardımcı oldu. Hidrantın dibine beton dökmüş bir takım sıfatları haiz bir takım insanlar önceden. Gelen adamlar da, "karpuzu ile birlikte çıkaracağız" dedikleri için, beton içindeki karpuzu çıkarmak için kırıcı ve iş gücü lazım oldu.
Karpuz dediğimiz şöyle bir şey, ah yaz gelse keşke.
Elektrikçiler orta boy bir matkap vermişler. Herkes mühendis amanakoyim. Kimse bu tip işleri yapmaz. Ben yapardım da, takip etmem gereken bir durum var. Neyse, Cu'dan adam istedim.
Bu yazacaklarım Türkçe karşılıkları "ya öff ama bizim adamların kafa sorunlu. kızıyorlar. size çok iş yapıyorlar" yeaaaa 

"Yaaa Çampa," (Çinli kanka demek ahsuerher şimdi uydurdum) dedim, "ben senden en son ne zaman adam istedim? ve ne sıklıkla istedim?". 

Hakikaten ben ne zaman ucuz iş gücü istesem Cu kendisi yaptı tüm işleri. Sahada "bak bunun kaldırılması lazım" dememle kendisi yapar. Çinli kankam, gözümün suyu, burnumun direği, kulağımın kılı her neyse.

Cu da, "ya temam yeaa sen istemiyorsun ama Kocagt istiyor" dedi. "Cucum" dedim, "özür dilerim o Kocagt adına. Ama bak biliyorsun, benim adamım yok bişiyim yok, ekrana bakmasam kendim yapıcam".

Hak verdi ve adam çağırdı bana.

Matkap tamam, adamlar tamam, tırnakla duvar kazımak gibi bir işe başladılar. Mırmır ses geliyor, biz ekrana bakıyoruz.

Adam çıkartması gerekeni çıkardı getirdi o esnada. Mis!! İş bitti mi? Hayır.
Yanımdaki adamla ekrana bakarken hatayı fark ettik. "Bunu tak, onu çıkar" dedik.
Cu kızdı. Zaten çok tatlış kızgın biri. Buradaki amirlerin hepsi öyle. Hepsinin de takma adı var. "Kırmızı Angry Bird, Siyah Angry Bird, Sarı Angry Bird"
Fotoğraf koysam, "tam oturmuş" dersiniz.

Tamam ikna ettim. Adam tekrar gitti. Ben de pencereden aşağı bakıyorum. İş mırmır gitmiyor. Beni en sevmeyen adamı aradım. "tamam müdürüm bende var büyük hilti, gönderiyorum" dedi. Bakın çok enteresan, böyle sizi sevmeyip arkanızdan konuşan ve bu konuşmaların size gelmeyeceğine inanıp da, siz geldiğini söylediğinizde yan çizen insanlar bizim iş yerimizde mevcut. Cemiyetlerde arkadaşlarına "J bana bağlı çalışıyor" diyen tekniker, siz telefon edince "müdürüm" der. Olur öyle.

Bir ara benim havludankazcı yok olmuş. Araç yerinde. Aradım. "Aleti buldum, alabilir misin?" "Tamam J hanım, ben alırım" dedi. 

Dedi ama bakıyorum bakıyorum pikap yerinde. Ben de tüm bu kargaşada başka işte görevli yamağımı görmemle, onu aradım. Dedim "matkap şunda, sen ne zaman gitçen, bana şunu getirtir misin?"
"Tamam J hanım" dedi. Ofise geçti. Ofis öte yanda bizim. 

Pikap yerinde hala. Bir yandan ekranı takip ediyoruz. Bizimki çıktı geldi. Diğer yere taktırcağımız şeyi verdik bu sefer. Bunu tak. Ortalık yine bir karıştı. Bakın çok enteresan, Çinliler eğer bilmedikleri bir konuysa kabul etmezler, iyi ise bile itiraz ederler, eğer bir şey az arıza yaptıysa, çok yapana kadar değiştirmezler falan.

Ben yine carladım, ağladım. Tamam adam gitti. Bu sefer aaaa baktım pencereden yine, kazcı büyük boy matkapı getirmiş. Yamağı aradım. Gerek kalmadı dedim. Kapattık.

Bu esnada ne oldu?! Bu Şamanistikler matkaptan vaz geçmiş, betone gömük karpuzu bırakmışlar, flanştan ayırıyorlar. Ya arkadaşlaaarr!!
Ayıp değil mi? Daha 10 dakika önce gördüm, sordum. "Büyüğünü buldum getirteyim mi?" diye ve bana evet dediniz!!!

O yukarıdan gördüğüm popo çatlağınıza buzlar girsin.

Neyse bir şekilde bütün işler halloldu sayılır. Olmuş gibi görünme aşamasındaydı en azından. Ekrandaki takip işi bitti. Konuşuyoruz. Kafayı yine çıkardım, iş bitmiş ya, bizim ne kadar adam varsa hidrantın başında. Tek bir kişi cıvataları sıkıyor. Herkes yakmış sigara adamı izliyor. Çektim fotoğraf.

"Kaldırım mühendisleri yarım saat önce neredeydiniz?"
Birkaçı kaçtı, birkaçı el salladı, birkaçı laf attı.

Aşağı indim. Oh tamam dedim.
Ofise geçtim. Yamak gittiği toplantıdan dönmüş. O iş de olmamış yani. Ben de gece yarısı işe gelicem, çıktı aldım 10 sayfa. Yazıcı diğer binada en son odada. Ben bu binada en son odadayım. 

Yamağa dedim ki, çıktıları getirir misin?
"Tamam J hanım" dedi gitti. 
10 dakika sonra, belli ki birilerine takılıp sigara içmiş vs.

"Ya J hanım o hidrant yamuk, Micheal Jackson gibi duruyor". 

Gülümser şaşkın Çinli gibi baktım suratına.

"Ya bak zaten gün boyunca iki işi gtümle yönettim, lütfen dalga geçme". Hayır dedi (ben de hayırcıyım, hayırseverim). Kamu spotu.

Güldü, çıktıları bıraktı masaya.

O zaman bir kahkaha atmışım sinirden. Bir yandan da bağırıyorum, bu nasıl iştir?!?! Neden hiçbiri yolunda gitmiyor. Napıcam ben!?! Neden böyle!!?!? Şu şirketteki bir seneyi boşalttım çocuğun üzerine.

Çünkü A4 yerine battal boy A3 çıkmış yazıcıdan. Her seferinde A4 basan şey, birden A3 basmaya karar vermiş. 10 sayfa. O kadar ağaz, oksijen, emek vs. Tüh ya.

Yamak, "ya tamam, sayfa sayısı da çok, ben kenarlarını keseyim" dedi. Yahu resmi evrak olucak o. Olmaz dedim. Kalktım hidranta baktım. Moonwalk gibi olmamış neyse ki ama yamuk.

Sonra ben oturdum yerime. Yamak yeni çıktıyı almaya gitti. Hayatımı sorguladım. 
Sonra da deniz kenarında Çinlilerle içmeye gittim.

O kısmı ayrı anlatçam.

O gün geçti ama hidranta su gelmiyor.
Asit hala teslim edilmedi. 
Gece 2de yatağa girince, bugün zor geçti. 

Ama nedir, akşama saat 8 olmadan koltukta gt devirmek var. En güzeli de, bu bir senenin mükafatını aldım, tam da en ihtiyacım olan anda.

Ya bir de batıl itikat demiştik ya. Feng Shui ve Çinli kısmı kırmızıyı sever. Bereketli bir renktir. Çinli kamp alanındaki çamaşır iplerinde, tel çitlerde ateş kırmızısı erkek tumanına (don) çok denk gelmişimdir.

Ben de para getirir diye cüzdanımı kırmızı aldım. Üstelik deri cüzdana soyadımı yazdırdım. 
Sonra bir okudum ki, kırmızı ateşi temsil edip, paraları yakarmış. Tam da yaşadığım şey.

Hemmen okuyanda attım cüzdanı bir kenara. Birisine de hediye edemem, soyadım nadir. 

Neymiş işte, üst üste gelirmiş. Olsun, geçti bitti.

Kimsenin başına gelmesin.

Böyle aniden bitti ama iş var.

Cüzdanları siyah alın ay balam. Bereket getirsin. 

6 comments:

  1. okurken yoruldum hemşire. insanla uğraşmak, iş yaptırmak ne zor yaa. neyse ki freelance çalışıyorum diye teselli buldum kendi kendime. beyinsiz müşterilerimi sevesim geldi. sen de git önce güzelce bi kafa çek, sonra da mis gibi bir uyku çek bence.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Dun gece 2de evdeydim. Su an yan komsum car car konusup, uyardigimda da terbiyesizce cevap verdigi icin uyku cekemiyorum,

      Sinirden dolaniyorum.

      Delete
  2. Valla ben her satırını okuyamadım. Başından bayağ bi ama kırmızı şey resmini geçtikten sonra koptum birazi ama sonuna doğru gene yakaladım, cüzdan meselesini, çinlilerin seni senin de onları delirttiğini, işlerinin zaman zaman karıştığını, mart ayını sevmediğin için böyle şeylerin olduğunu anladım, senin de biraz sanki oldurduğunu düşündüm.
    Epey okuyamadım blogları, sondan başladım, umarım çok kaçırmadım.
    kendine iyi bak, sevgiler:-)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Benim bu is yerinde ozellikle islerim hep boyle. Karisik ve sonucsuz :))
      Bence ayrilmam icin isaret bunlar.

      Hosgeldin, benim hayatimda cok sey degismedi. En son Ank'da konustugumuz her sey ayni. Esas sende var haberler de ne yasliligi allasen. Bence havalar isininca daha da canli olursun.

      Operim,
      Mick

      Delete
  3. Kamu spotunu severim. Hepimiz hayirsevelim!
    Ya bu arada demek benim finansal durumlar bu kirmizi cuzdan yuzunden moka sarmis. Hemen degistiricem. Bak iste insan her gun yeni seyler ogreniyo :D
    Hayirli gunler,
    M

    ReplyDelete
    Replies
    1. Hayirli gunler M kardes,

      Yak o cuzdani. Yenisini almaya bile param yoktu, seneler once mangodan aldigim makyaj cantasini cuzdan yaptim veee prim aldim meheheh
      Ayrica camasir makinesinin kapatini acik tutarsam camasir yikama seysim fazlalasiyor. Bunu da kenara yaz. Iste bunlar hep feng shui.
      Hayirli gunler dilerim hayirsever kardesim

      Delete