Friday, May 12, 2017

Salıdan Cumaya

Salı akşamı ilçenin çakma Asmalımescit'ine gidecektik. Eski çalışanım B mesaj atıp, "ya burada çaydan başka bir şey yok, başka yere gidelim" dedi. 
İlçe merkezinde salaş birahaneler haricinde alkollü mekan yok. Salaşlık derecesini sordum ve bir butik otelin ilçeye hakim bahçesine seyirttik.

O gece biralar, yemekler, bitmeyen eleştiriler ve çıkarılmamın esas sebebi vs epey bir konuştuk. Sebep hala çok saçma. Benim savcılığa verdiğim adamı atınca, beni de atmışlar. Neyse, sürekli eleştirdiğim bir sektörden ayrılınca yüzüme nur düştü. Bir baksanız gözünüz kamaşır.

O gece, mekandan çıkıp, o çaycılara / nargileciye gittik 3 kişi. Diğerleri evlere dağıldı. Benim falcı kız okula gitmiş, okul da başka şehirde sanırım. Gelince tekrar baktıracaklar. 19 Mayıs tatilinde gelme ihtimali var. Ben de arkadaşlarımı toplayıp gideceğim.
Ben yine de kahve içtim, gece 10:30 falan. Mekanın sahibi çocuk, kim bakacak diye sorunca, ben dedim. "Bana da bakar mısınız?" dedi. Tamam dedim.
Neticede o geceyi fal bakarak geçirdik. Bildiğimizden değil, iyi niyetimizden. Benim asi, ruhani bilimlerden uzak mühendis çalışanım bana fal baktı üstelik. Ama hiçbirimiz diğerine somut bir şey söylemedi.
Eve geldiğimde saat yarımdı, tuvalette bloga yazı yazıyor, çıkarılma sebebimi ve yine şirkette başıma gelenleri döküyordum ki, elektrik kesildi. Tuvalette elimde tabletle karanlıkta kalmadım neticede, ancak 2ye kadar kör karanlık yatak odasında bir o yana bir bu yana uykuya dalmaya çalıştım. Kahve içmeyince bana dokAnıyor elbet.
Ertesi gün de İzmir'e gitmeyi planlıyordum. 
27 senelik arkadaşım bekliyor. Sabah yine de erken kalktım ama gidesim yok. Bir de peynir yemiştim. Yine davul gibi gerilip, uyuklarken, arkadaşım mesaj attı; "hadi kalk". Kalktım yemin ederim. 
Çok komikti. Duş alıp, yola çıktım.
O gece evlerine misafir geldi ama biz yine kendi kendimize şifreli konuşmalar ile geceyi geçirdik.
Ertesi gün kendimle gurur duyabileceğim birçok şey yaptım. Tek başıma Alsancak'a gittim. Hem de otobüse bile bindim. Bende kalabalık fobyası var. Belki biliyorsunuz. Ama ter mer basmadan, rahatça gidip geldim! Bu da bana madalya.
O gün çok rüzgarlıydı. Akşam 7de dövülmüşüm gibi odama gidip yattım. Sonra akşam 9da kalkınca, gece 1de yine yataktaydım. Oy oy oyy
Uyku düzenim gitti elbette.
Bu süre zarfında, sürekli birbirimizde kaldığımız için, ikinci annem olan Y teyzeye gittik. Arkadaşımın kızının okuluna gittik. Ben şehre indim vs. 

Sürekli herkes ne kadar yoğun günler geçirdiğinden, senelerdir görmedikleri insanları gördüklerinden bahsediyorlar. Biz de oturup hesap yaptık arkadaşlığımızın geçmişi için. 27 sene olmuş.

Böyle size sığ gelebilecek ama benim için sevgi, minnet, başarı dolu bir sürede artık doğduğu kente dönmeye karar veren kardeşim bana şu an size seslendiğim aksrhksrke bir karışlık ekran ve bir karışlık klavyeye sahip laptopumu iletti. 

İçinde binlerce, şaka değil fotoğraf var.

Ben bu bloğu açmadan önce Doğu'da yaptığımız seyahatlere dair.

Fotoğraflarıma tekrar bakınca, bu minik şeye zarar gelmeden, ben de bu ilçede uygun SD card bulana kadar, bloga yazma kararı aldım.

Bakın neler yapmışım ben oradayken. Siz aslında çok küçük bir parçasına şahit oldunuz.

Böylece, nostaljik ama ileriye dönük bir blog dönüm noktası başlatmış olayım. Güzel olan fotoğraflardan tarihleri ne hatırlayabiliyor olmam.

Hadi bakalım!!



2 comments:

  1. Replies
    1. Laptoptaki binlerce fotoya ragmen blogger foto yukleyemiyor :D
      Biraz gec bakacagiz.

      Delete