Saturday, May 27, 2017

Sabiha

Bu sabah keyifle uyandim.
Elbette issizlik nedeni ile takintilarim artmis durumda.
Isimi kaybetmeden once ruyamda babami aglar, perisan bir halde gormustum. Sabah da ruya tabirlerinde iyi seyler okumus, gune keyifle baslamisken ve bir gun once kuslar balkon demirine daha sk konuyorken, bir baktim, yerde yavru kus.
Her sey alt ust oldu o anda.
Hayvanin tuyleri azcik cikmis, ufak kanatlari var. Hareket etmedigini gorunce öldügünü dusunup, bir kartonla asagidaki bahceye atmaya karar verdim.
Cope gidecegine topraga karissin.

Kartonla yavruya dokununca hareket etti.

Pazara gittigimde yumurta almak icin kullandigim, cope atmadigim plastik yumurtaligin ve kullanmadigim bir atletin altlarini kesip yuva yaptim. Ailesi beslesin diye balkona biraktim.
Aile gelmiyor. Diger serce yavrulari cirp cirp bagiriyorlar, karinlari doyunca susuyorlar ama bizimkine gelen giden yok.
Yumurta sarisini pipet icine cekerek yavruyu besledim. Iki kere gagasini acti. Ben kus muyum, degilim. Ilkinde besleyemedim tam olarak. Bir daha da agzini acmadi.
Dolaptan et cikardim, bir yumurta hasladim beslemek icin.
Durup durup zorladim.
Yok.
Baktim yuvasi icinde cok rahat yer degistiriyor. Kuvveti geldi yerine diye dusundum ama kalkip kalkip gagasina yiyecek verdim, yemedi.

Gordugum andan itibaren istahim kesildi. Midem bulandi. Korku mide bulantisina yol actigi icin, ucakta ilk defa ucanlar kusarmis. Bedenin genel bir tepkisiymis bu kusmak. Ucaga binmek artik otobusten ucuz olunca da kusmuk torbalarina pek rastlamiyoruz.
Neyse, yemiyor!

Sabiha yemiyor! Cok zorladim.
En son hareketleri agirlasti.
Ne yapacagimi bilmiyor, korkuyorken cevik hareketleri, nefes alip verisini net gorununce rahatlamistim. Ama yemedi.
Oleceginden eminim ama ne yapsam bilemedim.
Gunes de cekilmisti. Balkona biraktim tekrar.

Internetten arattigimda firtinali havalarda yavru kuslarin dusme oranlarinin daha yuksek olduguna kanaat getirdim.
Kim yavru kus bulduysa, firtinadan, saganaktan sonra bulmustu.

Sonra arkadaslarim aradi ve evden ciktim.
Simdi geldigimde olmus oldugundan emindim. Hareketsizdi.

Cok uzuldum, cok dusundum. Doganin kanunu bu dedim. Doga zayif olanlari ayikliyordu bircok yontemle. Yuvadaki diger kuslar dusmemisti ama Sabiha dusmustu. Ben besleyip hayatta tutsam, kafes kusu mu olacakti?
Ailesinden ogrenmesi gerekenleri ogrenemeyecek, evden kacinca kime yem olacakti?
Dogru mu besliyordum?
Beslemem dogru muydu?

Bu gtu gevsekgillerin memleketinde (4 yasimdan beri ben de Ege'de buyudum) cumartesi gunu acik veteriner mi bulacaktim?

Bu nedenle balkona birakip ciktim evden 4 gibi. 11de evdeydim. Olmustu.
Cope mi atmaliydim?

Of iste bir suru soru. Kestigim atletin ben yokken yagmurdan sisen agirligi ile balkondan asagi attim. Bakmadim.

Ve bugun Sabiha varken hayvansal gida tuketemedim. Midem bulandi.
Cocukken yemlenen bir tavuk gormus, (sanki bilmedigimiz bir seymis gibi), tiksinmis, senelerce tavuk eti yiyememistim.

Ve evet attim hayvani. Ne Sabiha kaldi, ne de yuzlerce soru.

Bir varligin bana bagli olmasi fikri bile oldukca urkutucuydu.

Yuvanin altina hem pislikleri hem de duserlerse diye bir tahta vs koymaya karar verdim. 

Kirlangicin yaptigi ama icine girmedigi, sercelerin yerlestigi bu yuvaya seneye gelirler mi bilmiyorum.
Ancak uzun zamandir boyle stres yasamamistim.








Thursday, May 25, 2017

Fresh

Taze taze yazdim gece 3te ama silindi.
Ben de anlatmicam iste, küstüm 😆

Konu degissin diye birseyler yazayim diyorum.
Yeniay geliyor, hem de saglam bir sekilde.

Dilimize kemik yapalim bu surecte. Onun disinda her sey perfekto!

Cok sevgilers,

Monday, May 15, 2017

Balikesir

Gecen haftalarda sektorden bir arkadas aradi. Ben de camasir asiyordum. Cevap veremedim. Ben aradim arkasindan.
Neden gec acmisim, camasir asiyordum deyince, aaaa neeeddeeeen!

Of neyse. Anlattim. "Ya hemen gel bizimle calis". Biraz dinlenmek istedigimi soyledim. Dinlenmemeliymisim.
Cocugun kotu bir niyeti yok. Kendisini 5 senedir falan taniyorum. Bu sektore girdiginden beri benimle calismak istiyor. Fahri danismaniyim kendisinin mehehe.

Neyse, bana sektorun is pezevengi H'yi taniyip tanimadigimi sordu. Adamla 8 sene calistim. 1 sene ona bagli, 1 sene de Ank'da ayni ofiste. Birkac kere de denize girmisligimiz oldu. Ahahahaa
H su an onlarin sirkette.

Ay neyse. H is pezevengi olunca subat ayinda yolladigim ozgecmisimi IK'ya yollamis, bir suru yazismislar. Kizcagiz aradi sonra da tum yazismalari bana ileterek bugune randevu verdi. Merkur'e bagladim durumu. Ben gormemeliydim cunku yazilanlari.

Hmpfff

Bu sektorden cikmak istiyorum. Cok yiprandim. H zaten pek gonullu degildi. Onun da niyeti kotu degil. Elbette bir bildigi vardir. Yoksa ilk beni arardi zaten.
Yine de eski manitam is yerinde mudur olmus, "sakincasi olur mu?" diyor.

Yok yeaa dedim. Isi istemedigim icin. Ama reddetmedim de, cunku eski isyerimden arkadaslarimi oraya yonlendirebileyim diye. Bugun gittim eski manitayi goreyim diye ahahahaha

Ya iste Allaan sopasi yok. Telefonun yol gostericisi beni ana yolun diger tarafina atti. Aradim, cocugun tel cekmiyor. 15 dakika sonra bilmedigim bir numara aradi. Konum istedim. Izm-Canakkale yolunun oteki tarafina gectim.

Mulakati da cocuk yapicak ama yok.
Acil bir sorun olmus, gitmis. Bilmedigim numara bana ahirdan bozma is yerini gosterdi. Ben 15 senemi devirmisim bu sektorde bana amator sorular soruyor falan. Nerden bilsin. 
Sonra cocuk aradi nihayet. Telefonun cektigi bir yer bulmus. Sanirim direge falan cikti. Gelemeyecegini soyledi. Otelde kalir miymisim?
Evden cikarken hatta mesafeye bakmadan once planim buydu aslinda. Zaten tek basima tatil yapmak istiyordum. Iki gun once kucuk canta hazirlayayim diye dusunmustum. Sabah mesafeye bakinca sadece bikini, tokyo terlik aldim attim arabaya.
Mesafe 1 saat 10 dakika!

Eve donerim dedim. Yarin beni alacakmis, oyle dedi. Bir daha gitmek istemiyorum aslinda. 4 sene once 8 saat yol giden ben degilmisim gibi yoruldum ayol. 
Sabah sacimi kabartmayan sampuanla yikamis ustune taramisim. Kot pantolon giymekten son anda vaz gecmisim. Mulakat olmamis. Zaten orada calisasim yoktu.

Atladim araca, donuyorum. Donus cok kisa surdu yahu.
Ustelik durdum da.

Once bir Gömeç'te durdum. Fotograf cektim ama arka kamera kotu. Net cikmadi. 
Ataturk Kayalari'nda daglara soyleee bir baktim. Ataturk'u bir kere gormus biri bile benzetir. Muhtesem.

Sonra da giderken gordugum, gunlerdir yiyemedigim tostcuyu ararken bulamayinca, ilk gordugume girdim.
Sadece peynirli ayvalik tostuna 7 tele verdim!
Ici dolu olan ne kadar acaba!!!!

Baktim agaca motorsiklet bindirmisler. Te allaam derken mekanin adi motorcunun yeri imis. Cok yaratici. Tam giderken cilek topla dedi amca. Dikili'nin cilegi muhtesemdir. Ondan mi dedim. Sen bir kokla dedi. Aldim elime kap. Topluyorum ama bende ne ahlak varsa goz hakki bile koparmadim. Attim kaba. Ama nihayetinde sera. Pistim, kavruldum. Zaten benim cilekcim yolumun uzerinde. Az biraz toplayip, terler burnumdan damlamadan kasaya dondum.
Hmm karadut surubu, gul receli, sakiz receli ve tanesi 1 tlye organik yumurta. 
Adam bildigin yol ustunde rendeliyor durani.
Istemem dedim yine de verdi yumurta. 6 tane aldim. Arkadaslarim gelince yedircem seve seve. Ayrica tavuklardan biri ben oturur oturmaz gelip beni gagaladi. Hayvan!

Ben sakiz ve gul receli ile yetindim. Karadutu da baska musterilere sov yaparken yanci oldugum icin ikram etti. Sifa niyetine ictim.

Benim cilekci kapatmis zaten.
Eve geldim ama yorulmusum.

Yarin tekrar mi gitcem yea! Cocuk "ben gelir alirim seni" dedi de, bu firma epey fakir gorunuyor. Belki giderim. 

Simdi camasir asip, biraz uyuklamak istiyorum. Bu hayattan nasil vazgeccem aceba!?

Friday, May 12, 2017

2009 Ekim | Benjamin

Demek zamanı gelmiş. Birçok şeyi burada açıklayabilirim.

Öncelikle Benjamin ile başlayayım.
Benim eşyalara isim verme huyum vardır çünkü ruhları olduğuna inanırım. Aracımın plakası İzm Dikili olduğu için H idi ve bir abim (ki en son Dikili'de yaşadığımda karşılamış ve köpekle ilgili hikayesini anlatmıştım 2 sene evvel), "J hanım madem plakası H imiş, hayırlı olsun adı da, Hayriye olsun" demişti. Öyle devam etti.
Benjamin de Nikon D60 fotoğraf makinesidir. O vakit manitam olan Dingiliz A.B. tarafından bana hediye edildiği için adı Benjamin'dir. Siyah eşyalar erkek, beyaz eşyalar kadın. Şu an bunları yazdığım çocuk laptop (Çinliler küçük yerine çocuk diyorlar) misal beyaz ve yine bana A.B. tarafından hediye edilmiştir, adı Matilda'dır. Hakikaten ne çok hediye almış %#+*€£#%! (beni çok aldattı o nedenle).

Ve Benjamin bana Ekim 2009da gelmiş. Bu cimri Dingilizin bana böyle hediye alması da tamamen benim şanslı olmamdan ötürüdür. Çok minnettarım, çok şükür.

İlk geldiğinde, o vakitler 28 gün aralıksız çalışıp, 10 gün tatil yapıyor idik. Zor geliyordu, 14ncü gün delirip, birbirimize giriyorduk. Çalıştığımız yer aynı, kaldığımız yer aynı. ilk başlarda muhteşemdi. Konteynerde partiler. Bir araya gelmek için yaş günlerini bahane edip, parti yapmalar vs. Sonra şirket o partilerin çok verimli olduğunu görüp, bütçe ayırıp aylık düzenli yapmaya başladı. 

Ondan önce bu asosyal sevimsiz halimden farklı olarak manik dönemimdeydim sanırım, paraları ben toplardım. Hem de en cimrisinden, en Yahudisinden. (En cimrimiz Yahudiydi, o nedenle) Hakaret değildir. Kendisi de kabul ederdi cimri olduğunu sevgili Andrew Bey.
Neyse, bir gün erken çıkıp sanırım, Kemah'a gitmişiz.
Maalesef Matilda'da fotograf yukleme sorunu var, tablete mail attim. Sirasi karisti.

Bu asagidaki Kemah'taki tuz madeninin girisi. Ocak agzi da denilir. Belki hatirlarsiniz, buradan bir madenci bana karsiliksiz 10kg tuz yollamisti. Ben de ese dosta dagitim. (Bkz: kedili mutfaklar)

Asagidaki de Seyahatname'de Evliya Celebi'nin Kemah hakkinda yazdigi seylerin girizgahi. Kendisi bu gezinin ilk, Benjaminin dis cekimlerinin de ilk fotografidir. 
Ayrica Benjamin benim ilk semi-prof makinem oldugu icin, yeri ozeldir. Bu sayede fotografcilik seruvenimi de izleyebilecegiz.
Bu da kurutuldugu alanlardan biri tuzun.
Yine eski yonetim binasi. Pazar gunu olunca kimseyi gorup konusamadik. Farkindaysaniz bekci bile yok. Herkes digerinin malina saygili. Hirsizlik yok.
Madenden ciktiktan sonra meshur Gulabibey Camii'ne girmistik. O sene tadilattaydi. Uzun kalamadik.
Bu da kimbilir Kemah'in hangi koyu.
Kemah Kalesi'nden Karasu <3
Ilce merkezinden sonra kaleye gecmistik. Sessizdi oralar da.
Yorgunluga ragmen az biraz yurumustuk. Baska da bir numarasi yoktu.
Kale kapisindan gecer gecmez bu kadinla karsilasmistik. Rehberimiz olan Gada Bey, kadinla iki lafladi. Biz de fahis fiyata fal baktirdik. Hic hatirlamiyorum bile. 5 kisiymisiz. Benim arabamla gitmisiz. Fotograflarda kale kapisindan 35 plakali Hayriye gorunuyordu.
Bu da kumbetler.
Ilce icinde de var ancak bu asagidaki Melik Gazi Kumbeti. Alt odasinda Melik Gazi'nin mumyasi var.
Ben girdim gordum. Belki de lanetlendim. Zira ya kitabede ya da Seyahatname'de oyle yaziyor!
Mumyayi gormem 2-3 sene sonradir.

Matilda'nin sorununu halledip, yaldir yaldir fotograf atmak istiyorum.

Bunlar Benjamin ile yapilan seyahatler. Benim Dogu'ya ayak basma tarihim Ocak 2009. 
Yazmistim, Ank'dan yatakli vagonda yer ayirarak trenle gitmistim temelli. Trenden iner inmez dusmustum.
Ilk gittigimde de ejnebilerle gitmis oldugum icin beni de ejnebi zannetmisler bir sure. Konusmama gerek kalmamisti Turkce cunku.
Vay be..
Daha neler anlatacagim.
Sevgiyle,
J.











Salıdan Cumaya

Salı akşamı ilçenin çakma Asmalımescit'ine gidecektik. Eski çalışanım B mesaj atıp, "ya burada çaydan başka bir şey yok, başka yere gidelim" dedi. 
İlçe merkezinde salaş birahaneler haricinde alkollü mekan yok. Salaşlık derecesini sordum ve bir butik otelin ilçeye hakim bahçesine seyirttik.

O gece biralar, yemekler, bitmeyen eleştiriler ve çıkarılmamın esas sebebi vs epey bir konuştuk. Sebep hala çok saçma. Benim savcılığa verdiğim adamı atınca, beni de atmışlar. Neyse, sürekli eleştirdiğim bir sektörden ayrılınca yüzüme nur düştü. Bir baksanız gözünüz kamaşır.

O gece, mekandan çıkıp, o çaycılara / nargileciye gittik 3 kişi. Diğerleri evlere dağıldı. Benim falcı kız okula gitmiş, okul da başka şehirde sanırım. Gelince tekrar baktıracaklar. 19 Mayıs tatilinde gelme ihtimali var. Ben de arkadaşlarımı toplayıp gideceğim.
Ben yine de kahve içtim, gece 10:30 falan. Mekanın sahibi çocuk, kim bakacak diye sorunca, ben dedim. "Bana da bakar mısınız?" dedi. Tamam dedim.
Neticede o geceyi fal bakarak geçirdik. Bildiğimizden değil, iyi niyetimizden. Benim asi, ruhani bilimlerden uzak mühendis çalışanım bana fal baktı üstelik. Ama hiçbirimiz diğerine somut bir şey söylemedi.
Eve geldiğimde saat yarımdı, tuvalette bloga yazı yazıyor, çıkarılma sebebimi ve yine şirkette başıma gelenleri döküyordum ki, elektrik kesildi. Tuvalette elimde tabletle karanlıkta kalmadım neticede, ancak 2ye kadar kör karanlık yatak odasında bir o yana bir bu yana uykuya dalmaya çalıştım. Kahve içmeyince bana dokAnıyor elbet.
Ertesi gün de İzmir'e gitmeyi planlıyordum. 
27 senelik arkadaşım bekliyor. Sabah yine de erken kalktım ama gidesim yok. Bir de peynir yemiştim. Yine davul gibi gerilip, uyuklarken, arkadaşım mesaj attı; "hadi kalk". Kalktım yemin ederim. 
Çok komikti. Duş alıp, yola çıktım.
O gece evlerine misafir geldi ama biz yine kendi kendimize şifreli konuşmalar ile geceyi geçirdik.
Ertesi gün kendimle gurur duyabileceğim birçok şey yaptım. Tek başıma Alsancak'a gittim. Hem de otobüse bile bindim. Bende kalabalık fobyası var. Belki biliyorsunuz. Ama ter mer basmadan, rahatça gidip geldim! Bu da bana madalya.
O gün çok rüzgarlıydı. Akşam 7de dövülmüşüm gibi odama gidip yattım. Sonra akşam 9da kalkınca, gece 1de yine yataktaydım. Oy oy oyy
Uyku düzenim gitti elbette.
Bu süre zarfında, sürekli birbirimizde kaldığımız için, ikinci annem olan Y teyzeye gittik. Arkadaşımın kızının okuluna gittik. Ben şehre indim vs. 

Sürekli herkes ne kadar yoğun günler geçirdiğinden, senelerdir görmedikleri insanları gördüklerinden bahsediyorlar. Biz de oturup hesap yaptık arkadaşlığımızın geçmişi için. 27 sene olmuş.

Böyle size sığ gelebilecek ama benim için sevgi, minnet, başarı dolu bir sürede artık doğduğu kente dönmeye karar veren kardeşim bana şu an size seslendiğim aksrhksrke bir karışlık ekran ve bir karışlık klavyeye sahip laptopumu iletti. 

İçinde binlerce, şaka değil fotoğraf var.

Ben bu bloğu açmadan önce Doğu'da yaptığımız seyahatlere dair.

Fotoğraflarıma tekrar bakınca, bu minik şeye zarar gelmeden, ben de bu ilçede uygun SD card bulana kadar, bloga yazma kararı aldım.

Bakın neler yapmışım ben oradayken. Siz aslında çok küçük bir parçasına şahit oldunuz.

Böylece, nostaljik ama ileriye dönük bir blog dönüm noktası başlatmış olayım. Güzel olan fotoğraflardan tarihleri ne hatırlayabiliyor olmam.

Hadi bakalım!!



Monday, May 8, 2017

Haftalik Rapor | 20170508

Belki yine cok uzun bir yazi olur. Araya baslik atabilirim.

Cok sey oldu, bitti. Baktirdigim fal cikti. 3 kisi bir araya geldik ve beni isten cikardilar. Cinliler dahil, birlikte yakinen calistigim herkes bunun haksizlik oldugunun farkinda. Ancak bizim sektor cok kucuk. Iki gun sonra, konusmadigim bir adam, Dogu'daki eski isyerimde herkese anlatmis. Nereden, ne zaman duydun mubarek? Yemedin icmedin, laf mi yetistirdin?

Bildigim tek sey su; bu tur haberleri alip sevinen veya icinden hak etmistir diyen herkesin basina geliyor. Siz ne dusundunuz?

Ben daha 1 ay once Cinlilere adam ararken, isten cikarildigini soyleyen ve basvuran arkadasim icin demek basarili degildi diye dusunmustum cunku.

En cok Cinlilerle vedalasirken, "inanmiyoruz, saka yapiyorsun" deyip, elimi veda icin sikmadiklarinda bozuldum ve agladim :)

Bu sabah uzun zamandan sonra actigim fb hesabimda bu konu hakkinda uzun uzun yazdim, bana yapilanlari. Sonra sildim.
Balik bilmezse Halik bilir dedim.
Benim bu durumdan ne ders aldigim ya da almam gerekene odaklanmam lazim.

Aylaklik

Is olmayinca erken kalkmak, "off ya ise gitmesem", doktordan rapor alsaydim keske demek yok. Ise ve isyerime bagli degildim neticede.
Ilk yaptigim sey telefondaki alarmi kapatmak oldu.
Ben biyolojik saatli bir bireyim. Alarmdan once uyanirim ama bilincaltim ise gitmek istemedigi icin alarmi kurmadan yatmam. Nolur nolmaz, beynim is yokmus gibi davranir belki.
Kendini bilmek erdemdir. Heheh

Dolayisi ile kucuk odadaki utu yigini ortadan kalkti. Hayir utulemedim. Gomlekleri cekmeceye geri tiktim. Ev her daim temiz. Gunde 2 kere supuruyorum :) 
Ah o beyaz yer karolari ve dokulen saclarim! 

Ama ben erken kalkmaya devam ettim.

Iki kitap bitirdim. Ucuncuye basladim. Ama hidirellez yazim bozulmasin diye yayinlamadim.

Gelen Giden 1

Olay olduktan sonra kendimi yakin hissettigim iki uc kisi haricinde bagir bagir anlatmadim durumu. Cunku onceden yapilmis planlar vardi. Bana aciyip, degisiklik yapmalarini istemedim.

1 mayis icin program yapma diyen arkadaslarima onlar geldikten sonra soyledim. Programi benimle daha fazla vakit gecirecek sekilde bozdular. O haftasonu pazar gunu denize girdik. Gecen sene nisan basinda girmisim denize, bu sefer nisan sonu.

Hidirellez

Planim Izmir Fuar'da cingenelerle gobek atmakti. Plana dahil ettigim arkadas gec cevap verince, ben de cingenenin alasi bizim ilcede diyerek Izm'e gitmedim. Ilce planimi yaptigim arkadas da is yerinden 8de cikinca benim plan yatti. Cikip sokakta atesten atlayayim bari dedim. Itfaiye yasaklamis. 
Acik pencereden yanik lastik kokusu duyar duymaz sokaga ciktim. Atesi bulamadim. Yakilani gorup, sondurmus itfaiye. Kovalamaca oynar gibi ates yakmis, sondurmusler :)

Sokaklar havlayan kopek suruleri ile doluydu. Gercekten korktum ve eve dondum. 

Gul agaci olarak da, balkonda hidirellez gunu gonca veren gulumu kullandim.

Gelen Giden 2

Gecen hafta basinda da, blogda cokca bahsettigim, annem dedigim Dogu'daki eski isyerimden Muammergiller geldi. Gece 22:45te onlara ellerimle yaptigim isirganli boregimi isitiyordum. 
Yazmis olmam lazim. Bir gece saat 22:00de onlardaydim ve uykusuzluktan asiri huysuzken, aglamakli sekilde beni konteynerime birakmasini istemistim de, benimle cok dalga gecmislerdi. Onlarla olan iliskimde oldukca siradisi bir durum!
Saat 22de bedenim kendimi kapatiyor. Erken uyuyorum diye senelerce dislandim. 

Agziniza tukureyim hepinizin! Oh beee! Ahahaha ay valla rahatladim. 
Bir de laktoz intoleransima inanmayanlar. Sizin de agiziniza tukureyim. 
Tiksiniyorum sizden ahahahahah

Gelen Giden 3 ve Hidirellez 

Bu cumartesi de, uluslararasi boyutta biraderim, ruh ceyregim (birebir degiliz cunku) Cu, Cili ve bir Cinli daha beni gormeye geldiler. Zaten dileklerimi denize atmak icin sahile gidecektim.
Birlikte gittik.

Once ilcede alisveris yaptilar.

Cinliler gul yagini cok seviyorlar. Bilmem bizimkiler mi boyle! Cu "gul yagi alicam" dedi. Daha once dukkanda ilk alisverisimi yaparken, ufak bir tartisma yasamistim dukkan sahibi ile. Kafam cok dolu, mutsuz bir haldeydim. 

Neyse, is yerinden bir arkadas Cinlilere aracilik yapip, bu adamdan yag aliyordu. Ben de yine ayni yere gittim.
Cu elimizi kolumuzu doldurdu. Her yagdan aldi. Bu ne, bu ne, ne ise yarar diye diye. Baktim bu iste fena degilim gencler! 

Gul yaginin ufacik sisesi icin 17 tele dedi adam. Ben de kendime bir lavanta bir de cay agaci yagi aldim. Adam benden para almadi. Cu'ya gecirdi ama hesabi.
Hmm tamam dedim ciktik.

Baska bir dukkanin onunden gecerken, Cu ayni marka gul yagi gordu. Sorar misin kac para dedi. Girdim sordum. Cocuk, yine baska bir arkadasin araciligi ile Cinlilere yag satiyormus. "Normalde 5 tele ama size 4,5 teleden veriyorum" deyince, kaynar suyla haslanmisa dondum.

Cu ile gozlerimiz kenetlendi. Cok ozur diledim, defalarca.
Ama benimle alakali olmadigini bildigi icin konu buyumedi.

Ilk aktara 200tl birakip cikmistik. O yuzden onemli aslinda..

Bu ilcenin esnafi boyle iste. Ya da ulke olarak mi boyleyiz? Muze girisinde tam:5 tl, turist: 10tl miydi? 

Fal bakan kizin soylediklerinin gerisi de cikarsa, tasinacagim zaten :))
Evi seviyorum ama bence de vakti geldi. Bunu soyledikten birkac ay sonra tasindigimi blogu dikkatle okursaniz goreceksiniz!

Bu major etkilerin disinda, baska gelen giden de oldu tabi.
Dun mesela bir arkadasla disari ciktik. Fal baktirdigim kiraathaneye gittik. Kiz okuldaymis. Olmasa tekrar fal baktiracaktim.

Donuste cumartesi Cinlilerle gordugum mezarliktaki gelincikleri Zeugma'nin blogunda okudugum serbet ve receli yapmak icin toplamak uzere, mezarliga goturdum cocugu.

Adam izbandut ama korkarmis mezarliktan. Benim lise hayatimin yaz tatilleri Karabaglar'daki mezarlikta gectigi icin, sorun yok.
Birlikte gelincik topladik. Birkac tane de bocek toplamisiz.

Ben aksam yaptim serbetimi, recelimi. Tadina bakmadim ama hala.

Nane koklendirdim. Dun diktim, ama tutmadi sanki. Cinlilerle saksi aldim, gulumun saksisini degistirdim. Iste yeni saksi, gullerim ve gelincik serbetim.
Boyle ufak tefek seyler oldu, bitti. 
Aslinda cok eglenceli seyler oldu da, yazacak halim yok :))

Olmedim.

Ama en cok su soruya sinirim bozuldu:

"Eee? Napcan simdi?"

:)))
Buna gulmeyeyim de, neye guleyim aynalar?!

Monday, May 1, 2017

Hidirellez 2017

Merhaba icindeki Samani oldurmemis sevgili arkadaslarim!

Yaziyi erken yaziyorum cunku cuma gunu yapmamamiz gerekenleri bilerek hareket etmeliyiz.

Hidirellez'de yapilmamasi gerekenler:
1- Evi temizlemeyin. Evi bok mu goturuyor, persembeden yapin ne yapacaksaniz. 

2 - Cepten para cikmasin. Ben otomatik odememi iptal ettim. 

3 - Cicek, dal koparmayin. Zaten hicbir zaman koparmamak lazim. Dusunsenize, cok guzel kokuyor, cok guzel gorunuyorsunuz diye biri geliyor kafanizi kopariyor! Ayrica bu biraz bencillik degil mi? Senin kopardigin cicegi ben goremeyecegim, koklayamayacagim. 

Yapilacaklar:
1 - Inanin. Dunyanin guzel bir yer olduguna, bu hayata da ogrenmeye geldigimize, biz iyi olursak tum dunyanin iyi bir yer olacagina inanin. Sevmediginiz biri mi var? O sevmediginiz sey sizde de mi var? Ay dur o farkli bir konuydu. Dunyanin hepimizin evi olduguna ve ona iyi davranmaya inanin. 

2 - Dogada olun. Sokaklar, Taksim, Alsancak doga degil. Medeniyetin cirkin yuzu. Biliyorum cogunuz iste olacaksiniz ama park da mi yok? Piknik yapsaniz ogle tatilinde? Cikarin o pabuclari, topraklanin.

3 - Dileklerinizi simdiden dusunup, kaydetmeye veya cizmeye baslayin. Eksik kalmasin. Ben bir vakit dergilerden, gazetelerden istediklerimi kesip hazirlik yapmistim. Bunun ayri bir adi bile var; hayal panosu :)
Sonra o dilekleri alip, gul agaci dibine gomun. Gecen seneyi hatirlamaya calisiyorum da, tutmustu o vakit. Hemen karsiya gecip, denize attigim icin olabilir tabi. Bu sene de basip deniz kenarina gidecegim umarim.

Para gomun, dala asin. Sonra o parayi suya atmayin, cuzdana koyun, harcamayin. Bereket getirsin. Ben bir kere kirmizi kurdeleye dikme isini geciktirdim, etkisini gormemistim. Dikip, cuzdana koyunca etkisi basladi.

4 - En onemlisine geldik. Gercek bereket, sahidim. Pilavdir, dolmadir, sarmadir yemekler pisirin. Gece yatmadan once bu yemegin icinde oldugu tencerenin kapagini acin. Ve sonra bereket girmesini istediginiz her seyin kapagini acin. Kiler, kiyafet dolabi, valiz, pasaport, cuzdan, ayakkabilik.. Ne isterseniz, ama en onemlisi Hidir ve Ilyas'in girip cikabilecegi iki pencereyi acmak. Gece pencereler acik kalabilir. Soguksa sabah namazindan once acabilirsiniz. 

Digerlerini biliyorsunuz zaten; atesten atlamak, gul dalina yuzuk asmak, tas ile gul dibine dilek cizmek...

Benim her sene diledigim bir dilek var. Dunya barisi. Ama icimdeki savas bitmemis olacak ki, o asamaya gelemedik.

Ne olursa olsun kotuluk dilemeyin. Size geri gelir :)

Gecen sene ne yapmisim bir bakacagim simdi.

Sevgiler,
J. 2017 (yine bir degisim surecinde iken)