Wednesday, April 19, 2017

Diskolavetör

Dün Çinligiller ile yemeğe gittik.

Deniz kenarındayız. Yedik, içtik eğlendik. En son peynirli bir börek geldi (ben balık yemedim). 
Yer yemez karnım gerilmeye başladı. Süt ürünleri beni şişiriyor ya. Ama öyle böyle değil. Sanki deniz yatağı şişiriyorlar. Davul gibi gerildim yeminlen.

Neyse, bitti yemek kalktık. Eve geldim. Asansöre bindim.

Bu eve ilk taşındığımda, benim salonun elektriğini asansör ile aynı kaynağa bağlamışlardı. Asansör de zırt pırt arıza yapıyordu. Elektriğim kesiliyordu. Dolayısı ile asansörün ne sıklıkla patladığını iyi biliyorum. Her bindiğimde de ya kalırsam şimdi diye düşünüyordum.

Asansör de tam bir ilçe asansörü. Hayatım ilçelerde geçtiği için, büyük şehirlerde her şey ne kadar minimalist ise ilçelerde her şeyin ne kadar renkli, parlak olduğunu yakinen gördüm. 

İşte bizim asansör, ki ben kendisine diskolavetör derim.
"Kadın napıyon yerde?" derseniz, anlatçam.

Eve geldim. Asansöre bindim.
Katımın numarasına bastım. Hepi topu 4 kat zaten, zemin 0. Karnım da gaz dolu ya. Asansörde osursam, kesin birisi arkamdan biner diye düşünüyorum. Ama davul gibiyim.
Aynada kendime bakıyorum. Fark ettim ki, asansör hareket etmiyor. Bir daha düğmeye bastım. Tık yok. 2ye bastım, 0a bastım. Her düğmeye bastım. Bir yandan da gazımı düşünüyorum.
Asansörde tık yok. Kapı açılmıyor.
Ayh ha ha ha bak gördüm mü ben?! 
O kadar düşünürsen olur tabi diye gülüyorum. Bir de başıma geldi ya artık, rahatladım. Kendi fotoğrafımı falan çekiyorum, sonra telefon edicem. Telefonları bulayım diye yere oturmuştum.

Yemeğe gittiğimiz iş arkadaşım alt komşum. Asansörü 2ye çağırsa belki hareket eder diye düşündüm.

Baktım iş telefonu çekmiyor. Şahsiyetli telefonuma da baktım. Onda da sinyal yok. Asansörün telefon düğmesine bastım. Tık yok.
Alarm düğmesine bastım. Hala ne içeride ne dışarıda hareket yok.

Genelse sabahları asansör bizim katta oluyor. Gece en geç gelen kişi bizim katta yani. Belki o gelir diye düşünüyorum. Gazım var. Şuraya kıvrılabilirim. Elimde de iş yerinde giydiğim polar var. Rahatım.
Ama neden kalayım ki asansörde!!

Kapıya vurdum. Gelen yok.
Daha sert vurdum. Bağırıyorum. Ya delircem artık. Tamam çok sakinim de, neden ya?!

Bağırıp bekliyorum. Bu ne duyarsızlık. Duvarlar kıldan ince. Asansör kapısının etrafında 3 daire var net şekilde duyabilecek.

İki elimle yumruklamaya başladım. Hala kimseden duyar yok. Duyarsız insanlar başladım bağırmaya. İmdaaat!
İmdaatt!
Alarm düğmesini de farklı bir şekilde basıyorum. Bozulduğunda kendisi ritmik ses veriyor. Basıyorum, bağırıyorum. Birkaç kere "imdaat imdaat yardım edin" deyince, bir kapı açıldı.
Ben kedi gibi "asansörde kaldım" dedim. Birisi de "nerdesiniz?" diye sordu sanırım. 
Bu kadar yumruklama, bağırma falan hala sakinim ama.

Neyse bir şekilde kapı açıldı.
Karşımda atletli şortlu ve endişeli, belli ki evden can hıraş çıkmış 3 adam! Sanırım sitenin ikinci tarafını inşa eden ekiptenler.
Bu arkadaşlar kapı açılınca kan revan bekliyorlardı sanki.

Ben kapı açılınca baktım bunlara, "teşekkürler ya" dedim, döndüm merdivene çıktım.
Adamlardaki hüsranı, bendeki gevşekliği görseydiniz beni döverdiniz.

Her şeyi denemişim, bişi olmamış elbette kıçımı yırtacaktım. Gazımı da tıpkı bir ilçe hamfendisi gibi tuhalette çıkardım.

18 comments:

  1. Geçmiş olsun! Süt ürünleri şişkinlik yapıyorsa kefir öneririm; o oldukça faydalı. Süt ürünü olmasına rağmen süt ürünü gibi değil; hatta tersine etki yapıyor. Eşimde de benzer şikayetler vardı ve her gün kefir tüketmek bayağı iyi geldi. Tavsiye ederim:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Denemiştim de pek hoşlanmamıştım kefirden :)
      Teşekkür ederim yine de.

      Delete
  2. Hanımefendiliğinizi bu koşullar altında bile sürdürmeniz taktire şayan:)

    ReplyDelete
  3. yaa ben en çok o asansörün led ışıklarına koptum :D türk insanının led sevdası benim için sırlarla dolu bir aşk hikayesi bacım. bunun yanında asansörde kalmak solda sıfır!

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ve iste o yuzden diskolavetor :))
      Bir de Dogu'ya falan gitsen, her yer glitter her yer pul payet!

      Delete
  4. ya bir tek ben mi gülüyorum, sanki herkes çok ciddi yorum bırakmış. Tamam geçmiş olsun da. Bence çok komik :)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben de guldum cok. Hatta arkadaslara bu fotografi gosterdim "boyle mi kaldin asansorde? Boyle mi bagirdin?" Dediler. Ehehe

      Delete
  5. Asansör diyince aklıma Ali Kırca gelir.

    ReplyDelete
  6. İnsan sıkışınca hakikaten imdat diye bağırıyor mu? Ben imdat artık kitaplarda kaldı diye düşünürdüm.
    Asansör 10 numaraymış. Bir de burdakilere hiç ayna koymuyorlar, valla özlüyorum aynalı asansörü.
    Geçmiş olsun. Binmeye devam tabii.
    ltg

    ReplyDelete
    Replies
    1. Bagirdim valla. Bir de yardim edin diye ekledim ustelik. Zaten onu ciddiye aldilar. Yoksa kapiyi iki elle yumruklarim kimse umursamadi :)
      Ben zaten pek binmiyorum, hareket berekettir diye de, elim kolum dolu oldugunda binerim, napicam :))

      Delete
  7. Ahahaha hamfendiligini bozmamissin ya, ben olsam hemen rahatlama moduna gecerdim sanirim. Beni kurtaranlara da "zaten birisi gaz cikarip gitmis, boguluyodum az daha" diyerek baskasina bok atartdim. Kih kih.
    Yalniz gaz isi cok fena.
    Gazsiz gunler dilerim.
    M

    ReplyDelete
    Replies
    1. Asansordeki fan ise yaramiyor mu ki?
      Bir daha deneyeyim.

      En kotusu de, arayip ulasamadigim cocuk benden sonra asansorde kalmis. Ve kapiyi icerden surup acip cikmis. Rezalet!
      Ben de denedim ama cok denememistim :)

      Delete
  8. Ahahaha korku filmi gibi heyecanla okudum bir de utanmadan sandviç yedim okurken, deniz ürünlü - balık da bir deniz ürünü diyebiliyor muyuz? :P Lakin beni çok enteresan bir yere götürdün, soğuk bir hava esti üzerimden.. Asansör, şizofreni ve küçüklük anısı yazıcam ben bunu yaw. Babam (ürolgdur kendisi) "dünyadaki en güzel şey gaz çıkarabilmektir" der.. hehe

    ReplyDelete
    Replies
    1. Balık deniz ürünü sayılmıyor nedense :D
      Afiyet olsun.
      Yazını bekliyoruz.

      Bir de organlarla ilgili bir fıkra var. Aklıma o geldi :D
      Bekliyoruz yazını.

      Delete