Tuesday, July 18, 2017

Efes Antik Kenti

Urla'daki gün sabah erkenden Efes'e gidelim diye karar aldık. Sabah 7de evden çıkacaktık.
Elbette çıktık. İlk giden biz olmalıydık, ilk giren biz olmalıydık. Efes insansız ve fotoğraf çekmeye çok müsait olmalıydı. Ama bizden önce Çinliler girmiş kente, oy oy oyyyy (bağır, döş dövme efektleri). Dönüşte gördük.

Olsun, onlar yine fotoğraflarda yoktular. Ben bomboş yollarda biraz heyecan ve neş'e yaşamış olabilirim.

 İşte Efes Antik Kenti girişi!


Penguen Adası'nda da aşağıdaki gibi bir fotoğrafım var. Kuş kovalıyorken. Koşarken nasıl göründüğümü artık bildiğimize göre, başka şekilde fotoğraf çektirmeliyim.
Birçok fotoğrafla birlikte tabela da var. 57 fotoğrafa teker teker açıklama yazmayacağım. Zaten çok gittiğim için her yerine girmedik. Antik Tiyatro'da İzmir Devlet Senfoni Bahar Konseri bile seyrettiğim için (bkz: J <3 Mahtuf)


 Mil taşı.



 Bakanlıkkkk! The tabele ıslanmış, beti benzi atmış!
 Efes Limanı'na giden yol. Senelerdir ilerlemediler burdan. Merak ediyoruzzz! Yeaaa!! 

 Kıyamam.
 Bu köpekçik de, ilk girdiğimizde tiyatro kapısında Alamanlar ile cilveleşiyordu. Baktık arkamızdan gelmiş. Vatansever evladım. 
Niye her şeyin küçüğünün çok tatlı olması.


 Ve hepimizin beynine kazılan Celcus Kütüphanesi. Aşağıda bir yerlere de koydum. Aslında daracık bir mekan olan kütüphanenin ön cephesinde şaşırtmaca yaparak büyük olduğu izlenimi yaratmışlar. 
Tek biz vardık <3



 Efes'in başına gelenler, geçenler...



 Efes ve kedileri. Çoklar. Koskoca yolda gölgeye yatmış garip. Zira saat 09:00 ama leş sıcaktı! Ben de arada sütunlara sarılarak hararetimi konveksiyon yolu ile azalttım.



Yamaç evlerin açık kısmındaki mozaikten. Orası bitene kadar içeriye para vermicez, vermicezzz! 2004ten önce gelmiştim en son sanırım Efes Antik Kenti'ne. 
 Köppek <3
Ah bak sırası karışmış 57 fotoğrafın. Tek tek sıraya koyamayacağım, çünkü Ege. Çünkü bunu iki kere denedim.

Antik Kent ve Meryem Ana'nın evinden sonra Müze'ye de gitmiştik. Bunlar da kentten çıkanlar. Karışık, kuruşuk gideceğiz artık. hmpff
 Afrodit bebeyimmm
 Yahu en son gittiğimiz yer, İsa Bey Camii'nin karşısındaki hamam. Kardeşim zorladı git gör diye. Ben en son bir belgeselde, drone ile çekilen görüntülerini görmüştüm. Hamile kadını mı kırıcam, gittim bahçeye. İki sütuna birkaç saniye, ağaçlara dakikalarca baktım, çıktım :D
 Müze çıkışında bulunuyor.
"Her şey değişip akmada ve bu hal beni hayran bırakmada", Herakletios.

 Bir gülme geldi. tövbe x 3
 Memelerrr, berekettt!
 Ya şimdi, Efes denince akla ne gelir?
Kütüphane, tuvaletler, kerhane ve bereket tanrısı değil mi? Bunu ilk defa gördüm sanki. Tepsi koymuş üzerine, taşıyor. Cık cık cık
 Zeus. Bir tek bunun heykelinin çükü kırık değildi. Nasıl bir güç ise!
 Asclepius <3
 Fildişi firezeler! Muhteşem. 

 Eroooooss! Errooooooss! Bana bir aşk getir!
 Yahu şu altın kadın heykeli, bakınca mutlu etmedi mi sizi de?! 
 İdeal kadın başı. Benimkine benzer çünkü benim de alnımın iki yanında dönelim olduğu için saçımı böyle yapınca çok güzel oluyorum akserhsakjherjkehrkser
 Neden burnu kırık her heykelin Bülent Ersoy'u andırması. Bir de Sfenks var, Mısır'da taaaa.

Meryem Ana'dan tek fotoğraf bu. 
Şimdi alana giriş ücretli. Müze kart geçmiyor. Araca da insan kellesine de para alıyorlar. Kardeşim de benim gibi işsiz :D
Yanımızda nakit yok. Çevreyolundan gelmiştik. Kenarda köşede, Benjamin'de, kol dayanağı altında ne kadar varsa çıkardık. 29,50tl bulduk.
Adam "olmaz" dedi, "eksik para alamam". "Peki."
Sonra kardeşim hamile karnı ile yere düşen bozuklukları almaya indi. Adam birimizin parasını almayarak bizi 20 teleye içeri soktu.
Abiye hürmetler. Biz dua ettik, siz de iyi şeyler diyebilirsiniz belki.
 Ya bu Meryem Ana Evi'nde gerçekleşen bir dileğim var.
Tam özel okul sınavlarının açıklandığı gün gitmiştik. (anlattım di mi ben bunu?)
Annem aldı eline gazeteyi, bakıyor benim adıma.
"Ah buldum, ablanla aynı okulu kazanmışsın!" dedi.
Oy oy oyyy. Böğrüme vura vura ağlamak istedim. Yapamadım.
Çünkü benim bireysellik takıntım o zamanlar başlamıştı zaten.
İçin için dua ettim. Daha önce içeride istediğim bisiklet dileğimi başka okulda okumak ile değiştirdim.
Sonra elbette puanlar yanlış hesaplanmış diyerekten yeni sonuçları yayınlamışlardı bir hafta sonra. Ve ben başka okulu kazanmış oldum.
Ay en sevinç, ay ne mutluluk.
Ama noldu? Lisede yine o okula gittim.
Orada noldu? Sıra arkadaşım, eski erkek arkadaşım intihar ettiler. Okul bitti, sevgilim öldü. Akılda ben ve ölüler kaldı okuldan.
Hala ısınamadım o okula...
İşte dileğin kabul olması gibi bir kanıtım olmasına rağmen (2007deki dileğim kabul olmamıştı ama) Evê girince basiretim tutuldu. 
Dilek dilemedim. Çünkü istersem zaten elde ederim dedim. Yine de iki mumu yaktım. Para vermişiz sonuçta, (içeri girişe vermediğimiz bozukluklar).
Çıkışta da dilek şeysi yapmışlar ya, oraya da bu sefer toka bağlayarak dilek diledim. Olursa hepinizin haberi olur zaten! \m/
 Ay işte kütüphane tekrar. 

 Efes'in kedileri.
 Büyükbüyükbüyük x 343456 ananem.


 "Kerhaneye gider" manasındaki ayak izini bulamadık ama ibne yazmışlar gördük. 
 Kıvırcık.


 Ne ihtişam! Sokaklarda çeşmeler, anıtlar, heykeller. Yollar hala muazzam. Çok hoş, çok görkemli. O zamanlar yaşamak güzel olurdu ve belki yaşadım. Kim bilir?!
Müzeden de çıkınca kahvaltı niyetine saat 11 gibi pide yedik. Sevgi Yolu'nda, camiinin karşısında. Tavsiye ediyoruz. Zaten tripadvisorda bir sürü yorumu varmış.
Eve dönünce, ggnin topladığı kekiklerin yarısını kardeşimgiller için ayıkladım. Öğleden hemen sonra da yola çıktım. E'yi aldım Karşıyaka'dan ve hooop plaj!!
Sonraki gün de plaj! Akşam gezmeleri...

İkinci gün plaja gitmeden önce, evin ön tarafındaki alanda beton mikserini yıkayan adamı gördüm. Daha önce azarlamış, şikayet edeceğim demiştim birisine. Yeşil tişörtlüydü. Meğer firmanın kıyafetiymiş. Bu sefer evde olduğum için, şikayet ettim. Çünkü sana bir şans tanımıştım mikserci efendi!!!

Kamyonun üzerinde kocaman şirket ismi yazıyor. Aradım, bir kadın çıktı. Plakayı sordu. O mesafeden göremedik ama geçen seferden aklımda kalanı söyledim. Numaramı istedi, kapattık.

Sonra E'yi zorlayarak (henüz hazır değildi kızcağız) evden çıktık ve mikser kamyonuna yetiştik. Aradım kadını tekrar. Ben arayınca hemen "verdiğiniz plaka bizim değil" dedi, ben de aracı yakaladığımı ve plakayı söyledim. "Bu bizim plaka" dedi.
Sonra sürekli telefonda görüştük. 
Kanıt var mı?
Var. Foto ve video.
Bunların bugüne ait olduğunu nerden bilicez? (ayrı konuşmalar bunlar hep)
Fotoğraf üzerinden bilgiye bakarsanız görürsünüz. (sanırım videoyu çekerken arkadaşım benim sesimi de kaydetmiş). 
Saat kaç peki?
Sizi aradığım saat.
Sonra en nihayetinde artık plaja gelmiştik. Kadın ikna olmuştu ve son kez arayarak şikayet etmememi rica etti.
Çevre cezaları çok yüksek. 
Bir daha görürsem, doğrudan belediyeye şikayet edebileceğimi söyledi. Tamam dedim ben de.
Aklınızda olsun. Doğaya deterjanlı su dökmek (halı, araç yıkama, kimyasal atık vb) (deşarj izni gerekiyor), beton mikseri yıkamak falan yasak!
Alın plakayı, fotoğrafı da çekin. 
Adama acımadım çünkü bu bilgi bu adamlara inanın her gün aktarılıyor. Adam üşendiği için kamyonu oraya buraya çekip, kamyon üzerindeki tanktan aldığı basınçlı su ile yıkıyor. Biz de biliyoruz.
Ha adama "bildiğin gibi yap" diyorlarsa yine suçlu şirket. Acımayın. Toprakta yaşayan böcekler, bitkiler bizden farklı mı?!
<3

9 comments:

  1. Harika fotolar, ne guzel bir gun gecirmissiniz Jardzycim.
    Hic acimadan sikayet etmek lazim bu doganin icine edenleri de. Malum ozellikle son yillarda azdilar, cehalet cesaretlendikce... Ay hic girmiyim ben o konulara simdi.
    Pide yemissiniz afiyetle, oooh. Ben yemis gibi oldum resmen. Yarasin.
    M

    ReplyDelete
    Replies
    1. Tesekkurler Sevgili M!
      Konu derin, kendimizi yipratmamaliyiz. Sizin ords pideci yok mu kuzum?

      Delete
    2. Bir Turk restorani yapiyor aslinda ama cok yakinimda degil, pek gidemiyorum. Bir de tabi malzemelerinden mi ustalarindan mi nedir ayni tadi zaten yakalayamiyorlar. Belki daha buyuk sehirlerde daha iyisi vardir ama.
      O yuzden siz yiyince tadini ben hissettim <3
      Pide ve lahmacun aseren M.

      Delete
    3. Eyvaah! Cok ozur dilerim.

      Delete
  2. Urla'yı çok severim. Ayrı bir yeri vardır bende. Efes'e gitmiş kadar olduk. Çeşme Kalesine gitmiştim fi tarihinde. Beni çok güzel ağırlayıp ücret almamışlardı. İlgiye alakaya şaşırmıştım da beni kaleyi denetlemeye gelen müfettiş zannettiklerini çok sonra anlamıştım. İyi tatiller diliyorum size...

    ReplyDelete
    Replies
    1. Ben her sahil ilcesini Eylul - Mayis aylarinda severim.
      Urla'da denize girdigim ilk sene, sanirim 1984, gozlerim mikrop kapmisti. Bir daha denize girmedim.

      Kalelere mufettis mi gidiyormus?! Cok ilginc ve lakin epey guldum duruma. Cesme'yi kendime yasakladim, eski sevgilim mezarlikta diye.
      Gelecek hafta bir aksilik olmazsa yeni bir Unesco alaninda olucam! Size de iyi tatiller :))

      Delete
  3. Ay cok fena bisi oldu. Yine cimento mikseri gelmis ve bosaltmis. Son anda gordum. Kamyonu ters park etmis dolayisi ile hangi firma gorunmuyor. Ank'daki durbunumu isteyecegim ya da uzak lensimi takip fotograf cekicem plaka icin. Piskinlige bak!

    ReplyDelete
  4. Şikayet konusunda ısrarcı olmanızı takdir ettim. Gerçi son yoruma göre yine sıkıntı var anlaşılan.
    Fotoğraf altı yorumlar efsane:)

    ReplyDelete
    Replies
    1. Benden uzak yere dokuyorlar artik. Cikip peslerinden kostum ama video cekememisim. Bir dahakine artik.
      :)))

      Delete