Tuesday, April 25, 2017

Yeniay Nedir? Naapilir?

Dolunay, sureclerin bitisini temsil ederken, yeniay da sureclerin baslangiclarini temsil eder.
Yeniayda ekilen tohumlar, baslanan isler, projeler daha iyi ilerler diyorlar. Ben bisiler ektim gecen sefer tutmadi :)

Bircok kaynak okuyup geldim. Ozellikle bu yeniayda, 26 Nisan (duzelttim) mutlaka harekete gecmemiz lazim. Ataletimiz bize zarar verebilirmis.
Bu nedir, manevi anlamda insanlara beklenmedik iyilikler, guzellikler, yeni bir meditasyon, fiziksel anlamda yeni bir spor faaliyeti, maddi anlamda yeni yatirimlar falan iste. 

Saat 15:17 civarinda baslayan yeniay icin, mumkunse acik alanda rituelinizi yapmanizi tavsiye ediyorlar. Bu yakmali/suya atmali olan degil. 
Saklamali/gommeli olan.
Dolayisi ile acik alanda yazin yazabildiginiz kadar. Sonra saklayin veya gomun.

Illa o saatte yapmak zorunda degilsiniz. Sonrasinda da olur. Ama 24 saati gecirmemekte bence fayda var.

Cadilarin sitesinde bircok kadin dogada ciplak sekilde rituel yapacakmis. Siz yapin diye degil, bilin diye soyluyorum.

Oneriler sunlar;
Ritueli yapacaginiz alani ve kendinizi tercihan adacayi ile yaptiginiz tutsu cubuklari ile tutsuleyin (bkz:smudge stick)
Illa ki mum yakin (bu icimizdeki ruhu temsil edermis)
Yine suya atabilen atsin diye, suda kolay eriyebilecek ve kirmizi kursun kalemle (kirmizi sureci hizlandirir ve kursun kalem dogal kalem)
Yeniay saatine niyet ederek ve butunun hayri icin hayatiniza almak istediginiz tum yenilikleri yazin.
Yeni es, yeni sevgili, yeni ev, yeni araba, yeni is...
En sonuna da 3 kere tesekkur etmeyi unutmayin.

Ben bir kere yeni isletme muduru istemistim. 2 hafta sonra oldu vallaha :)

Bu seferki niyetlerim belli. Gerceklestiginde buradan ilan ederim. Uzerinde dusunmeme gerek yok.

Bir uyari yapayim; merkur retrosu bitmeden dis gorunusunuze mudahale etmeyin. Yani yeni bir meme, yeni bir dudak, yeni bir kas isteyin evet ama yaptirma isini sanirim 21 mayisa kadar yaptirmayin. Sonuclar istediginiz gibi olmayabilir.

Baska neler yapilabilir diye aratabilirsiniz. Benimki hap bilgiler.

Onemli olan bu yeniay ile Demeter'in uyandigini hissedebilmek, o enerjiyi almak ve yeni iyi seylere baslayabilmek.
Rituelde sahip olmak istediginiz seyleri ne kadar basarili sekilde hayal ederseniz o kadar yakin ve net olacaktir. O yuzden yazdiklarinizi uc kere okuyun bence.

Hadi adil bir ulke icin!

Bir de Hidirellez geliyor! Iciniz kiprasmiyor mu Allasen?

Sevgiler,
J.

Monday, April 24, 2017

Kilo Nedir, Nasil Verilir?


Bilge Jardzy cozumleriyle yine karsinizda sevgili hanimlar, beyefendiler!

Kendimi artik tamamen sizlere adiyorum ahshdhshshsh

Oncelikle, bir onceki yazida oldugu gibi kendinizi ve bedeninizi sevmeniz ve kabul etmeniz gerekiyor.
Ay gotum tepsi gibi dedim ben birkac kere. Tepsi gibi olmustu. O yuzden demeyelim boyle seyler. Yazik.

Ben kucukken, sanirim din kulturu ve ahlak bilgisi dersindeydik, ovretmen "bedenimiz bize emanet ona iyi bakmaliyiz" demisti. O vakitten beridir de bakarim kendisine. Ama bu saatlerce kosarim, mekik cekerim, orasini timarlarim, burasini yaglarim degil.
Tembellik benim gobek adim zira. 

Basliga donersek, kilo diye diye agladigimiz sey aslinda yagdir. Yagi kasa donusturmek, protein vs hic girmeyecegim. Her yerde yaziyor ama ben hala ogrenemedim. Yoksa yazardim :))

Derdimiz yaglarla oldugu icin, zaten artik hangi bolgemiz yagi once ve cok topluyor biliyoruzdur, degil mi aynasizlar?
(Aynaya bakip kendimizi sevelim diye boyle dedim, ki ben de pek bakmam)

O zaman napicaz? Yagdan kurtulacagiz!

Bedenimize tesekkur ederek, onu yaglardan arindiracagiz.

Ikinci kosul hareket. Meh ben de ayniyim. Ama basit hareketlerle bile degisim yakalayabilirsiniz. Kalkin bir fitforlife a yazilin demiyorum. 
Soyle ki; asansoru hayatinizdan cikartin. Elim kolum yuklu olmadikca ve sabahlari ayagimda ses cikaran pabuc olmadikca asansorden (diskolavetor)den uzak duruyorum ben. Son olaydan cok oncedir, Ank'da is yerinde bile merdiven severdim, 6nci katta calismama ragmen. Ah be ise yuruyerek gider gelirdim. En guzeli de buydu.

Konumuza donelim. Hareket edecegiz.
Aracimizi biraz daha uzaga park edecegiz, bakkala arabasiz gidecegiz, otobus, dolmustan bir - iki durak erken inecegiz (gun isiginda lutfen) gibi.

Ayrica Tanyeli bir ara tvde bulasik yikarken gobegimizi, kalcamizi sallamamizi onermisti. Bulasik yikamiyoruz artik ama dis fircalarken parmak uclarimda durup tabanlari yapistiriyorum ben mesela. Zaten elektrik supurgesi yetiyor Allasen!

Bu ve buna benzer hareketleri sevelim, sevdirelim. Gecen sene bu vakitler evde geri geri 50 adim atardim. O muydu bilmem ama cok ise yaradi.

Eh bu ufak tefek seylerin yani sira gunde yarim saat yurusek guzel bir sey olmaz mi? Ya da kosu bandi, evde uzerine kiyafet attigimiz ev bisikleti veya Japonkedi gibi bbg de yapabilirsiniz.
Youtube'dan benim favorim Fitness Blender ve her turlu beni darlamayan challangelar!

Hareket ettik, ciktiyi yakiyoruz ama girdiler?
Yani agzimizi torba gibi buzmeliyiz demek bu. Kutsal sandigimiz degerler hayatimizi boka surukluyor. Yani ekmek!
Ben kahvalti disinda ekmek yemem. 4,5 yasimdan beri boyleyim. Aliskanlik. Ama kahvaltida 1 somun yemisligim de vardir (bkz: doguda yasam).

Abur cuburlari hayatinizdan cikarinca siz de goreceksiniz ve gordunuz de, hemen bir degisiklik olacak. 
Belki narli, cilekli avokado salatasina hazir degiliz ancak bir yerden baslamak lazim. Ama o pizza cok kahpe, yemin ederim!

Bir de ac karnina tatli ve glisemik indeksi yuksek yiyecekleri yeyip, uzerine esas yemegi yemeyin!
Aksam 7den sonra yemek yememek yine bende 90 baslarindan aliskanlik. Gece 10da uyudugumu da hatirlatayim.

Ah o guzelim metabolizmim!

Ye ye, incecik kal gunleri arkada kaldi.
O zaman destek almak lazim, degil mi?
Yesil cay, biberiye cayi, cubuk tarcin hep guzel seyler. Tarcini duzenli kullanacaksak, 2 ayda bir ara verelim, karacigerimize zarari varmis.
Ben kakaolu dondurmaya bile tarcin dokerim. Dun bala da doktum. O zaman kafamda tarcinin tum kalorileri yok ettigi algisi olusuyor shahahaha cok salakca ama belki boyle yag yakiyorumdur. Hayat zaten inandigimiz seylerin butunu degil mi? Diktatore inanirsak, diktatore boyun egiyoruz?! Hayattan sikayet etmeyelim.

Yag yakalim, goge bakalim...

Greyfurt <3
Hastasiyim. Kisin yine okuzler gibi yemissem, arkasindan bir greyfurtu patlatirim. Ay gitti hepsi o hayvansal yaglarim ahahahahsgshs
Biberiye de cok acayip yag yakar. 

Yagi yag uzerinden yakalim!

Iste size Cagla Sikel sirri. Yagli bolgemize gece yatmadan evvel biberiye ve portakal yagi surup, kendimizi strec filme sarip, yataga girip (ohomm fetislerden sonra bahsedebiliriz) sabah tercihan soguk suyla dus alin. Tum vucut degil de, bel alti yeter, hasta olursaniz mesuliyet kabul etmiyorum.
Bir haftada bakiim noluyor! 
Once-Sonra yapip, paylasanlarin ellerinden operiz. Bu aslinda selulit savasi yontemidir sma nihayetinde selululut de deri alti yagi degil midir? Yok olasicalar!

Soguk su demisken, dustan cikmadan evvel bacaklariniza, memelerinize soguk su tutmanizi tavsiye ederim. Ben yapiyom mu? Hayir ama tavsiye ederim. Bacaklara tuttugunuz soguk su kan dolasimini arttirir.
Ya da usenmezseniz Eda Taspinar tarzi ile bacaklarinizi at kili fircasi ile fircalayip, kan dolasimini arttirabilir, selulitlere veda edebilirsiniz. O da olu hucreleri dokuyor. Dus icinde yapin bence. Ben yapiyor muyum? Hayir.

Bol su icin demedim ama icin. Yag yakmaz ama gunde 10 kere tuhalete goturur. Hareket olur. Bol suyun yaglara bir etkisi olmadigi tartisilmakta yakin zamanda. Ama nedir, su hayattir, pinar degildir! (Benim damacana pinarmis yah!)

Bir de gec kalkmak cok poroblem. Gunum heba oluyor benim. Erken kalkan yol aliyor. Kalkar kalkmaz da bir gerinin kediler, kopekler gibi. Bunlar guzel seyler.

Simdi ben de kalkacagim. Hareket berekettir ey cemaati jarzdy! Sevelim sevilelim.





Bu hayata niye geldik?

Insan Olmanin Kurallari


1-Sana bir beden verilecek: Onu begenebilir veya begenmeyebilirsin ama tum omrun boyunca onunla olacaksin ve ona iyi bakmalisin.

2-Dersler Goreceksin: Dunya tam zamanli bir okuldur. Dersleri zor veya sacma bulabilirsin ama ruhunun bunlara ihtiyaci var.

3-Hata yoktur, sadece ogrenmen gerekenler vardir: Deneme yanilma yoluyla turlu deneyimlerden gececeksin. Basarisiz olmak da basarili olmak kadar bu yolculugun bir parcasidir.

4-Bir ders ogrenilene kadar tekrar eder: Alamadigin dersler degisik sekillerde hep karsina cikacak.

5-Ogrenmek hic bitmeyecek: Yasadigin muddetce dersler hep var; yaslansan da dersler hic sona ermez.

6-Buradan daha iyi bir 'orasi' yok: Dunyada nerede gidersen git, ic dunyani da beraberinde goturdugun icin derslerden kacamazsin.

7-Baskalari sana hep ayna tutacak: Baskalari sevdigin ve sevmedigin her seye ayna olacak; kendini onlara bakarak goreceksin.

8-Bu yasamdan ne ogrenecegin sana kalmis: Sana gerekli tum araclar verilecek; aci ve guzel deneyimlerden ne ogrenecegini sen belirleyeceksin.

9-Cevaplar icinde sakli olacak: Kendi icini dinleyip, icindeki bilgelikle baglantiya gecmen gerekecek.


Wednesday, April 19, 2017

Diskolavetör

Dün Çinligiller ile yemeğe gittik.

Deniz kenarındayız. Yedik, içtik eğlendik. En son peynirli bir börek geldi (ben balık yemedim). 
Yer yemez karnım gerilmeye başladı. Süt ürünleri beni şişiriyor ya. Ama öyle böyle değil. Sanki deniz yatağı şişiriyorlar. Davul gibi gerildim yeminlen.

Neyse, bitti yemek kalktık. Eve geldim. Asansöre bindim.

Bu eve ilk taşındığımda, benim salonun elektriğini asansör ile aynı kaynağa bağlamışlardı. Asansör de zırt pırt arıza yapıyordu. Elektriğim kesiliyordu. Dolayısı ile asansörün ne sıklıkla patladığını iyi biliyorum. Her bindiğimde de ya kalırsam şimdi diye düşünüyordum.

Asansör de tam bir ilçe asansörü. Hayatım ilçelerde geçtiği için, büyük şehirlerde her şey ne kadar minimalist ise ilçelerde her şeyin ne kadar renkli, parlak olduğunu yakinen gördüm. 

İşte bizim asansör, ki ben kendisine diskolavetör derim.
"Kadın napıyon yerde?" derseniz, anlatçam.

Eve geldim. Asansöre bindim.
Katımın numarasına bastım. Hepi topu 4 kat zaten, zemin 0. Karnım da gaz dolu ya. Asansörde osursam, kesin birisi arkamdan biner diye düşünüyorum. Ama davul gibiyim.
Aynada kendime bakıyorum. Fark ettim ki, asansör hareket etmiyor. Bir daha düğmeye bastım. Tık yok. 2ye bastım, 0a bastım. Her düğmeye bastım. Bir yandan da gazımı düşünüyorum.
Asansörde tık yok. Kapı açılmıyor.
Ayh ha ha ha bak gördüm mü ben?! 
O kadar düşünürsen olur tabi diye gülüyorum. Bir de başıma geldi ya artık, rahatladım. Kendi fotoğrafımı falan çekiyorum, sonra telefon edicem. Telefonları bulayım diye yere oturmuştum.

Yemeğe gittiğimiz iş arkadaşım alt komşum. Asansörü 2ye çağırsa belki hareket eder diye düşündüm.

Baktım iş telefonu çekmiyor. Şahsiyetli telefonuma da baktım. Onda da sinyal yok. Asansörün telefon düğmesine bastım. Tık yok.
Alarm düğmesine bastım. Hala ne içeride ne dışarıda hareket yok.

Genelse sabahları asansör bizim katta oluyor. Gece en geç gelen kişi bizim katta yani. Belki o gelir diye düşünüyorum. Gazım var. Şuraya kıvrılabilirim. Elimde de iş yerinde giydiğim polar var. Rahatım.
Ama neden kalayım ki asansörde!!

Kapıya vurdum. Gelen yok.
Daha sert vurdum. Bağırıyorum. Ya delircem artık. Tamam çok sakinim de, neden ya?!

Bağırıp bekliyorum. Bu ne duyarsızlık. Duvarlar kıldan ince. Asansör kapısının etrafında 3 daire var net şekilde duyabilecek.

İki elimle yumruklamaya başladım. Hala kimseden duyar yok. Duyarsız insanlar başladım bağırmaya. İmdaaat!
İmdaatt!
Alarm düğmesini de farklı bir şekilde basıyorum. Bozulduğunda kendisi ritmik ses veriyor. Basıyorum, bağırıyorum. Birkaç kere "imdaat imdaat yardım edin" deyince, bir kapı açıldı.
Ben kedi gibi "asansörde kaldım" dedim. Birisi de "nerdesiniz?" diye sordu sanırım. 
Bu kadar yumruklama, bağırma falan hala sakinim ama.

Neyse bir şekilde kapı açıldı.
Karşımda atletli şortlu ve endişeli, belli ki evden can hıraş çıkmış 3 adam! Sanırım sitenin ikinci tarafını inşa eden ekiptenler.
Bu arkadaşlar kapı açılınca kan revan bekliyorlardı sanki.

Ben kapı açılınca baktım bunlara, "teşekkürler ya" dedim, döndüm merdivene çıktım.
Adamlardaki hüsranı, bendeki gevşekliği görseydiniz beni döverdiniz.

Her şeyi denemişim, bişi olmamış elbette kıçımı yırtacaktım. Gazımı da tıpkı bir ilçe hamfendisi gibi tuhalette çıkardım.

Monday, April 17, 2017

Nisan 16

Sabah 9.30'da yakisikli pabuclarimi giydim, oyumu kullanmaya gittim.
Ilcemin yollari terk edilmis bir koy yolu gibi oldugu icin, suet pabuclarima yazik oldu.

Cumartesi pazara gittim. Evin ici yemyesil oldu.
Yuruyorum pazarda, bir adam bagirmaya basladi "Bana veeer! Bana veeer!"
Donup baksan, uzerine alinmis olacaksin. Adam ne diyor diye dusunsem icinden cikamayacagim. Neyse, pazar aksam ustune dogru yemek pisirdim. Cin usulu acili ispanak.

Aksamustu de is yerinden bir arkadasla ilceyi gezdik. 

Aman yareppi, ne guzel yermis burasi yahu!





Once bir yerde yemek yedik, sonra sira sira kahvelerin oldugu yere gittik.
Burasi kucuk yer. Arkadasim mekanin sahibini taniyormus. Cocuk saygida kusur etmiyor. Arada referandum sonuclarini aktariyor, her seferinde "bir isteginiz var mi?" diye soruyor.
"Falci getir" dedim.

Hizmet eden 4 farkli insandan kiz olani tabureyle geldi, oturdu.

Peygamber fali olmus falimi, löpçük acti. Falci kiz soyledi, bakalim ne soyledi.
"Gozyasi, uc kisilik tartisma, bir sey satabilirsin/alabilirsin, buradan temelli gidebilirsin, ay cok goz var, cok laf var, cok skintili, ay basim agridi" ... Kizin eline agirligi alsin diye metal para tutusturduk.

Sonra eve gidip, tekrar dip kose temizlik yaptim. 
Yine mi mekan, is degistirecegim aceba?
Bu carsamba yonetim kurulu toplantisindan sonra belli olur...



Thursday, April 13, 2017

Yine

Yine bunaldigim zamanlardayim.
Oturup baksan sorun yok ama ben mutsuzum.
Bazan diyorum yanlis is yapiyorum. E tamam. Baska en is yapicam? Yok.
Bazan diyorum yanlis insanlar var hayatimda. E tamam. Cikart onlari, yenisi daha beter giriyor hayatina.
Aslinda hakikaten bakinca bir derdim yok. Ne is yerinde ne de ozel hayatimda, ne de ikili iliskilerimde.

Oldugum yerde pireleniyorum.

Rahat batiyor yemin ederim.

Oysa hava isiniyor. Deniz kenarinda kiralik bir ev bulsam, hafta ici bile gitsem kalsam. Ya da hepsine bos verip, sadece h.sonlari otelde kalsam (cok daha ucuz yemin ederim).

Yaz geldi handiyse. Hakkaten ya, cts sabah cik. Pzr aksamustu don. Alisverisini de yaparsin yoldan. Yoksa sene icinde 3 ay ev kiralamak nedir. Zaten gidis gelis 3 saat. Arabayi da satacam.

Bunu dusunucem ve kendime guzel oteller bulucam. Sakin plajli otel araniyor.


Monday, April 10, 2017

Dolunay Nedir, Naapılır?!

jardzyastroloji sayfama hoş geldiniiiz!

mehehrehreh

Belki de bu işleri yapmalıyım, ne işim var benim dağ başında yanaee!

Birçoğunuza özelden anlattığım, bazılarınıza link verdiğim, göz ardı edilemeyecek planet etkileri hakkında sığ bir yazı yazacağım. Sığ çünkü ben, sahip olduğum, internetten beleşe çıkarttırdığım yıldız haritamı bile okumuyorum. Hangi ev, hangi açı vs yok benim yazacaklarımda.

Benim anlatacaklarım genel ve sipiritüel bazda.

Şöyle ki, dolunay dolu olduğu için tamamlanmayı, sonlanmayı sembolize eder. 

Ay döngüsünde biten veya bitmesi gereken duygular, ilişkiler, işler, satılması gereken araçlar, evler vsdir.

Sipiritgillerin dediği şu; bu dönemde (ki dolunay saatlik bir olay olsa da bir süreç) kurtulmak istediğiniz, yol vermek istediğiniz şeylere TEŞEKKÜR edip, hayatımızdan çıkarmak için bir fırsat.

Örneğin; diyelim ben çok öfkeli bir insanım. Öfke ile kalkıyorum, zararla oturuyorum. Bunu da görüyorum. Bu durumdan da kurtulmak istiyorum.

O vakit dolunayda diyorum ki, "al bu duyguyu da götür ama bana öğrettiklerin için teşekkür ederim. yeminlen bu duygunun bana ne kazandırdığını ve ne kaybettirdiğini gördüm. artık öfkeye ihtiyacım yok". O zaman öfke duygusu ile yolumu rahatÇANA ayırabiliyorum. Bana dolunay bu zamanda yardımcı olabiliyor.

Dolayisi ile, "ay şu kişiden nefret ediyorum, o da gitsin, bu da gitsin, şu da gitsin oh bir nefes alayım" niyeti sonuç vermiyor.

Önemli olan artık hayatımızda istemediğimiz şeyleri (yuvarladım) bize öğrettiklerini aldıktan sonra, güle güle diyebilmek.

Ben misal, her dolunayda, yemin ederim her dolunayda! uzun boylu üç harflinin ismini kağıda yazıyorum. Bana öğrettiği şeylere teşekkür ederek. Ama tek başıma olmuyor bu işler. Varın birlikte yapalım. Gücümüze güç katalım diye de uzun uzun yazıyorum bugün.

Olayı anlattığımı düşünüyorum (genel olarak blog yazılarımı kendim de anlamadığım gerçeği ile asjkerhksehrkser).

Fiiliyata gelirsek;
- dolunayın günü var. ay takviminden bulabilirsiniz. ya da bazı siteler zaten önceden ikaz ediyor. merağınız varsa buluyorsunuz zaten.

- dolunayın saati var. o saati genelde google yazsanız bulursunuz. ben junoastroloji'den takip ediyorum. illa o saatte yapmak zorunda değilsiniz bu kağıt kürek işlerini. o saate niyet etmek yeterli. sonrasında olsa bile.

- dolunay sonlanmalı olan olduğu için, alevli / yakmalı olan bu. gömmeli / suya atmalı olan yeni ay. ona da değiniriz elbet.

- ihtiyacınız olan temel şeyler;
       * şapkanızı önünüze almanız
       * nelerden mutsuzsunuz, bir listesini yapmanız (bunu ritüel esnasında da 
          yapabilirsiniz ancak önceden listelemek unutmanızı engeller)
          çok mühim bir şey daha söyleyeyim; rahatsız olduğunuz duygular, 
          insanlar hep kendi aynanız. O yüzden rahatsızlıklarla yüzleşip, dersimizi  
          almadıktan sonra gitmiyorlar.
       * kolay yanan bir kağıt. (bir arkadaş* tuvalet kağıdı kullanıyor bu arada)
       * kırmızı kurşun kalem (kırmızı süreçleri hızlandırır)
       * kendi kendinize kalabileceğiniz bir ortam (düşünceleri toplayabilmek için)
       * isterseniz mum yakıp, sipiritik müzük de dinleyebilirsiniz.
       * kağıdı yakmak için çakmak/kiPrit, kase ve tercihAn maşa (eliniz 
          yanmasın)
       * yakma işlemi için duman/ısı algılayıcı cihazlardan uzak bir ortam

Sonraaaa;
dolunaydan sonra bir vakitte, dolunay saatine niyet ederek, "şuna karşı duyduğum öfkeyi hayatımdan çıkarıyorum (sevgiyle) çünkü dersimi aldım" falan edebi şeyler yazıyorsunuz.
isim olur (üç harfli biri), duygu olur, satmak istediğini araç, ev vs olur. 
en sonuna da "bütünün hayrı için, teşekkür ederim"

yazıp, isterseniz yakmadan önce bir okuyun, tekrar teşekkür edin x 3 kere.

Kağıdı yakın. Ama yaktığınız kağıdın küllerini sonra denize, dereye veya lavaboya (tuvalete değil) atın.
Ben iş yerinde tuvaletin lavabosunda yapıyorum. Kağıttan kalan sarı izleri de hemen temizliyorum. 
Bir ferahlanıyorum falan. O zaman biliyorum ki, bu sefer gidiyor her neyse.

Ne kadar hızlı yanarsa, o kadar çabuk olur. 

"Bir kere yazdım, gitti"nın gerçekleşmesi ilk zamanlar için fantastik. Ama neden olmasın?! Hemen olmazsa, dersimizi almamışızdır.

"Benim daha fazla bilgiye ihtiyacım var, yönlendirmeye ihtiyacım var" derseniz, bu işi parayla veya beleşe yapan insanlar var. Eventlerine isim yazdırabilirsiniz.
Google bu işte yine yardımcı olur. Araştırıp bulabilirsiniz. Cümle cümle bile yazılmış beleş açıklamalar da var.

Tabi, "altar yapın, tuzlu su kaseniz olsun, sandal ağacı tütsüsü yakın" diyenler de var. Ben her vakit, niyete ve gerçekten ders alınıp, alınmadığına önem veriyorum. Aksi halde gitmesini istediğiniz şeyler, gitmiyor.

Bu dolunay, 11 Nisan'da 09:07'de.
Gerisi size kalmış. 

Yeni ayı merak edenlere de döngü değişince, isterseniz tekrar yazarım. 

Hadi bütünün hayırı için, sevgiyle.

J.

Sunday, April 9, 2017

Hadi Ikile ve Haftalik Raports!

Insanin kendini taniyamamasi ne kadar korkunc bir sey deYil mi sevgili okuyanlar?

Cuma gecesi fark ettim.

Su vakte kadar calistigim hemen hemen tum isyerlerimde iki kere calismisim. 
Ah bak simdi fark ettim. Okullar da cift!

Ilkokulda 3,5ncu donem baska bir okula gecmistim.
Ortaokulda ayni okula devam etmedim, baska bir okula gectim.
Universitede iki bina degistirdim. Yuksek lisans tek simdilik.

Is yerimde de, ilkinde H.S. dedigimiz patron iflas edince, sirketi sofor satin almisti. Evet. Dolayisi ile ayni sirkette iki girisim var. 

Hmm sonra P. sirketine girdim evet ve orda tek! Kacirdigim bir sey yok sanirim. Iyi dusunmem lazim. Ya off, burda da sirket sahipleri degismisti, o yuzden iki girisim var sanirim. Yarin sgk dokumume bakicam!

Sonra Izmir Belediyesi. Burada iki bina degistirdim yine. Giris cikis hatirlamiyorum ama Universiade icin tekrar girdigime gore, bu da cift sayilabilir.

Sonra bu ilcedeki is. Sirket kapatilmisti 9 ayligina. Toplu isten cikarilmistik. Tekrar donmustum. 

Oradan kacip, Dogu'ya gittim. 2 sene eski isimi yapip bunalip istifa etmistim. 1,5 sene ay sonra geri donmustum. Bu blogu da ilk istifamdan sonraki 14uncu gunumde acip, geri sayima baslamistim. Ikinci gelisim yogun, keyifli, seyahatli ve bereketli olunca bloga vakit ayiramamistim. O vakitler yazsaydim, daha fazla gezi yazim olurdu.

Neyse, sonra Ank'ya dondum. Zira Dogu'ya gitmeden evvel evi Ank'ya tasimistim. Ank'da 2,5 seneden fazla calisip, ki uzun is seyahatleri oluyordu bir Ege, bir Dogu her hafta, Ege'deki is yerine transfer edildim. Calistim diyemeyecegim kadar az kaldim, Ank'ya dondum. Ama iki ise girisim var.

Su an Izmir'deyim tekrar, farkli bir ilcede calsiyorum ve burada simdilik iki ofisim oldu :)
Beklemedeyim.

Ama neden?
Bunu sorgulamaya devam edecegim elbette.

Simdi az bir haftalik rapor yazayim.

Dun bir arkadas telefon etti. Ot Festivali'ne gidelim diye. Ondan once E.D. Demisti, "gitcez gel" diye. Ilk arkadasla ortak arkadas da davet etmisti. 

Bunu kimsenin anlayacagini sanmiyorum ama Cesme benim gitmekten aci duydugum bir yer.
Lise askim Cesme mezarinda yatiyor. Kendisi = Cesme. Gidemiyorum. Rahatsiz oluyorum.
Evet, asamadim. Asamiyorum travmasini. 4 senemi verdim ben o adama. Kolay olmuyor.

Zaten, baska bir arkadas daha aradi. Evden kacmis :)
Cocugunu, uzakta calisan ama eve donmus esine birakmis. Once eve geldi. Ben de kendimi toparladim, yikadim. Sonra ilcede disari ciktik. 

"Keske lokma araci gorsek" demistim, gittigimiz mekana girmeden once. 
Bu ilcede lokma, bildigimiz Izmir lokmasi degil. Bizim pisi dedigimiz serbete batirilmamis lokma.

Disarda oturmustuk. Usuyup, eve donerken, lokma arabasi gorduk. Durduk. Ben ne kadar sira beklerim diye hesap yaparken, ki cok sira yoktu, bir kadin elinde iki kese kagidi bana dogru gelip, elime tutusturdu lokmalari.
Tesekkur edip, araca dondum.

Evde bir guzel yedik. 

Uzun zamandir konusmamisim. Arkadasim psikolog :) 
Kafasini sisirdim ama sikayet etmedi hic. Saate baktigimizda aksam sekize geliyordu. Gitti. Belki kalacakti, sormadim. Gece is yerine gitmeyi planliyordum. Ama gitmedim. Kalsaydi keske.

Iki gundur baharda hangi ayda hangi gunler gunese cikilmaz diye aradim bulamadim. Hani gunesin gecmeyen leke biraktigi ozel gunler var ya. Hatirlayan yazsin. Kendi yazdigim yaziyi da bulamadim :(

Boyle de gecti zaman. Eskileri yeni kesfetmenin keyfinde ve saskinligindayim. Ananemin diktigi yun yorgani kaldirdim. Geceleri soguk oluyor ama sansimi deneyecegim bu gece.

Handiyse bahar geldi. 

Dolayisiyle HidirEllez de yakin. Yarin dolunay var bir de. 

Gecen sene HidirEllez'de pasaportu acip da yurtdisina gitmeyen oldu mu yahu?

Bu sene yapacaklar pasport cikartir mi lutfen?

Ay olabilir mi oyle bir sey, lutfen olsun cunku?!!

:)
<3

Sevgiler,
J.

Monday, April 3, 2017

Ulaşım Araçları

Dün döndüm ama yani havada karada ne varsa tüm ulaşım araçlarını kullandım sayılır.

Bana İzmirlilik bulaşmış. Ank'da kardeşim karşıladı beni ama dönüşe bir şey ayarlamamıştım. Cumartesi sabah araç bulayım diye giriştim.
Annem "sen önceden ayarlardın, neden yapmadın bu sefer?" diye sorunca aydım. Ay ben yine İzmirli olmuşum!
Gtüm gevşemiş!!!

Neyse, uçanat ile gelmiştim. Dönüş için bakınca, SecureDrive ile kampanyaları olduğunu gördüm. 5 teşebbüsten sonra, meramımı siteye girdim ama araçlar dolu. Bana seçenek olarak 156tlye araç öneriyor. LAAAN Git diye kapattım siteyi.

SecureDrive'ın kendi sitesine baktım. 69tl idi sanırım. Onlar da çok erken alıyorlar. 11:05te uçak, sabah 8de alıyor!!!

Havaş yine kalkmış. BelkoAir ı-ıh binmem. 80dk gösteriyor kendi sitelerinde. Sabahın köründe Ank'yı dolaşma niyetim yok.

Benim anlaşmalı taksicim vardı. Numarasını kaybetmişim. Bir arkadaştan istedim, numara yanlış çıktı.

Bir şekilde başka bir shuttle buldum.
Akşam sms atıcaz aracı dedi adam kapattı.
Saat 21:20 ses yok, uykum var. Aradım. "Daha yeni bitti görev dağılımı" dedi adam anlayışlı bir şekilde.
Sabah 09:30da alınacağıma dair de sms geldi. Lacivert VW Jetta ile alınacakmışım. Şaşırdım. Genelde reno olur yani.
Yattım. Erkenden kalktım. Valizin üzerine oturarak kapatabildim. 

09:25te çıktım, bekliyorum. Tel çaldı. Araç bozulmuş, 10 dakikaya gelirmiş. 
Beni bir stres aldı, ki çoğunlukla kalenderimdir ama içimde bişi var. Kalbim stres yaptı, beynim değil. Çok mantıklıyım. Sorun yok, olursa yeni bilet alırım, nolcak diyorum. 09:47de geldi araç. Hızlı bir şekilde beni uçağa yetiştirdi.

Uçağa bindim. Valizi yukarı tıkmaya çalışıyorum. Küçük valiz ama ağır :)
Bir adam da gözünü dikmiş bakıyor. Bari yardım et diyecektim ki, Ank'daki şirketten biri. Çok da yakın değiliz kendisi ile. İşten ayrılmış, İzm'de işe başlamış.
Arka koltuktaymış bir de. Yanıma geçti. Yardırıyoruz şirket, sektör hakkında. 
Uçakta lak lak konuştuk, ki hiç sevmem. Bir ara bulmaca aldım elime. Şirketteki adam bildiğini söylüyor. Ben de itlikten inkiliççe olanı çözmeye başladım :D
Onda da "resimdeki sanatçı"yı biliyormuş ama ismi yanlış yazdık sorun değil. Soldaki elindeki gazete ekini verdi :) Bunu da çözebilirsiniz diye. Onu da çözerken, solumdaki adam bana sektör hakkında soru sormaz mı? Onla da lak lak.
Nasıl geçti anlamadım. Kitap da okuyamadım, sorun yok. İndik, arkadaş İZBAN'a birlikte binelim dedi. "Yolum uzun" dedim kaçtım.

Trene de bindim.
Karşıma bir adam oturdu. Elinde bir kutu var minik. Baktım kutu üzerinde kuş fotoğrafları var. Demek ki içinde kuş var! Adamla konuşmak istedim. Ama emin olamadım. Kuş ne kuşu falan soracaktım.
Aradan 15 dakika geçti. Yanımdaki kalkınca, genç bir çocuk oturdu ve doğrudan sordu "içinde hangi kuş var abi?" :D

Muhabbet kuşuymuş. Yeni almış ama eve gidince ayağının kırık olduğunu fark etmiş. Değiştirmeye gidiyormuş tekrar.
Bir önceki kuşu çok güzelmiş. Yer sofrasında yerlermiş. Kuş görünce sofranın kurulduğunu, gelir onlarla yemek yermiş, vermezlerse istermiş.
Yanımdaki genç güvercinciymiş ama geçenlerde Caku almış 1.000 tlye. (Caku papağanmış bu arada).
Neler konuşuyormuş.
Bayıldım sohbete ama karışmadım. Amca kuşu göstermek için kutuyu açınca ben de kafamı uzattım. Beyaz mavi küçük bir kuştu. Özellikle küçük almış, büyükler pek evcil olmuyorlarmış.
Kendim konuşsam bu kadar bilgi sahibi olmazdım.
Amca bir de evde hayvan beslemenin keyfinden bahsedince, tekrar düşündüm. 
Ama şu da var. Mutfakta kurt besliyorum. Kurtlar kelebek oluyor, kelebekler kurt. Fasit bir daire.
Nasıl kurtulcam? Tüm yiyeceklere baktım, ağızlarını kapattım. Üreme merkezlerini bilemiyorum!
İMDAT!